Gara şehidinin annesi..

Şehit olacağını hissettim. Yılbaşından sonra bir cumartesi günü namaz kılarken yanıma geldi. “Ne o Mevlüt?” dedim. “Ana sana geldim” dedi. O günü umutlarım bitti ve oğlumun şehit olacağını hissettim. Soluğu kulağıma geldi. Rüya değildi. Saat 14.00 civarı namaz kılıyordum. Sağ tarafıma geldi ve soluk alıp veriyordu. “Özledin mi? Üşüdün mü? Mevlüt'üm” dedim. “Yok üşümedim, sana geldim” dedi. Benim oğlum çok saygılıydı, vatanına düşkün birisiydi. Ama sürekli şehit olacağını söylüyordu. Yalnız dört sene çok bekledim. Bir şeye yaslanıyorsun. Yaslandığın çöküyor yani…

TÜRKİYE 16.02.2021, 18:29 19.02.2021, 10:55
167
Gara şehidinin annesi..

Beş yıl önce terör örgütü PKK tarafından kaçırılıp, geçen hafta Gara operasyonunda alçakça şehit edilen Uzman Çavuş Mevlüt Kahveci'nin acılı annesi Ayşe Güler, SÖZCÜ’ye konuştu. Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından AKP Rize İl Kongresi sırasında canlı yayında telefonla aranan Güler, "Benim kongreden aradığından haberim yoktu. Mezarlıkta aradı, gelişigüzel aradı ve konuştum" dedi.

​​Irak’ın kuzeyindeki Gara bölgesinde PKK’lı teröristler tarafından şehit edilen 13 kişiden biri olan ve dün memleketi Eskişehir'de toprağa verilen 31 yaşındaki Şehit Mevlüt Kahveci'nin İstanbul'da yaşayan annesi Ayşe Güler SÖZCÜ'ye konuştu. Acılı beş yılı anlatan anne Güler, oğlunun şehit olacağını hissettiğini söyledi.

BEN OĞLUMU DEVLETE VERDİM

Oğlundan uzak beş yılın çok zor geçtiğini ifade eden gözü yaşlı şehit annesi Ayşe Güler, şunları söyledi:

– Beş yıl çok zor geçti, hiç gülmedim, hep ağladım. Bekledim gelecek diye. Ben onu devlete verdim, devletime güvendim. Oğlum sürekli şehit olacağını söylüyordu. Ben umudumu hiç kaybetmedim. Ama yılbaşından sonra şehit olacağını bildim. Başından sonuna kadar umudumu kaybetmedim.

Hakkari İl Jandarma Komutanlığı emrinde görevli Uzman Erbaş Mevlüt Kahveci, 21 Eylül 2016 tarihinde Hakkari-Çukurca karayolunda Uzman Çavuş Ümit Gıcır’la birlikte kaçırıldı.

– Şehit olacağını hissettim. Yılbaşından sonra bir cumartesi günü namaz kılarken yanıma geldi. “Ne o Mevlüt?” dedim. “Ana sana geldim” dedi. O günü umutlarım bitti ve oğlumun şehit olacağını hissettim. Soluğu kulağıma geldi. Rüya değildi. Saat 14.00 civarı namaz kılıyordum. Sağ tarafıma geldi ve soluk alıp veriyordu. “Özledin mi? Üşüdün mü? Mevlüt'üm” dedim. “Yok üşümedim, sana geldim” dedi. Benim oğlum çok saygılıydı, vatanına düşkün birisiydi. Ama sürekli şehit olacağını söylüyordu. Yalnız dört sene çok bekledim. Bir şeye yaslanıyorsun. Yaslandığın çöküyor yani…

KONGREDE ARADIĞINI BİLMİYORDUM

Şehit cenazesi sırasında Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisini arayarak başsağlığı dilediğini ancak kendisini kongreden aradığını bilmediğini belirten Güler, şöyle konuştu:

– Oğlumla temas kurmak için çok uğraştım. Cumhurbaşkanıyla uğraştım. Ama Cumhurbaşkanı çok uğraştı, Süleyman Soylu çok uğraştı. Her zaman benimle konuştular, her zaman benimle ilgilendiler. Beni perişan etmediler, perişan olmadım. Ama evladım yoktu o başka. Benim Cumhurbaşkanı’yla, Süleyman Soylu’yla herhangi biriyle sıkıntım yok. Allah'tan geldi bir şey diyemedim. Allah verdi, Allah aldı.

OĞLUMUN KANINI YERDE KOYMA

– Dün Cumhurbaşkanı’yla telefon görüşmesi yaptım. Kendisi aradı. Bana başsağlığı diledi. Ben de kendisine “Oğlumun kanını yerde koyma, senden tek dileğim bir tane bile terörist kalsa kökünü kazı. Ne olursun, bir evladım yok oldu” dedim. Benim kongreden aradığından haberim yoktu. Ben kongre olduğunu bilmiyordum, haberim yoktu. Beni mezarlıkta aradı, gelişi güzel aradı ve konuştum. Yalan söyleyemem.

BENİM CANIM YANIYOR

– Benim oğlum gitti gideli bana destek veriyorlar. Yani devletimiz bana oğlum gitti gideli destek verdi. Sadece onların elinden alamadık o başka. Ben parti ayırt etmiyorum. Hepsi parti, hepsi vatandaş. Ben kötü diyemem, yalan da söyleyemem. Sadece benim canım yanıyor, evladım yok. Ben buna üzülüyorum.

OĞLUM TAKSİCİNİN OYUNUNA GELDİ

Oğlunun kaçırılmasında bindiği taksinin şoförünün oyunu olduğunu öne süren anne Ayşe Güler, şunları söyledi:

– Benim oğlum Hakkari Çukurca'da görevdeydi. İki tane üniversite bitirdi. Oğlum kendisi gibi şehit olan Uzman Çavuş arkadaşı Ümit Gıcır’la görev yeri Çukurca'dan Hakkari'ye özel taksiyle giderken Orhanlı yolunda yolu çevirmişler. Oğluma o taksici kalleşlik etti. Taksici, oğluma ve arkadaşına arabada durmasını kendilerini yakalatmayacağını söylüyor. Yanlarında silahları da vardı, yoksa yakalanmazlardı. Taksici kendilerini kurtaracağı yönde konuşma yapmış. Ama kurtaramadı. Yakalayıp, götürmüşler. Ama taksici geri gelmiş.

MEKTUP OĞLUMUNDUR

Anne Güler, sosyal medyada dolaşan mektubun da oğluna ait olduğunu ve oğlunun kendi yazısı olduğunu söyledi. Şehit Mevlüt Kahveci, annesi Ayşe Güler’e yazdığı o mektupta şu ifadeler yer alıyor:

SUÇUMUZ KARAYOLLARINI KULLANMAK MI?

– Anne, örgütün söylediği sürekli bizi AKP hükümetinden bugüne kadar kimsenin istemediği, ancak AKP ve Cumhurbaşkanı bizleri talep eder ve örgütün bu isteğe kayıtsız kalmayacağı ve bizi bırakacağını söylemektedir. Ancak bugüne kadar neden kurtarılmadık? Neden bizim için bir girişimde bulunulmadı? Ben hangi ülkenin askeriyim, kime hizmet ediyordum? Başka ülke vatandaşları için araya girip diğer örgütlerle görüşen devletler, neden kendi asker ve polisi için bunu yapmıyor. Buradakilerin suçu ne? Bizim suçumuz ne? Suçumuz Türkiye Cumhuriyeti karayollarını kullanmak mı?

BU MU ÖDÜLÜMÜZ?, KARŞILIĞI BU MU?

– Ya da Hakkari’de yolda halktan herhangi bir kişiye zarar gelmesin diye kendimizi feda etmemiz mi? Bu mu karşılığı? Bu mu ödülümüz? Biz nasıl kimseye bir şey olmasın diye askerin asli görevlerinden biri olanı yaptıysak, devletimiz neden asli görevlerinden biri olan asker, polis veya vatandaşına sahip çıkmak görevini yapmıyor. Ben inanıyorum ki eğer istenilseydi biz buradan bir formül, bir yöntem bulunarak alınırdık. Ama istenilmedi. Ölmedik, şehit olmadık diye mi suçluyuz?

– Burada bizimle beraber 13 kişi de görev yaparken değil de, herkes bir yerden bir yere giderken sivil olarak alıkonulduk… Diğer 13 aile ile birleşip öyle hareket edin. Gerek İnsan Hakları Derneği gerek Ankara’ya Cumhurbaşkanlığı’na, Meclis’e ve diğer partilere gidilip bizim aile, sizlerin de evlat özlemlerine son verilmesi istenirse bunun kolay bir şekilde olacağına inanıyorum.

Gara şehidinin annesini telefonla AKP kongresine bağladılar

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, partisinin il kongresinde Gara şehidi Uzman Çavuş Mevlüt Kahveci'nin annesine telefonla bağlandı. "Şehidimiz de sevgili peygamberimizin inşallah komşusu olarak bir anneye böyle bir şeref nasip olmaz. Ama siz bu şerefi yakaladınız” diyen Erdoğan'a şehit annesi, "Ben sana emanet etmiştim" diye cevap verdi. Erdoğan da buna karşılık "Hiç merak etmeyin, emanetiniz emanetimizdir" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Rize il kongresine katıldı, Aksaray, Eskişehir, Konya il kongrelerine de video konferans yöntemiyle bağlandı, Gara şehidi Uzman Çavuş Mevlüt Kahveci’nin annesi Ayşe Güler’le telefonla görüştü.

ERDOĞAN ŞEHİT ANNESİYLE GÖRÜŞMEDEN BİR SÜRE ÖNCE ESPİRİ YAPTI

Telefon bağlantısı öncesinde Eskişehir'deki kongre salonuna seslenen Erdoğan, “Nabi bey, şehidin annesini bağlayacağınızı haber vermiştiniz, ne oldu?” diye sordu.

O sırada, Erdoğan'ın seslendiği AKP Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı, hangi kameraya bakacağını anlamaya çalışırken, “Neredeyiz?” diye sordu.

Erdoğan, Avcı’ya, gülerek “Eskişehir'desiniz” yanıtını verdi.

Ardından Avcı, “Sayın Cumhurbaşkanım Eskişehir'deyiz. Şehidimizin annesiyle cenazede görüştük. Babasıyla da görüştük. Uygun bir zamanda sizinle irtibatlayacaklar” ifadelerini kullandı.

“BİR ANNEYE BÖYLE NASİP OLMAZ”

Bir süre sonra Erdoğan ile şehit annesi Ayşe Güler telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Erdoğan şöyle konuştu:

“Rabbim sabrınızı arttırsın inşallah. Şehidimiz de sevgili peygamberimizin inşallah komşusu olarak bir anneye böyle bir şeref nasip olmaz. Ama siz bu şerefi yakaladınız. Mekanı cennet olsun. Onların kanı yerde almıyor ve kalmayacak. Aynı kararlılıkla devam ediyoruz, devam edecek. Rabbim sabrınızı arttırsın inşallah. Hiç merak etmeyin, Allah'ın izniyle onların kanı yerde kalmayacak. Onların kanının damlası bizim namusumuzdur, her şeyimizdir.”

ŞEHİT ANNESİ GÖZ YAŞLARINA HAKİM OLAMADI

Görüşme, AKP kongresinin yapıldığı salonda dinletilirken, şehit annesinin göz yaşlarına hakim olamadığı duyuldu. Şehit annesinin “Ben sana emanet etmiştim” diye ağladığı, Erdoğan’ın da buna karşılık “Hiç merak etmeyin, emanetiniz emanetimizdir” diye yanıt verdiği duyuldu.

“ESİR OLARAK BU ALÇAKLARIN ELİNDE KALDI”

Erdoğan’ın, telefonu kapattıktan sonra konuşmasına devam ederken “esir” ifadesini kullanması dikkat çekti. “Evet bu kardeşimiz uzman çavuştu. Beş sene, altı sene önce maalesef kaçırdılar ve bu süre içerisinde esir olarak bu alçakların elinde kaldı. Son operasyonumuzda neticeyi alamadık ve o da şehitler zincirine ilave oldu” dedi.

Akşener’den Erdoğan’a: Böyle şuursuzluk böyle aymazlık görülmedi

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti lideri Akşener,"Gara’daki kahrolası o mağara, lebalep şehit doluyken; Sen, “Pandemiye rağmen kongre salonu lebalep dolu” diye sevinemezsin. Böyle şuursuzluk, böyle aymazlık olmaz. Biz, senin adına utanmaktan bıktık, sen bizleri utandırmaktan bıkmadın Sayın Erdoğan" ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yüklenen Akşener, çok sert ifadeler kullandı.

Akşener'in öne çıkan mesajları şöyle:

* Ülkeyi yönetenler, devlet adabına, devlet edebine, devlet idaresinin sorumluluğuna uygun davranmasalar da, biz sözlerimizi seçerek konuşacağız. 10 şehrimizde, şehit cenazelerimiz vardı.10 şehrimize ateş düştü.

* Milletçe yüreğimiz yandı. Gara'da, lanet terör örgütü PKK'ya yönelik operasyon, milli bir meseledir.

* Dolayısıyla, üzerinde konuşan herkesin, sözlerine dikkat etmesi gerekir. Ancak bu dikkat, yapılan bir yanlış varsa, bir hata varsa, üzerini örtmek için bahane olamaz.

* Başarılı operasyonların müjdesini kendi verip, felaketlerin açıklamasını, valilere, bakanlara havale etmek, devletin değil, algının yönetimidir.

* Milli güvenliğimizi ilgilendiren alanlarda, sessizliği anlar, saygıyla da karşılarız. Ama evlatlarımıza ne olduğunu, doğal olarak bilmek isteriz.

* Bugüne kadar, bu tür operasyonları başarıyla yürüten, bu konuda dünyaya örnek olan kahraman askerlerimizin, neden böyle bir sonuçla karşılaştığını öğrenmek isteriz.

* Çok daha beter cehennemlere, sessizce süzülüp, teröristin hakkından gelip, güvenle çıkan kahramanlarımız, bu kez, neden böyle bir sonuçla karşılaştı, anlamak isteriz.

* Bu işte, siyasetin parmağı var mı, yok mu bilmek isteriz. Bu aziz milletimizin en doğal hakkı, bizim de milletimize karşı görevimizdir. Siz, şehit anasını kongreye canlı bağlayıp, felaketten siyaset devşirme peşinde koşabilirsiniz.

* Biz koşamayız. Siz, sosyal medyada, meclis kürsülerinden linç kampanyaları başlatıp, şehitlerimizi sizden olmayana saldırmak için araç yapmaya cüret edebilirsiniz.

* Biz edemeyiz. Siz, ülkemize yaşattığınız her felakette takındığınız aymaz tavırla, “Şov devam etmeli.” diyebilirsiniz. Biz diyemeyiz. Demeyeceğiz!

‘ESİR’ TEPKİSİ: AĞZINDAN ÇIKANA DİKKAT EDECEKSİN

* Bu olayların ardından, özellikle devleti idare edenlerin her sözlerine dikkat etmeleri gerekir. Devleti idare edenler, terör örgütünün alıkoyduğu evlatlarımıza, “Esir” demez, diyemez.

* Devletin zirvesi, bu ülkenin kahraman evlatları için “Esir” kelimesini kullanamaz. Siz hiç yabancı devlet görevlilerinin, kaçırılan vatandaşları için “esir” dediğini duydunuz mu? Ciddiyet sahibi görevlilerden bunu duyamazsınız, çünkü bunun bir sebebi vardır. Esir, savaşta alınan tutsaktır.

* Türkiye savaşmıyor, Türkiye terörle mücadele ediyor. Buradan Sayın Erdoğan'ı şiddetle uyarıyorum: Şuursuz şuursuz, keyfine göre söylediğin her söz, ileride karşımıza çıkar.

* Ve senin iş bilmezliğinin faturasını bu aziz millet öder. Unutma! Sen bu devleti, 83 milyon adına temsil ediyorsun. İşini ciddi yapacaksın, ağzından çıkana dikkat edeceksin.

* Sayın Erdoğan; Evlatlarımızı teröre şehit verdik. Milletimizin canı yanıyor. Türkiye'ye, afra tafra yapan Suud'ların kralı öldüğünde, ilan ettiğin yası, evlatlarımıza neden çok görüyorsun?

* Milli bir meselede, milli bir acıda, milli yas ilan etmek için daha neyi bekliyorsun? Rengini, şehitlerimizin, o kahramanlarımızın kanından alan ay yıldızlı bayrağımızı, yarıya indirmemekle, neyin hesabını yapıyorsun? Yoksa sen de minik ortağın gibi, “Aman canım, 13 kişi öldü diye yas mı ilan edilirmiş?” diyorsun?

* Gara'daki operasyonda yaşananlar, senin için milli yas değilse nedir? Senin işin, kongre salonunda, yüreği yaralı bir anayı telefona bağlatıp, “şeref dağıtmak” değil, o anaların evlatlarını yaşatmaktır.

* Gara'daki kahrolası o mağara, lebalep şehit doluyken; Sen, “pandemiye rağmen kongre salonu lebalep dolu.” diye sevinemezsin. Böyle şuursuzluk, böyle aymazlık olmaz.

* Biz seni, böyle bir acının ardından, bir defalık da olsa, her zamanki lakayt tavırlarını bırakıp, gök kubbeyi katillerin başına yıkacak bir çalışmada görmek isterdik.

* Bir defalık da olsa, ayrıştırmak yerine, birleştirdiğini görmek isterdik. Bir defalık da olsa, kürsülerde, AK Parti genel başkanını değil, memleketin Cumhurbaşkanı'nı görmek isterdik. Siyaseten lazım olduğunda, gömleğinin kollarını sıyırıp, harekat odasından fotoğraf vermeyi biliyorsun.

* Buyur! Bu günler, tam da o harekat odasında olman gereken günler. Poz vermek için değil, işini yapmak için orada olman gereken günler. Ama sen ne yapıyorsun? Partinin kongrelerinde, boynunda spor kulübü atkısıyla, espriler yapıp, şakalaşıyorsun.

* Sarayda konserler düzenletip, hoşça vakit geçiriyorsun. Böyle şımarıklık, böyle izansızlık olmaz. Böyle devlet yönetilmez. Bizlerin yüreği yanarken, kongre heyecanlarına, tam gaz devam eden Sayın Erdoğan'ın, o ibretlik sözünü tekrar hatırlatmak isterim.

“PARTİ KONGRESİNDE SALONUN LEBALEP DOLMASINDAN MEMNUNSAN,  ON BİNLERCE ESNAFIN GÜNAHI NE?”

* Dedi ki; “Bakın bir kongre yapıyoruz. Salgının olduğu günlerde kongre yapıyoruz. Salon lebalep dolu” Bunu bir de utanmadan, sıkılmadan, sevinerek söyledi. E biz de doğal olarak soracağız:

* Salonların lebalep dolmasından memnunsun da, on binlerce esnafımızın, milyonlarca vatandaşımızın günahı ne Sayın Erdoğan?

* Dükkanını açamayan esnafımıza, geçim derdi çeken milletimize geldi mi, “Maske, mesafe, temizlik” demeyi biliyorsunuz, parti kongreleri olunca, hepsini unutuyorsunuz.

* Milletimize böyle mi örnek olacaksınız? Dükkanın kapısını açtırmayıp, açlığa mahkum ettiğiniz esnafımızı, çalışanlarımızı, kongre salonlarını lebalep doldurarak mı doyuracaksınız?

“DURMAK YOK SIRITMAYA DEVAM”

* Pandemi boyunca ailesinden uzak kalma pahasına, virüsle kelle koltukta mücadele eden sağlık çalışanlarımızın yüzüne nasıl bakacaksınız? Hiç mi utanmayacaksınız? Hiç mi sıkılmayacaksınız?

* Yoksa kongrelerinizdeki gibi, “Durmak yok, sırıtmaya devam.” mı diyeceksiniz? Devlet insanlığı böyle zamanlarda belli olur. Devlet ciddiyeti böyle zamanlarda lazım olur.

* Oturulan koltuğun hakkı böyle zamanlarda verilir. Ne var ki sen, daha nicesinde olduğu gibi bu felakette de sınıfta kaldın.
biz senin adına utanmaktan bıktık

“BİZ SENİN ADINA UTANMAKTAN BIKTIK”

* Hani bazen başkası adına utanırsın ya; Biz, senin adına utanmaktan bıktık, sen bizleri utandırmaktan bıkmadın Sayın Erdoğan. Değerli milletvekilleri, Öyle bir zamandan geçiyoruz ki, Sayın Erdoğan'ın öncülüğünde, bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete…

* Halil Soyuer'in dizelerindeki gibi; “Gönül Dağlarıma Kar Yağdı Yazın, Böylesi, Ne Zaman, Nerde Görülmüş? Ağrı'da, Nemrut'ta, Uludağ'da mı? Başımdaki Duman, Nerde Görülmüş?” Ülkemizin başını duman sarmış, iktidar bambaşka bir dünyada yaşıyor.

* Silah arkadaşları, şehitlerimizin hesabını sormak için emir bekliyor, Sayın Erdoğan, kongrelerde geziyor. Türkiye'de, iş bulmaktan umudunu kesenlerin sayısı, işsizlerimizin sayısından fazla, İktidar, buna çare bulmak yerine, TÜİK'in başkanını görevden alıyor.

* Çocuklarını komşuya bırakıp, hayatlarına son veren anne-baba, dünyadan umudunu kesiyor, bunlar “Ay'a gidiyoruz” diye şapkadan müjde çıkarma peşinde koşuyorlar.

* Millet aç, esnaf perişan, sen hâlâ havaya bakıp ıslık çalıyorsun. Sabretti, dişini tırnağına taktı, elde avuçta ne varsa idare etti, Senin umurunda değil. Bu aziz milleti daha ne kadar sömüreceksin? Bu cefakar millete daha ne kadar eziyet edeceksin?

* Seni oraya getiren bu yüce iradeye, hiç mi saygın, hiç mi vefan kalmadı? Değerli milletvekilleri; Bu iktidar, uzun zamandır hayattan, hakikatten koptu. Milletimizin sesini, esnafımızın, emeklimizin feryadını, sarayda duyan yok. O nedenle biz her hafta, bu sesi duysunlar diye uğraşıyoruz.

* Bir iktidarın görevi, kaynakları doğru kullanarak, ülkesini kalkındırmak, vatandaşlarına zengin, mutlu ve huzurlu bir hayat sunmaktır.

* Bu kadar basit. Türkiye gibi, zengin kayakları, geniş imkanları olan bir ülkede, akıllı hamlelerle bunu başarmak kolaydır. Yeter ki önce millet, önce memleket diyenler başa gelsin.

* Yeter ki, milletin hazinesi çarçur edilmesin. Yeter ki, Türkiye'nin sahip olduğu zenginlikleri, doğru kullanacak bir vizyon olsun.

ERDOĞAN’A ZİNCİR MARKET TEPKİSİ

* Ama bunu yapmak yerine, esnafı kaderine terk eder, istihdam yaratacak yatırımlar yerine, varı yoğu betona gömer, milletin hazinesini faiz ödemeye mahkum ederseniz, bu iş olmaz. İşte bu yüzden “Millete kulak verin.” diyoruz. İşte bu yüzden “Esnafa kulak verin.” diyoruz.

* İşte bu yüzden “Çiftçiye kulak verin.” diyoruz. Diyoruz ama, Türkiye'yi yönetenler, sözlerimize kulak asmayıp, veren el olmak yerine, hâlâ alan el olmayı tercih ediyor.

* Çarşı pazar karışmış sen hâlâ meselenin özünü görememişsin. Halde 50 kuruş olan karnabahar rafta neredeyse 5 lira. Mesele çiftçiden sonra başlıyor sayın Erdoğan. Temelde sorun zincir marketlerde ve onların tedarikçilerinde.

* Çünkü tokmak da davul da ellerinde. Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar. Karşılarında rekabet edecek kimse yok. Hepsini ezip geçtiler. Bak bu zincir marketler meselesi önemli.

“BU ZORLUKLARA DAYANAMIYORUZ”

Akşener açıklamalarının ardından, “Bu hafta kürsüyü, bir anneye bırakacağız. Çünkü mutfaktaki yangını en iyi bilenler onlar. Bir ev hanımı kardeşim, Münevver Acar aramızda. Buyurun Münevver Hanım, kürsü de söz de sizindir” diyerek kürsüyü ev hanımı Münevver Acar'a bıraktı.

“ÇOCUKLARIMI BUNUN İÇİN Mİ OKUTTUM”

Münevver Acar şöyle konuştu:

* Bağ-Kur’dan aldığım dul ve yetim aylığı ile geçinen bir insanım. 5 kız çocuğum vardı. Onları okutarak bir yerlere getirdim. Ev kadınları genelde evi çeviren, döndüren insanlarız.

* Hesabı biz yapar, tencereyi biz kaynatırız, çocuklarımızı okula götürürüz. Artık bunları yapamıyoruz hayat çok pahalandı. Markette zamlara bakıyoruz, bir zam konmuş, ertesi gün tekrar gelmiş. Evde doğalgaz yakamıyoruz, pazara gitsek ne alacağız? Meyve pahalı.

* Akşamüzeri genelde hanımlar gidiyorlar kalan çürük çarık şeyleri toparlıyorlar yemek yapmaya çalışıyorlar. Genelde gözlemliyorum, 1 kilo pırasa, yarım kilo meyve almış.

* Bir Türk kadını, bir Türk annesi bunları hiç hak etmiyor. Zorluklarla büyüttüğüm çocuklarımı bunun için mi okuttum? Bu zorluklara dayanamıyoruz.

“ARTIK TENCERELERİMİZ KAYNASIN İSTİYORUZ”

Ekonomik sıkıntılar nedeniyle vatandaşın pandemiyi unuttuğunu belirten Acar, “Balık haline gidip soruyorum, dünya para. Ne balık, ne et, ne tavuk alabiliyoruz. Bizim depolar bunları yiyemeyince dolmuyor sonra da hasta oluyoruz. Bütün hastalıklar tepemize çöküyor, coronayı da unuttuk. Artık tencerelerimiz kaynasın istiyoruz, kadınlarımız hunharca öldürülmesin, annelerin göz yaşı dursun, çocuklarımızın anne ve babaları zamlar yüzünden banka kredi kartları yüzünden ölmesin istiyoruz” diye konuştu.

“GEÇEN AY DOĞALGAZI 490 LİRA ÖDEMİŞTİM. AYNI ŞEKİLDE YAKTIM BU AY 790 LİRA GELDİ”

Acar, sözlerinin devamında, “Geçen ay doğalgaza 490 lira ödemiştim. Aynı şekilde yaktım bu ay 790 lira geldi. Sormak istiyorum, bu kadar da olmaz ki. Yorganla, battaniye ile oturan komşularım var. İnsan olarak istemiyoruz bunları. Sokaklarda insanlar sadece geçim sıkıntısını konuşuyor. Corona gitti, corona yok geçim sıkıntısı var. İnsanların kredi kartları var, hayat pahalı çünkü. Çocuğuna bir şey alamıyor. Huzurlu ve mutlu olmak bizim de hakkımız” diyerek konuşmasını şöyle tamamladı:

* Buraya, TBMM’ye çıkıp da konuşmayı hayal etmezdim. Bugün burada olmaktan çok mutluyum. Ayrıca başkanım Meral Akşener’e sonsuz sevgi saygılarımı ve teşekkürlerimi iletiyorum.

sözcü

Yorumlar (0)
10°
açık
Günün Anketi Tümü
Sağlık Bakanlığı Corona virüsü (kovid-19) ile mücadelede başarılı mı?
Sağlık Bakanlığı Corona virüsü (kovid-19) ile mücadelede başarılı mı?
Namaz Vakti 09 Mart 2021
İmsak 05:55
Güneş 07:19
Öğle 13:20
İkindi 16:34
Akşam 19:10
Yatsı 20:29
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 27 60
2. Galatasaray 28 58
3. Fenerbahçe 28 58
4. Trabzonspor 28 51
5. Alanyaspor 28 46
6. Hatayspor 28 46
7. Gaziantep FK 28 43
8. Karagümrük 28 41
9. Göztepe 28 39
10. Antalyaspor 28 36
11. Sivasspor 27 34
12. Konyaspor 27 32
13. Malatyaspor 28 31
14. Kayserispor 27 31
15. Kasımpaşa 28 30
16. Başakşehir 28 29
17. Rizespor 27 28
18. Ankaragücü 27 26
19. Erzurumspor 28 26
20. Denizlispor 27 24
21. Gençlerbirliği 27 21
Takımlar O P
1. Giresunspor 25 53
2. Samsunspor 25 50
3. İstanbulspor 25 47
4. Adana Demirspor 25 45
5. Altınordu 25 45
6. Altay 25 44
7. Tuzlaspor 25 41
8. Ankara Keçiörengücü 25 40
9. Bursaspor 25 34
10. Ümraniye 25 34
11. Bandırmaspor 25 32
12. Boluspor 25 29
13. Adanaspor 25 27
14. Menemenspor 25 27
15. Balıkesirspor 25 26
16. Akhisar Bld.Spor 25 22
17. Ankaraspor 25 16
18. Eskişehirspor 25 7
Takımlar O P
1. Man City 28 65
2. M. United 28 54
3. Leicester City 28 53
4. Chelsea 28 50
5. West Ham 27 48
6. Everton 27 46
7. Tottenham 27 45
8. Liverpool 28 43
9. Aston Villa 26 40
10. Arsenal 27 38
11. Leeds United 27 35
12. Wolverhampton 28 35
13. Crystal Palace 28 34
14. Southampton 27 33
15. Burnley 28 30
16. Newcastle 27 27
17. Brighton 27 26
18. Fulham 28 26
19. West Bromwich 28 18
20. Sheffield United 28 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 25 59
2. Barcelona 26 56
3. Real Madrid 26 54
4. Sevilla 25 48
5. Real Sociedad 26 45
6. Real Betis 26 42
7. Villarreal 26 37
8. Athletic Bilbao 25 33
9. Celta de Vigo 26 33
10. Granada 26 33
11. Levante 26 32
12. Valencia 26 30
13. Osasuna 26 28
14. Cádiz 26 28
15. Getafe 26 27
16. Real Valladolid 26 25
17. Elche 25 24
18. Eibar 26 22
19. Deportivo Alaves 26 22
20. Huesca 26 20