İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) bünyesinde patlak veren skandal, sağlık dünyasını ve ülkeyi derinden sarsmaya devam ediyor. Hastalara gereksiz yere meme alma operasyonu (mastektomi) uygulandığını kabul eden bir sağlık vakfı, skandalın boyutlarının tahmin edilenden çok daha büyük olabileceğini açıklayarak incelemesini genişletme kararı aldı. Hatalı tedaviler, aşırı cerrahi müdahaleler ve ihmaller nedeniyle yüzlerce kadının hayatı kararırken, vakfın başlatacağı yeni inceleme süreci binlerce kadının daha aynı kaderi paylaşmış olabileceğini ortaya koyuyor.

GENİŞLETİLEN İNCELEME 10 YILLIK DÖNEMİ KAPSAYACAK

County Durham and Darlington NHS Foundation Trust (CDDFT), bünyesindeki işlevsiz meme sağlığı ünitesine yönelik soruşturmayı genişlettiğini duyurdu. Cerrahlar tarafından adeta katledildiklerini ve sakat bırakıldıklarını belirten mağdur kadınlar, yaşadıkları dayanılmaz acıları dile getirirken, şu ana kadar en az 20 kadına tamamen gereksiz yere mastektomi yapıldığı kesinleşti.

Sağlık yetkilileri, skandalın izlerini sürerken incelemeleri 2015 yılına kadar geriye dönük olarak uzatmayı planlıyor. Yaklaşık beş yıl sürmesi beklenen bu devasa sürecin kapsadığı vaka sayısının 5.000’i aşabileceği belirtiliyor.

Sağlık vakfının geçen yılın nisan ayında başlattığı geriye dönük inceleme, ilk etapta Ocak 2023 ile Şubat 2025 tarihleri arasında tedavi gören hastaları kapsıyordu. Bu süreçte incelenen 538 vakadan 321'inde, bir ölüm de dahil olmak üzere, çeşitli derecelerde zarar meydana geldiği tespit edildi. Alınan son kararla birlikte inceleme ağının 4.500 vakayı daha kapsayacak şekilde genişletileceği açıklandı. İncelemeler en yakın tarihten başlayıp her defasında bir yıl geriye giderek 2015'e kadar uzanacak.

SAĞLIK YÖNETİMİNDEN RESMÎ ÖZÜR GELDİ

Karar, vakıf yönetim kurulunun Durham'da düzenlediği olağanüstü toplantıda alındı. Yönetim Kurulu Başkanı Alison Marshall, meme sağlığı hizmetlerindeki başarısızlıklar nedeniyle zarar gören tüm kadınlardan ve ailelerinden samimiyetle özür diledi. Zamanı geri alamayacaklarını belirten Marshall, hataları konusunda tamamen açık, dürüst ve şeffaf olacaklarının sözünü verdi.

Başhemşire Gill Hunt ise birimdeki sorunların ilk olarak 2015 yılında, bir hizmet yapılandırması ve cerrahi asistan kadrolarının kaldırılmasının ardından baş gösterdiğini aktardı.

İlerleyen yıllarda hastalardan çok sayıda şikâyet geldiğini ifade eden Hunt; en belirgin sorunların "en iyi tıbbi uygulamalara uyulmaması", "aşırı cerrahi müdahale" ve "gecikmiş teşhisler" olduğunu vurguladı. Şu ana kadar açılan özel yardım hattına 640'tan fazla hasta başvurarak dosyalarının incelenmesini talep etti.

Vakıf, süreci hızlandırmak için ek uzmanlar istihdam etmeyi planlıyor. Ancak bazı hastalar, geçmişteki travmalarının yeniden tetiklenmemesi adına dosyalarının incelenmesini istemediklerini belirtti. Öte yandan Ulusal Suç Teşkilatı (NCA) ve Durham Polisi, olası cezai suçlamaları belirlemek üzere ortak bir soruşturma yürütüyor.

6 MİLYON STERLİNLİK ÇIKAR ÇATIŞMASI ŞÜPHESİ

Soruşturmanın odağında yer alan isim ise 2013 ile 2024 yılları arasında vakfın meme hizmetleri klinik direktörlüğünü yürüten Konsültan Cerrah Amir Bhatti. Görevden uzaklaştırılan ancak tam maaşla vakıf bünyesinde kalmaya devam eden Bhatti hakkında ciddi çıkar çatışması iddiaları bulunuyor.

Vakfın, Bhatti'nin sahibi olduğu özel şirketler tarafından işletilen tanı ve cerrahi kliniklerine altı yıl içinde yaklaşık 6 milyon sterlin ödediği ortaya çıktı. Yapılan bağımsız incelemeler, vaka başına ödeme yapılan bu özel kliniklerin finansal teşvikler nedeniyle klinik standartları riske atmış olabileceğini gösterdi. Özel kapasitede çalışan cerrahların, normal NHS vardiyalarına kıyasla oturum başına belirgin şekilde daha fazla ameliyat ve muayene gerçekleştirdiği saptandı.

İstanbul'un köklü hastanesinde tuvalette gizli çekim skandalı! Aylarca çalışanları görüntülemiş
İstanbul'un köklü hastanesinde tuvalette gizli çekim skandalı! Aylarca çalışanları görüntülemiş
İçeriği Görüntüle

Ayrıca Kraliyet Cerrahlar Koleji tarafından hazırlanan bir rapor, meme kanseri vakalarının kurul toplantılarında düzgün bir şekilde tartışılmadığını, bu durumun cerrahların kendi başlarına buyruk hareket etmelerine zemin hazırladığını ortaya koydu.

Vakıfta tekrarlanan prosedür oranlarının yüksek olduğu, mastektomi sonrası hemen meme rekonstrüksiyonu (yeniden yapım) yapılma oranının düşük kaldığı ve ameliyatların aceleye getirilmiş olabileceği belirlendi. Bhatti ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddederek, gereksiz mastektomi yapmadığını savundu ve "Kimse böyle bir şey yapmaz" diyerek hakkındaki iddiaları geri çevirdi.

"BANA MEMEMİ VE ZAMANIMI GERİ VEREMEZLER"

Skandalın ardındaki insani dram ise mağdurların anlatımlarıyla gözler önüne seriliyor. 51 yaşındaki Denise Howarth, 2023 yılında meme kanseri teşhisi konulduktan sonra önce kitle alma operasyonu, ardından mastektomi, kemoterapi ve radyoterapi gördü. Eylül 2025'te aldığı bir telefon ve ardından gelen mektupla, kendisine tüm memenin alınması yerine ikinci bir kitle alma seçeneğinin sunulabileceğini ancak bu seçeneğin kendisiyle hiç tartışılmadığını öğrendi. Yaşadığı şoku gözyaşlarıyla anlatan Howarth, özür dilemenin yapılanları geri getirmeyeceğini ve memesini geri vermeyeceğini ifade etti.

Bir diğer mağdur Pam Brown ise 2022 yılında ameliyat edildi. Mastektomi ameliyatı tıbben gerekli görülmüş olsa da vücudunda kalan fiziksel yara izleri uzmanları bile dehşete düşürdü. Fotoğrafları inceleyen eski bir meme kanseri cerrahı, yara izlerinin kabul edilemez olduğunu ve daha önce böylesini görmediğini belirtti. Her iki hastanın da bakım süreçlerinin başında cerrah Amir Bhatti bulunuyordu.

Vakıf Yöneticisi Steve Russell, yaşanan acıları geri alamayacaklarını ancak mağdur kadınlara her türlü desteği vereceklerini ve hatalı mastektomi geçirenlere rekonstrüksiyon ameliyatı imkânı sunulacağını bildirdi. Bugün sunulan hizmetlerin ulusal standartların üzerinde olduğunu belirten yetkililer, geçmişte yaşananların tekrarlanmayacağını savunuyor.

Hürriyet