Türkiye’de inşaat mühendisliği okurken, ülkeden umudunu kesip Meksika üzerinden ABD’ye giden Ağrılı Harun Çetin, şimdi iyi bir para karşılığında bir lokantanın mutfağında çalışıyor. Öğretmenliği bırakıp ABD’ye yerleşen Selen Azizağaoğlu ise markette çalışıyor ve boş zamanlarında taksicilik yapıyor. ABD’ye gitme kararını “Tek bilet alıp, geri dönüşü olmayan bir yola çıktım” diye aktaran Azizağaoğlu, ülkeye geri dönmek istemediğini “Türkiye’nin bu şartlarında herkes gitmek isterken geri dönmek kerizlik olur” sözleriyle anlattı.

TAMER ARDA ERŞİN

Türkiye’de inşaat mühendisliği okurken, ülkeden umudunu kesip Meksika üzerinden ABD’ye giden Ağrılı Harun Çetin, şimdi iyi bir para karşılığında bir lokantanın mutfağında çalışıyor. Öğretmenliği bırakıp ABD’ye yerleşen Selen Azizağaoğlu ise markette çalışıyor ve boş zamanlarında taksicilik yapıyor. ABD’ye gitme kararını “Tek bilet alıp, geri dönüşü olmayan bir yola çıktım” diye aktaran Azizağaoğlu, ülkeye geri dönmek istemediğini “Türkiye’nin bu şartlarında herkes gitmek isterken geri dönmek kerizlik olur” sözleriyle anlattı.

Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Ağrılı Harun Çetin inşaat mühendisliği okurken, ABD’ye kaçma kararı aldı. Önce Meksika’ya oradan da ABD’ye gitti. Çetin’in ABD’deki arkadaşı Selen Azizağaoglu ise Ankara’da özel okullarda öğretmenlik yapıyordu. Onun da Türkiye’deki yaşama “tahammülü kalmadı” ve ABD’ye Green Card ile gitti. Türkiye’de umutları tükenen iki genç Çetin ve Azizağaoğlu, ülkeyi neden ve nasıl terk ettiklerini ANKA Haber Ajansı’na anlattı. İki gencin sorulara verdikleri yanıtlar şöyle:

ABD’ye nasıl gittin?

HARUN ÇETİN: Türkiye’de belli şebekeler var. İnsan kaçakçıları. Nasıl Suriyelileri Avrupa’ya geçiriyorlarsa, Ağrılıları da ABD’ye getiriyorlar. Ben o yollardan gelmedim tabii ki. Tur şirketiyle geldim. 10 bin dolar isteyerek insanlardan Meksika’ya getiriyorlar. Meksika’dan da 2 bin dolar bir şey çıkarıyorlar. Yok vize ücreti filan diye. Meksika’ya getirip, ABD sınır kapısında işlemler başlıyor. 17 gün içeride kalıyorsun. Ondan sonra seni dışarıya çıkarıyorlar. Dışarıya çıkardıklarında ABD’desin. Kaçak yollarla Kanada’ya gitme şansın var. Takip cihazı bağlıyorlar ayağına. Onu kesip gidebiliyorsun. Ben bu şebekeye bulaşmak istemedim, o yüzden turistik yollardan geldim. Aynı şekilde Meksika, Meksika’dan ABD. Kanada’ya gitmek istemiyordum. Burada kaldım. Meksika’yı gezdik filan sonra geri dönmedim.

SELEN AZİZAĞAOĞLU: Ben kaçmadım. Green Card çıktı. Ben de 10 senedir öğretmendim, Ankara’da özel okullarda. Bıraktım geldim. Üç yıldır buradayım ve çalışıyorum ama öğretmen değilim. Beşinci senenin sonunda vatandaşlığa başvurabiliyorsun. 2,5 yıl sonra vatandaşlık başvurusu yapacağım. Vatandaş olduktan sonra Green Card’ın şöyle bir bağlayıcılığı var. Altı aydan fazla ülke dışında kalamıyorsun. Gir çık yapman lazım. ABD’ye gidip gelecek bilet parasını özel okullardan kazanamayacağım için. Varlıklı olsaydım, ABD’ye git gel yapardım. İster ABD’ye yerleşir, ister yerleşmezdim. Gel git yapamayacağım için direk, tek bilet alıp, geri dönüşü olmayan bir yola çıktım. Dönüş biletim bile yoktu. Dilim ve param yoktu. 2 bin dolar ile geldim… Burada 69 cente çikolata, 25 cente şeker alıyorsun. Adamın 25 centi bile bir şey aldırıyor sana.

Türkiye’den niye kaçmak istedin?

ÇETİN: Ben kaçtığım sıra dolar 8 liraydı. Gümüşçü dükkanım vardı. Altın dolarla birlikte yükseliyordu. Önümüz göremiyordum. 26 yaşındayım. Okuldan mezun olsam ne yapardım diye düşündüm. Bizim inşaat şirketimiz vardı. İflas etti. 2006 yılından bu yana iş yaptığımız şirket battı. Batınca ben de karamsarlığa düştüm. Türkiye’de kendi mesleğimle ilgili bir halt yapamayacağım dedim.

AZİZAĞAOĞLU: Ben eğitim sisteminin içindeydim. Gençlerle çalışıyordum. Çok güzel zamanlarım oldu. Güzel şeyler öğrendim ve öğrettim ama bir süre sonra baktım ki artık bana her gelen öğrenciden zihinsel olarak çok uzağım. Onlara bir şey veremiyorum. Çalıştığım yerlerde sürekli bir gün içerisinde üç kere bir olayda taraf tutmak zorunda kalıyorsun. Gündem artık işyerindeki arkadaşlık ilişkilerini belirliyor… Eğitimle alakalı Türkiye’den umudum bitti. Bunun içinde olmak istemedim. Faydalı olamayacağımı fark ettim. Bütün ay çalışıyorum. Ayda 50 saat çalışıyorum, ayın yarısında param bitiyor. Ailem ev almış Ankara’da, kira ödemiyorum. Buna rağmen 15’inde param bitiyor. Bu benim problemim değil Türkiye’nin problemi. Ekonomik olarak ciddi sıkıntı yaşadım. Onun dışında Gezi sürecinden sonra benim Türkiye ilgili umudumu götürdü. İfade özgürlüğümüz elimizden alındı ve ben çocuklara ifade özgürlüğünün ne kadar değerli bir şey olduğunu anlatıyorum. Ben onlara neler anlatıyorum, karşımdan gelen çocuk çok daha ırkçı geliyor. Ermeni, Rum düşmanı geliyor. Bu şekilde tarihimize sahip çıkıyoruz ama düşmanlık besleyerek Türkiye nasıl büyüyecek?

Burnumuzun dibinde Ankara’da bombalar patladı. Kumrular’daki patlama arkamızdan patladı. Darbe teşebbüsünde Ankara’daki evimiz sallandı.

Okulu bitirdim sınava girdim. İyi de netler çıkardım. Sorular çalındı. O sene dedim ki ‘Selen senin için KPSS bitmiştir. Özel sektör mağdurusun bir de KPSS mağduru olma. Zaten bunlar seni barındırmaz’.

Giderken ne kadar harcadın?

ÇETİN: Üç senedir gitmeyi planlıyordum. Tahmini 9 bin dolar filan gitti. Biriktirdim, borç yaptım. Yurt dışına çıkacak bile param yoktu.

İlk gittiğinizde yaşadığınız sorular neydi, şu an geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?

İÇME SÜTÜ ÜRETİMİ HAZİRAN AYINDA YÜZDE 8,7 DÜŞTÜ İÇME SÜTÜ ÜRETİMİ HAZİRAN AYINDA YÜZDE 8,7 DÜŞTÜ

AZİZAĞAOĞLU: Kalacak yer bulmak problem. Buraya ilk geldiğinde sana ev vermiyorlar. Bir kredi puanın oluşmadığında, yasallığın, verdiği numaran oluşmadığında. Birinin odasını tutman gerekiyor. Bunun için de ya Türk olacak ya da tanıdığın birisi olacak. En büyük problem ev. Diğer büyük problem dil. Yeni geldiğinde en çok ihtiyacın olacak şey. Birçok şeyi halletmen lazım ama dilin yok. Sürekli insanlara muhtaçsın. Burada insanların hiçbir şekilde zamanı yok. Mesela şu anda Harun ile benim burada oturuyor olmamız lüks. Çünkü garip bir psikolojiye giriyorsun. Saatin dolar burada. Biraz vicdan azabı hissediyorsun ve sürekli çalışman gerekiyormuş gibi hissediyorsun garip şekilde.

Şu anda haftanın beş günü bir markette çalışıyorum. Manager gibi orayı idare ediyorum, aynı zamanda kasaya bakıyorum. Kalan günlerde taksicilik yapıyorum, hatta birazdan yolcu alacağım. Okulum bitip İngilizcem okey olduktan sonra daha iyi işlere bakacağım.

ÇETİN: Benim burada üçüncü ayım. Dil ve kalacak yer problemi yaşıyorum. İşten yana problemim yok. Bir Türk restoranında mutfak tarafında çalışıyorum. Zor bir şey ama kesinlikle zoruma gitmiyor. İyi para da kazanıyorum. Büyük şans, Allah’ın bana yardımı. Türkiye’den çıkayım da ne olursa olsun dedim çünkü.

Türkiye’ye geri dönmeniz için ne olması lazım?

AZİZAĞAOĞLU: İngilizce bilen bir öğretmen olarak iş bulabileceğime inancım olur, o zaman dönerim. Yine büyükşehirde yaşamak isteyeceğim, maaşımın büyük kısmını kiraya vereceğim. Evlenmek zorunda kalacağım, birine ihtiyaç duyacağım. Bekar ve yalnız yaşamak Türkiye’de zor. Bireysel olarak işimiz çözdüm, harika işim var diyelim. Ekonomi böyleyken, çevremdeki herkes mutsuzsa ben nasıl mutlu olayım? Arkadaşlarım, çevremdekiler mutsuz, gündem böyle ilerledikten sonra. Türkiye’nin bu şartlarında herkes gitmek isterken geri dönmek kerizlik olur. Herkes gelmek istiyor. Türkiye’de 25 yılda yapacağını burada 10 yılda yapmak istiyor. Türkiye’de ev, araba almak gibi bir şans yok.

ÇETİN: Ben burada bir nesil yetiştireceğim. Türkiye ve Orta Doğu coğrafyasından uzak bireyler yetiştireceğim. Türkiye’den bir günlüğüne Balkanlara, Avrupa’nın bir ülkesine gitseniz nasıl bir saçma ülkede yaşadığınızın farkına varacaksınız.”