banner247

Mücadele devam ediyor: Kadınların en büyük sorunu şiddet

Kadir Has Üniversitesi’nce hazırlanan rapora göre; kadınların yaşadığı sorunların başında şiddet yer alıyor. Bunu, işsizlik ve sokakta baskı izliyor. TÜİK’in ‘İstatistiklerle Kadın 2018’ raporuna göre ise kadınların istihdam oranı, erkeklerin yarısından az

Mücadele devam ediyor: Kadınların en büyük sorunu şiddet

Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi tarafından gerçekleştirilen ‘Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması’nın 2018 sonuçları açıklandı. Araştırmanın sonuçları, dün Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü’nde düzenlenen basın toplantısıyla kamuouyuyla paylaşıldı. Toplantı, üniversitenin Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mary Lou O’Neil ile İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu’nun sunumlarıyla gerçekleşti. 

MÜCADELE POLİTİKALARI 

Ä°lgili resim

Bin 205 kişinin katılımıyla oluşturulan araştırmaya göre; şiddet oranı 2016’da yüzde 53, 2017’de ise yüzde 55’di. Bu oran, 2018’de yüzde 61’lik artış gösterdi. Araştırmada, kadınların en önemli sorunu olarak belirtildi. Ayrıca katılımcıların yüzde 72’si aile içi şiddetin boşanmak için yeterli bir sebep olduğu konusunda hemfikir. Kadınlar, kadına yönelik şiddetle mücadele politikaları üretilmesini istiyor.

KADINLAR, KADIN ADAY İSTİYOR

Kadınlar arasında kadın siyasetçiye destek olduğunu söyleyen Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu, “Yerel seçimlerde seçim şansınız olsa belediye başkanı adaylarında kadın mı yoksa erkek aday mı tercih edersiniz diye sorduk. Kadınların yüzde 68’i kadın aday tercih ediyor. Aynı soruyu muhtar için sorduğumuzda kadınların yüzde 65’i muhtarı kadın olarak tercih edeceğini söylüyor. Kadınlar arasında, kadın siyasetçiye destek var” ifadelerini kullandı.

KADINLARIN İSTİHDAM ORANI ERKEKLERİN YARISINDAN AZ

Türkiye İstatistik Kurumu, ‘İstatistiklerle Kadın 2018’ çalışmasının sonuçlarını açıkladı.

Ülkenin 41 milyon 139 bin 980 kişilik erkek nüfusuna karşılık, 40 milyon 863 bin 902 kişilik kadın nüfusu bulunuyor.

Verilere göre nüfusunun yüzde 49,8’ini oluşturan kadınların istihdam oranı erkeklerin yarısından az. 15 ve daha yukarı yaştaki istihdam edilenlerin oranı, erkeklerde yüzde 65,6 iken kadınlarda ise yüzde 28,9. Kadınların, eğitim seviyesi arttıkça iş gücüne daha fazla katıldıkları belirlendi.

Çalışmada öne çıkan ifadeler şu şekilde:

• 2017 yılında 25 ve daha yukarı yaşta olan, en az bir eğitim düzeyini tamamlayanların oranı erkeklerde yüzde 95,5, kadınlarda ise yüzde 83,6 olarak tespit edildi.

• Kadın profesör oranı 2008-2009 yıllarında yüzde 27,4 iken 2017-2018 yıllarında yüzde 31,2 oldu.

• Doçent kadın oranı yüzde 38,8, öğretim görevlisi kadrosunda görev yapan kadın oranı ise yüzde 50,2 oldu. 

• Ekonomik faaliyetlere göre istihdam oranı incelendiğinde, tarım sektöründe erkek istihdam oranı yüzde 15,4, kadın istihdam oranı ise yüzde 28,3 olarak tespit edildi. Sanayi sektöründe erkek istihdam oranı yüzde 31,4 iken kadın istihdam oranı yüzde 15,6 oldu. Hizmet sektöründe ise istihdam oranı, erkeklerde yüzde 53,2, kadınlarda yüzde 56,1 olarak belirlendi.

Kadına şiddet haberleri şiddeti normalleştiriyor.

Kadına şiddet haberleri şiddeti normalleştiriyor

Kadın Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Suna Başak, yaptığı açıklamada, medyanın, kadına yönelik şiddet haberlerinin hiçbirini atlamamasının takdire şayan olduğunu ancak bazı medya kuruluşlarının kadın haberlerini sunarken kullandığı dil ve haberi sunuş tarzının eleştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Haberlerin medyada yer alış şeklinin çok önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Başak, "Bu haberlerde daha çok tirajı artırma, ilgi çekme gibi amaçların baskın olduğunu görüyoruz. Şiddet görmüş kadın bedeninin medya tarafından meta olarak kullanıldığını görüyoruz. Geçtiğimiz hafta Twitter'da yayılan haber bunu çok iyi örnekliyor. Haberde flulaştırmış bir kadın bedeni kullanılmış. Bu görüntü beni gerçekten çok rahatsız etti. Kadın bedeninin haberde flulaştırılmış olsa dahi, kullanılması ve cinsel obje haline getirilmesi rahatsız edici" diye konuştu.     

Kadına şiddet haberleri şiddeti normalleştiriyor

 Haberlerde failden çok mağdura odaklanıp bir de medya eliyle mağdur edildiğinin altını çizen Suna Başak: "Mağdurun medya eliyle yeniden mağdur edilmemesi lazım. Mağdurun medya eliyle yeniden mağdur edilmesi toplumda şiddetin, meşru olabileceğine dair bir algı oluşturuyor. Mesela şöyle haber başlıkları görüyoruz; 'Boşanmak isteyen karısını öldürdü', 'Öfkeli koca karısını öldürdü'. Bu tür başlıklarla medya cinayeti meşrulaştırmış oluyor, bu tür haberler kocanın karısını, meşru sebeplerden dolayı öldürmüş olduğuna dair toplumda bir algı oluşturuluyor. Bu tür başlıklar atılmamalı. Bu tür başlıklar atıldığı zaman, toplumda olumsuz algılar oluşuyor" diye konuştu. Kadına yönelik şiddetin birçok şeklinin olduğunu belirten Başak, kadının toplumsal ilişkilerinin sınırlandırılması, cinsel şiddet, ekonomik şiddet, duygusal şiddet, sözlü şiddet, taciz, tecavüz, teşhircilik, tehdit, şantaj, dijital taciz, gözetleme gibi farklı türlerinin bulunduğunu, fiziksel şiddetin en uç noktası olan cinayet üzerinden konuşulduğunda eldeki verilere bakılması gerektiğini anlattı. 

Kadına şiddet haberleri şiddeti normalleştiriyor

Bianet’in hazırladığı 2015 yılına ait Türkiye’de ulusal, yerel ve internet basınına yansıyan haberlerden derlenerek ortaya koyduğu verilerde kadına yönelik şiddette 2008 yılından bu yana her sene artış gözlendi.  Türkiye’de 2008’de 66 kadın,  2009’da 121 kadın, 2010’da 200 kadın, 2011’de 125 kadın, 2012 de 141 kadın, 2013’te 227 kadın, 2014’te 286 kadın, 2015’te de 289 kadın, 2016’nın ilk iki ayında 11 kadın hayatını kaybetti.

Şiddete duyarsız hale getiriyor

Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Yönetim Kurulu  Başkanı Yrd. Doç. Dr. Sare Aydın Yılmaz ise kadına yönelik şiddet haberlerinin aktarılma biçimi, dili, ve hedef kitlesi göz önünde bulundurulduğunda ciddi anlamda problemli olduğunu dil getirdi.

"Ölümle sonuçlanan kadına şiddet vakalarının en ince detayına kadar işlenerek, toplumsal algının bu yöne kanalize edildiği bir habercilik anlayışı kabul edilemez" diyen Yılmaz, medyanın kullandığı dilin kurduğu nedensellik bağının, mağduru mu yoksa faili mi odak noktası haline getirdiğinin ve haberlerin sunuluş biçiminin son derece önemli olduğunu ifade etti.

Kadına şiddet haberleri şiddeti normalleştiriyor

Medyanın şiddeti meşrulaştıran mevcut dilini ve haberciliğini sorgulaması ve bu tür haberlerin aktarımında sorumlu ve duyarlı bir habercilik anlayışının geliştirilmesi gerektiğini aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:  "Medyanın kadına şiddet vakalarıyla ilgili toplumsal farkındalık oluşturma gayesiyle hareket ederek şiddeti meşrulaştıran dilden uzaklaşması ve kadın bedenini afişe eden magazinsel habercilik anlayışından vazgeçmesi gerekiyor.

Bunun yanı sıra, iyi hal indirimi, haksız tahrik indirimi gibi uygulamalar şiddet sonucu hayatını kaybeden kadınların hayatlarını değersizleştirmekte ve toplumsal adalete olan inancı zayıflattığını söyleyen Yılmaz,  dolayısıyla, kadına şiddet vakalarında faillerin yakalanması yeterli olmadığını şiddeti uygulayan faillere yönelik caydırıcı özel ceza infaz sisteminin getirilmesi gerektiğini belirtti.

Kadına şiddet haberleri şiddeti normalleştiriyor

 Ayrıca görünenin ötesinde insanlık onuruna zarar vermesi bakımından bir insan hakkı ihlali olarak kabul edilen kadına şiddet vakalarının hemen her gün gazete manşetlerinde ve sosyal medyada mağduru hedef alarak normalleştirilmesi, bu vakaların hayatın rutini haline gelme duygusu ve bu yönde gelişen algıyı bu açıdan son derece tehlikeli bulduğunu sözlerine ekledi.

Failin eylemlerini meşrulaştıran dil 

Medyanın haberleri sunuş biçiminin son derece önemli olduğunu ifade eden Sare Aydın Yılmaz, haberlerin sunuluş biçimine bakıldığında şiddetin normal bir davranış biçimi ve haklı nedenleri olduğu görüşünü ortaya koyduğunu söyledi.     

 Bu durumun gerek haberlerde gerekse dizi ve filmlerde normalleştirilmesinin, bireyleri şiddete karşı duyarsız hale getirdiğini bildiren Yrd. Doç. Dr. Sare Aydın Yılmaz,     

 "Magazinsel bir habercilik anlayışıyla sunulan kadına şiddet vakalarıyla hafife alınan hayatlar, toplumsal algıda taklit etme durumlarını da ortaya çıkarabilmektedir. Mağduru öne çıkaran habercilikte şiddetin belli bir nedensellik bağıyla (aşk, kıskançlık, tahrik) birlikte verilerek failin eylemlerini meşrulaştıran cinsiyetçi bir söylemle sunulması, şiddetin detaylandırılarak kadın bedeni üzerinden işlenmesi, şiddetin normal karşılanmasına sebep olmakta, bu da şiddeti meşrulaştırmanın bir başka yolu olarak karşımıza çıkmaktadır. Aksine faili ön plana çıkaran bir dil kullanıldığında ise, zaman içerisinde bu durum failin kahramanlaştırarak mağdurun unutulmasına yol açmaktadır. Kadına şiddete karşı toplumsal sağduyuyu arttırmak ve bilinçlendirmek yerine reyting maksadıyla medya, okuyucunun veya izleyicinin dikkatini çeken bu tür haberleri kullanarak, şiddeti meşrulaştırıcı bir araca dönüşmektedir. Dolayısıyla, medya gibi iletişim araçlarının şiddet vakalarını takibi önemli olduğu kadar, bu vakaların veriliş biçimini de sorgulayarak sorumlu bir habercilik anlayışıyla hareket etmesi gerekmektedir."     diyerek sözlerini tamamladı.

Güncelleme Tarihi: 07 Mart 2019, 09:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER