İYİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, TBMM Genel Kurulu'ndaki 2024 bütçesinin görüşmelerinde; "Konuşmaya başlamadan önce dolar 28,99 liraydı, bugün eğer 29 liradan 30 liraya çıkarsa bu ülkenin iç borcu 65 milyar lira artıyor. 65 milyar ne demek biliyor musunuz? Bugün eğer dolar 29 liradan 30 liraya çıkarsa -ki çıkabilir- 65 milyar lira daha fazla borçlanıyoruz. 65 milyar lirayla siz bu ülkedeki bütün ilkokul çocuklarına bedava kahvaltı verebilirdiniz. İşte kendini bilmez bir bakanının üç sene, dört sene önce iç borçlanmayı dolar ve altın üzerinden yapmasından dolayı bugün biz çocuk yoksulluğu çekiyoruz; bu kadar basit. Eğer siz akıldan, bilimden yoksun politikaları insanlara, vatandaşa dayatırsanız onun biz bugün maliyetini 2024 bütçesinde çekmiş oluruz" dedi.

2024 yılı Bütçe Kanun Teklifi'nin görüşmelerine TBMM Genel Kurulu'nda bugün başlandı. Bütçenin tümü üzerine görüşmelerde İYİ Parti Grubu adına konuşan İzmir Milletvekili Ümit Özlale, şunları dile getirdi:

"BİZİM BİR AN ÖNCE SIFIR BAZLI BİR BÜTÇEYE BAŞLAMAMIZ GEREKİYOR"

"Bizim acilen sıfır bazlı bir bütçeye ihtiyacımız var. Bundan yaklaşık on sene önce bütçenin hazırlanmasına katkıda bulunmuş bir akademisyen olarak değerli bir bürokratın bana söylediği bir şeyi çok iyi hatırlıyorum: 'Bir sene öncenin bütçesi kaybolsa biz önümüzdeki senenin bütçesini yapamayız' demişti. Şimdiki bütçeye de baktığımız zaman, kalemlerdeki oynamaya baktığımız zaman benzer bir yaklaşımı görüyoruz. Türkiye’nin sorunları çok daha farklılaştı, karşımızda yepyeni bir dünya, sorunlar var; bunların çözüm önerileri farklılaşmaya başladı. Bizim bir an önce sıfır bazlı bir bütçeye başlamamız gerekiyor ve bunu bütün siyasi partilerin ortak iradesiyle yapmamız gerekiyor.

"36 GÜN 218 SAATTE KARŞIMIZA GELEN BÜTÇENİN NEREDEYSE VİRGÜLÜNE NOKTASINA DOKUNDURMADINIZ"

Yaklaşık 36 gün 218 saatte biz Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bu bütçeyi geçirdik. Şimdi, Amerika Birleşik Devletleri’ne baktığınız zaman bu yaklaşık sekiz ay sürüyor, sekiz ay boyunca kongrede siyasi partiler bir süre harcama komisyonunda o bütçeyi tartışıyorlar ve daha sonrasında bu bütçe onaylanıyor. Neden? Çünkü iktisadın temelidir bütçe, maliye politikasının temelinde bütçe yatar, bölüşümdür yani siz bir politik iktisadı bütçeden ayrı tutamazsınız. Kimlerden vergi alacağınızı ve nereye harcama yapacağınızı belirlersiniz ve onu da yüce Meclis çatısı altında milletin iradesiyle yaparsınız. Yani 36 gün 218 saatte karşımıza gelen bütçenin neredeyse virgülüne noktasına dokundurmadınız oysa bütün muhalefet partilerinden çok kıymetli öneriler geldi. Oysa orası o bütçenin son olarak revize edileceği yerdi. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde bu bütçe sürecinin çok daha uzun, çok daha kapsayıcı ve en azından Plan ve Bütçe Komisyonu’nda muhalefetten gelen önerilerin daha fazla dikkate alınır şekilde yürütülmesini umut ediyorum.

"BİLGİ VE İLETİŞİM PROGRAMI ÖDENEĞİ EN ÇOK AZALAN 5 PROGRAMDAN 1 TANESİ"

Hem Cumhurbaşkanı Yardımcısı hem de bakanlar gelip bütçeyi tartıştıklarında bizler çok ilginç bir durumla karşılaştık, âdeta şizofrenik bir durum. Bakanlar yüksek hedeflerden bahsediyor, sonra benim gibi bütçeyi bilen insanlar bütçedeki rakamlara bakıyorlar ve bakanların koyduğu yüksek hedefler ile bütçenin tamamıyla bire bir uyumsuz olduğunu görüyoruz. Yani sanki Cumhurbaşkanı Yardımcısı ya da bakanlar başka bir veriyle hedefleri koyuyorlar, sonra biz bütçeye bakıyoruz bakanın sunumu ile bütçedeki verilerin neredeyse bire bir zıt olduğunu görüyoruz. Mesela Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. Bakan geldi, dedi ki: 'Yoksullukla mücadele bütün şiddetiyle devam edecek.' Doğru, Türkiye'de 7 milyon yoksul çocuk var. Peki, ondan sonra bakıyoruz, yoksullukla mücadele ödeneği en çok azalan programların başında geliyor. Nasıl mücadele bu? Bakan söylüyor, bütçede yeri yok. Millî Eğitim Bakanı geldi 'Uluslararası eğitim ve iş birlikleri artarak devam edecek' dedi. Bütçeye baktık, ödeneği en çok azalanlardan bir tanesi uluslararası eğitim ve iş birliği. Çağımız bilgi ve iletişim çağı dedik; bilgi, data geçen yüzyılın petrolü kadar önemli dedik; bilgi ve iletişim programına bakıyoruz, ödeneği en çok azalan 5 programdan 1 tanesi.

"BURADA HER BAKIMDAN TARTIŞILMASI GEREKEN HEM DE VERİLERLE, GERÇEK VERİLERLE TARTIŞILMASI GEREKEN BİR BÜTÇE VAR"

Kadının güçlendirilmesi, ödenek artışı ortalamanın altında; istihdam, ortalamanın altında. Bakın, Türkiye’nin kendi grubundaki ülkelere istihdam oranı açısından yetişmesi için 9 milyon yeni işe ihtiyacı var. On İkinci Kalkınma Planı’nı AK Parti’li ve MHP'li arkadaşlar hararetle savunuyor, daha sonra kalkınma odaklı bütün programlara bakıyoruz; tarımdan kırsal kalkınmaya, sanayinin geliştirilmesinden çocukların korunmasına, kadınların güçlendirilmesinden istihdama kadar bütün ayrılan programlar ortalamanın altında kalıyor. O yüzden de buna ben şizofrenik bir durum diyorum. Bakan geliyor başka bir şey anlatıyor, bütçeyi hazırlayanlar belli ki başka bir kafada bakanın dediklerinin tam tersini bütçeye yerleştiriyorlar. Şunu gördük; çocukların korunması ve kadının güçlendirilmesine ayrılan ödenek azaltılmış, onun yerine ailenin korunması ve güçlendirilmesi programında bir artış görüyoruz. Şimdi bu, bana göre yanlış bir zihniyettir. Bizler eğer bugün aile yapısını koruyacaksak, ailenin huzurunu sağlayacaksak çocuklarımızı korumalıyız, kadını güçlendirmeliyiz, çok net. Çocukları korumadan, kadını güçlendirmeden, çocukları ve kadını sadece ailenin bir parçası olduğu sürece değerli kılan bir zihniyet bence ne aileyi koruyabilir ne aileyi güçlendirebilir. Dolayısıyla, burada her bakımdan tartışılması gereken hem de verilerle, gerçek verilerle tartışılması gereken bir bütçe var.

"SİZ AKILDAN, BİLİMDEN YOKSUN POLİTİKALARI İNSANLARA, VATANDAŞA DAYATIRSANIZ ONUN BİZ BUGÜN MALİYETİNİ 2024 BÜTÇESİNDE ÇEKMİŞ OLURUZ"

Bugün iç borçlanmayı biz dolar ve altın üzerinden yapmaya başladığımızdan beri geldiğimiz durumu ben size şöyle anlatayım. Konuşmaya başlamadan önce dolar 28,99 liraydı, bugün eğer 29 liradan 30 liraya çıkarsa bu ülkenin iç borcu 65 milyar lira artıyor arkadaşlar; isterseniz hesapları gösterebiliriz. 65 milyar ne demek biliyor musunuz? Bugün eğer dolar 29 liradan 30 liraya çıkarsa -ki çıkabilir- 65 milyar lira daha fazla borçlanıyoruz. 65 milyar lirayla siz bu ülkedeki bütün ilkokul çocuklarına bedava kahvaltı verebilirdiniz. İşte kendini bilmez bir bakanının üç sene, dört sene önce iç borçlanmayı dolar ve altın üzerinden yapmasından dolayı bugün biz çocuk yoksulluğu çekiyoruz; bu kadar basit. Eğer siz akıldan, bilimden yoksun politikaları insanlara, vatandaşa dayatırsanız onun biz bugün maliyetini 2024 bütçesinde çekmiş oluruz. Bizler finans sermayesinin vergilendirmesinden yanayız fakat baktığımız zaman finans sermayesinden daha fazla vergilendiren bir kesim var: Üst orta gelirli beyaz yakalılar, okumuş etmiş insanlar. Bakın, bu ülkenin beşerî sermayesi en değerli hazinesi. Bu ülkede beyaz yakalının üzerindeki vergiler çok yüksek ve beyaz yakalı verdiği vergilerin karşılığını hiçbir şekilde alamıyor. Israrla bilinçli bir şekilde siz bu ülkede eğitimli, okumuş, sadece eğitimiyle ve kazancıyla hayatını sürdüren insanları vergilendirerek bu ülkede yaşamaktan bezdiriyorsunuz.

"YEDİ SENE ÖNCE MİLLÎ EĞİTİM’İN BÜTÇE İÇİNDEKİ PAYI YÜZDE 17,83’MÜŞ, BU SENE 11,94"

Her fırsatta 'AR-GE’ye daha fazla kaynak ayırıyoruz' dediniz; yalan. Baktığınız zaman on sene önceye göre kamu harcamaları içerisinde AR-GE’nin payı yarı yarıya düşüyor; 0,86’dan 0,45’e düşmüş. Millî gelir içerisinde ARGE’nin payı 1,09; Brezilya’nın altında, Mısır’ın biraz üstündeyiz. O yüzden, kimse bize bugün 'AR-GE harcamalarını artırarak biz Sanayi 4.0’a hazırlanıyoruz' demesin, bütçe ve kalkınma planı bunun tam tersini söylüyor. 'Eğitimin bütçe içindeki payı yükselecek' dediniz, yalan. Yedi sene önce millî eğitimin bütçe içindeki payı yüzde 17,83’müş, bu sene 11,94; rakamlar orada, eğitimin bütçe içerisindeki payını 17’den 11,94’e düşürmüşsünüz, hem ilkokula giden çocuklarımıza hem de üniversiteye giden çocuklarımıza bütçeden ayrılan payı azaltmışsınız. Sizin sayenizde ev işsizleri diye bir kavram ortaya çıktı. Bugün gençlerimizin üçte 1’i ne bir eğitim kurumuna devam edebiliyor ne de istihdam ediliyor. Bugün gençlerimizin üçte 2’si eğer bir fırsat verilirse yurt dışında şansını denemek istiyor. Eğer böyle kötü bir eğitim politikası, böyle kötü bir yükseköğrenim politikası izlerseniz, günün sonunda, bizim çocuklarımız PISA skorlarında OECD sonuncusu olur, yüzde 70’i 5 tane matematik sorusunu doğru cevaplayamaz, ondan sonra üçte 2’si de eğer bir fırsatını bulursa yurt dışında hayatını devam ettirmek ister.

"SADECE CUMHURBAŞKANLIĞI’NA MAL VE HİZMET ALIMLARI İÇİN AYRILAN ÖDENECEK 7 BAKANLIĞINKİNDEN FAZLA"

Sadece Cumhurbaşkanlığı makamına mal ve hizmet alımları için ayrılan ödenek 7 tane bakanlığın mal ve hizmet alım ödeneğinden daha fazla. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı... 7 tane bakanlığın toplam mal ve hizmet alımı bütçesinden tek başına, onlarından toplamından daha fazla biz Cumhurbaşkanı’na mal ve hizmet alımı için ödenek ayırmışız diyorum; bunun size, AK Parti'li arkadaşlara nasıl bir duygu hissettirdiğini merak ediyorum."

 

 

AKŞENER, ÇANKAYA’DA: “BİZ GÜÇLÜ ÇIKARSAK İKTİDARI HOPLATMAYA DEVAM EDECEĞİZ, ASABINI BOZMAYA DEVAM EDECEĞİZ SİZİN ADINIZA” AKŞENER, ÇANKAYA’DA: “BİZ GÜÇLÜ ÇIKARSAK İKTİDARI HOPLATMAYA DEVAM EDECEĞİZ, ASABINI BOZMAYA DEVAM EDECEĞİZ SİZİN ADINIZA”

 

Kaynak: anka