CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, “Türkiye’de 5 yaş altı çocukların yüzde 1.7’si yani yaklaşık 1 milyona yakın çocuk akut yetersiz beslenme yaşıyor, çocuklar ihtiyaç duydukları besinleri alamadığı için gelişemiyor. Çünkü uzmanlara göre, çocuklarımız yeni dokuların yapımı için gereken iyi kalitede protein, vitamin ve mineralleri alamıyor. Yaklaşık 3 milyon çocuk ise kronik yetersiz beslenme yaşıyor” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, “Türkiye’de 5 yaş altı çocukların yüzde 1.7’si yani yaklaşık 1 milyona yakın çocuk akut yetersiz beslenme yaşıyor, çocuklar ihtiyaç duydukları besinleri alamadığı için gelişemiyor. Çünkü uzmanlara göre, çocuklarımız yeni dokuların yapımı için gereken iyi kalitede protein, vitamin ve mineralleri alamıyor. Yaklaşık 3 milyon çocuk ise kronik yetersiz beslenme yaşıyor” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı, Bursa milletvekili Lale Karabıyık, yoksulluğun, çocukların kaliteli gıdaya erişimini engellediğine dikkat çekti. Yetersiz beslenen çocukların sağlıklı gelişimini sürdüremediğini aktaran Karabıyık’ın yazılı açıklaması şöyle:

“Türk-İş tarafından paylaşılan ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı Aralık 2022 Araştırması’na göre, açlık sınırı 8 bin 130 lira, yoksulluk sınırı ise 26 bin 481 lira. Yani, milyonlarca vatandaşımız açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Asgari ücretin 8 bin 500 TL’ye çıkarılması ‘müjdesinin’ ardından raflarda görülen artış ise, milyonlarca asgari ücretliyi, emekçiyi, emekliyi açlık sınırının altında bir hayata mahkum ediyor.

Bu tablo, nüfusumuzun neredeyse yarısının açlıkla mücadele ettiğini gösteriyor. Yaşadığımız kriz ortamında, önü alınmayan enflasyon ve haneleri saran ağır yoksulluk nedeniyle, çocuklar da erken yaşta bu yoksulluk döngüsüne giriyor.

Öğrencilerin eğitim giderleri, yüksek enflasyon nedeniyle çok yükseldi. Aileler, çocukların eğitim giderlerini karşılamakta zorlanırken, tam gün eğitim-öğretim yapılan devlet okullarında öğle yemeği verilmediği için, çocuklarına okul kantininden yemek alabilecekleri bir harçlık vermek ya da evden bir beslenme çantası hazırlamak, halihazırda açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca aile için mümkün olmuyor. Milyonlarca dar gelirli aile, çocuklarına evde de sağlıklı beslenme imkanı sağlayamıyor. Okullarda ücretsiz olarak bir öğün yemek ve su verilmesi ihtiyacını ve önemini burada bir kez daha vurgulamak istiyorum.

“ÖĞRENCİLERİN YARISI KANTİNDEN YİYECEK ALAMIYOR”

Eğitim-Sen Antalya Şubesi tarafından 2023 Ocak ayının ilk haftasında Antalya’nın farklı merkez ilçelerinde 52 okulun kantininde yapılan anket sonuçlar ise, öğrencilerimizin okulda besine erişimi ile ilgili gerçekleri gösteriyor.

Bu ankete göre öğrencilerin yüzde 52’si kantinden yiyecek alamıyor! Kantinden yiyecek alamayan öğrencilerimizin çoğu, evden de yiyecek getiremiyor; yani sağlıklı ve düzenli beslenme ile zihinsel ve bedensel gelişimlerinin önemli oranda tamamlandığı yaşlarda olan öğrencilerimiz günü yemek yemeden tamamlıyor.

Yiyecek alıp da yanında içecek alamayanların oranı ise yüzde 74. Kantin fiyatlarının geçtiğimiz yıla göre yüzde 100’den fazla arttığı da ankete yansıyan bir diğer bulgu. Ayrıca, daha ucuz olduğu için okul dışından sağlıksız yiyecekleri satın alan öğrencilerin sayısının da arttığı, bu anket ile tespit edildi. Geçtiğimiz yıl bir kantinde 83 tost satılırken bu yıl 51 tost satıldığı, geçtiğimiz yıl 91 simit satılırken bu yıl 59 simit satıldığı, geçtiğimiz yıl 37 öğrenci kantine borç yazdırıyorken, bu yıl bu sayının 55’e yükseldiği sonuçları ankete yansıdı.

Eğitim Sen’in "2022-2023 Eğitim Öğretim Yılı Başında Eğitimin ve Okulların Durumu" başlıklı raporunda ise, Türkiye’de çok sayıda öğrencinin okula kahvaltı yapmadan gittiğini, birçok öğrencinin okulda yemek yemeden günü tamamladığı ve eve döndüğünü belirtiliyor.

“TÜRKİYE’DE NÜFUSUN 14.8 MİLYONU YETERLİ GIDA TÜKETEMİYOR”

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı tarafından hazırlanan ve Haziran ayında güncellenen Dünya Yoksulluk Haritası’na göre, Türkiye’de 84.3 milyon nüfusun 14.8 milyonu yeterli gıda tüketemiyor ve her ay onbinlerce vatandaşımız bu listeye ekleniyor.

Türkiye’de 5 yaş altı çocukların yüzde 1.7’si yani yaklaşık 1 milyona yakın çocuk akut yetersiz beslenme yaşıyor, yani çocuklar ihtiyaç duydukları besinleri alamadığı için gelişemiyor. Çünkü uzmanlara göre, çocuklarımız yeni dokuların yapımı için gereken iyi kalitede protein, vitamin ve mineralleri alamıyor. Yaklaşık 3 milyon çocuk ise kronik yetersiz beslenme yaşıyor.

Çocuklarımızın sağlığı ile ilgili aile hekimleri tarafından yapılan bir araştırma ise, yoksulluğun çocukların sağlığı üzerindeki etkisini kanıtlar nitelikte. 1049 çocuk ile yapılan bir araştırmaya göre, çocukların dörtte biri çok düşük kilolu, hekimlerin çalışmasına göre, lise öğrencilerinin yüzde 13,2’si beslenme eksikliği nedeniyle olması gereken kilonun altında. Bu oran ilkokulda yüzde 14,9’a, ortaokulda ise yüzde 19,8’e yükseliyor.

Çocuklarda kansızlık görülme sıklığı ise ilkokula gidenlerde yüzde 87, ortaokula gidenlerde yüzde 74,2, liseye gidenlerde ise yüzde 64,2. Aynı çalışmanın sonuçlarına göre, ülkede kız çocuklarının yüzde 85,2’si, erkek çocuklarının ise yüzde 68,6’sı kansızlıkla mücadele ediyor. Yani beslenme yetersizliği önemli sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor; aynı zamanda çocukların öğrenme ve başarısı üzerinde de olumsuz etki yaratıyor.

“ÖĞRETMENLERİN YÜZDE 97,5’İ ÖĞRENCİLERİN DENGELİ VE DÜZENLİ BESLENDİKLERİNİ DÜŞÜNMÜYOR”

Eğitim-İş Bursa Şubesi tarafından yapılan ‘Öğrencilerde Sağlıklı Beslenme Düzeyi Araştırması’ Bursa’da 17 ilçedeki okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki resmi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenler ile gerçekleştirilmiş, toplam 2167 öğretmenin inceleme, gözlem ve tespitlerinin derlenmesi ile raporlaştırılmıştır.

Araştırmaya katılan öğretmenler, sorumlu oldukları öğrencilerin yalnızca yüzde 9,95’inin her gün düzenli olarak (evde veya okulda) süt içtiklerini belirtmişlerdir. Araştırmaya katılan öğretmenlerden yüzde 97,5’i öğrencilerin dengeli ve düzenli beslendiklerini düşünmediğini, yüzde 2,5’i ise öğrencilerin sağlıklı ve dengeli beslendiğini düşündüğünü belirtmiştir.

Araştırmaya katılan öğretmenler, sorumlu oldukları öğrencilerin yüzde 31’inin evde kahvaltı yaptığını, yüzde 44’ünün okulda beslenme çantası ya da kantin yoluyla kahvaltı yaptığını, yüzde 25’inin ise herhangi bir yolla kahvaltı yapmadığını belirtmişlerdir. Araştırmaya katılan öğretmenler, sorumlu oldukları öğrencilerin yüzde 12,5’inin her gün düzenli olarak (evde veya okulda) yumurta yediklerini belirtmişlerdir.

İMAMOĞLU’NDAN ERİŞİM KISITLANMASINA TEPKİ: “SOSYAL MEDYA VE İNTERNET İLETİŞİMİNİ KISITLAMAK GERÇEKLERDEN KORKMAK VE ZAYIFLIKTIR” İMAMOĞLU’NDAN ERİŞİM KISITLANMASINA TEPKİ: “SOSYAL MEDYA VE İNTERNET İLETİŞİMİNİ KISITLAMAK GERÇEKLERDEN KORKMAK VE ZAYIFLIKTIR”

Araştırmaya katılan öğretmenler, öğrencilerin beslenme çantası ya da kantin yoluyla aldıkları gıdaların yüzde 6,7’sinin besleyici gıdalar (süt, meyve, sebze vb.) olduğunu, yüzde 93,3’ünün de unlu mamuller (simit, poğaça, tost vb.) olduğunu bildirmişlerdir. Mayıs 2022’de yapılan bu araştırmanın ardından geçen sürede ülkemizde artan ekonomik kriz ve yoksulluk nedeniyle, bu tablonun çok daha kötüye gittiğini söylemek mümkün.

“ÇOCUKLARIMIZ AİLELERİNİN İTİLDİĞİ YOKSULLUK NEDENİYLE SAĞLIKLARINI YİTİRİYOR”

Çocuklarımız ailelerinin itildiği yoksulluk nedeniyle sağlıklarını yitiriyor. Ülkemizde yoksul fertlerin yaklaşık yüzde 45’ini çocuklar oluşturuyor ve ne yazık ki Türkiye'de çalışan çocukların, çalışma nedenlerinin başında yoksulluk geliyor. Bugün Türkiye’de neredeyse 250 bin çocuk, istihdamda olduğu için eğitimine devam edemiyor.

Bu ülkede yüzbinlerce çocuk okulda olması gereken yaşta ailesinin yoksulluğu nedeniyle çalışmak zorunda kalıyor ve hatta arkadaşlarıyla oyunlar oynamak yerine çalıştıkları iş yerlerinde hayatını kaybediyor…

Bu gerçek acilen görülmeli ve çocuklarımızın sağlıkla büyüyeceği bir ortam yaratılmalıdır. Ülkemizin sağlıklı bir geleceğe sahip olması buna bağlıdır. Türkiye'de uygulamadaki yanlışların en başında, çocukların üstün yararının değil çocukla ve gençlerle ilgili alınan tüm kararların merkezinde sadece gelecek nesilleri şekillendiren ideolojik çıkarların var olması geliyor.

Çocuklara yapılacak olan sosyal yatırımlar kısa vadede daha sağlıklı ve donanımlı bir kuşak yaratacak, uzun vadede ise fırsat eşitsizliklerinin son bulması ve toplumsal eşitsizliklerin azalması, ekonomik büyümenin gerçekleştirilmesi, suç oranlarının düşürülmesi ve toplumsal barış ortamının sağlanması gibi çok önemli katkılar sağlayacaktır. Çocuklar ile ilgili izlenen politikalarda bu gerçek unutulmamalıdır.

“İKTİDARIMIZDA HİÇBİR ÇOCUK YATAĞA AÇ GİRMEYECEK”

İktidarımızda, haneleri perişan eden enflasyonun önüne geçilecek, istihdam yaratılacak, işsizlik sorunu çözülecek, gelir ve vergi adaletsizliği bitirilecek, fırsat eşitliği sağlanacak, ailelerin gelir düzeyi yükselecek, yoksulluk son bulacak, çocuklarımız refah içerisinde büyüyeceği bir ülkede yaşayacak.

İktidarımızda, öğrencilerin dengeli ve sağlıklı beslenmeleri amacıyla su ve öğle yemekleri ücretsiz olarak MEB tarafından karşılanacak, ihtiyaç sahibi öğrencilerin kırtasiye, çanta, kıyafet ve hatta servis ihtiyaçları ücretsiz olarak karşılanacak.

Aile Destekleri Sigortası kapsamındaki ailelerin tüm harcamaları karşılanarak eğitimde fırsat eşitliği sağlanacak. Okula giden çocuklarına, eğitim kademesine göre belirlenmiş miktarlarda destekler sunulacak. Bu ailelerin 3-6 yaş aralığındaki çocukları için kreşler ücretsiz olacak.  Bu ailelerin ilkokul, ortaokul, lise ve üniversiteye giden öğrencilerine burs verilecek. Ücretsiz yurt olanağı sağlanacak, çocukların okullarında ücretsiz kahvaltı yapabilmeleri, öğle yemeği yiyebilmeleri sağlanacak. CHP iktidarında hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek.”