Tarih profesörü İlber Ortaylı, Büyük Taarruz'un 30 Ağustos Zafer Bayramı'na ilişkin olarak "Anadolu'nun kurtuluşudur" dedi.

29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilebildiyse bu yolda en önemli kavşak noktalarından biri 30 Ağustos 1922’te kesin bir zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’dur. 26 Ağustos sabahı saat 5’te başlayan topçu ateşinden dört gün sonra Yunan işgal güçleri artık dağınık bir şekilde Ege Denizi’ne doğru geri çekilmektedir. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun yolculuğuna çıkmasından bir gün önce başlayan Yunan işgali Türk Ordusu’nun 9 Eylül’de İzmir’e girmesiyle son bulacaktır.

ZAFERİN 100. YILINDA FAALİYET - ETKİNLİK PROGRAMI ZAFERİN 100. YILINDA FAALİYET - ETKİNLİK PROGRAMI

Türkiye’nin yaşayan en büyük tarihçilerinden Profesör İlber Ortaylı, Atlas Tarih dergisinin Büyük Taarruz özel sayısında Büyük Taarruz zaferinin nedenlerini, Yunan ordusunun neden kaybettiğini ve Türk ordusunun nasıl kazandığını anlattı.


Ankara’da mecliste durum neydi?

Buradaki bir hazırlık önemli. Meclis’te müthiş tartışıyorlar. Konvansiyon meclislerinin içinde tek istisna Türkiye’dir dünyada. Ne Sovyetler ne Almanya’daki Raterepublic sırası ki Alman komünistleri çok tartışmalı bir dönemidir. Zaten parçalanışta da onun için herkes kabahati birbirine atar. Türkiye’de öyle değil. Tartışma var. Gruplar var. Muhalifler var. Bir değil iki grup hatta ikinci grubun içi de bölünmeli. Orada çok önemli bir sorun var. Başkomutan yetki istiyor, Trabzon takımı yetki vermek istemiyor. Bunun tartışmaları oluyor. Sakarya’dan sonra, ‘Niye bekleniyor?’ havası var. Bir yandan da İmalat-ı Harbiye çalışıyor. Bir takım olağanüstü vergiler konuyor; nakdi ayni veya bedenen çalışma şeklinde. Ancak asıl önemlisi Sovyet yardımı da para ve malzeme olarak geliyor. Uçak bir de alınıyor. Bir yandan Bolşevizm tartışmaları, Sakarya Savaşı sonrası böyle hareketli bir dönem. Fakat şurası bir gerçek Türkiye’nin yolu belli artık.

Büyük Taarruz öncesi neler yaşanıyor?

Bütün mesele harekatın gelişmesini gizlemek. Günü belli değil. O yüzden komutanların cepheye hareket ettikleri gün, çay partisi tertiplendi diplomatik temsilcilere, gazetecilere casuslara. Onlar bekleyedursun bizimkiler artık cephede, savaş başlamış. Burada tabii Yunan ordusu stratejik bakımdan yanıldı, lojistik bakımdan da yanıldı. Kendilerine çok güveniyorlar birden bire Anadolu ordusunun bütün malzeme noksanlığına rağmen yeterince tecrübeli ve inançlı olduğu anlaşıldı. Yunan ordusunda bu yoktu harbe çok geç gelmişlerdi. Yunan ordusu Balkanlar’da kötü bir ordu değildir. Komutanlarında da iyiler vardır. Trikopis öyle çıktı, karşı tarafta katılmayan Metaksas da öyle. Askerler de talimli. Fakat talimli olmadıkları safha, bunlar işgal bilmiyorlar öyle bir alışkanlıklar yok. İkincisi hakikaten tecrübeleri az. Üçüncüsü de baş edecekleri kadar inançları yok. Komutanların arasında bir inanç birliği yok. Bu gerileme ile sonuçlandı, gerilediler. En önemlisi o safhâdır. Birden bire ani bir şekilde, iyi berkitilmiş cepheyi yardı bizimkiler. Belirli mevzileri aldılar o hareketli coğrafyada. Afyon civarını, Kocatepe’ye aldılar. 30 Ağustos‘ta dağıldı Yunan ordusu. Dağıttılar çok açık. Ege’ye ulaşım çok hızlı olmuştur ama tahribat da yüksek oldu. Çekilirken çok fazla yaktı yıktı her yeri. Bu önemli.


30 Ağustos zaferinin anlamı ne sizce?

30 Ağustos tamamiyle ordu günüdür. Devleti kuranlar da idare edecek olanlar da edenler de bu zafer tamamıyla ordu günüdür. Bunlar Birinci Cihan Harbi’nin subayları ve askerleridir. Er veya erbaşın bile tecrübelisi vardır. Zaiyat Birinci Harp’te olduğu gibi yüksek değildir. Bunların unutulmaması gerekiyor. İkincisi bu kurmaylar hakikaten iyi kurmaylardır, iyi yetişmişlerdir. Enver Paşa, Esat Paşa, Mustafa Kemal Paşa, Kazım Karabekir, Fevzi Paşa Fethi Bey bunlar diplomat olarak bile seçkindirler. Hüsrev Bey gibi kaç tanesi gitti büyükelçi oldu. Mesela Enver Paşa eleştiriyoruz ama pek rastlanacak adam değil, bir yıldız. Bir sürü şark ve garp dili bilen son derece seçkin adam. Sonra Sakallı Nurettin Paşa mesela kurmay mektebinde okumadı ama çok insan bilir, coğrafyayı iyi bilir ve iyi komutan. Kut’ül Amare’nin gerçek komutanı odur; İstiklal Harbi’nde Atatürk ve İsmet Paşa ile her şeyi uyuşmaz siyasi bakımdan ama kullanıldı. Çünkü mecbursun istihdam edeceksin öyle bir adamı. Onun için bunlar muvaffak olmaları kaçınılmaz olan adamlar. Onu Metaksas biliyor; çünkü kendi de iyi bir kurmay bunlar meslektaş olarak tanıyor birbirini. Nasıl dünyada bir takım bilim adamları cerrahlar iş adamları birbirlerinin ne olduğunu anlarsa, askerler ve diplomatlar da anlar. Çok önemli. Bunun büyük payı var onun için 30 Ağustos‘u biz ‘ordu günü’ yaptık zaten Ağustos önemli. Mohaç Savaşı o ayda oldu. Rodos cengi o ayda başladı, asıl önemlisi Anadolu’ya giriş orada başladı ve Anadolu’nun kurtuluşu olur.