HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, TBMM Genel Kurulu’nda, çocuk istismarına ilişkin araştırma komisyonu kurulması ile görüşmeler sırasında; “Aslında hepimiz utanç duymalıyız bu karardan. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldığından beri denetimsizlik arttı ve artık ne kadın cinayetleri ne de çocuk istismarları konusunda sağlıklı veriler edinemiyoruz” dedi.

HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, TBMM Genel Kurulu’nda, çocuk istismarına ilişkin araştırma komisyonu kurulması ile görüşmeler sırasında; “Aslında hepimiz utanç duymalıyız bu karardan. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldığından beri denetimsizlik arttı ve artık ne kadın cinayetleri ne de çocuk istismarları konusunda sağlıklı veriler edinemiyoruz” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nda İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel’in kızını 6 yaşındayken Kadir İstekli ile evlendirdiğinin yıllar sonra ortaya çıkmasının ardından, her türlü çocuk istismarının engellenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verilen araştırma önergesi görüşüldü.

HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, önerge üzerine yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

“Bu komisyonun tekrar kurulmasına neden olan 6 yaşındaki çocuğun zorla evlendirilmesi ve yıllarca istismar edilmesi vakası 2 yıldır Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından bilinmesine ve olay yargıya intikal etmesine rağmen sanıklar 2 hafta öncesine kadar serbest geziyordu. Hatta ilk duruşma tarihi 7 ay sonraya verilmişti. 2016 yılında Karaman’da, ENSAR ve KAİMDER’e bağlı yurtlarda yaşanan çocuk istismarı karşısında da aynı yaklaşıma tanık olduk. Bizzat iktidar tarafından Ensar Vakfı ve siyasal kimliğe mensup kişiler görmezden gelindi, konunun merkezine ‘anormal’ addedilen kişi konuldu ve ona yüzlerce yıl ceza verilerek; bu olayın gerçekleşmesinde aktif ya da pasif rolleri olan kişilerin sorumlulukları örtülmek istendi, hatta terfi ettirildiler.  Bakın bizi kamuoyunun da infialiyle -ki hep böyle oluyor- bu komisyonu kurmaya zorlayan süreçte, aradan geçen 7 yılda, neler yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. 

YARGI PAKETİNİ HATIRLATTI

Diyanet’in 2016’da verdiği bir fetvanın ardından iktidar, çocuk istismarını meşrulaştıracak düzenlemeleri sistematik şekilde gündeme getirdi ve bizler tasarılar yasalaşmasın diye sürekli mücadele ettik. Diyanet ‘kız çocuklarına ailede ve dışarıda şehvet duyulmasının bir sakıncası olmadığına’ dair fetva vermiş; AKP’li vekillerden Gülaçar da 2020’de ​​TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ile Adalet Komisyonu toplantılarına katılan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'den, 'çocuklarla evlenenlerin mağduriyetinin giderilmesi’ konusunda ricacı olmuştu. Kamuoyunda ikinci yargı paketi diye bilinen teklif sırasında ne isteniyordu biliyor musunuz? Çocuk istismarı failleri, istismar ettikleri çocuklarla evlenmek şartıyla affedilmek isteniyordu.  

İSTANBUL'DA FETÖ OPERASYONU: 10 GÖZALTI İSTANBUL'DA FETÖ OPERASYONU: 10 GÖZALTI

ERKEN EVLİLİK NEDENİYLE EĞİTİME DEVAM EDEMEYENLERİN YÜZDE 97’Sİ KIZ ÖĞRENCİLER

Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre, erken evlilik ve nişanlılık nedeniyle eğitime devam edemeyenlerin yüzde 97.4’ü kız öğrenciler. Bu korkunç bir rakam! Erken yaşta evliliğe sürüklenen çocukların çoğu, sistematik olarak evlendirildikleri kişinin ve bu kişinin ailesinin fiziksel ve psikolojik şiddetine maruz kalıyor. Kız çocukları çoğunlukla kendilerinden büyük erkeklerle evlendiriliyor. Çoğu, hiçbir cinsel bilgi sahibi olmadan evlendirilen çocuklar, evlendirildikleri erkeklerin cinsel saldırısına uğruyor ve pek çok sağlık sorunuyla karşı karşıya kalıyor. 15- 19 yaş arası genç kızlarda birinci sırada ölüm nedeni, hamilelik ve doğumun yol açtığı sorunlar. Çocuklar aynı zamanda evlendirildikleri kişiler tarafından sosyal çevrelerinden koparılıp, okula gönderilmiyor ve hatta çocuk yaşta evlendirilen çocukların birçoğunun evden dahi çıkmasına izin verilmiyor.

ADALET BAKANLIĞI VERİLERİNİ AÇIKLADI

TÜİK, Türkiye’de 2021 yılında 117’si 15 yaşından küçük olmak üzere toplam 7 bin 190 çocuğun doğum yaptığını belirtiyor.  Adalet Bakanlığı’na bağlı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün Adli İstatistikler raporlarına göre ise; 2020 yılında ‘cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar’ türünden açılan toplam 40 bin 819 davanın 17 bin 948’i çocukların cinsel istismarına yönelik suçlardan oluşuyor.  Oransal olarak çocukların cinsel istismarı suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı toplam suç sayısının yüzde 44’ünü oluşturuyor. Adalet Bakanlığı 2021 istatistiklerine göre ise, çocukların cinsel istismarına ilişkin suç sayısı 44 bin 880. Reşit olmayanla cinsel ilişkiye ilişkin suç sayısı 26 bin 324. Çocuğa karşı işlenen cinsel suç sayısı toplam 71 bin 124. 

“2016 YILINDAKİ KOMİSYONUN ÖNERİSİ HAYATA GEÇMEDİ”

Karaman’da Ensar Vakfı olayından sonra 2016’da kurulan komisyonun 480 sayfalık raporunda istismar olayının engellenmesi için 88 maddelik öneriler sıralanmıştı. Öneriler içerisinde yer alan ‘Her ne ad altında olursa olsun öğrencilere yönelik yurt, misafirhane, konukevi, pansiyon ve benzeri barınma hizmeti veren yerlerin işyeri açma ve çalışma ruhsatı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilmeli’ önerisi hala hayata geçirilmeden duruyor. Çünkü okul dışı cemaat ve vakıflara göz kırpılıyor ve çocuklar gözden çıkarılıyor.

“DAİMİ KOMİSYON KURULMADI”

Yine komisyon raporundaki ‘TBMM bünyesinde Çocuk Haklarıyla ilgili daimi bir ihtisas komisyonu kurulması& da gerçekleşmeyen öneriler arasında yer aldı.  Buradan defalarca sadece komisyonun değil çocuk bakanlığının kurulması için kanun teklifi verdi. Bu da aynı şekilde daimi bağımsız komisyon şeklinde kurulmadı, zaten insan hakları ihlalleri almış başını giderken, sadece İnsan hakları Komisyonunun bir alt komisyonu olarak çocuk hakları komisyonu kuruldu. Kadınların da, çocukların da şiddetten ve istismardan korunmasını sağlayan en güçlü mekanizma İstanbul Sözleşmesinden çıkıldı, hatta yetmedi, Sözleşmeden çıkılmasının Anayasaya aykırı olduğunun reddi kararı hakkında temyiz itirazları da daha dün yine Danıştay tarafından reddedildi! Aslında hepimiz utanç duymalıyız bu karardan. İstanbul Sözleşmesinden çıkıldığından beri denetimsizlik arttı ve artık ne kadın cinayetleri ne de çocuk istismarları konusunda sağlıklı veriler edinemiyoruz.

Bakın, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre; 2022 yılında 334 kadın erkekler tarafından öldürülüp, 245 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu. Ülkede neredeyse her gün bir şüpheli kadın ölümü gerçekleşirken; İçişleri Bakanı ‘faili meçhul kadın cinayeti yoktur’ diye konuşabiliyor. Bu aslında İçişleri Bakanlığı’nın da, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının da şüpheli kadın ölümleri hakkında herhangi bir veri tutmadığının kanıtı.

“SİYASET ÜSTÜ MESELE’ GİBİ SÖZLERLE SORUMLULUKTAN KAÇMAYA ÇALIŞMASIN”

Bakın, travmatize olmuş bir nesil ve sağlığı bozulmuş bir toplum hepimizi bekliyor.  O yüzden olayları ve durumları münferit sayıp, oluşturulan kamuoyu baskısı sonucu araştırma komisyonu kurulsun demek yetmez. Hepimizin temel yaklaşımı istismarı önlemek, çocukları korumak olmalı. Önleyici politikalarla; istismar nedenlerini ortadan kaldıracak ekonomik ve sosyal önlemler geliştirmemiz gerekiyor. Bunun için de öncelikle sağlık ve eğitim ülkedeki tüm çocuklar için erişilebilir olmalı ve çocuk yoksulluğu ortadan kaldırılmalı. İşte bu kısım zaten devletin ve yöneticilerin sorumluluğu. Onun için de kimse ‘aman efendim bu siyaset üstü mesele’ gibi sözlerle sorumluktan kaçmaya çalışmasın.”