CHP’li Fındıklı Belediyesi ile Fındıklı Kaymakamlığı arasında belediyeye ait binanın tahliyesiyle ilgili tartışma sürüyor. Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu, 'eğitim öğretim hakkını engelledikleri' gerekçesiyle gerekçesiyle 8 belediye çalışanıyla birlikte hakkında açılan idari soruşturmada ifade vermeyeceklerini söyledi. Çervatoğlu, "Fındıklı’da huzuru bozan sayın kaymakamdır. Gücünü kullanarak bütün hakları ihlal eden sayın kaymakamdır" dedi.

GENÇAĞA KARAFAZLI

CHP’li Fındıklı Belediyesi ile Fındıklı Kaymakamlığı arasında belediyeye ait binanın tahliyesiyle ilgili tartışma sürüyor. Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu, 'eğitim öğretim hakkını engelledikleri' gerekçesiyle gerekçesiyle 8 belediye çalışanıyla birlikte hakkında açılan idari soruşturmada ifade vermeyeceklerini söyledi. Çervatoğlu, "Fındıklı’da huzuru bozan sayın kaymakamdır. Gücünü kullanarak bütün hakları ihlal eden sayın kaymakamdır" dedi.

CHP’li Fındıklı Belediyesi ile Fındıklı Kaymakamlığı arasında belediyeye ait binanın tahliyesiyle ilgili tartışma sürüyor. Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu, konula ilgili belediye binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, eski CHP Rize İl Başkanı Saltuk Deniz, EMEP Rize ve Fındıklı örgütleri ile İHD Rize Temsilciliği ve vatandaşlar katıldı. Çervatoğlu, şunları söyledi:

"YETKİSİ OLMADIĞI HALDE SORUŞTURMA İSTİYOR"

"Beni ifadeye çağırdılar, soruşturma açtılar. Ne için, eğitimi öğretimi engellemekten doğru valilik tarafından başlatılan incelemeyi, yetkisi olmadığı halde Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nden Milli Emlak Müdürü görevlendirilmiş ve benim ifademi alacakmış. Belgeleri sunduk zaten bir araştırma yapabilir, Cumhuriyet savcılığı da araştırma yapabilir ama bir inceleme olacaksa halk tarafından seçilen bir belediye başkanı hakkında nasıl soruşturma olacağını kanunlar belirlemiş, İçişleri Bakanlığı’nın yetkisindedir bunlar. Bizim makam mevkide hiç gözümüz olmadı, kapımız yok, makam aracımız yok, makam koltuğumuz yok çünkü en güzel makam yerini sizin gönlünüz olarak biliyoruz. O gönüllerde var oldukça, sokakta o gönülleri ortaya döküp doğru işler yaptıkça makamın en güzel yerinin orası olduğunu biliyoruz. Birileri gibi saraylar, saltanatlar, ihaleler, kapalı odalar, büyük büyük ihtişamlı korumalarla belediye başkanı olarak gezmiyoruz, halkın içinde geziyoruz. Belediye başkanlığının da bir yeri var halk seçmiş, yasalar belirlediyse de itibarsızlaştırmayı da kabul etmiyoruz. Sayın valime de sayın kaymakamıma da sesleniyorum, kaymakamımız halka hizmet ediyor, ilçede mülki amir ama kaymakamımız belediyeye ve belediye başkanına düşmanca ve hasetçe davranıyor. Gülücük dağıtmaya çalışıyor bir yandan arkadan kuyu kazıyor, şikâyet eden o. Ne için şikâyet ediyor? Belediyeye ait olan bir binayı işgal ettiği için, belediye hizmetlerini engellediği için, aslında suç işliyor ama dönüyor bizi ve sekiz çalışanımız hakkında yetkisi olmadığı halde soruşturma istiyor.

"SEKİZ ARKADAŞIM VE BEN ÖZGÜR İRADEMİZLE İFADE VERMEYECEĞİZ"

Bu soruşturmayı açacaksa İçişleri Bakanlığı açsın, bakanlık müfettişleri gelir, biz gerekli evrakları gerekli savunmamızı veririz, her zaman için verdik. Size de bu konuda bir aydınlatma bu ifadeyi vermeyeceğimizi burada ifade ediyorum sekiz arkadaşımız kendi iradesiyle. Avukatımız da gerekli itirazları yaptı ama o itirazlara rağmen de hiçbir cevap verilmedi. Belgeler istedik, belgeler bile verilmedi. Sanki devleti çok küçük düşürdük veya kamu işini çok büyük zarara uğrattık ya da istihbaratı bir durum var da bizden gizleniyor. Bu soruşturmanın evrakları bile verilmedi bize. Sekiz arkadaşımızla birlikte itirazlarımızı yaptık ve bütün belgeleri gönderdik. Burada otuz tane belge gönderdik. Sahil tarafını kim doldurdu? Belediye, hatta çöple doldurdu değil mi? Bütün yasalar, 'belediye tarafından doldurulan dolgu alanları Milli Emlağa aittir belediyeye devredilir' der. Evet, bu devredilmedi, devirle ilgili önceki belediye başkanı da çok yazıştı devredilmedi, bize de devredilmedi. Çok ilginçtir, Rize Merkez’de Çay Çarşısı’nda çay bardağı binası var. 47 milyona dolgu alanına yapıldı, belediyeye ait amaç dışında kullanamaz. Belediye kiraya veremez üçüncü şahıslara veya kurumlara. Sadece kamu kurumları ile ilgili istisnai bir durum var ama Rize Ticaret Borsası’na devrediliyor, tahsisi yapılıyor, kıyı kanununa aykırı dev bardak inşa ediliyor. Yapılacak binanın niteliği belli, o hukuka uygun deniyor ki Sayıştay hukuksuzdur, usulsüzdür dediği halde. Rize’de bu iş devredilebiliyor, Fındıklı’da belediyenin hizmet binası kaymakamlık tarafından gasp edilmeye çalışılıyor. Bunun için soruşturma açıldı.

"KAYMAKAMLIK HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM"

Eylül ayında seçilmiş Meclis üyeleri müftülüğün talebini uygun görmemiş, 'tahsis süresini uzatmayacağım' demiş. Tahsis süresi bitti, madem çok dindardınız, madem çok dini bütün insanlardınız, eski AKP dönemindeki belediye başkanı 49 yıllığına verseydi, niye vermedi? 'Tahsis süresi bitti, ben de işgal ederim' dedi. Biz de işgal ettirmeyeceğiz. Kaymakam hakkında suç duyurusunda bulunuyorum buradan, madem öyle Cumhuriyet Savcılığı, İçişleri Bakanlığı derhal inceleme başlatmalı. Bu bina belediyeye ait değildiyse aynı kaymakam, belediyeye ait olmayan bir binanın ismini belediye verirken bu işlemi nasıl onaylıyor? Bu ismi tescilliyor. Hani belediye binası bize ait değildi. O bina bize ait değilse nasıl ismini verebildik biz? Biz geldiğimiz günden beri eğitimle ilgili çalışmalarımızı önemsedik ve belediye olarak amacımız gerek ilkokuldan gerek okul öncesinden gerek liseye kadar bütün çalışmalarımızı çocuklarımızın daha nitelikli eğitim alması ve daha nitelikli yarınları inşa edebilmesi için çalışmalar yürütmekti. Hatta bunun için boşaltılmış köy okullarını istedik Milli Eğitim İlçe Müdürü ve kaymakam tarafından engellendi. Bizim çocuklarımızın nitelikli eğitim almasını istemiyor, onun hakkında soruşturma açılması gerekirken kaymakam dönüyor çocuklarımızın nitelikli eğitim alabilmesi için mücadele ederken bizim hakkımızda soruşturma açabiliyor.

"GÜCÜNÜ KULLANARAK BÜTÜN HAKLARI İHLAL EDİYOR"

Kaymakamlık ondan sonra diyor ki biz sükût, huzur istiyoruz. Tam tersine Fındıklı’da huzuru bozan sayın kaymakamdır. Gücünü kullanarak bütün hakları ihlal eden sayın kaymakamdır. Basın yoluyla da istedim validen iki buçuk aydır bunları konuşmak istedim randevu bile alamıyorum. Biz bu ifadeyi vermeyeceğiz, soruşturma yanlıştır, açma yetkisi olmayan kişiler açtı. Belge bilgiyi de gönderdik bundan sonra gelecek her türlü baskıyı da göğüsleyeceğimizi ve haklılığımızı da her yerde ifade edeceğimizi söylüyoruz. Sayın valim biz Fındıklı halkına Fındıklı halkıyla birlikte meci kültürüyle hizmet etmek için iktidardayız. Onun için seçildik, birilerine ihale verip zengin etmek için değil, biz kurşun geçirmez camlı arabalarda gezmek için değil, biz özel korumalarla halkın içinde gezmek için değil, biz halkımızla birlikte halkın olanı halka teslim etmek için bugün Cumhuriyet Halk Partisi Belediyesi olarak, Belediye Başkanı ve Belediye Meclisi olarak görev yapmaktayız."

“BELEDİYE BAŞKANININ ÇALIŞMASINI ENGELLEMEK İÇİN YAPIYORLAR"

Basın açıklamasına katılan eski CHP Rize İl Başkanı Saltuk Deniz ise şunları söyledi:

"Düşünebiliyor musunuz 4 yıla yakın bir süre görev yapacak ve zamanının çoğunu kendisine karşı açılan davalara cevap vermekle geçirecek. Bu belediye başkanının çalışmasını engellemeye çalışmak aynı zamanda bir kamusal suçtur. Kaymakamın görevi ya da diğer kamu çalışanlarının görevi belediye başkanlarının çalışmasına ortam hazırlamaktır yoksa bir belediye başkanının çalışmasını engellemeye çalışmak değildir. Siz yapılan her işlemden dolayı bir soruşturma açarsanız bu belediye başkanı nasıl çalışacak? Buradaki amaç aslında halkçı belediyecilik anlayışının Fındıklı’da hayat bulmamasını sağlamak. Açılan davalar şahsi değil bir yönetim anlayışına karşı açılan davalardır. Bu davaları İstanbul’da da görüyoruz, başka yerlerde de görüyoruz fakat ne yaparlarsa yapsınlar belediye başkanlarımızın hizmet etmesinin önüne geçemiyorlar, bundan sonra da geçemeyecekler. Önümüzdeki günler zaten seçim dönemi Türkiye artık bu ceberut baskı sisteminden kurtulacağı bir döneme doğru geliyor. Türkiye’nin Cumhuriyet tarihi boyunca bu kadar yerel yönetimlerin baskı altında bırakıldığı hiçbir dönem yaşamamıştır. Bunları da gördük diye AKP’nin bir sloganı var ya, Türkiye’nin siyasi hayatı AKP’nin bu baskıcı yönetimini görmüş oldu çünkü yerel yönetimler halkın seçtiği en temel kurumlardan bir tanesi. Dört yıl boyunca belediye başkanımızın yanında olduk bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz."