Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, dış politikayı iç siyasette hamaset ve popülizm arasına hapsedip şahsi zaafiyetlerinin milli güvenlik açığına dönüşmesi ve ekonomi başta olmak üzere her sahada sıkışınca ‘dış politika husumetle yapılmaz’ diyerek, ‘sahte kabadayı’ misali tıpkı BAE, İsrail ve son olarak Suudi Arabistan ile olduğu gibi yine çark etti” dedi.

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, dış politikayı iç siyasette hamaset ve popülizm arasına hapsedip şahsi zaafiyetlerinin milli güvenlik açığına dönüşmesi ve ekonomi başta olmak üzere her sahada sıkışınca ‘dış politika husumetle yapılmaz’ diyerek, ‘sahte kabadayı’ misali tıpkı BAE, İsrail ve son olarak Suudi Arabistan ile olduğu gibi yine çark etti” dedi.

DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine Türkiye’nin destek kararı hakkında bugün yazılı bir açıklama yaptı. Uysal, sosyal medya hesabından da yayınladığı yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, dış politikayı iç siyasette hamaset ve popülizm arasına hapsedip şahsi zaafiyetlerinin milli güvenlik açığına dönüşmesi ve ekonomi başta olmak üzere her sahada sıkışınca ‘dış politika husumetle yapılmaz’ diyerek, ‘sahte kabadayı’ misali tıpkı BAE, İsrail ve son olarak Suudi Arabistan ile olduğu gibi yine çark etti.

“BİZLER DE ZANNETTİK Kİ DIŞ POLİTİKADA BİR NEFES SAHASI OLUŞTURACAKLAR”

Zannettik ki; Sayın Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik müzakereleri üzerinden ‘kriz yaratarak’ başta ABD ve diğer ittifak üyeleri ile uzun zamandır yaşanan yapısal problemlerde AKP eliyle ‘değerli yalnızlığa’ sıkışan ülkemiz için bir nefes sahası oluşturacak! Zannettik ki; Erdoğan bu hamlesi ile F-35 projesine Türkiye’yi tekrar dahil edecek! Zannettik ki; kaçak PKK, FETÖ ve diğer terör örgütleri yöneticilerinin Türkiye’ye iadeleri konusunda somut taahhütler alacak! Zannettik ki; Suriye’de, AKP’nin rejim değişikliği politikasıyla ortaya çıkan iktidar boşluğu sonucu, fiilen bir ‘PKK devleti’ kurulması eşiğine getiren PKK/PYD’ye ABD’nin desteğinin kesilmesi sağlanacak. Oysa bu hususların hiçbirinde bir ilerleme kaydedilmediği anlaşılıyor.  

“NATO MÜTTEFİKLERİMİZLE TERÖRİZMİN TANIMI KONUSUNDA MUTABAKAT SAĞLAYAMADIK”

ÇAVUŞOĞLU: “TÜRKİYE OLARAK, TEL AVİV’E BÜYÜKELÇİ ATAMA KARARI ALDIK” ÇAVUŞOĞLU: “TÜRKİYE OLARAK, TEL AVİV’E BÜYÜKELÇİ ATAMA KARARI ALDIK”

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik süreçleri hakkında Türkiye, İsveç ve Finlandiya liderlerinin huzurunda 28 Haziran 2022 tarihinde Madrid’de imzalanan ‘Üçlü Muhtıra’da, ‘terörizmin tüm biçim ve tezahürleri ile mücadelede tam dayanışma ve işbirliği’ söz konusu edildi. Ancak biliyoruz ki; uzun yıllardan beri NATO müttefiklerimizle terörizmin tanımı konusunda mutabakat sağlayamadık. Yanı sıra bugüne kadar konuyla ilgili girişimlerimize Türkiye’yi tatmin edici bir tutum da sergilenmemiştir.  

“TÜRKİYE İÇ POLİTİKASINA YÖNELİK FOTOĞRAF VERMEK GİBİ DÜŞÜK PROFİLLİ BİR AMAÇ UĞRUNA VETO KALDIRILDI”

Üçlü Muhtıra’da ‘tarih belirtilmeden’ sadece ‘taahhüt şeklinde’ ifade edilen hususlara ilişkin henüz somut adımlar atılmadan, ‘NATO Madrid Zirvesine İsveç ve Finlandiya’nın davet edilmesine Türkiye’nin peşin destek ifadesi’, AKP’nin / Erdoğan’ın Türkiye’den ziyade kendini merkeze koyduğu dış politikasının son örneğidir. ABD tarafından, ‘Türkiye olumlu bir tavır geliştirmediği takdirde ABD Başkanı Biden ile bir görüşme olamayacağı’ üstü örtülü bir şekilde ifade edildi. Bunun üzerine, Türkiye iç politikasına yönelik fotoğraf vermek gibi düşük profilli bir amaç uğruna veto kaldırıldı. Sonuç olarak diyebiliriz ki; Rahip Bronson, Deniz Yücel, Cemal Kaşıkcı ve pek çok olayda olduğu gibi, iktidarın ‘ahbap çavuş ilişkisi’ ile yaptığı pazarlıklar, ne Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Milletinin menfaatine ne de uluslararası politikada bir evrensel değer ve prensibe hizmet etmemiştir.”