DEVA Partisi bugün 51 belediye başkan adayını açıkladı. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Biliyoruz ki bu kafayla, bu hukuksuzluk ve adaletsizlikle bu iktidar sonuç üretemeyecek. Onun için bu yerel seçimlerde diyorum ki ‘Gelin, sarı kartı gösterelim.’ Ama genel seçimlerde de hep beraber kırmızı kartlarımızı hazırlayalım ve genel seçimlerde de artık kırmızı kartı gösterip bu görevi beraberce sona erdirelim. Sarı kartı gösterelim ki dikkat etsinler. Sarı kartı gösterelim ki hukuktan, adaletten saptıklarının farkına varsınlar. Bu yerel seçimlerde, DEVA'ya yakışan bir sonuç alalım ki iktidar, genel seçime kadar iki elinin arasına başını alıp biraz düşünsün, kendine gelsin. Nasıl genel seçimlerde o 52/48 sarstıysa, bir rasyonalite arayışına az da olsa girdilerse bu yerel seçimlerde bizim iyi sonuç almamız, genel seçimlere kadar da ülkenin daha iyi yönetilme çabasını bir miktar oluşturabilir. Sarı kartı gösterelim ki pervasızlıktan, vurdumduymazlıktan vazgeçsinler. DEVA Partisi buna hazır. Belediyecilik anlayışımızla hazırız” dedi.

DEVA Partisi bugün, Genel Başkan Ali Babacan’ın katılımıyla Ankara’da, Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısı düzenledi. Toplantıda 51 belediye başkan adayı kamuoyuna tanıtıldı. Babacan, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

"İLK ETAPTA, ‘BEN VARIM, BURADAYIM’ DİYEN 51 BELEDİYE BAŞKAN ADAYIMIZI KAMUOYUNA TANITACAĞIZ”

“81 ilde, yüzlerce ilçede, gecesini gündüzüne katarak Türkiye için çalışan değerli yol arkadaşlarım; ekonomik krizlerle, hukuk skandallarıyla, yargı darbeleriyle geleceği karartılmaya çalışan ülkemize biraz olsun nefes aldırabilmek için çaba gösteren; her bir köşeye, herkese yetişmek için kimi zaman ailesinden, kimi zaman arkadaşlarından uzak kalmayı sevgili DEVA’lı arkadaşlarım; en büyük teşekkür sizlere. Bugün sizler sayesinde; ailenizden, işinizden, aşınızdan yaptığınız fedakarlıklar sayesinde buradayız. Bugün burada, sizlerin gözünüzün içine baktığımda bir kez daha anlıyorum ki ülkeyi değiştirecek kararlılık yine sizlerde var. Sadece DEVA'da var. 30 Eylül'de yaptığımız tüzük kongremizde açıklamıştık. DEVA Partisi olarak yerel seçimlerde kendi adaylarımızla, kendi ismimizle girme kararı aldığınızı söylemiştik. Derhal komisyonlarımızı kurduk. Aday tespit çalışmalarımızı başlattık. Bugün ilk etapta, ‘Ben varım, buradayım’ diyen 51 belediye başkan adayımızı kamuoyuna tanıtacağız. Ve aynı zamanda, bugün partimizin yerel yönetimler ve şehircilik anlayışını, politikalarımızı, hedeflerimizi sizlerle paylaşacağız. Ayrıca partimizin belediye yönetimiyle alakalı Etik Kurallar Bildirgesini de kamuoyuna yine bugün, buradan duyuracağız. 30 büyükşehrimiz için, 51 ilimiz için, 922 ilçemiz ve 389 beldemiz için, tüm Türkiye için hayırlı olsun diyorum.

"ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZA ENGELSİZ BİR TÜRKİYE ÜMİT EDİYORUM”

3 Aralık Dünya Engelliler Günü'nü anmakla başlamak istiyorum. Engelli vatandaşlarımızın sıkıntılarını, beklentilerini çok iyi biliyoruz. Eğitimle ilgili, istihdamla ilgili, erişilebilirlikle alakalı çok ciddi sorunlar var. Hepsinin farkındayız. Biz diyoruz ki engelli her vatandaşımızın aslında güçlü olduğu, yetenekli olduğu pek çok alan var. İster doğuştan olsun, küçük yaşta olsun, ister hayatın farklı evrelerinde, engelli olan vatandaşlarımızın işte o imkanı olan alanlarda, yetenekli olduğu alanlarda çok iyi eğitilmeleri gerekiyor. Ve o alanlarda istihdam edilmeleriyle alakalı, istihdam imkanlarının oluşmasıyla da alakalı yine çok ciddi programlar, tedbirler gerekiyor. Bunların hepsi inanın çok kolay. Yeter ki siyasi irade olsun. Yeter ki iyi hazırlanmış, iyi düşünülmüş programlar olsun. Yine erişilebilirlik, erişilebilir şehirler... Özellikle engelli vatandaşlarımız için, tekerlekli sandalye kullanan vatandaşlarımız için şehirlerin, kaldırımların, mekanların erişilebilir olması, uygun olması. Bunlar gerçekten öyle çok para tutan işler değil, maliyetli işler de değil. Yeter ki irade olsun. Ben bu vesileyle tekrar 3 Aralık Dünya Engelliler Günü'nü anmak, hatırlatmak, şu andaki iktidarı da özellikle bu noktada dikkatlerini çekmek istiyorum. Ve engelli vatandaşlarımıza engelsiz bir Türkiye ümit ediyorum, umut ediyorum.

"GİTTİĞİMİZ BİR PAZARDA, BİR KAHVEDE YA DA KAFEDE BİR EV HANIMIYLA, BİR GENÇLE SOHBET EDERKEN RASTLADIĞIM ORTAK DUYGU İNSANLARIN BİZE, PARTİMİZE DUYDUĞU GÜVEN”

Ekonomik krizin iyiden iyiye kendini gösterdiği bir dönemdeyiz. Vatandaşlarımızla yaptığımız sohbetlerde, ortak bir nokta hep dikkatimi çekiyor. DEVA’lı olsun veya olmasın. Gittiğimiz bir pazarda, bir kahvede ya da kafede bir ev hanımıyla, bir gençle sohbet ederken rastladığım o ortak duygu ne biliyor musunuz? İnsanların bize, partimize duyduğu güven. İnsanlar bizlere duydukları güveni ifade etmekten çekinmiyorlar. Ama ne yapıyorlar? Bunu eğilip kulağımıza sessizce söylüyorlar. Diyorlar ki ‘Gönlümüz sizinle. Yolunuz açık olsun. Kurtulalım artık.’ Bir kısmı, güvenini dile getirdikten sonra, ‘Keşke ikinci bir oyum olsa’ diyor. Bazısı, ‘Keşke tek başına seçime girseydiniz’ diyor. Kendisini ideolojik açıdan bizimle farklı bir noktada gören, kimi yerlerde az da olsa bize tepki gösterenler de oldu. Bunların hepsi doğru. Fakat doğru olan bir şey daha var. Makul hiç kimse, ‘Siz bu işi beceremezsiniz. Siz devlet yönetemezsiniz’ demiyor. Kimse, ‘Siz gelirseniz ekonomi daha kötü olur. Hukuksuzluklar artar’ demiyor. Kimse, ‘Çalıp çırparsınız. İhaleleri yandaşlarınıza verirsiniz’ demiyor. Hiç kimse, ‘Mülakatlarda, kamu ihalelerinde sizden olanlara torpil geçersiniz’ demiyor. Biz yerel seçimlere kendi ismimizle, kendi adaylarımızla girmeye karar verirken bizi, en çok motive eden bütün bu saha çalışmalarımızdı. Siyasi görüşü ne olursa olsun her kesimden insanın, ‘Bunlar iyi insanlar, dürüst insanlar’ demesi, çok şükür bize nasip oluyor DEVA’ya nasip oluyor. En büyük mutluluğumuzdur, hamdolsun.

MANSUR YAVAŞ AYAŞ'TA: "REKOR OYLA GELİYORUM AMA BİRÇOĞUNUZ SİYASET ÇÖPLÜĞÜNE GÖMÜLÜYORSUNUZ" MANSUR YAVAŞ AYAŞ'TA: "REKOR OYLA GELİYORUM AMA BİRÇOĞUNUZ SİYASET ÇÖPLÜĞÜNE GÖMÜLÜYORSUNUZ"

"HER KESİMİN BİR OTOKRATI VAR. İDEOLOJİK OLARAK TÜKENMİŞ OLDUKLARINI FARK EDİYORLAR, ONUN İÇİN ÖFKELİLER”

Bu seçimlere kendi ismimizle, kendi adaylarımızla girmek istememizin bir başka sebebi de şu: Biz demokrasi anlayışımızı, dar ideolojik mevzilere hapse istemiyoruz. Yerel seçimlerden önce, ortak listelerin açıklanmasıyla beraber başlayan seçimlerden sonra da aylarca devam eden ithamları şöyle bir hatırlayın. Bize söylenen sözleri, yapılan hakaretleri, maruz kaldığımız haksızlıkları şöyle bir hatırlayın. Arkadaşlarımızın sokak sokak, mahalle mahalle dolaşarak, insanlarla tek tek sohbet ederek alanlarının teriyle, helalinden hak ettikleri sonuçların kimileri tarafından nasıl küçümsenmek istediğinin farkındayız. Bunun sebeplerini de çok iyi biliyoruz. Hiç kimse, bu milleti aldatmaya çalışmasın. Tüm bunların DEVA’ya, DEVA üzerinden de bir siyasi görüşe ve duruşa karşı da yapıldığının da gayet iyi farkındayız. Olay şu: Her kesimin bir otokratı var. Otokrat zihniyet, sadece iktidarda yok. Her kesimin otokratları var. İşte o otokratlar, bir sopayı ele geçirmeye görsünler. Amaçları iktidarı ele geçirip, sopayı ele geçirip başkalarını dövmek. Öfkelerinin sebebi, o sopaya sahip olmamaları, olamamaları. Kendilerinden olmayana, kendileri gibi görünmeyene tahammül etmeye mecbur kaldılar ya. Bu Altılı Masa falan derken işte onun için öfkeliler. Öfkeleri aslında, kaybetmiş olmalarına ama aynı zamanda ideolojik olarak tükenmiş olduklarını da fark ediyorlar, onun için öfkeliler. Onu da biliyoruz.

"BİR ARADA OLMAYI HOŞGÖRÜ OLARAK GÖRÜYORLAR. BİZ BİR ARADA, EŞİT VATANDAŞ OLARAK VAR OLMANIN İDDİASINDAYIZ”

DEVA Partisi; demokrasiye inanan, insanları dış görünüşleriyle yargılamayan, hukuku araçsallaştırmayı etik dışı bulan, medyanın özgür olması gerektiğini düşünen, farklılıkların zenginliğimiz olduğuna inananların partisi. Bunlara bakarsanız kendinden olana, kendine benzeyene demokrat olmak kolay. İşte şu salona bakıyoruz, farklı kesimlerden yüzlerce insan, aynı çatının altında. Demokrasi budur. Bıkmadan, usanmadan anlatacağız. Sayfalarca yazdık, yine yazacağız. Özellikle şuraya dikkat çekmek istiyorum: Biz, onlara birbirine karşı kibirle değil, tahammül ederek değil, hoş görerek hiç değil; beraberce, eşit birer vatandaş olarak, birbirimize saygıyla yaşamamız gerektiğini anlatıyoruz ve anlatacağız. Bunlar, bir arada olmayı hoşgörü olarak görüyorlar. Bunlar bir arada olmayı, tamir etmek olarak görüyorlar. Biz bir arada, eşit vatandaş olarak var olmanın iddiasındayız. Onun için buradayız, bu salondayız. Uzun lafın kısası, biz gerçek demokrasiyi, tam demokrasiyi öğreteceğiz onlara. DEVA’nın uygulamalarıyla öğrenecekler.

"HUKUK VE ADALET OLMADAN DİĞER ALANLARDA NE YAPMAYA ÇALIŞIRSANIZ ÇALIŞIN, İSTEDİĞİNİZ KADAR ALİ BABACAN'IN ESKİ ARKADAŞLARINI İŞ BAŞINA GETİRİN, YAPAMAZSINIZ”

Mevcut iktidar, insanlara umut vadetmeyi bırakalı çok uzun zaman oldu. Kimsenin iktidara güveni yok. Bakmayın, son seçimlerde destek veren yüzde 52 var ya. O 52 içerisinde, en az 15-20 puan kerhen verdi o desteği. Ama ‘Bu iktidar, bu ülkenin sorunlarını çözer’ diyerek o güvenle, umutla vermedi. Şimdi soruyorsunuz, ‘İşler kötü’ diyorlar. ‘İyiye gider mi’ diye soruyorsunuz. ‘Hayır, daha da kötüye gidecek’ diyorlar. İşte bunun tüm toplum farkında. İşin ilginç yanı, şöyle bir iktidardakilere baktığımızda, bunların birbirlerine güveni bile yok. Yanlışlıkla şu koltuktan kalksam, ben gelene kadar acaba birisi gelir, oturur mu diye korkuyorlar. İktidara bakıyoruz. ‘O bana bir şey yapar mı? Şu yerime geçmeye mi çalışıyor? Bilmem kim şu kadar almış, ben nereden, neyi alırım’ hesapları bitmiyor. Birbirlerine güvenmeyen, birbirlerine sırtını dönemeyen insanlar, bu ülkeye bir şey veremezler. Ekonomiyi toparlayacaklarmış, toparlayamazlar. Hukuku, adaleti tesis edeceklermiş, edemezler. Eğitim sistemini düzelteceklermiş, düzeltemezler. Çünkü dürüst ve ehil kadrolar olmadan bu ülkenin hiçbir sorunu çözülmez. Hukuk ve adalet olmadan diğer alanlarda ne yapmaya çalışırsanız çalışın, istediğiniz kadar Ali Babacan'ın eski arkadaşlarını iş başına getirin, yapamazsınız. Çünkü asıl ülkeyi yöneten siyasi irade, hukukun üstünlüğüne inanmıyor. Ülkeyi, tek imzayla yönetme yetkisine şu anda sahip olan, kendini anayasayla, kanunlarla bağlı hissetmiyor. Hukukun olmadığı, adaletin olmadığı bir ülkede ekonomi düzelmez. Hukuk, bu ülkede ekmek kadar, su kadar ihtiyaçtır. Olmadan olmaz. Onun için olmayacak diyorum. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak, içim kan ağlayarak bunu söylüyorum. Bir yandan ülkemiz daha iyiye doğru gitsin diye dua ediyorum. Ama bir yandan da biliyorum ki maalesef olmayacak.

"BU İKTİDARIN ÜLKEMİZE VERECEK HİÇBİR ŞEY KALMADI. SON KULLANMA TARİHİ DE ÇOKTAN GEÇTİ”

İşte bunun içindir ki bu iktidarın ülkemize verecek hiçbir şey kalmadı. Son kullanma tarihi de çoktan geçti. Gençlerimiz, bilim insanı olmanın hayalini kurmaları gerekirken; kendilerine verilen, sonrasında da faiziyle geri alınan kredilerle, üç kuruş parayla yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar bu ülkede. Zamanında başörtülü oldukları için üniversiteye alınmayan genç kızlarımız, çok şükür artık mezun oluyorlar. Ama şimdi de borçlarını ödemek için iş arıyorlar, bulamıyorlar. 28 Şubat’larda Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde yargılananlar, adliyelerden çıkamayanlar çok şükür o günleri geride bıraktı. Ama şimdi onlar ev sahipleriyle davalık oluyorlar. Oğullarının yemin törenine alınmayan yaşlı teyzelerimiz, şimdi gidebiliyorlar. Ancak emekli maaşları, kiralarına dahi yetmediği için sokaklara atılıyorlar. Hayal ettiğimiz bu muydu? İHA'larımız var, SİHA'larımız var ama sokaklar çetelerle dolu. Uçak gemimizle gurur duyuyoruz ama insanlar, birileri gelip çökecek diye küçük bir dükkan açmaya dahi korkuyorlar bu ülkede. Hukuk güvenliği diye bir şey yok. Yargıda rüşvetler, gruplaşmalar, çeteleşmeler almış başını gitmiş. Bunu biz söylemiyoruz, bunu yargının en üst makamındakiler, başsavcılar söylüyor, yazılı olarak şikayet ediyor. Oralardan öğreniyoruz bunları.

"ÜLKEYİ YÖNETENLER, EĞER SÜREYLE SINIRLANMAZSA VE HUKUKLA SINIRLANMAZSA GÜÇ O YÖNETENLERİ YOZLAŞTIRIYOR. GÜÇ ZEHİRLENMESİ OLUYOR”

Sanata katkınız, vatandaşlarınıza ve yandaşlarınıza yazdırdığınız kitaplardan ibaret. Bilime katkınız, ülkeye sokulan uyuşturucuların kimya mühendislerinin dahi çözemeyeceği muhteviyatından ibaret. 1990’ların üstümüze karabasan gibi çöken karanlığını dağıtacağına inandığımız hareketin, o zulme, o baskıya ‘dur’ diyeceğine inandığımız bir yönetim anlayışının geleceği yer, bu olmamalıydı. 20 yılın sonunda dönüp dolaşıp geldiğiniz, insanları getirdiğiniz yer bu işte. Niye biliyor musunuz? Sebep çok basit. Çok temel bir yönetim ilkesi var. Ülkeyi yönetenler, en üst noktada ülkeyi yönetme iradesine, yetkisine sahip olanlar, eğer süreyle sınırlanmazsa ve hukukla sınırlanmazsa güç o yönetenleri yozlaştırıyor. Güç zehirlenmesi oluyor. Hele hele mutlak güç, mutlaka yozlaştırıyor. Asıl sebep budur. İşte bunun içindir ki biz şunun bilincindeyiz: Bize duyulan güven, geçtiğimiz seçimlerde bizi iktidara getirmek için yetmedi. Ancak doğru olana, dürüst olana, liyakatli, işinin ehli olana gösterilen teveccüh; iktidar nezdinde de yeni bir politikayı zorunlu kıldı. Baktılar ki iş tehlikeye bindi. Baktılar ki seçimi uç uca kazandılar. Hem de aldatarak montaj videolarla, insanlara gerçekleri değil, yalanları göstererek söyleyerek kazandılar. Kazandılar ama helalinden kazanmadılar.

"DEVA PARTİSİ, DOĞRUYU SÖYLEMENİN RİSKLİ OLDUĞU ANLARDA DAHİ DOĞRULARI YÜKSEK SESLE HAYKIRMASINI BİLEN BİR PARTİ OLMUŞTUR”

Ve uç uca kazandıkları seçimlerden sonra da bir rasyonalite arayışına girdiler. Arayışı diyorum çünkü rasyonelite dediğimiz kavram, ancak ve ancak ülkenin en tepesindeki siyasi iradede varsa aşağılara doğru yansır. ‘Faiz sebep, enflasyon sonuçtur’ diye 5 yıl boyunca, bu ülkede döviz kurunu patlatan Sayın Erdoğan'ın kendisi olmadı mı? Son 6 aydır Merkez Bankası, 6 kere faiz artırdı. Hiç konuşuyor mu? Bu konudan hiç bahsediyor mu? Hesap verebilen anlayışa, zihniyete sahip olan bir cumhurbaşkanı, bu konuları böylesine pas geçer mi? Bir çık, anlat ki ‘Evet yanlış yapmışım. Aldatılmışım.’ Daha önce dedin, gene çık, söyle ki güven olsun. Sen 5 yıl boyunca iddia ettiğinin tam tersini, 6 aydır ekonomide uygula, uygulat ve bunu konuda hiç konuşma. Ondan sonra da güven oluşacak da ülkeye sermaye gelecek. Çok beklersiniz çok. Herkes neyi bekliyor? Dur bakalım, bu ne kadar gidecek? Acaba Sayın Erdoğan ne zaman u dönüşü yapacak? O kadar çok u dönüşü yaptı ki her alanda; ekonomide, dış politikada. Acaba bu kadroyu ne zaman lafı mı dinlemiyorlar diye görevden alacak, atacak? Dolayısıyla öngörülebilirlik olmadan, güven olmadan, hukuk ve adalet olmadan ekonomi olmaz. İşte bunun içindir ki DEVA Partisi, doğruyu söylemenin riskli olduğu anlarda dahi doğruları yüksek sesle haykırmasını bilen bir parti olmuştur.

"BİZ DEVA PARTİSİ’Nİ YENİ BİR İKTİDARI MÜMKÜN KILMAK İÇİN KURDUK”

Çok şükür bizim alnımız açık, başımız dik. Onun için DEVA Partisi'ni kurduk. Onun için cesaretle ‘Biz varız ve buradayız’ dedik. Onun için yanlışlara yanlış, doğrulara doğru diyoruz ve bunu cesaretle söylüyoruz. Hiçbir şeyden korkmadan söylüyoruz. Biz, çok şükür Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmayız. Ve inanın, azimle, iradeyle çalışalım; ‘Doğacaktır vadettiği günler hakkın. Belki yarın belki yarından da yakın.’ Ama çok çalışacağız. Çok çalışmak da yetmez. Doğru değil, dosdoğru çalışacağız. DEVA Partisi yanlışın, haksızlığın, hukuksuzluğun karşısında korkmadan dik durabilen kadrosuyla ve yeni bir siyaset anlayışıyla yola çıktı. Kolay değil. Bu salondaki yüzlerce teşkilat mensubumuz, Türkiye'nin dört bir tarafında yüz binlerce DEVA’lı, gidip ıslak imzasıyla ‘Ben DEVA Partisi'nin üyesiyim’ diye korkmadan, çekinmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın parti üyeliğine, o kütüğe ismini yazdıran arkadaşlarımız. Bunların hepsi tek tek birer kahraman. Birer demokrasi kahramanı, hukuk ve adalet kahramanı, özgürlük kahramanı. Hepiniz kahramanlarsınız. Böyle bir ortamda kolay değil. İnsanları çok korkutuyorlar. Kimine havuç, kimine sopa... Hangisi kimin üzerinde işe yarıyorsa. Kendisiyle de değil, çocuğuyla çoluğuyla korkutuyorlar. Gerçekten yazık. Bizler DEVA Partisi'ni, sadece yeni bir siyaseti mümkün kılmak için kurmadık. Biz DEVA Partisi’ni yeni bir iktidarı mümkün kılmak için kurduk. Ve bu yüzden yola çıktık.

"VATANDAŞLARIMIZA DEVA BELEDİYECİLİĞİNİ TANITMAK, ONLARI BAŞKA BİR BELEDİYECİLİĞİN DE MÜMKÜN OLDUĞUNA İKNA ETMEK ZORUNDAYIZ”

Biz kendimizden emin olduğumuz sürece, dimdik, alnımız açık yürüdükten sonra bizimle yürüyenlerin sayısı her gün çoğalacaktır. Yüz binler, milyonlar her ay, her yıl bu harekete katılacaktır. Bizimle beraber olacaktır. Genel seçimlerde topladığımız takdiri, farkındalığı bilinirliği yerel seçimlerde, insanları yeniden DEVA Partisi'ne ikna ederek taçlandırmak zorundayız. Dolayısıyla yerel seçimler bizim için çok çok önemli. Yerel seçimler bizim için ilk defa bir seçmen tabanı oluşturacak. İlk defa DEVA Partisi'ne ‘evet’ mührünü basacak bir vatandaş kitlesi oluşturacak. ‘Ben DEVA’lıyım’ diye hiçbir zaman yüzü yere eğilmeyecek bir seçmen, bir vatandaş grubu olacak Türkiye'de. Ve inşallah o nüvenin üzerine aynı kartopu nasıl büyürse bir sonraki genel seçimlere kadar o kartopunu büyüte, büyüte, yürüyeceğiz. Vatandaşlarımıza DEVA Belediyeciliğini tanıtmak, onları başka bir belediyeciliğin de mümkün olduğuna ikna etmek zorundayız. Ve bunu hep beraber yapacağız. Gerçekleştireceğiz. Buradan tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum: Önümüzdeki yerel seçimler, bu iktidara bir sarı kart göstermenin en önemli fırsatıdır. Sarı kart, bir uyarıdır, ‘Hatalarının farkındayım. Ona göre ayağını denk al’ demektir. Bu hükümetin icraatlarından memnun değilsiniz, onları da uyarmak istiyorsanız gelin, bu seçimlerde hep beraber sarı kartı gösterelim.

"BU YEREL SEÇİMLERDE, DEVA'YA YAKIŞAN BİR SONUÇ ALALIM Kİ İKTİDAR, GENEL SEÇİME KADAR İKİ ELİNİN ARASINA BAŞINI ALIP BİRAZ DÜŞÜNSÜN, KENDİNE GELSİN”

Biliyoruz ki bu kafayla, bu hukuksuzluk ve adaletsizlikle bu iktidar sonuç üretemeyecek. Hiçbir alanda başarı üretemeyecektir. Onun için bu yerel seçimlerde diyorum ki ‘Gelin, sarı kartı gösterelim.’ Ama genel seçimlerde de hep beraber kırmızı kartlarımızı hazırlayalım ve genel seçimlerde de artık kırmızı kartı gösterip bu görevi beraberce sona erdirelim. Sarı kartı gösterelim ki dikkat etsinler. Sarı kartı gösterelim ki hukuktan, adaletten saptıklarının farkına varsınlar. Bu yerel seçimlerde, DEVA'ya yakışan bir sonuç alalım ki iktidar, genel seçime kadar iki elinin arasına başını alıp biraz düşünsün, kendine gelsin. Nasıl genel seçimlerde o 52/48 sarstıysa, bir rasyonalite arayışına az da olsa girdilerse bu yerel seçimlerde bizim iyi sonuç almamız, genel seçimlere kadar da ülkenin daha iyi yönetilme çabasını bir miktar oluşturabilir. Sarı kartı gösterelim ki pervasızlıktan, vurdumduymazlıktan vazgeçsinler. DEVA Partisi buna hazır. Belediyecilik anlayışımızla hazırız.

"DEVA BELEDİYECİLİĞİ; ÖZ KAYNAKLARINI GELİŞTİRECEK, MERKEZİ YÖNETİME BAĞLI OLMADAN DA İŞ VE HİZMET ÜRETECEK KURUMSAL YAPIYA SAHİP YENİ VE GÜÇLÜ BİR BELEDİYECİLİK ANLAYIŞIDIR”

Daha önce, Yerel Yönetimler ve Şehircilik Eylem Planımızı açıkladık. Ve orada çok detay var. O eylem planınız hem merkezi hükümetin hem de belediyeler eliyle yapılması gerekenlerin kapsamlı çalışması. Bu yerel seçimlere özel, iktidarda olmasak dahi, yani şu andaki iktidar devam etse dahi bir sonraki seçimlere kadar bizim belediyelerimizin neler yapacağını ‘DEVA Belediyeciliği’ adı altında böyle bir kitapçıkta topladık. DEVA Belediyeciliği; öz kaynaklarını geliştirecek, merkezi yönetime bağlı olmadan da iş ve hizmet üretecek kurumsal yapıya sahip yeni ve güçlü bir DEVA belediyeciliği anlayışıdır. Ayrıca, haksız kazanca ve yolsuzluğa geçit vermeyen bir DEVA belediyeciliği anlayışı getireceğiz. Katılımcı ve çoğulcu demokrasiyi işleten bir DEVA belediyeciliği anlayışı getireceğiz. İnsan odaklı ve eşitlikçi kentler kuran bir DEVA belediyeciliği anlayışı getireceğiz. Geleceğin şehirlerini kuracak, ulaşım ve erişim sorunlarını çözecek bir DEVA belediyeciliği anlayışı getireceğiz. Çevre, kültür ve spor dostu şehircilikle hayat kalitesini yükseltecek bir DEVA belediyeciliği anlayışı getireceğiz.

"HER KADEMEDEKİ BELEDİYE BAŞKAN ADAYIMIZDAN DEVA BELEDİYECİLİĞİ ETİK KURALLARINA BAĞLI KALACAKLARINA DAİR İMZALI BİR TAAHHÜTNAME İSTİYORUZ”

Biz, DEVA Partisi olarak erdemli ve ahlaklı siyasetin en temel önceliğimiz olduğunu zaten hep söylüyoruz. Ve bu anlayışla da bir ilki gerçekleştiriyoruz. Her kademedeki belediye başkan adayımızdan daha seçimlere girmeden önce Deva Belediyeciliği etik kurallarına bağlı kalacaklarına dair imzalı bir taahhütname istiyoruz. Bu Türkiye'de ilk, daha önce böyle bir şey hiç olmadı. Bu, DEVA Partisi'nin temiz yönetim anlayışı konusunda lafta değil, sözde değil, özde ne kadar samimi olduğunun işte en önemli belgesidir. Ve bütün adaylarımıza diyoruz ki ‘Bunları okuyun. Dürüst belediyeciliğin ne olduğunu şimdiden gelin, vatandaşlarımıza arz edelim.’ Ve bu çerçevede belediye başkan adaylarımız dürüstlük, şeffaflık, katılımcılık ve hesap verebiliklik, adalet ve eşitlik, ayrımcılık yapmama ve liyakati esas alma, çıkar çatışmasını önleme, hediye ve menfaat kabul etmeme, kamu yararını üstün tutma, kamu kaynaklarını koruma, siyasetin finansmanını belediye yoluyla önleme, gizli bilgileri ifşa etmeme ve kişisel amaçla kullanmama konusunda bütün bu ilkeleri kabul, beyan ve taahhüt ettiklerine dair bu belgeyi bizim adaylarımız imzalayacaklar. Ve bu sözle, bu taahhütle milletimizin karşısına çıkacaklar.

"PARTİ OLARAK BELEDİYELERİMİZİN KURALLARA UYUP UYMADIĞINI DENETLEYECEĞİZ. HER BİR BELEDİYEMİZİN KARNESİNİ KAMUOYUYLA PAYLAŞACAĞIZ”

Biz de parti olarak yetkili organlarımız aracılığıyla bu etik kurallara uyulup uyulmadığını düzenli olarak izleyeceğiz, denetleyeceğiz ve her bir belediyemizin bu konudaki karnesini de şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşacağız. Yani belediyelerimizin objektif performans kriterlerine göre kendi kendimize karnesini oluşturacağız ve belediyemizin bu karnelerini toplumla paylaşacağız. Bu da yine Türkiye'de bir ilk olacak. Şimdi size yıllar önce yaşanmış gerçek bir olaydan bahsetmek istiyorum. Ekran başındaki vatandaşlarımız, umutsuzluğa kapılan, çözümü yurt dışına gitmekte bulan gençlerimiz, pazara giderken korkarak giden, evine bir misafir çağırmadan önce hesap kitap yapmak zorunda kalan ev hanımlarına, tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum: Uzak bir coğrafyada, yıl 1972. Uruguay Hava Yolları'na ait bir uçak, And Dağları'nda karın üzerine düşer. Mevsimlerden kış. Kazadan kurtulanlar olur. Fakat arama-kurtarma çabaları bir türlü sonuç vermez. İnsanlar orada, dağların orta yerinde, çaresizce beklerler. Her taraf kar, uçak beyaz, bulması da zor. Düşünürler; burada beklesek mi, yoksa gidip yardım mı çağırsak? Beklemeye karar verirler. Bir gün geçer, üç gün geçer, günler hafta olur. Derken uçağın içinde bir radyo bulurlar. İçlerinden üç kişiyi radyonun çektiği yüksek bir noktaya gönderirler. Ve derler ki ‘Siz bir haber almaya çalışın.’ Bu üç kişi o tepeye ulaşır, radyoyu açar ve haberleri dinlemeye başlarlar. Haberleri dinlerler ki arama-kurtarma çalışmaları, ümitsizlikle sona erdirmiş ve arama-kurtarmadan vazgeçilmiş. Yani artık onları kurtarmaya gelecek hiç kimse yoktur. Bu üç kişi, haberi arkadaşlarına nasıl söyleyeceklerini düşünerek çaresizce, umut içinde bekleyen uçak enkazının yanındaki diğer arkadaşlarının yanına giderler. Haberi dinleyenlerden birisi arkadaşlarının yanına varınca söze girer ve diğer arkadaşlarına der ki ‘Arkadaşlar, size iyi bir haberim var. Arama-kurtarma çalışmalarından artık vazgeçmişler.’ Diğerleri, telaş içinde ağlayanlar, üzülenler demişler ‘Bu nasıl iyi bir haber?’ O üç kişiden o genç yanıtlar: ‘Çünkü buradan kurtulmak artık bize kaldı.’

"ARKADAŞLAR, HABERLER İYİ. BU İKTİDARDAN KURTULMAK BİZE KALDI. İŞ BAŞA DÜŞTÜ”

Bazen başımıza gelen musibetlerden kurtulmak için kimsenin sizi kurtarmayacağını anlamak ve kabullenmek iyi bir haberdir. Şimdi burada duran, gözlerimin içine bakan değerli yol arkadaşlarıma, ekranları başında izleri izleyen yurttaşlarıma sesleniyorum: Arkadaşlar, haberler iyi. Bu iktidardan kurtulmak bize kaldı. İş başa düştü. Şimdi, sizlere sormak istiyorum. DEVA olarak Türkiye'nin dört bir yanında, elimizin ulaşmadığı tek bir hane kalmayana kadar mücadele edecek miyiz? İl il, ilçe ilçe, belde belde, mahalle mahalle ayaklarınızın altı su toplayıncaya kadar her bir kenara, her bir köşe başına ulaşacak mıyız? Ev hanımlarına, çocuklara, gençlere, kirayı ödeyemediği için evinden atılan o yaşlı teyzelerimize, dedelerimize, evladını şehir dışında okutmak için ek iş yapmak zorunda kalan, ilave gelir peşinde koşan memurlara çaresiz olmadıklarını, çözümün DEVA Partisi'nde olduğunu söyleyecek miyiz? Hangi kesimden olursa olsun, tüm vatandaşlarımıza birbirimizden korkmamamız gerektiğini çünkü DEVA Partisinin burada olduğunu anlatacak mıyız? Asansöre binmekten korkan gençlere anlatacak mıyız? Sevdiğiyle evlenmek için para biriktiren gençlere anlatacak mıyız? Kapı kapı anlatacağız. Bıkmadan, usanmadan anlatacağız. Biraz daha sabır. Ama sabır oturduğumuz yerden bekleyerek sabır değil, çalışarak sabır, aktif olarak sabır.

"BU SEÇİMDE LAMI CİMİ YOK; DAMGA DAMLAYA, OYLAR DEVA’YA”

Değerli vatandaşlarımız, çektiğiniz zorlukların her birinin farkındayız. Çektiğiniz sıkıntıları çok iyi biliyoruz. Adaylarımız da farkında. Bu yüzden, gittiniz her yerde adaylarımıza rastlayacaksınız. Daha bugün ilk programımız. Bugün, sadece 51 adayımızı açıklıyoruz. Benzer programlarla Ankara'da veya yerelde, daha yüzlerce adayımızı vatandaşlarımıza tanıtacağız ve vatandaşlarımızın desteğini isteyeceğiz. Değerli vatandaşlarımızdan ricam, bir yerde DEVA’lı görürseniz gidin, selam verin, derdinizi anlatın. Çünkü DEVA’lılar sadece konuşan siyasetçiler değil, DEVA’lılar aynı zamanda çok iyi dinleyen siyasetçiler. Dinliyorlar, anlıyorlar ki çalışıp çözüm üretelim. Sizler anlattıkça biz daha çok çalışacağız. Başkan adaylarımız, Türkiye'mize hayırlı olsun. Ben kendilerini tebrik ediyorum. Bugün açıklayacağımız adaylar, hiç sağa sola bakmadan ‘Ben buradayım ve belediye başkanı adayıyım’ diye ortaya çıkan ilk kahramanlar, ilk neferler. Arkadan dalga dalga gelecek. Bu seçimde lamı cimi yok; damga damlaya, oylar DEVA’ya.”

51 BELEDİYE BAŞKAN ADAYI TANITILDI

DEVA Partisi’nin açıkladığı belediye başkan adayları ve şehir/ilçeleri şöyle:

“Adana, Pozantı – Mehmet Emin Kaya. Adıyaman, Çelikhan – Mahmut Şahin. Afyonkarahisar, Çay – Mahmut Duman. Ankara, Etimesgut – Süleyman Demir. Ankara, Mamak – Muhammed Hanifi Özhan. Antalya, Aksu – Hakan Halim Okudan. Ardahan, Merkez – Halil Kaçar. Balıkesir, Bigadiç – Cemal Mehmet Nalça. Balıkesir, Edremit – Tevfik Çelik. Balıkesir, Erdek – Murat Sever. Bilecik, Bozüyük – Burak Sel. Bilecek, Merkez – Kadir Emre. Bursa, Karacabey – Yasemin Tuna. Denizli, Beyağaç – Mehmet Özdemir. Diyarbakır Büyükşehir – Cenap Ekinci. Erzurum, Hınıs – Rahim Aydın. Erzurum, Palandöken – Emre Okumuş. Gaziantep, Araban – Ferit Karataş. Gaziantep, Oğuzeli – Mehmet Bozkurt. Gaziantep, Şehitkamil – Okan Kısacık. Giresun, Şebinkarahisar – Hakan Gargun. Gümüşhane, Merkez – Hamza Çakır. İstanbul, Avcılar – Erkan Uzun. İstanbul, Bakırköy – Gökhan Yılmazer. İstanbul, Büyükçekmece – Ekrem Yılmaz. İstanbul, Sancaktepe – Mutalip Geçer. İstanbul, Tuzla – Ceylan Yalçın. İstanbul, Beyoğlu – Cemil Kara. İzmir, Karabağlar – Abdullah Kaya. İzmir, Seferihisar – Emin Yüce. İzmir, Menderes – Gülhan Akyol. Karabük, Eflani – Mustafa Uğur Ceylan. Kayseri, Özvatan – Şahin Çağrı. Kayseri, Pınarbaşı – Fazıl Demircioğlu. Konya, Ahırlı – Hüseyin Geçer. Konya, Saray Önü – Mahpeyker Feryal Karça. Konya, Doğanhisar – Hasan Aksoy. Kırıkkale, Keskin – Esra Yılmaz. Mersin, Mut – Fatma Çelik Kovan. Muş, Korkut – Nimetullah Demirtaş. Samsun, İlkadım – Ender Çıkla. Siirt, Pervani – Refik Öztürkan. Tekirdağ, Ergene – İsa Kalaycı. Şırnak, Güçlükonak – Sebahat Aktuğ. Trabzon, Köprübaşı – Muhammet Yamakoğlu. Trabzon, Beşikdüzü – Ali Öztürk. Tunceli, Merkez – Veysel Güler. Uşak, Banaz – Murat Ahmet Gündüz. Van, Çaldıran – Mehmet Reşat Yıldırım. Van, Bahçesaray – İbrahim Tiryak.”

Kaynak: anka