(ANKARA) - DEVA Partisi Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına Murat Kurum’un yeniden atanmasını eleştirerek, ''Biz dönüşümün şehirlerin dirençli kentler olsun diye kullanıldığını sanırken, iktidar, bakanlık koltuklarında dönüşümlü oturmayı kast ediyormuş. Sekiz yıl içinde iki kişi arasında dört kez aynı bakanlık el değiştirdi. 'Hadi biraz da sen otur' anlayışıyla devlet makamları adeta oyuncağa dönüştü'' dedi.

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Avşar, ''Devlet yönetimi maalesef, hükümetin elinde çocuk oyuncağına dönmüş, kirli ilişkiler ağıyla yönetilmektedir. Milletin makamları rant koltuklarına çevrilmiş ve ikbal kavgalarına meze edilmiş durumda. Liyakatsizlik desen var, ehliyetsizlik desen var, adam kayırma desen alası, rant, haksız kazanç diz boyu'' diye konuştu.

Eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan’ın Kuzey Marmara Otoyolu İşletmesi’ne CEO olmasını, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un yeniden bakanlığa atanmasını eleştiren Avşar şunları söyledi:

''2016 yılında-sürekli duyduğumuz ve devletin eli ballı ihalelerini alan- Limak, Cengiz, Kolin ve Kalyon şirketlerinin ortalığındaki Kuzey Marmara Otoyolu işletmesinin en üst yöneticisi olarak çalışmaktayken 10 Temmuz 2018’de Ulaştırma ve Altyapı Bakanı olarak görevlendiriliyor. Yani iki yıl yönettiği şirketi denetleyen en üst kurumun başına getiriliyor. Bu görevde 21 ay kalıyor ve 27 Mart 2020’de Cumhurbaşkanlığı kararı ile görevine son veriliyor ancak Turhan, koltuğunda oturduğu Bakanlığın denetlediği Kuzey Marmara Otoyolu İşletmesi’nin CEO’luğuna geri dönüyor. Yani konsorsiyumun en üst düzey yöneticisiyken, ticari ilişki içinde olduğu bakanlığa bakan olarak atanıyor ve bakanlık sonrası tekrar o görevine geri geliyor. Ayrıca iddia edildiği ve Sayıştay raporlarında da doğrulandığı üzere bakanlık sürecinde aynı işletmeye astronomik ve tutturulması imkansız sayılarda ‘ilave araç geçiş garantileri’ veriliyor. Şöyle düşünün, devlet kaynaklarıyla sağladığınız imtiyazlarla o yapı içindeki yerinizi ve menfaatlerinizi garantiliyorsunuz. Devleti büyük bir zarara uğratıyorsunuz. Burada imtiyaz riski desen alası var, kayırma var, kamu kaynaklarını peşkeş çekme var. Ayrıca, kamudan ayrılanların yapamayacakları işlerle ilgili kısıtın içerisine giriyor bu. Bu kadar büyük bir rant alanı açılıyorken, Sayın Mehmet Şimşek, Meclis’e istediği kadar 365 gün tasarruf tedbirleri yollasın, emekliden kessin, asgari ücretten kessin kimden keserse kessin bu deliği kapatamaz. Bu rantlar verilmemiş olsa zaten biz bugün bunları konuşmuyorduk.

''Koca ülkenin sizi götürecek uçağı yok muydu?''

Bir başka bakan, ticari ilişki içinde olduğu firmanın özel uçağıyla yurt dışı seyahatine gider ve bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin Bakanı olduğunu unutarak “sözleşmede vardı”, sözleriyle savunur. Sayın Bakan, siz millet adına bulunduğunuz makamı, bu şekilde davranarak itibarsızlaştıramazsınız. Koca ülkenin sizi götürecek bir uçağı yok muydu? Sizi gönderecek parası yok muydu? Başka bir bakan, tasarruf tedbirleri gerekçesiyle milyonlarca emekçinin boğazını sıkarken diğer taraftan 24 milyona bakanlık binasının tuvaletlerini ve müştemilatını yeniler ve bunun ihtiyaç olduğunu söylüyor.

''Hadi biraz da sen otur anlayışı makamları oyuncağa dönüştürdü''

Sayın Bakan, deprem bölgesindeki ihalelerde kimin menfaatleri korunuyor? Kiminle ters düştünüz? Bir gece de sizi istifaya kadar getiren gücün sahibi kimdir? Biz ‘dönüşümü’, şehirlerin dirençli kentler olsun diye kullanıldığını sanırken, iktidar, bakanlık koltuklarında dönüşümlü oturmayı kast ediyormuş. 8 yıl içinde 2 kişi arasında 4 kez aynı bakanlık el değiştirdi. ‘Hadi birazda sen otur’ anlayışıyla devlet makamları adeta oyuncağa dönüştü. Son nöbet değişimini devralan Sayın Kurum oluşturduğu mağduriyetleri unutmuş gibi.

''İnsanlar mağdur''

ABD Başkan adayı Trump’ın Sözcüsü Cheung: "Durumu iyi ve yerel bir tıbbi tesiste kontrol ediliyor" ABD Başkan adayı Trump’ın Sözcüsü Cheung: "Durumu iyi ve yerel bir tıbbi tesiste kontrol ediliyor"

Madem tekrar görevdesiniz, o zaman sorumluluğunuz devam ediyor. Davul zurnayla getirdiğiniz, seçim vaadi yaptığınız imar affıyla büyük umutlarla verdiğiniz yapı kayıt belgeleri, yine sizin hesapsız işlerinizden dolayı büyük bir mağdur kitle oluşturdu, haberiniz olsun. Maden yapı kayıt belgesi verdiniz neden yıktırıyorsunuz? Eğer depreme dirençli yapılar değilse neden yapı kayıt belgesi verdiniz? Emekçi teyzenin elindekiyle avucundakiyle tarlasının başında yaptırdığı 2 gözlü evi neden yıktırıyorsunuz? Sayın Bakan, bir seçim öncesi, fakirin umutlarıyla oynayarak 100 Bin Sosyal Konut Projesiyle ev hayali kurdurdunuz, evlerin yerinde yeller esiyor, bu insanlarımız mağdur, haberiniz olsun. Yine bir seçim öncesi, Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal projesi diyerek 2 yıl içinde teslim etmeyi vaat ettiğiniz 250 bin konutluk ‘İlk Evim İlk İş Yerim’ Projesi için çoğu yerde yer tespitleri bile yapılmamış, insanlarımız mağdur.

''İnsanlar konteynerlerde, çadırlarda yaşıyor''

İstanbul seçimlerinin adaylık sürecinizde İstanbul depreminin bir beka sorunu olduğunu, 650 bin konut yapacağınızı söylediniz ve depreme karşı birçok vaatte bulundunuz. Evet, kazanmadınız ama şimdi, bu işlerden doğrudan sorumlu Bakansınız, İstanbul’da binlerle ifade edilen binalar kendiliğinden yıkılıyor, halk mağdur, haberiniz olsun. Son günlerde deprem bölgesini geziyorsunuz ve yıl sonuna kadar 200 bin konut teslim edeceğinizi söylüyorsunuz, bu işin şakası yok önümüz kış, insanlarımız konteynerlerde, çadırda yaşıyor. Bu şekilde ikinci bir kışı atlatamazlar, mağduriyet iyice artar, haberiniz olsun.''

Kaynak: anka