Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Mehmet Gün, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Oliver Varhelyi tarafından hazırlanan “AB-Türkiye Siyasi, Ekonomik ve Ticari İlişkilerinin Durumu” başlıklı raporuna ilişkin, “Türkiye’nin içeride de olumsuz etkilerini gördüğü bu iki temel sorun, sağlıklı işbirliği geliştirmeyi olumsuz etkiliyor. Yargı ve hukukun üstünlüğü, bu engelleri aşmanın kilididir. AB, hiçbir ilerleme olmasa bile 23’üncü (Yargı ve Temel Haklar) ve 24’üncü (Adalet, Özgürlük ve Güvenlik) fasılları her hâlükârda açmalı ve sonuçlandırmalı, böylece yargı, hukukun üstünlüğü ve temel haklar konuları, ilişkilerde pürüz konusu olmaktan çıkarılmalıdır” açıklamasını yaptı.

İSTANBUL’UN YENİ OTOBÜSLERİ YOLLARDA İSTANBUL’UN YENİ OTOBÜSLERİ YOLLARDA

AB Komisyonu’nun 8 Kasım 2023 tarihli “Genişleme Politikası Tebliği ve Türkiye Raporu”nun ardından, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Oliver Varhelyi tarafından hazırlanan “AB-Türkiye Siyasi, Ekonomik ve Ticari İlişkilerinin Durumu” başlıklı rapor da 29 Kasım 2023’te açıklandı.

Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Mehmet Gün, 14-15 Aralık 2023’te yapılacak AB zirvesinde görüşülüp karara bağlanacak olan raporları değerlendirdi. Gün, şunları belirtti:

“Türkiye'nin de AB'ye tam üye olmasıyla Akdeniz havzası tarihte olduğu gibi medeniyetler beşiği ve yeniden şekillenmekte olan dünyanın önde gelen güç merkezlerinden birisi haline gelecektir. Bunu gerçekleştirmek için AB ve Türkiye'nin uzak görüşlü ortak amaç ve hedeflerde buluşması ve anlaşması elzemdir. Aralarında güç çekişmeleri, işlem bazlı ilişki ve olumlu işbirliğini baskılayan yaptırım ve benzeri uygulamalar kısa dönemde de uzun dönemde de iki tarafa zarar verecektir. Pozitif bir gündem oluşturulduğu ve ortak hedeflerde anlaşıldığı takdirde ise Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Ege'deki sorunlar kolaylıkla ve ortak fayda çerçevesinde kendiliğinden çözülecektir. Bu birliktelik, stabilite, barış ve huzuru, dünyanın en sorunlu bölgelerine de yayacaktır. 

“HER İKİ TARAF DA ÇÖZÜM İÇİN DİĞERİNİ ZORLAYICI VE CEZALANDIRICI YÖNTEMLER YERİNE TEŞVİK EDİCİ YÖNTEMLER GELİŞTİRİLMELİ”

Ancak AB ve Türkiye’nin ortak bir amaçta buluşması ve hedefleri gerçekleştirmesi önündeki en önemli engeller, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı alanındadır. Türkiye’nin içeride de olumsuz etkilerini gördüğü bu iki temel sorun, sağlıklı işbirliği geliştirmeyi olumsuz etkiliyor. Yargı ve hukukun üstünlüğü, bu engelleri aşmanın kilididir. AB, hiçbir ilerleme olmasa bile 23’üncü (Yargı ve Temel Haklar) ve 24’üncü (Adalet, Özgürlük ve Güvenlik) fasılları her hâlükârda açmalı ve sonuçlandırmalı, böylece yargı, hukukun üstünlüğü ve temel haklar konuları, ilişkilerde pürüz konusu olmaktan çıkarılmalıdır. Karşılıklı ilişkileri hiçbir maliyeti olmadan kendiliğinden geliştirecek, buna karşın hiçbir yükü olmayan bu hususlarda AB’nin tutumu anlaşılır olmaktan ötededir. AB, sadece ekonomik menfaatlere ve bu konulardaki başlıklara odaklanmamalıdır. Her iki taraf da çözüm için diğerini zorlayıcı ve cezalandırıcı yöntemler yerine teşvik edici yöntemler geliştirilmeli.

“BU ELEŞTİRİLERİ BİR AN ÖNCE ORTADAN KALDIRMAK VE SİSTEMİMİZİ İYİLEŞTİRMEK İÇİN YARGIYI TAM BAĞIMSIZ KILMAK GEREKMEKTEDİR”

Bu eleştirileri bir an önce ortadan kaldırmak ve sistemimizi iyileştirmek için en başta siyasete yargıdan tamamen el çektirmek, yargıyı tam bağımsız kılmak gerekmektedir. Derneğimiz bu konuda kapsamlı bir yargı reformu öneriyor. ‘A’dan Z’ye Türk Yargı Reformu’ adı ile yayınlayıp kamuoyunun dikkatine sunduğumuz bu öneriler, yayınlandığı 2021 yılından bu yana yurtiçinde ve yurtdışında tanıtıldı, tartışıldı ve beğeni topladı. 2023’te Londra’da İngiltere Parlamentosu’nda, Brüksel’de AB bürokrasisi ve Avrupalı politikacılar nezdinde paylaştığımız reform önerilerimiz yenilikçi ve kayda değer bulundu. Ülkemizde de tüm siyasi partilere sunduğumuz reform önerilerimizin hayata geçmesi, Türkiye’nin en azından yargı alanında eleştirilemez hale gelmesini sağlayacak, yargı sistemleri konusunda Türkiye’yi örnek ve önder konuma getirecek, AB ülkelerindeki aksamaları Türkiye’nin eleştirmesini ve AB karşısında moral üstünlük kazanmasını sağlayacaktır.”

“YARGI BAĞIMSIZLIĞINI OLUMSUZ ETKİLEYEN, YÜRÜTMENİN HAKİMLER VE SAVCILAR ÜZERİNDEKİ UYGUNSUZ ETKİ VE BASKISINI GİDERME KONUSUNDA GELİŞME OLMADI”

Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün, Türkiye’nin eleştirilerin kaynağı olan temel sorunlarını şöyle sıraladı:

"-Ciddi eksiklikleri bulunan demokratik kurumlarımızın işleyişleri kusurlu. Cumhurbaşkanlığı sisteminin yapısal sorunları devam ediyor.

-14-28 Mayıs seçimlerinde medya taraflı, adaletsiz seçim ortamı görevdeki partinin avantajınaydı. Seçimde ifade özgürlüğü kısıtlandı. Devlet medyası ve özel sektör medyası, editör bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlamadı, seçmenlerin yeterli bilgi edinerek sağlıklı tercihte bulunma hakkı olumsuz etkilendi.

 -Anayasal yapı devletin tüm güçlerini cumhurbaşkanlığında topluyor, yürütme, yasama ve yargı güçleri arasında sağlıklı ve etkin güçler ayrılığı yok.

-Yargı, AB standartlarına uyum sağlamaktan çok uzak. Türkiye’nin AİHM kararlarını yerine getirmeyi reddetmesi yargının uluslararası ve AB standartlarını yerine getireceği hususunda endişe kaynağı.

-Yargı bağımsızlığını olumsuz etkileyen, yürütmenin hakimler ve savcılar üzerindeki uygunsuz etki ve baskısını giderme konusunda gelişme olmadı.

-Hakim ve savcıların terfilerinde, önceden belirlenmiş, objektif, liyakate dayalı ve yeknesak kriterler bulunmaması endişe kaynağı.

-İstanbul Anadolu Adliyesi Başsavcı İsmail Uçar’ın Hakimler ve Savcılar Kurulu’na gönderdiği yazı da görülebileceği gibi Türkiye yolsuzlukla mücadele konusunda AB standartlarına erişebilmek için henüz başlangıç seviyesinde.

-İnsan hakları ve temel haklarda bozulma devam etti. Bu hususta yasaların ve uygulamanın AB standardına yükseltilmesi gerekli.

-İfade özgürlüğü alanında ciddi bir gerileme söz konusu. Örgütlenme hakkı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı konusunda ilerleme olmadı. Bu konudaki mevzuat ve uygulama uluslararası sözleşmelere ve AB standardına uymuyor."

 

Kaynak: anka