CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 'Bütçe imkanları vatandaş için zorlanmalı ve mutlaka bu 3 aydaki enflasyonun yarattığı tahribatı giderecek, hem asgari ücret açısından hem de en düşük emekli maaşı ve diğer emekli maaşları açısından mutlaka zam planlanmalıdır.' dedi. 1 Mayıs ve sandık mesajı da veren Özel, 'Bu düzeni değiştirmek için, millete bir sandık lazımdır. Bu sandık için sonuna kadar mücadele edeceğiz' dedi.
ANKARA (İGFA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM'deki partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta katıldığı programları, gerçekleştirdiği ziyaretleri anımsatarak, yoğun bir çalışma haftasını geride bıraktıklarını söyledi.
CHP Genel Merkezi'nde gerçekleştirdikleri Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantılarında gelecek süreci değerlendirdiklerini anlatan Özel, 'Bundan sonrası için bir santim eğilmeden, bir kelime eksik konuşmadan, bir adım geriye atmadan, mücadeleden asla ve asla taviz vermeden, haklılık zeminini koruyarak, milletin elimize verdiği bayrağı tüm saldırılara rağmen bırakmadan, sendeleyip düşsek bile birbirimize tutunup ayağa kalkarak, birbirimize omuz vererek, Türkiye'nin en köklü ve en güçlü ailesi CHP ailesinin tüm fertlerinin birbirine ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emaneti Cumhuriyet'e sıkı sıkı sarıldıkları bir mücadeleyi sürdürmeye karar verdik.' diye konuştu.
'14 YILDIR TAKSİM'DEN KORKANLARA İNAT, 1 MAYIS BAYRAM GİBİ BAYRAM OLACAK VE TAKSİM SERBEST OLACAK'
Manisa'nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014'te 301 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasını anımsatan Özel, facianın üzerinden 12 yıl geçtiğini ancak madencilerin çilesinin bitmediğini dile getirdi. Özel, Doruk Madencilik işçilerinin 9 gündür haklarını aramak için Ankara'da eylem yaptığını, kendisinin de onları ziyaret ettiğini belirterek, 'Bu madencinin Soma'da olduğu gibi ölüsünün değeri var da dirisinin neden değeri yok kardeşim? Bir an önce bu sorunu çözün.' ifadelerini kullandı. 'İktidarın her 100 işçiden 91'ini grev yapma ve sendikalı olma hakkından uzak tuttuğunu' ileri süren Özel, 'Size söz veriyoruz, Türkiye işçi sınıfının önünde ant içiyoruz ki CHP gelecek, tüm işçiler sendikal haklarına kavuşacak.' sözlerini sarf etti.

AK Parti iktidarlarında her iki işçiden birinin asgari ücretli olduğunu söyleyen Özel, bu tutarın, ilk yıl alınması gereken ücret olması ve çalışanın sonraki yıllarda bu ücretten hızla uzaklaşması gerektiğini belirtti.
Enflasyon artışıyla çalışanların aylık ve maaşlarının alım gücünde gerileme yaşandığını ifade eden Özel, 'Artık ara zam bir zorunluluk haline gelmiştir. Bütçe imkanları vatandaş için zorlanmalı ve mutlaka bu 3 aydaki enflasyonun yarattığı tahribatı giderecek, hem asgari ücret açısından hem de en düşük emekli maaşı ve diğer emekli maaşları açısından mutlaka zam planlanmalıdır.' değerlendirmesinde bulundu.
'CHP KİRALIK SOSYAL KONUT FİKRİNİ TÜRKİYE'YE GETİREN PARTİDİR'
CHP Genel Başkanı Özel, kiralık sosyal konut fikrini Türkiye'de ilk kez dile getiren, tartışan ve parti programına yazan siyasi parti olduklarını söyledi. 'Ev Sahibi Türkiye Projesi' kapsamında gerçekleştirilen ilk kura çekim törenine değinen Özel, İzmir'in Çeşme ve Menemen ilçelerinde CHP'li belediyelerce yürütülen sosyal konut projeleri hakkında bilgi verdi. Özel, 'Buradan Türkiye'de barınma sorunu çeken herkese söylüyoruz: CHP, kiralık sosyal konut fikrinin geliştiği, sol, sosyal demokrat, sosyalist partilerin tartıştığı ve hayata geçirdiği o fikrin sahibidir. O fikri Türkiye'ye getiren, savunan, planlayan, iktidarında da her 4 sosyal konuttan birini kiralık ve gelire göre kira ödenecek sosyal konut haline getirecek olan partidir. CHP'nin hem sosyal belediyecilikte hem sosyal politikalarda hem de sosyal konut alanında kötü taklitlerinden sakınınız.' dedi.
'SANDIK İÇİN SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ'
'Yaşadığımız her sorunun hiç şüphesiz tek kaynağı, AK Parti'nin kara düzenidir' diyen Özel, 'Bu düzeni değiştirmek için, millete bir sandık lazımdır. Bu sandık için sonuna kadar mücadele edeceğiz. O sandıklara milletle birlikte yorulmadan koşacağız. Oy oy, zarf zarf, sandık sandık kazanacağız. Köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir kazanacağız. İnsan insan, umut umut, mücadele mücadele kazanacağız. Doğudan batıya, kuzeyden güneye tutmadık el, gitmedik köy, varmadık hiçbir yer bırakmadan tüm gönüllere gireceğiz, tüm kulaklara konuşacağız, tüm gözlere bakacağız. Biz bu milletin ferasetine ve adaletine güveniyoruz. Onlar iktidarı değiştirecekler. Biz bu ülkenin makus kaderini değiştireceğiz. Bir kez daha. Yürüyeceğiz; dört mevsim yedi bölgeye, yürüyeceğiz günden geceye. Biz Türkiye ittifakıyla, Türkiye'nin bütün demokratlarıyla birlikte kazanacağız' diye konuştu.
"MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ"
Özel'in açıklamalarının satır başları şöyle:
"Cumartesi günü, genel merkezimizde 7 ayrı toplantıyla içinde bulunduğumuz süreci, seçilmiş belediye başkanlarımız ve yöneticilerimizle birlikte değerlendirdik.
Dün yaklaşık 11 saatlik PM ve MYK toplantısında önümüzdeki süreci değerlendirdik. Bundan sonrası için bir santim eğilmeden, bir kelime eksik konuşmadan, mücadeleden taviz vermeden, haklılık zeminin koruyarak, sendelesek bile birbirimize omuz vererek bir mücadeleyi sürdürmeye karar verdik.
"SOMA ÜZERİNDEN 12 YIL GEÇTİ, MADENCİLERİN ÇİLESİ BİTMEDİ"
AK Parti döneminde madenlerde Soma felaketi gibi 7 Soma oldu, son 23 yılda 35 bin işçi iş kazalarında, cinayetlerde hayatını kaybettiği, 35 binin bir sayı-rakam olmadığını, gözü yaşlı anne-baba, dul kalmış eş, babasız kalmış çocuk olduğunu hatırlayalım.
Soma üzerinden 12 yıl geçti, madencilerin çilesi bitmedi. Doruk Madencilik işçileri 9 gündür Ankara'da açlık grevindeler. Ücret ve tazminatlarını istiyorlar. Ne yapmışlar da polis her zaman tam karşılarında? Adımını atana gözaltı yapıyorlar. Bu gün sabah gazeteleri açtık ve Salih Yurdakul kardeşimizin cebinden çıkan alışveriş listesini gördük. Onun bunları alamadım, eve gidemedim dediği fotoğrafıyla uyandık. Bu mücadele hepimizin onur mücadelesidir.
Bu madencilerin ölüsünün değeri var da dirisinin neden yok kardeşim? Bir an önce bu sorunu çözün. Bu iktidar 24 yıldır tam büyük 23 işçi grevini sudan sebeplerle yasakladı. Anayasa cumhurbaşkanına verdiği yetkide "milli güvenliği tehdit eden durumlarda" diyor. Mesela savaştayız MKE'de grev çıkmış, o zaman olmaz diyebilir.
AK Parti 386 bin maden ruhsatı dağıtmış, kendinden önceki 80 yıllık cumhuriyet döneminde verilen ruhsat sayısı 1186... Tercihini her zaman emeği sömürenden yana kullandılar..
İşçilere hakkını vermeyen Yıldızlar SSS Holding, 2364 maden ruhsatı almış AK Parti döneminde. Çantasında duruyor bu ruhsatlar, kimini işletiyor, kimini burada işletiyor, kimine ortak alıyor ama bu emekçilerin hakkını ödemiyor.
"24 YILDA DEVLETİ SATTILAR"
Cumhuriyetin fabrikaları, şirketleri haraç mezat satıldı, Sümerbank, Seka, Tekel, Türk Telekom, Petkim, Tüpraş, şeker fabrikaları, demir-çelik fabrikaları, termik santraller teker teker yok pahasına, şeffaf olmayan şekilde ve hep yandaşları bularak sattılar. Tüm Cumhuriyet döneminde yapılan tüm özelleştirmelerin yüzde 89'u AK Parti döneminde yapıldı.
24 yılda devleti sattılar 60 milyar dolar elde ettiler, bugünkü kurla 2,7 trilyon lira.. Ama 2026'da faize ödenecek para 2,7 trilyon lira. Cumhuriyetin bütün kurumlarını sattılar, hepsinin parasını bu senenin faizine ödüyorlar. Memleketi batıran AK Parti'nin, anasının-babasının parasını kumarda batıran hayırsız evlattan hiçbir farkı yok.
"BU İKTİDAR MİLLETE DEĞİL FAİZCİLERE ÇALIŞIYOR"
Ülkede para var ama herkese yok, bu iktidar millete değil faizcilere çalışıyor. 2026'da toplanan her 100 liranın 26 lirası faize gitti. Yıl bittiğinde 2,7 trilyon liraya ulaşacak.
Dünyada gıda enflasyonunda sondan 5'inci, OECD'de sondan 2. olan ülke üç ayda tarımsal desteklemeye 60 milyar lira ayırdı. Faize 2,7 milyar.. Arada 15 katlık fark var. Çiftçiye verdiğinin 15 katını faizciye veren bir iktidarla karşı karşıyayız.
Niye böyleyiz? Türkiye'de bitmeyen bir ekonomik kriz var. Siyasi davalarla hukuk güvenliğini bitirdiler, yabancı yatırımcıları kaçırdılar.
"YABANCI YATIRIMCILARI KAÇIRDILAR"
19 Mart darbesinden sonra yargıya güven yüzde 18 ölçüldü. Diyelim yurtdışında bir yabancı yatırımcı var, ülke arıyor yatırım yapacak. Uzmanları çağırıyor, ülkeleri soruyor. Türkiye nasıl deyince 'Uzak durun şaka gibi memleket' yanıtını alıyor. Adam anlatıyor:
Türkiye şaka gibi memleket, İstanbul'da seçim oldu, sosyal demokratlar kazandı yapılmayan kalmadı. Seçimi iptal edip yenilediler, sosyal demokratlar daha büyük farkla kazandı, bunu yine hazmedemediler, bu seçimi kazananın 31 yıl önceki diplomasını iptal ettiler, insanların dededen-babadan kalma şirketlerine çöktüler, muhalif bir kanal vardı, kanalı kuranı içeri attılar, oğlunun olan kanala el koydular, haraç mezat satışa çıkardılar.
Yeni bir adalet bakanı var. Yatırımcının Türkiye'ye gelmesi için hukuki güvenlik zemini oluşturmak istiyoruz" demiş, iktidar değişmiş olabilir mi, ya da hukuka inanan bir bakan atamış olabilirler mi? Danışmanları uyarıyor ve 'O bakan her türlü hukuksuzluğu yapan kişi' diyor. Akın Gürlek kendisi diyor. Yabancı yatırımcı Türkiye'ye gelmiyor çünkü güven yok. Suçun şahsiliğini bir kenara bırakıp adamın şoförünü alıp iddianame bile yazmadan salan kim? Bu mikrobun hastalıktan şikayet etmesi gibi bir şey.
"BU ÜLKE İKİ BARIŞTAN ÇOK ÇEKTİ; BİRİ İMAR BARIŞI, İKİNCİSİ VARLIK BARIŞI..."
Batmış, bitmiş bir ekonomiyle, faizin kara deliğe dönüştüğü israf düzeniyle karşı karşıyayız. Her şeyi bilen ekonomist Erdoğan yine çözümü bulmuş, varlık barışı yapacakmış. Bu ülke iki barıştan çok çekti, biri imar barışı. 8 kere çıkardılar, dirençsiz yapılar yasallaştı, depremde çürük yapılarda on binlerce insanımızı kaybettik. İkincisi varlık barışı, onun da 8'incisini getiriyorlar.
Tamamı Erdoğan'ın icadı. Kim getirdi nasıl getirdi bilinmez, bilinen şu: nasıl kazandıysan kazandın önemi yok yeter ki getir. Uyuşturucu baronu Çetin Gören demiş ki "Cumhurbaşkanımız deyince Hollanda'daki paramı getirdim" demiş, uyuşturucu baronu Petrak varlık barışından yararlanmış. İkisi de tutuklu şimdi.
Bu tip kara paralar ne oluyor? Uyuşturucu paraları yasallaştırıp içeri getiriyorsun, o da Türkiye'deki bütün operasyonunu artık yasal hale getirdiği paralar üzerinden yürütüyor.
Mehmet Şimşek, 2 yıl önce "Başardık" diye duyurmuştu, gri listeden çıkmıştık. Aylarca yıllarca uğraştık, biz de uğraştık. Şimdi çıkmış, yeni Adalet Bakanı diyor ki "Kara para ile mücadelemiz sürecek"...
Kara paranın tanımına bakmak lazım. Suçla elde edilmiş, nasıl elde edildiği açıklanamayan para.. 190 yıl maaş alsa alamayacağı 18 tapuyu almış birinin parası nasıl oluyor ak para?
"SİZ KARA DELİKSİNİZ"
Şirkete çöküp İBB borsası kurup 'Ya satarız ya yapımızı alırız' diyenlerin parası, soğuk cüzdanlarla taşınan para nasıl oluyor ak para da sen nasıl mücadele ediyorsun kara parayla?
Operasyon yapacaksın, dosya gizli olacak ama bazı avukatlar -birini yurtdışına çıkarken yakalattık- dosyaya hakim olacak, alacak dosyayı aileleri bulacak, cezaevine gidip "Senin suçun bu, bunu söylersen çıkaracaklar" diyecek, ben bunu ifşa edeceğim, o da atlayıp yurt dışına kaçarken yakalanacak, gizli belgeyi nereden bulduğu sorulmadan ev hapsine konulacak, sonra serbest bırakılacak...
Bir başkası elinde kağıtla Murat Kapki'ye gidecek, "Bunu imzalarsan savcı seni salacak, tarife de bu" diyecek, sonra siz bu ülkeyi kara paradan kurtaracaksınız öyle mi? Bu AK Parti'nin kara düzeninin en kara noktası bu adalet sisteminin geldiği noktadır. Kara deliksiniz siz, vicdanı yutan, insafı yutan kara deliksiniz...
"İBB DAVASI TEL TEL DÖKÜLÜYOR"
Fevkalade siyasi olan bu dava tel tel dökülüyor. Her gün bir dürüst insan bir iftiracıyı mahcup ediyor, her gün bir doğru bir yalanı çürütüyor. Şimdi yandaş kanallar nerede? Yapsana haberini. Ekrem İmamoğlu'na yöneltilen suçlar şöyle ispatlandı desene... Tek bir ispat yok, "Duydum, görmüştüm, ifademi geri çekiyorum..."
Aziz İhsan Aktaş davasında iki gizli tanık dinlendi. Adı yaprak. Soruya şunu söylüyor "Anlattıklarım duyduklarımdan ibaret, bir şey görmedim, savcılık yazıya döktü, başka bilgim yok..."
"14 İTİRAFÇI İFADESİNİ GERİ ÇEKTİ"
Bunun ifadesiyle insanlar tutuklu..
Gizli tanık XYZ49QP... Şunu söylüyor: "Bizzat gördüğüm usulsüzlük yok, duyduklarımı anlatmıştım"... Bunlar davanın temel taşıyıcı kolonları, dün itibarıyla 14 itirafçı ifadesini geri çekti.
Biri "Siyasette yalan olur" diyor, öbürü "Beni de kandırdılar" diyor... Artık bu meseleler bambaşka bir boyuta, büyük bir kararlılıkla 1 yıldır anlattığımız şekilde arkadaşlarımızın haklılığının kanıtına dönüşmüştür. Ateşle oynayan elini, yargıyla oynayan memleketin geleceğini yakar.
Bu yargı çetesi ve talimat aldıkları siyasetçiler unutmasın, bize yapılan iyiliği de kötülüğü de unutmayacağız...
Şerefli yargı ve emniyet mensupları da bu milletin hafızasına güvenmelidir. Bazen haksız görevden alma, tayin etme olabilir ama bu devletin hafızası bu devlete ihanet etmeyenlere vefasını gösterecektir.
İktidar olunca devri sabık yaratmayacağız ama bu aşamada hala haysiyet cellatlığı yapanları, kanunsuz emir verenleri, ona uyanları, verdikleri makamlarla makam kapanları asla unutmayacağız.
Bu ülkeye kardeşlik getireceğiz, yargı çetesini unutmazken suça bulaşmamış, bu partiyle ilişkisi olan herkese temiz sayfa açacağız.
Türkiye'de hangi dokunulmazlık zırhı altına girerseniz girin Anayasal düzeni ortadan kaldırmak suretiyle darbe yapma suçunun asla ve asla dokunulmazlık olarak yorumlanamayacağını şimdiden bildiririm. Bu darbeyi yapanlar bir yandan da kendilerini aklama peşindeler. Bir yandan yeni göreve gelmişler ve Anayasa tanımaz yetki sınırı tanımaz şımarıklık içindeler.
Şimdi Adalet Bakanlığı'nda 7 yeni daire başkanlığı kurmaya kalkmak, her biri aslında Cumhurbaşkanlığı 1. Nolu kararnamesi kapsamında Adalet Bakanlığı'nda değil İçişleri Bakanlığı yetki alanında yerleri kurmaya kalkmak, sözle kuruyorum demek ama bunun kararnamesinin olmaması. Sen Anayasa'da olmayan, İstanbul'da olmayan TC Başsavcılığı gibi bir görevi kendine ihdas edemezsin. Burada tehlikeli bir iş yapılıyor. Eski yetkilerini bırakmak istemeyen, şımartılmış ne yaptığını bilmeyen birinin kendi için -Gülistan Doku cinayeti gibi- dosyalar açıp bunun PR'ını yapıyor.
Yalancı bilgi notu var, iktidar medyasına servis edilmiş. Bunun talimatını bal gibi sen verdin. Kimin emrinde çalışıyor o uyuşturucudan bilmem ne olan, eski görevi dezenformasyon olan yan odadaki yetkisiz yetkili? Tehlikeli olan PR yapayım derken yaptığı yetki aşımlarıdır. Buna biri dur der. Daha tehlikeli olan rejimin bu kullanışı aparatı yeni bir yetki ve yeni bir fazda konumlandırıyor olduğudur. O zaman çok daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Erdoğan'dan yüz bulup yapıyorsa kötüdür, Erdoğan buna yol verip bunları yaptırıyorsa çok daha kötüdür. Faili meçhul en büyük derdimiz, savcılarımıza yetki verin üstüne giderler. Bunlara "İçişlerinde bunlar olmuyor ben adli kollukla yaparım" demek bu ülkeye kötülüktür.
İÇİŞLERİ BAKANI VE ANKARA VALİSİNE TEŞEKKÜR
O Ayaş kaymakamı burada batırıp ezip sonra dönüp İçişleri Bakanı'na, Ankara Valisi'ne bir sürü şey söyleyebilirdim, şimdi söyleyemem. Çünkü o hadsizliği kaldıran, dünkünü bir kez daha kaldıran Ankara Valisi, Ankara Valisi gibi davranmıştır. Bu saatten sonra İçişleri Bakanı ve Ankara Valisi'ne söyleyeceğim söz yoktur, görevlerini yapmışlardır, kendilerini kutluyorum. Doğruya doğru diyoruz.
CHP 4 MAYIS'TA SAHAYA İNİYOR
Biz bu milletin ferasetine ve adaletine güveniyoruz. Onlar iktidarı değiştirecekler, biz bu ülkenin makus kaderini değiştireceğiz. Bir kez daha! Yürüyeceğiz, dört mevsim yedi bölgeye. Yürüyeceğiz günden geceye. Biz Türkiye İttifakı'yla, Türkiye'nin tüm demokratlarıyla birlikte kazanacağız.
4 Mayıs'ta Cumhuriyet Halk Partisi 81 ildedir, 973 ilçededir. Yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun. Yolun sonu iktidardır, yolun sonu selamettir. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun var olun!"
NE OLMUŞTU?
CHP’nin yeni yol haritasını belirlemek amacıyla yürüttüğü toplantı süreci, Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında yapılan Parti Meclisi (PM) toplantısıyla devam etmişti.
Yaklaşık 7 saat süren toplantının ardından, partinin 4 Mayıs itibarıyla tüm kadrolarıyla sahaya inmesi kararlaştırılmıştı. Güvenlik, ekonomi, sosyal devlet ile adalet ve demokrasi başlıklarında kapsamlı çalışmalar başlatılması, hukuk ekibinin genişletilmesi ve ara seçim gündeminin korunması yönünde karar alınmıştı.




