ABD basınında yer alan kapsamlı bir analiz, İsrail ve ABD’nin İran’da iç karışıklık çıkararak yönetimi zayıflatma planlarının beklendiği gibi sonuç vermediğini öne sürdü. Habere göre, Mossad tarafından hazırlanan ve İran’da kısa sürede kitlesel bir ayaklanmayı tetiklemeyi hedefleyen strateji, hem sahadaki dinamikler hem de İran toplumunun mevcut koşulları nedeniyle karşılık bulmadı.

İran savaşı eski krizi tetikledi: Herkes petrole odaklanırken alarm zili çalmaya başladı İran savaşı eski krizi tetikledi: Herkes petrole odaklanırken alarm zili çalmaya başladı

GERÇEKÇİ BİR PLAN DEĞİL

Analizde, Mossad Başkanı David Barnea’nın, Başbakan Binyamin Netanyahu’ya sunduğu planda, savaşın ilk günlerinde muhalif unsurların harekete geçirilebileceği ve bunun zincirleme bir isyana dönüşebileceği öngörüsünde bulunduğu aktarıldı. Operasyona göre özellikle İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesi halkın sokağa döküldüğü bir protesto hareketini tetikleyebilecekti. Netanyahu’nun da bu "iyimser" tabloyu, ABD Başkanı Donald Trump ile yürütülen temaslarda güçlü bir argüman olarak kullandığı belirtildi.

Ancak hem Amerikan hem de İsrail istihbarat çevrelerinde bazı yetkililerin, planın uygulanabilirliğine başından itibaren şüpheyle yaklaştığı kaydedildi. CIA yetkililerinin, yoğun bombardıman altında yaşayan bir toplumda geniş çaplı sokak hareketlerinin ortaya çıkmasının gerçekçi olmadığını Beyaz Saray’a ilettiği ancak Başkan Trump'ın bu uyarıları dikkate almadığı öne sürüldü.

OPERASYON BEKLENTİLERİ KARŞILAMADI

Savaşın üçüncü haftasına gelindiğinde yapılan değerlendirmelerde ise İran’daki teokratik yapının baskı altında olsa da varlığını sürdürdüğü ve rejimi tehdit edecek ölçekte bir ayaklanmanın ortaya çıkmadığı sonucuna varıldı. Bu durum, Washington ve Tel Aviv’deki “hızlı çöküş” beklentilerinin sahayla uyumsuz olduğunu gözler önüne serdi.

İsrail'in 'İran'da Kürt isyanı' planını ABD masadan kaldırdı
İsrail'in 'İran'da Kürt isyanı' planını ABD masadan kaldırdı
İçeriği Görüntüle

ABD ARTIK DAHA TEMKİNLİ YAKLAŞIYOR

Haberde ayrıca, İran’da olası bir isyan planında bölgedeki Kürt unsurların kullanılması fikrinin de ABD içinde giderek destek kaybettiği belirtildi. Daha önce bu tür senaryolara açık olan Amerikan tarafının, bölgesel riskler ve diplomatik gerilimler nedeniyle artık daha temkinli bir yaklaşım benimsediği ifade edildi.

Analize göre, tüm bu gelişmeler, dış müdahale ve askeri baskının tek başına rejim değişikliği yaratmaya yetmeyeceğini bir kez daha ortaya koyarken, istihbarat temelli öngörülerin sahadaki toplumsal gerçeklerle uyumlu olmasının kritik önemini de gözler önüne serdi.