CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Türkiye ziyaretine ilişkin, “Erdoğan ne demişti, hatırlayın, ‘Bu millet enayi değil, hesabı sormasını bilir’, ‘Kaşıkçı'nın katillerinden hesap sormazsak çocuklarımızın yüzüne bakamayız’ demişti. O zaman, Kaşıkçı'nın mahkeme mahkeme adalet arayan kederli nişanlısının ve bu ülkede hukukun üstünlüğüne inanan milyonlarca insanın sormak hakkı değil mi: Bu dönüş neyin nesi? Neyin karşılığında? Tabii ki yeşil dolarlar, milyonluk swaplar karşılığında” dedi.

İSTANBUL VALİLİĞİ DUYURDU: İSTANBUL'DA, 5 TEMMUZ – 31 TEMMUZ ARASINDA ORMANLIK ALANLARA GİRİŞLER YASAKLANDI İSTANBUL VALİLİĞİ DUYURDU: İSTANBUL'DA, 5 TEMMUZ – 31 TEMMUZ ARASINDA ORMANLIK ALANLARA GİRİŞLER YASAKLANDI

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Türkiye ziyaretine ilişkin, “Erdoğan ne demişti, hatırlayın, ‘Bu millet enayi değil, hesabı sormasını bilir’, ‘Kaşıkçı'nın katillerinden hesap sormazsak çocuklarımızın yüzüne bakamayız’ demişti. O zaman, Kaşıkçı'nın mahkeme mahkeme adalet arayan kederli nişanlısının ve bu ülkede hukukun üstünlüğüne inanan milyonlarca insanın sormak hakkı değil mi: Bu dönüş neyin nesi? Neyin karşılığında? Tabii ki yeşil dolarlar, milyonluk swaplar karşılığında” dedi.

CHP Eskişehir Milletvekili Çakırözer, TBMM Genel Kurulu’nda dün kabul edilen Libya tezkeresinin süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi üzerine söz aldı. Çakırözer, şunları söyledi:

 “‘ASLA VERMEYİZ’ DEDİKLERİ DOSYAYI BİR GECEDE SUUDLARA VERDİLER”

“Saray iktidarının ekonomide ülkeyi içine düşürdükleri felaketin yol açtığı çaresizlik ortadayken çıkış olarak her gün 84 milyonun onurunu inciten U dönüşleri ve ilkesizliklerle karşı karşıyayız. Bunlardan biri de yarın yaşanacak. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin arkasındaki isim olarak suçladığı Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ı Ankara'da, devlet töreniyle, kırmızı halılarla karşılamaya hazırlanıyor. Cemal Kaşıkçı İstanbul'da, Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda, Suudi Arabistan yönetiminin gönderdiği bir suikast timi tarafından ve yine Suudi Arabistan yönetiminin talimatıyla katledildi.

AKP iktidarı, elinde tüm dinleme kayıtları olmasına rağmen bu vahşi cinayeti engelleyemedi. 15 kişilik katil timinin ellerini kollarını sallayarak İstanbul'dan ayrılışını izlemekle yetindi. Cinayetin işlendiği Suudi Konsolosluğu’na girmek için tam on beş gün beklediler. Yetmedi, katliamın ev sahibi Suudi Konsolosu’nun kaçışına da göz yumdular. Sonra da inanılmaz bir şey yaptılar, Birleşmiş Milletler raporlarında, Türkiye ve diğer ülkelerin istihbarat raporlarında cinayetin arkasında parmağı olduğu somut delillerle ortaya konulan Suudi yönetimini ve Veliaht Prensi aklama rolüne soyundular. İstanbul'da yargılama başlamıştı, katil çetesinin gıyabında mahkeme devam ediyordu. ‘Asla vermeyiz.’ dedikleri dosyayı bir gecede, sarayın emriyle kendi elleriyle Suudlara verdiler.

“AKP İKTİDARI ‘KATİL’ DİYE SUÇLADIKLARI KİŞİYE 84 MİLYONUN ALIN TERİNİ PEŞKEŞ ÇEKMEYE HAZIRLANIYOR”

Yeşil dolar aşkı öylesine gözlerini karartmıştı ki dosyanın Suudi Arabistan'a gönderilmesine şerh düşen hâkimi önceki gün İstanbul'dan Maraş'a sürdüler. Yetmedi, Erdoğan, ulusal onurumuzu ayaklar altına alma pahasına Prensin ayağına gitti. İşte, AKP'lisi, CHP'lisi, genci, yaşlısı, 84 milyon olarak hepimizi isyan ettiren fotoğraf orada çekildi. Saray avanesi ‘Davet geldi’ dediler ama Suudi Arabistan açıklama yaptı ‘Biz davet etmedik, kendisi ısrar etti gelmek için’ diye. Bundan daha ayıplı bir durum olamazdı ama sineye çekildi. Üstüne de şimdi Prens Salman Ankara'ya davet edildi, yarın turkuaz halıyla karşılanacak.

Erdoğan ne demişti, hatırlayın, ‘Bu millet enayi değil, hesabı sormasını bilir’ demişti. ‘Kaşıkçı'nın katillerinden hesap sormazsak çocuklarımızın yüzüne bakamayız’ demişti. O zaman, Kaşıkçı'nın mahkeme mahkeme adalet arayan kederli nişanlısının ve bu ülkede hukukun üstünlüğüne inanan milyonlarca insanın sormak hakkı değil mi: Bu dönüş neyin nesi? Neyin karşılığında? Tabii ki yeşil dolarlar, milyonluk swaplar karşılığında. O zaman soruyoruz: Bunun neresi dik duruş, neresi millî duruş, neresi onurlu duruş? AKP iktidarı ‘katil’ diye suçladıkları kişiye ülkenin millî varlıklarını, 84 milyonun alın terini peşkeş çekmeye hazırlanıyor.

Şu sözlerini nereye koyacağız Erdoğan’ın? ‘Veliaht prensin en yakınında bulunanlar bu işin içinde. Sonuna kadar elbette kovalayacağız. İslam dünyasından bazı kesimler ve ülkeler, ne yazık ki doların ve riyalin kurbanı olanlar bu olaylar karşısında hakkı ve hakikati söylemediler’ Kim söylüyor bu sözleri? Tabii ki Sayın Erdoğan. Peki, biz buradan soralım o zaman: Doların ve riyalin kurbanı kim olmuş şimdi Sayın Erdoğan?

“MÜTEKABİLİYET KELİMESİNİN SİZİN LÜGATINIZDA BİR ANLAMI VAR MI?”

Geçtiğimiz günlerde Türkiye ve Norveç Dışişleri bakanları arasında bir belge imzalandı. Yapılan anlaşmayla öğreniyoruz ki kendi vatandaşlarımızın vizeyle gittiği hatta transit giderken bile vize almak zorunda bırakıldıkları Norveç’in vatandaşları artık Türkiye’ye pasaport ile değil, vize ile değil, sadece kimlik kartlarını göstererek girebilecekler. Biz bunu kimden öğrendik? Norveç Dışişleri Bakanı’nın attığı tweetten öğrendik.

Bu rezalet ortaya çıkınca da apar topar açıklama yapılıyor. Neymiş, bir anlaşma yokmuş, çip krizi varmış. Sayın Çavuşoğlu’na soruyorum: Eğer ortada anlaşma yoksa, elinize tutup, kameralara poz verdiğiniz o belge neyin nesi? Mütekabiliyet kelimesinin, yani karşılıklılık ilkesinin sizin lügatınızda bir anlamı var mıdır?

Milletvekili olarak diplomatik pasaportumuz var. Var diye, bu görevlere gelmeden önce, milyonlarca vatandaşımızla birlikte yaşadığımız çileleri ne çabuk unuttunuz? Vatandaşlarımız Avrupa ülkelerinden vize almak için aylarca, hatta yıllarca ıstırap çekiyor.

Neden yapılıyor tüm bu ilkesiz hareketler? Çok basit: Çünkü kasa tamtakır. Para gelsin de nasıl gelirse gelsin.

“DIŞİŞLERİ BAKANLIĞIMIZ, BÜYÜKELÇİLİĞİMİZ TATARİSTAN ÖZERK CUMHURİYETİ’NDEKİ MAĞDUR İŞÇİLERİMİZE SAHİP ÇIKMIYOR”

Öte yandan, Rusya’ya bağlı Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nde bir Rus firmasında 3 bin işçimiz mağdur. Rus işveren, 4 aylık maaşlarını ödemeden işten çıkarıyor. Perişan durumdalar. Dışişleri Bakanlığımız, büyükelçiliğimiz sahip çıkmıyor.

Ama kimse umutsuzluğa kapılmasın, tüm bu adaletsizliklere, ilkesizliklere son vereceğiz. Doların yeşilinden başka hiçbir şeyi görmeyenler çok yakında o mevkilerden uzaklaşacaklar. Milletin iradesiyle millet iktidarı gelecek.”