Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), 20 Kasım Dünya Çocuk Günü öncesinde "Reddedilen Haklar: Ayrımcılığın Çocuklar Üzerindeki Etkisi” başlıklı bir rapor yayınladı. UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell, “Sadece Dünya Çocuk Günü’nde değil, her gün her çocuğun, hayata katılma, korunma ve tam potansiyeline ulaşmak için eşit şansa sahip olma hakkı vardır. Hepimiz, kendi ülkelerimizde, toplumlarımızda, okullarımızda, evlerimizde ve kalplerimizde çocuklara yönelik ayrımcılıkla mücadele etme gücüne sahibiz. Bu gücü kullanmamız gerek” açıklamasını yaptı.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), 20 Kasım Dünya Çocuk Günü öncesinde "Reddedilen Haklar: Ayrımcılığın Çocuklar Üzerindeki Etkisi” başlıklı bir rapor yayınladı. UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell, “Sadece Dünya Çocuk Günü’nde değil, her gün her çocuğun, hayata katılma, korunma ve tam potansiyeline ulaşmak için eşit şansa sahip olma hakkı vardır. Hepimiz, kendi ülkelerimizde, toplumlarımızda, okullarımızda, evlerimizde ve kalplerimizde çocuklara yönelik ayrımcılıkla mücadele etme gücüne sahibiz. Bu gücü kullanmamız gerek” açıklamasını yaptı.

UNICEF, 20 Kasım Dünya Çocuk Günü öncesinde “Reddedilen Haklar: Ayrımcılığın Çocuklar Üzerindeki Etkisi” başlıklı bir rapor yayınladı. UNICEF Türkiye, çocuklara yönelik etnik köken, dil ve dine dayalı ırkçılık ve ayrımcılığın dünyanın birçok bölgesinde yaygınlaştığının ortaya konduğu rapora ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamada, raporun ırkçılık ve ayrımcılığın çocukları eğitim, sağlık, doğum kaydı ve adalet sistemine adil ve eşit erişimi gibi konularda nasıl etkilediğini ortaya koyduğu belirtildi. Azınlık ve etnik gruplar arasındaki yaygın eşitsizliklere de dikkat çekildiği belirtilen raporda, 22 ülkeye ilişkin bulgular yer alıyor. Söz konusu bulgulara ilişkin, “Etnik, dilsel ve dini gruplardan gelen ve dışlanan çocuklar, okuma becerilerinde akranlarının çok gerisinde kalıyor. En avantajlı gruptan 7-14 yaşındaki öğrencilerin temel okuma becerilerine sahip olma olasılığı, en az avantajlı gruptaki öğrencilere göre ortalama iki kat daha fazla” ifadeleri kullanıldı. Açıklamanın devamı şöyle:

“AYRIMCILIK VE DIŞLANMA, NESİLLER ARASI YOKSUNLUĞU VE YOKSULLUĞU DERİNLEŞTİRİYOR”

“Raporda, temel haklara erişim açısından bir ön koşul olan doğum kayıt oranıyla ilgili veriler de analiz ediliyor. Buna göre, farklı dini ve etnik gruplardan çocuklar arasında önemli farklılıklar var. Örneğin, Laos Demokratik Halk Cumhuriyeti’nde, Mon-Khmer etnik grubundaki 5 yaş altı çocukların yüzde 59’unun doğum kaydı yapılırken bu oran Lao-Tai etnik grubunda yüzde 80 oranında seyrediyor.

Pençe Kilit'ten bir acı haber daha Pençe Kilit'ten bir acı haber daha

Ayrımcılık ve dışlanma, nesiller arası yoksunluğu ve yoksulluğu derinleştiriyor. Bunun yanı sıra çocuklar için sağlık, beslenme ve öğrenme kazanımları alanında elde edilen sonuçları daha da kötüleştiriyor. Bu durum, hapis cezası alma ihtimalini arttırıyor, ergen kız çocukları arasında gebelik oranlarının yükselmesine yol açıyor ve yetişkinlikte daha düşük istihdam oranları ve kazanç ile sonuçlanıyor.

Covid-19, dünya çapında derin adaletsizlikleri ve ayrımcılığı açığa çıkarttı. Fakat iklim değişikliği ve çatışmaların etkileri birçok ülkede eşitsizlikleri ortaya çıkarmaya devam ediyor. Rapor, etnik ve azınlık gruplardan milyonlarca çocuk için ayrımcılığın ve dışlanmanın uzun süredir nasıl devam ettiğini vurguluyor. Raporun ele aldığı konular arasında aşılama, su ve sanitasyon hizmetlerine ve adalet sistemine adil erişim de var. 

“ABD’DE SİYAHİ ÇOCUKLARIN OKULDAKİ SORUNLARDAN DOLAYI TUTUKLANMA OLASILIĞI, BEYAZ ÇOCUKLARA GÖRE İKİ KATTAN FAZLA”

Rapora göre, örneğin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki disiplin politikalarında siyahi çocukların okuldan uzaklaştırma alma olasılıkları, beyaz çocuklara göre neredeyse dört kat daha fazla. Okuldaki sorunlar nedeniyle tutuklanma olasılıkları ise beyaz çocuklara göre iki kattan fazla.

Rapor ayrıca, çocukların ve gençlerin günlük yaşamlarında ayrımcılığın yükünü nasıl hissettiklerine de dikkat çekiyor. 407 binden fazla yanıt içeren yeni bir U-Rapor anketi, çocukların ve gençlerin neredeyse üçte ikisinin çevrelerinde ayrımcılığın yaygın olduğunu düşündüklerini gösteriyor. Ankete göre, katılımcıların yaklaşık yarısı da ayrımcılığın hayatlarını veya tanıdıklarının hayatlarını önemli ölçüde etkilediği kanaatinde.”

RUSSELL: KİM OLURSA, NEREDEN GELİRSE GELSİN, HER ÇOCUĞUN HAKLARINI KORUMALIYIZ

UNICEF Genel Direktörü Russell’ın değerlendirmeleri ise şöyle aktarıldı:

“Toplumlardaki ırkçılık ve ayrımcılık, çocukları ömür boyu sürebilecek yoksunluk ve dışlanma riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Bu durum hepimizi üzüyor. Kim olursa olsun, nereden gelirse gelsin, her çocuğun haklarını korumalıyız. Çünkü bu, herkes için daha barışçıl, müreffeh ve adil bir dünya inşa etmenin en kesin yoludur.

Sadece Dünya Çocuk Günü’nde değil, her gün her çocuğun, hayata katılma, korunma ve tam potansiyeline ulaşmak için eşit şansa sahip olma hakkı vardır. Hepimiz, kendi ülkelerimizde, toplumlarımızda, okullarımızda, evlerimizde ve kalplerimizde çocuklara yönelik ayrımcılıkla mücadele etme gücüne sahibiz. Bu gücü kullanmamız gerek.” 

Rapora https://www.unicef.org/reports/rights-denied-discrimination-children internet adresinden erişilebilir.