'Her 100 kişiden 90'ında çürük diş var'

SBÜ Gülhane Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Karaoğlanoğlu, "Yetişkin her 100 kişiden 90'ında çürük diş, 85'inde ise diş eti hastalığı mevcuttur" dedi

banner237
'Her 100 kişiden 90'ında çürük diş var'

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Gülhane Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Serpil Karaoğlanoğlu, Türkiye'de ağız diş sağlığı araştırma sonuçlarının, diş ve diş eti hastalıklarının yaygın olduğunu gösterdiğini belirterek, "Yetişkin her 100 kişiden 90'ında çürük diş, 85'inde ise diş eti hastalığı mevcuttur" dedi.

Prof. Dr. Karaoğlanoğlu, Ağız ve Diş Sağlığı Haftası kapsamında Türkiye'de bilimsel diş hekimliğinin kuruluşunun 110. yılının kutlandığını dile getirerek, 110 yılda meslekle ve toplum ağız diş sağlığı ile ilgili önemli değişimler ve kazanımların olduğunu söyledi.
DİKKAT! ÇÜRÜK DİŞ ÖYLE BİR ŞEYE ZEMİN HAZIRLIYORMUŞ Kİ...

Diş Hekimi Zafer Kazak, çürük dişin kalp sağlığını etkilediğini söyledi. Diş Hekimi Zafer Kazak, "Diş sağlığı genel anlamda herkes için önemli olmakla birlikte özellikle doğumsal kalp hastalığı olan çocuklarda ve kalp kapak rahatsızlığı olan erişkinlerde çok daha büyük önem kazanmaktadır.

Çürük dişlere yapılacak olan müdahale sırasında oluşacak bakteriyemi, endokardit adını verdiğimiz kalp ve damarların iç yüzeyini örten tabakanın enfeksiyonuna neden olabilir. Endokardit, uzun süreli hastanede yatarak antibiyotik tedavisi gerektiren ve ölüm riski taşıyan son derece ciddi bir klinik tablodur" dedi.

"ÇÜRÜK DİŞ, KALP ENFEKSİYONUNA NEDEN OLUYOR"

Diş sağlığına dikkat edilmediği takdirde oluşan çürük dişlerin dolgu ya da çekimi sırasında hatta bazen sadece diş fırçalama sırasındaki oluşan kanamalarla kan dolaşımına karışan enfeksiyon etkenlerin kalpteki sorunlu bölgeye ulaşıp burada çoğalarak ciddi bir kalp enfeksiyonuna sebep olabildiğini ifade eden Diş Hekimi Kazak, "Endokardit adı verilen bu tehlikeli klinik tablodan korunmak için, riskli kabul edilen ve kalp hastalığı olan bireylere diş tedavileri öncesinde enfeksiyondan koruyucu antibiyotik verilmektedir. Ancak elbetteki en ideali, ağız ve diş bakımının çok iyi yapılıp diş çürümelerinin ve dişeti hastalıklarının önlenmesidir. Bu nedenle endokardit riski taşıyan (Kalp ameliyatı geçirmiş olsun ya da olmasın) doğuştan kalp hastalığı olan çocuklara ve kalp kapak hastalığı bulunan (özellikle de yapay kalp kapağı takılan) erişkinlere ağız ve diş bakımının kalp sağlıkları açısından da ne kadar önemli olduğu anlatılmaktadır" açıklamalarında bulundu.

Diş hekimleri gününün, ağız sağlığı için büyük çabalar gösteren hekimlerin icra etmekte oldukları mesleklerine saygı amacıyla düzenlendiğini aktaran Karaoğlanoğlu, 22 Kasım'ı içine alan haftanın, ağız diş sağlığının yaşamdaki önemini topluma daha iyi yansıtmak amacıyla 1996'dan itibaren "Toplum Ağız Diş Sağlığı Haftası" olarak tüm yurtta kutlanmaya başlandığını ifade etti.


Prof. Dr. Serpil Karaoğlanoğlu, Dünya Sağlık Örgütü'nün hali hazırda var olan 65 yaş üstü nüfus sayısını 600 milyon olarak açıkladığına işaret ederek, şunları kaydetti: "10 yıl sonra bu rakam 1,2 milyara çıkacak. Güney Kore'den sonra en hızlı yaşlanan nüfusun Türkiye'de olduğu düşünüldüğünde, yaşlı ama diş sağlığı yerinde olmayan, dolayısıyla beslenme dahil ortaya çıkan sağlık problemleri katlanarak artacak sosyal ve tıbbi bakım hastaları ile karşılaşmamak istiyorsak, bugünden radikal önlemlerle ağız ve diş sağlığı tam olan bir toplum modellemesi oluşturmak zorundayız. Türk Diş Hekimleri Birliğince yapılan bir çalışmada, ülkemizde kişi başına 120 gram diş macununun düştüğü, yılda bir defa diş fırçası değiştirmeden kullanıldığı ortaya çıkmış. Batılı toplumlar yılda 400 gramın üzerinde diş macunu tüketirken yılda da 4 diş fırçası değiştiriyor. Avrupa'da her yüz bin kişiye 61 diş hekimi düşerken ülkemizde bu rakam 27'dir. Yine batı ülkelerinde yılda 5 kez diş doktoruna başvurulurken, bu sayısı ülkemizde birin altındadır. ABD'de 2-6 yaş arasındaki çocuklarda diş çürüğü oranı yüzde 19'dur. Oysa ülkemizde diş çürüğü görülme sıklığı 6 yaş grubu çocuklarda yüzde 88'dir."
ÇÜRÜK DİŞ KARACİĞERE ZARAR VERİYOR!

"Güzel ve sağlıklı dişlerin, estetik avantajlarının yanı sıra genel vücut sağlığımıza da olumlu etkisi vardır. İhmal edilen küçük bir çürük, romatizmaya, ülsere, böbrek, kalp-damar hastalıklarına ve karaciğer sorunlarına hatta kansere bile neden olabilmektedir" diyen Protez Uzmanı İlker Arslan, ''Diş bakımına yeterince özen göstermeyenler hayati hastalıklarla karşılaşabilirler. Önemsenmeyen küçük bir çürük bile tüm vücudu olumsuz yönde etkiliyor ve hatta karaciğer rahatsızlıklarına zemin hazırlıyor" dedi. 

SAĞLIKLI DİŞLERE SAHİP OLMAK İÇİN ALTIN KURALLAR 

* Sabah ve akşam dişleri fırçalamanın yanı sıra diş ipi kullanımı ve gargaralar ile ağız ve diş sağlığı temizliği yapılmalıdır. Günde 1 defa mutlaka diş ipi kullanılmalıdır.

* Dengeli ve sağlıklı beslenme ağız ve diş sağlığı açısından önemlidir.

Beslenmede önemli olan vücut için gerekli her türlü karbonhidrat, mineral, vitamin ,protein gibi tam besinlerin dengeli bir şekilde alınmasıdır.

* Ağzınız kuruduğunda şekersiz naneli sakız çiğneyin. Bu tükürük bezlerinin çalışmasına yardımcı olur.

* Havuç, elma gibi lifli ve çok sert besinleri yemek dişleri temizler ve güçlendirir.

* Ağız kokusunu önlemek için gargaraya batırılmış yumuşak bir fırça ile dilinizin en arkasını fırçalayabilirsiniz.

* Gece yatmadan önce biraz süt için veya peynir yiyin. İçlerindeki protein dişlerinizi güçlendirir.

* Yanınızda diş fırçanız yoksa ağzınızı tuzlu su ile çalkalayın.

* Çilek ve karbonat: Çilek, kanamayı durdurucu bir etki yaparak yüzeydeki zorlanmaları ortadan kaldıran ve plak oluşumunu engelleyen malik asit (beyaz, kristal yapılı, katı organik asit) içerir. Karbonattaki sodyum bikarbonat, köpürmeyi sağlayarak diş yüzeylerindeki lekeleri çıkarır.

* Zeytin: Tuzlu suya zeytin koyarak bir müddet bekletin ve daha sonra bu suyla gargara yapın. Diş etleriniz güçlenecek ve diş eti kanamanız varsa ortadan kaldıracaktır.

* Çikolata, şeker, lokum gibi gıdalardan sonra dişlerin özellikle fırçalanması veya bol su ile çalkalanması gerekmektedir.

* Çocuklarda dişlerin çıkması ile birlikte azı dişlere fissür örtücü uygulanması çürükleri önlemektedir ve Flor uygulaması ile dişleri güçlendirmektedir.

* Ceviz, fındık, fıstık ve benzeri sert besinler dişlerle kırılmamalıdır.

Diş hekimine 6 ayda bir gitmek zorunluluğu varken maalesef ülkemizde 2 yılda bir diş hekimine gidildiğini belirten Dt. İlker Arslan, "İleride oluşabilecek sistematik rahatsızlıkların önüne geçebilmek için ağız ve diş bakımını düzenli yapmak, koruyucu ve önleyici tedavileri yaptırmak gerekmektedir" dedi. 

"AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI VÜCUT SAĞLIĞINI DOĞRUDAN ETKİLİYOR"

Diş çürüğü oranının, birçok hastalıkta olduğu gibi ailelerin sosyoekonomik düzeyi ile paralel seyrettiğini dile getiren Karaoğlanoğlu, "Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre diş ve diş eti rahatsızlıkları, insanlığın yaşadığı en büyük ve yaygın sağlık sorunlarından biridir. Sağlık Bakanlığı araştırmalarına göre, 0-12 yaş grubunda en fazla görülen hastalık diş çürüğüdür" dedi.

Karaoğlanoğlu, "Ülkemizdeki ağız diş sağlığı araştırma sonuçları, diş ve diş eti hastalıklarının yaygın olduğunu göstermektedir. Yetişkin her 100 kişiden 90'ında çürük diş, 85'inde ise diş eti hastalığı mevcuttur. Ülkemizde, gelişmiş ülkelere göre tüm yaş gruplarında yaygın olan diş ve diş eti hastalıklarının diş hekimlerinin sayısının artırılması ile çözümü mümkün olmayacaktır. Koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine öncelik verilen sağlık politikaları oluşturulmalıdır" şeklinde konuştu.

Ağız ve diş sağlığının bireyin vücut sağlığını doğrudan etkilediğine dikkati çeken Karaoğlanoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: "Tüm sağlık konularında olduğu gibi ağız ve diş sağlığı ile ilgili hastalıklarda da tedaviden çok koruyucu önlemlere ağırlık verilerek, diş çürüğü olmayan ağız ve diş sağlığı yerinde bir toplum hedefliyoruz. Ayrıca, kişisel olarak sağlanan ağız bakım alışkanlığının bir davranış şekline dönüşmesi ile sağlıklı toplumlara kavuşacağımız muhakkak. Diş Hekimleri Günü ve bu hafta kapsamında yapılan çalışmaların, ağız ve diş sağlığına yönelik toplum bilincinin arttırılması, özellikle anne adayları ve bebeklerde düzenli bakım, tedavi ve takiplerin yapılması, okul çocuklarında düzenli kontrol ve etkin fırçalama tekniklerinin öğretilmesi ile ağız hijyeni algısının yerleştirilmesine katkı sağlamasını umuyoruz."

Prof. Dr. Karaoğlanoğlu, diş hekimliğinin her zaman teknolojik gelişmelere ayak uyduran bir meslek olduğunu da sözlerine ekledi.

Güncelleme Tarihi: 22 Kasım 2018, 13:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER