Böbrek naklinde acı tablo: 100 hastadan sadece 3’ü şanslı

Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, "Sağlık Bakanlığı verileri değerlendirildiğinde, bugün kadavra donörden böbrek bağışı bekleyen her 100 hastanın ancak 3'ü nakil şansı buluyor. Kişilerin hayattayken, kendi serbest iradeleri ile yaptıkları organ bağışlarında oran yüzde 50,83 kadınlar, yüzde 49,17 erkekler olarak görülüyor" şeklinde konuştu.

Böbrek naklinde acı tablo: 100 hastadan sadece 3’ü şanslı

Türk Böbrek Vakfı (TBV) Başkanı Timur Erk, Sağlık Bakanlığı verileri değerlendirildiğinde, kadavra donörden böbrek bağışı bekleyen her 100 hastanın ancak 3’ünün nakil şansı bulduğunu belirtti.

Erk, 3-9 Kasım Organ Bağışı haftası dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, organ bağışının halen istenilen düzeye gelemediğine işaret ederek, organ bağışı ve organ nakli bekleyen hasta sayılarının, Türkiye’nin halen bağış ve nakil konusunda olması gereken konumundan çok uzakta olduğunu gösterdiğini anlattı.

Son yıllarda gerek ilgili bakanlıklar kanalıyla yürütülen çalışmalar gerekse artan kampanyalara rağmen organ bağışı konusunda istenilen düzeye gelinemediğine değinen Erk, şu bilgileri verdi:

“Güncel verilere göre, Türkiye’de toplam 79 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunuyor. Bu sayı 2013 verilerinde 67 bin olarak kayıtlara geçmiş ve tablo son 5 yılda yüzde 18’lik artışı ortaya koymuştur. Aynı şekilde hemodiyaliz tedavisi alan hasta sayısı da yine son 5 yılda yüzde 20’lik artış göstermiştir. Sağlık Bakanlığı Ulusal Organ Bekleme Listesi’nde yaklaşık 25 bin hasta çeşitli organ beklerken, bunların 23 binini böbrek hastası oluşturuyor.”

Erk, son 5 yıllık dönemde kadavra donörden yapılan organ bağışlarının stabil seyrettiğini ve son yıllarda bekleyenlere göre ciddi düşük kaldığını kaydederek, “Sağlık Bakanlığı verileri değerlendirildiğinde, bugün kadavra donörden böbrek bağışı bekleyen her 100 hastanın ancak 3’ü nakil şansı buluyor. Kişilerin hayattayken, kendi serbest iradeleri ile yaptıkları organ bağışlarında oran yüzde 50,83 kadınlar, yüzde 49,17 erkekler olarak görülüyor.” ifadelerini kullandı.

Kadavradan organ bağışının çok boyutlu, çok yönlü toplumsal bir sorun olduğunun altını çizen Erk, konunun muhataplarının her zaman gereken çabayı etkin ve sürekli göstermesi gerektiğini, her kadavra donörden organ bağışının, organ bekleyenlere yeniden yaşam şansı verirken, devletin de sağlık giderlerinde tasarruf sağladığını belirtti.

TEK ÇARE, BÖBREKLERİ KORUMAK

Timur Erk, geçen yıl yapılan 3 bin 342 böbrek naklinin yüzde 20,7’sinin kadavra donörden bağışlandığını, nakillerin yüzde 39’unun herhangi bir tedaviye başlanmadan pre-emtiv dönemdeki hastalara, yüzde 55’inin hemodiyaliz hastalarına, yüzde 6’sının da periton diyaliz hastalarına yapıldığını aktardı.

Ulusal Organ Bekleme Listesinde 2013’te 18 bin diyaliz hastası kayıtlıyken, bugün 23 bin diyaliz hastasının böbrek beklediğini hatırlatan Erk, “Bu hastalar canlı vericileri olmadığı için kadavradan böbrek bağışı beklemek zorundalar. Böbrek nakli bekleyen hastaların, toplam son dönem kronik böbrek yetmezliği hastalarından daha fazla artmasının ana nedeni, erken evrede (pre-emptiv), hiçbir diyaliz tedavisine başlamadan canlı vericiden böbrek nakli olanlardır. 2016’da canlıdan nakillerin pre-emptiv oranı yüzde 34,6 iken 2017’de bu oran yüzde 38,5’e çıkmıştır. Erken evrede yapılan canlı vericiden böbrek nakillerindeki artış, nakillerin zamanında yapılıp yapılmadığı sorgulatmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

TBV Başkanı Timur Erk, hastalanmanın önüne geçilmesi gerektiğine dikkati çekerek, şu görüşlere yer verdi:

“Sivrisineklerle tek tek uğraşmak yerine, bataklığı kurutmak gerekir. Bu bataklığı kurutmanın da tek çaresi, böbrek sağlığının korunmasıdır. Böbrek hastalıklarının ana nedenleri sırası ile yüzde 40 diyabet, yüzde 30 hipertansiyon, yüzde 20 obezite ve metabolik sendrom, yüzde 6 nefrit, yüzde 4 diğer sebeplerdir. Bu verilere çözüm odaklı bakıldığında, böbrek hastalıklarının beslenme ve hayat tarzları ile önlenebilir olduğu rahatlıkla görülmektedir. Bir yandan böbrek hastalarının nitelikli tedavi ile yaşam sürelerinin artması, bu tedavilerin en seçkin modeli olan böbrek nakillerinin gerçekleşmesi ve kadavradan organ bağışının artması yönünde çaba sarf ederken, diğer taraftan da bu hastalığın önlenmesi çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.”

AA

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER