banner247

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutlarız!

Bugün 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. Peki 19 Mayıs'ta ne oldu? 19 Mayıs neden Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanıyor?

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutlarız!

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun...Atatürk, 100 yıl önce bugün, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. İşgal altındaki Anadolu’da eşi benzeri olmayan bir kurtuluş mücadelesi başlattı. Bir millet küllerinden yeniden doğdu... O tarihi gün, Ulu Önder’in vatanı emanet ettiği gençlerin bayramı oldu. Coşkuyla kutluyoruz...

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919 günü Samsun'a ayak bastı. İstanbul'da başlayıp Samsun'da son bulan o yolculuk, bir millete kurtuluşu, bağımsızlığı ve milli egemenliği getirdi. Dünya tarihine altın harflerle yazılan bir zaferin ilk adımı oldu… Milli Mücadele'nin başladığı o günün üzerinden bir asır geçti. Bugün, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nın 100'üncü yılını büyük bir coşku ve heyecanla kutluyoruz… 100 yıl önce başlattığı mücadeleyle bağımsızlığımızı ve egemenliğimizi ebedi kılan, bize bu toprakları vatan yapan Ulu Önder Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarını saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz…

ANADOLU YOKLUK İÇİNDE

Mustafa Kemal, yıllarca birçok farklı cephede aralıksız savaşmak zorunda kalmış, her şeyini kaybetmiş, toprakları düşman tarafından işgal edilmiş, yorgun ve yoksul bir milleti ayağa kaldırmayı başardı. Milleti, “Ya istiklal, ya ölüm” parolası altında birleştirmek, Kuvay-ı Milliye çatısı altında toplamak kolay olmadı. “Çanakkale Kahramanı” olarak bütün dünyanın tanıdığı Mustafa Kemal, kurtuluş mücadelesinin ön hazırlığını İstanbul'da yaptı.

İLK İŞARET FİŞEĞİ

Çanakkale'de düşmanı denize döken Mustafa Kemal Atatürk, savaş sonrası Anadolu'ya geçti. 13 Kasım 1918'de ise İstanbul'a döndü. Haydarpaşa Garı'ndan bindiği Kartal İstimbotu'yla Galata'ya doğru giderken, kenti işgal eden düşman donanmasını gördü. Yanındaki yaveri Cevat Abbas Gürer, bu manzara karşısında gözyaşlarını tutamadı. Mustafa Kemal Atatürk ise İstanbul Boğazı'na bakıp kararlılıkla “Ağlama çocuk, geldikleri gibi giderler” dedi. Bu söz, Kurtuluş Savaşı'nın ilk işaret fişeği oldu.

YENİ GÖREVE ATANDI

Mayıs 1919'a kadar İstanbul'da çeşitli temaslarda bulunan Atatürk, vatanı kurtarmak için Anadolu'ya geçme kararı aldı. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün 9. Ordu Müfettişi olarak Anadolu'ya atanması kurtuluş planlarını hayata geçirmek için önemli bir fırsattı. Atatürk, bu görevi kabul etti. Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarını Samsun'a götürmek için Bandırma Vapuru ayarlandı ve geminin kaptanlığına da İsmail Hakkı atandı. Yolculuk için bütün hazırlıklar yapıldı. Atatürk ve silah arkadaşları, Samsun'a doğru yola çıktı. Tarih: 16 Mayıs 1919 idi…

O SÖZÜ GERÇEK OLDU

Ulu Önder ve beraberindekiler, üç gün süren zorlu bir yolculuktan sonra, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ulaştı. Tütüncü İskelesi'ne ilk adımı attıklarında vatan harap haldeydi. Ve asıl önemli yolculuk şimdi başlıyordu. Vatanı düşman işgalinden kurtarmak, bağımsız ve çağdaş bir ülke kurmak için her alanda mücadele zamanıydı… Atatürk, Erzurum ve Sivas kongreleriyle tüm milleti bağımsızlık ateşi etrafında birleştirdi. Önce vatanı düşmandan kurtardı, sonra tüm dünyanın parmakla gösterdiği çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu… 13 Kasım 1918'de İstanbul Boğazı'ndaki düşman donanmasına bakarken söylediği o sözü gerçek kıldı: Geldikleri gibi gittiler…

Bandırma Vapuru'yla üç gün süren zorlu yolculuk

9. Ordu Müfettişliği görevine atanan Atatürk, 16 Mayıs 1919 günü İstanbul'dan Samsun'a gitmek üzere yola çıktı. Ancak işgal kuvvetlerini vapurun geçişine izin vermeyeceği ya da Bandırma Vapuru'nun Karadeniz'e çıktıktan sonra batırılacağına dair haberler vardı. Mustafa Kemal Atatürk, bu ihtimallere karşı da önlemini aldı. Düşmanın tahmin ettiğinden farklı bir rota belirlendi. Atatürk, Beşiktaş'tan bir askeri motorla İstanbul Boğazı'na açıldı, Kız Kulesi açıklarında Bandırma Vapuru'na bindi. Atatürk'e verilen görev, Anadolu'daki isyanları kontrol altına almaktı. Ancak o Anadolu'daki direniş örgütlerini birleştirip Milli Mücadele'yi başlatmayı planlıyordu. Tüm planlarını da hayata geçirdi.

İşte işgal altındaki İstanbul

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 13 Kasım 1918'den 16 Mayıs 1919'da kadar 6 ay İstanbul'da kaldı. Kente ilk geldiği gün, 61 parçalık itilaf donanması İstanbul'u işgal ediyordu. Kartal İstimbotu'yla Galata'ya geçerken, düşman donanmasının arasında kaldı. İngiliz, Fransız bayraklarını taşıyan gemilerin geçişini seyrederken, kafasında kurtuluş ve bağımsızlık planları vardı. Çanakkale'de düşmanı denize döken Anafartalar Kahramanı Atatürk, düşman donanmasına bakıp o unutulmaz sözünü söyledi: “Geldikleri gibi giderler!” Kurtuluş mücadelesinin parolası ise şu oldu: “Ya istiklal, ya ölüm.”

Atatürk'ün gözünden Anadolu'nun durumu

Mustafa Kemal Atatürk, Milli Mücadele'yi başından sonuna kadar meşru bir hak mücadelesi olarak yürüttü. İşgallere karşı başlayan hak ve hukuk direnişine Müdafaa-i Hukuk adı da işte bu sebeple verildi. Atatürk, Nutuk'un daha ilk sayfalarında, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarken gördüğü o korkunç manzarayı “Genel Durum ve Görünüş” başlığı altında şöyle anlatıyor: “Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu topluluk genel savaşta yenilmiş, koşulları ağır bir ateşkes antlaşması imzalanmış, büyük savaşın uzun yılları boyunca millet yorgun ve yoksul bir durumda. Milleti ve ülkeyi genel savaşa sürükleyenler kendi yaşamlarının kaygısına düşerek yurttan kaçmışlar. Vahdettin soysuzlaşmış, kendini ve yalnız tahtını koruyabileceğini umduğu alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet güçsüz, onursuz, korkak; yalnız padişahın isteklerine uymuş, onunla birlikte kendini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun eğmiş. Orduların elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta. İtilaf devletleri, ateşkes antlaşması hükümlerine uymayı gerekli görmüyorlar.”

Mustafa Kemal Atatürk'ün Bandırma Vapuru ile Samsun'a çıktığı ve Kurtuluş Savaşı'nın başladığı gün olan 19 Mayıs, her yıl ülke genelinde Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaktadır. Peki, Türk milleti için önemli günlerden biri olan 19 Mayıs'ta ne oldu? 19 Mayıs neden Atataürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanıyor? İşte 19 Mayıs'ın anlam ve önemi...

19 MAYIS'TA NE OLDU? 19 MAYIS 1919 TARİHİNİN ANLAM VE ÖNEMİ

19 Mayıs 1919 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki dönüm noktalarından biridir. Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih olan 19 Mayıs aynı zamanda “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır. Atatürk Millî Mücadele sıralarında Türk milletini ileri götürecek olanların ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fikirler olduğunu görmüştü. Bu nedenle de “gençlik” kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşımaktadır. Atatürk gençlerden sık sık bahsederken, yaş sınırı dışında fikri olarak gençliği yani, fikirde yeniliği ifade etmiştir. O’nun şu sözü çok anlamlıdır:“Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.

Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği ve “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan 19 Mayıs tarihinin önemini daha iyi anlayabilmek için Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 tarihleri arasında gerçekleştirdiği İstanbul-Samsun yolculuğunu bir kez daha hatırlamamız gerekir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki önemli olaylardan biri Atatürk’ün Samsun’a ayak basışıdır. TürkMilleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıktı ve Samsun’a ayak basarak “Kurtuluş” yolunu açtı. Dolayısıyla Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 İstanbul’dan başlayan yolculuğu bir kurtuluş dönemini simgeler. Samsun’a ayak basışının taşıdığı önem Atatürk’ün Büyük Nutku’nu 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkışı ile başlatmasından anlaşılmaktadır ki şimdi bu yolculuğu kısaca anlatmaya çalışalım.

Samsun işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahipti ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir bir kapıydı. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı. Buna tepki olarak Türk Makinalı Tüfek birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması dikkatleri bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silâhlandığı konusundaki şikayetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve birşeyler yapmak içinAnadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattır. İstanbul-Samsun yolculuğu öncesinde Atatürk’le Padişah Vahdettin arasında geçen konuşmayı Atatürk şöyle anlatır:

“-Paşa, Paşa!... Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin!Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (bu bir tarih kitabıdır)! Bunları unutun, dedi, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli olabilir... Paşa, Paşa... Devleti kurtarabilirsin!...

Bu sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor?...O Vahdettin ki... bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat, böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü saydım, kendine karşılık verdim:

- Kişiliğe güveninize ve bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim...Elimden gelen hizmeti esirgemeyeceğime lütfen güveniniz...”

Atatürk bu konuşmada plânlarının sezilmiş olabileceği duygusuna kapılmıştı ama, O’nu bekleyen ve O’na güvenen bir “Türk Milleti” vardı.

Atatürk ile beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü başlayacak yolculuğa gemi kaptanı İsmail Hakkı Durusu dışında 18 kişi eşlik edecekti. Bu 18 kişinin adları şöyleydi: III. Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bey (General Bele),Müfettişlik Kurmay Başkanı Kurmay Albay Manastırlı Kâzım Bey (General DIRIK),Müfettişlik Sağlık Bakanı Doktor Albay İbrahim Talî Bey (ÖNGÖREN),Kurmay Başkan Yardımcısı Kurbay Yarbay Mehmet Ârif Bey(AYICI),Karargâh Erkân-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyâsiyât Şubesi Müdürü Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey(GEREDE),Müfettişlik Topçu Komutanı Topçu Binbaşı Refik Bey(SAYDAM),Müfettişlik Başyaveri Yüzbaşı Cevad Abbas(GÜRER),Kurmay Mülhakı Yüzbaşı Mümtaz (TÜNAY),Kurmay Mülhakı Yüzbaşı İsmail Hakkı (EDE),Müfettişlik Emir Subayı Yüzbaşı Ali Şevket (ÖNDERSEV),Karargâh Komutanı Yüzbaşı Mustafa Vasfi (SÜSOY),Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kâlem Âmiri Üsteğmen Arif Hikmet (GERÇEKÇI),İaşe Subayı Üsteğmen Abdullah(KUNT),Müfettişlik İkinci Yaveri Teğmen Muzaffer (KILIÇ),Şifre Kâtibi, Birinci Sınıf Kâtip Fâik (AYBARS),Şifre Kâtibi Yardımcısı, Dördüncü Sınıf Kâtip Memduh (ATASEV).

Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 17Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır. 18Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Yolcular Kalyon Burnu denilen yerden sandallarla Merkez iskelesine çıkarılırlar. Bu sandallardan birinin sahibi olan İsmail Yurtsever, o zaman için Atatürk’ü tanımadığını söyler,Atatürk’ü sandalda ve Samsun’da iken geniş yakalı lejyon kaputu ve başında kalpakla gördüğünü anlatır.

Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerdi ve giyimi de buna uygundu ancak Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra asker değil, sivil olarak hareket edecekti.

Atatürk’ün Samsun’a çıkışında gördüğü manzara pek parlak değildi. Şehirde İngiliz işgal kuvvetleri vardı. Pontusçular sokaklarda kol geziyordu. Halk kendisini koruyamayacak durumdaydı. Atatürk bugün müze haline getirilen Hıntıka Palas’ta kaldıkları süre içinde hep bu sorunları düşündü, yolculukta geçirdiği uykusuz geceler sona ermemişti; şimdi de burada uykusuz geceler başlıyordu. Ama, O’nda ve O’nun gibi düşünenlerde bu azim oldukça hiçbir engel aşılmaz değildi.

Kısaca vermeye çalıştığımız bu yolculuk Türk Milleti için bir dönüm noktası oldu ve kurtuluşun başlangıcıydı. Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’da Anadolu topraklarına bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle de 19 Mayıs’ı Türk gençliğine armağan etti. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi gençlik kavramı genel anlamda fikirlerdeki yeniliği anlatmaktadır.

Atatürk“Gençler!Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler!Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” derken Türk gençliğine olan güvenini de anlatmıştır.

Atatürk’ün şu sözleri hepimiz için bir rehber olmalıdır:“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir” demiştir. Atatürk’ü anlamak, yaşadıklarını ve fikirlerini bilmekle mümkündür. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlukları her zaman göz önünde tutarak, 19 Mayısları Atatürk’ün emanetine daima sahip çıkarak kutlamalıyız. Kaynak: Milli Eğitim Bakanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün internet sitesinden alınmıştır.

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2019, 10:33
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER