Samsun Tabip Odası Başkanı Faysal Çadır, "Bilim ve tıbbın kaygısı toplumsa, canlıların sağlığıysa onu savunmak cesaret gerektirir. Hekimlik andı, aldığımız bu sorumluluğun topluma verilmiş bir garantisidir. Yani bizi susturacaklarını zannedenler bilsin ki bizler öyle bir yemin ettik ki dönmeyiz, dönemeyiz. Hipokratlardan, İbn-i Sinalardan, Nusret Fişeklerden bize emanettir, topluma verdiğimiz bu söz, bu cesaret, bu sağlık ve emek mücadelesi" dedi.

MEHMET REBİİ ÖZDEMİR

Samsun Tabip Odası Başkanı Faysal Çadır, "Bilim ve tıbbın kaygısı toplumsa, canlıların sağlığıysa onu savunmak cesaret gerektirir. Hekimlik andı, aldığımız bu sorumluluğun topluma verilmiş bir garantisidir. Yani bizi susturacaklarını zannedenler bilsin ki bizler öyle bir yemin ettik ki dönmeyiz, dönemeyiz. Hipokratlardan, İbn-i Sinalardan, Nusret Fişeklerden bize emanettir, topluma verdiğimiz bu söz, bu cesaret, bu sağlık ve emek mücadelesi" dedi.

Samsun Tabip Odası Yönetim Kurulu, bugün düzenlediği basın toplantısında, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Menkez Konseyi üyelerinin görevden alınması için açılan davaya, Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya verilen hapis cezalarına ve hekimlere yönelik uygulamalara tepki gösterdi. Samsun Tabip Odası Başkanı Faysal Çadır, Yönetim Kurulu adına yaptığı açıklamada, "Söylemimiz, talebimiz bellidir; toplumumuzun sağlıklı olması. Biliyor ve söylüyoruz ki bu, ancak sağlığa bütünlüklü yaklaşımla mümkündür. Bunun için de bireylerin ve toplumun ekonomik, siyasal, çevreyle ilgili sosyal, fiziksel ve biyolojik iyilik halinin tam olması gerekir. Öncelikle tüm sağlık çalışanlarının insanca yaşayabileceği, emeklerinin karşılığını alacağı geliri ve çalışma koşulları sağlanmalıdır" diye konuştu. Çadır, şunları söyledi:

"BİZLER ÖYLE BİR YEMİN ETTİK Kİ DÖNMEYİZ, DÖNEMEYİZ"

"Biliriz ki toplum sağlıklıysa biz sağlıklıyız, biz sağlıklıysak toplum sağlıklı. Yine biz biliriz ki bilim ve tıbbın kaygısı toplumsa, canlıların sağlığıysa onu savunmak cesaret gerektirir. Hekimlik andı, aldığımız bu sorumluluğun topluma verilmiş bir garantisidir. Yani bizi susturacaklarını zannedenler bilsin ki bizler öyle bir yemin ettik ki dönmeyiz, dönemeyiz. Hipokratlardan, İbn-i Sinalardan, Nusret Fişeklerden bize emanettir, topluma verdiğimiz bu söz, bu cesaret, bu sağlık ve emek mücadelesi. TTB de insanlık tarihi kadar köklü böylesi mücadelenin yakın tarihteki somutlaşmış örneklerinden biridir sadece ve TTB, herhangi bir iktidara yaslanmayı hiçbir zaman kabul etmemiş; eleştirel, bilimsel, etik aklı en büyük dayanak kabul etmiştir. Mücadelesi uzun solukludur. TTB’nin özelleştirmelerle, ülke imkanlarını sermayedarlara akıtan şehir hastaneleriyle, niteliksiz tabela üniversitesi eğitimleriyle, basamaklı uygulamayı yok eden sağlık sistemiyle, emeğimizin sömürülmesiyle, doğanın yok edilmesiyle, en yoğununu yaşadığımız, hayatın her alanına sindirilmeye çalışılan şiddetle mücadelesi, bu uzun soluklu mücadelelerden bazılarıdır.

"SAĞLIK HİZMETİ TÜM HALKIMIZ İÇİN PARASIZ OLMALIDIR"

Söylemimiz, talebimiz bellidir; toplumumuzun sağlıklı olması. Biliyor ve söylüyoruz ki bu, ancak sağlığa bütünlüklü yaklaşımla mümkündür. Bunun için de bireylerin ve toplumun ekonomik, siyasal, çevreyle ilgili sosyal, fiziksel ve biyolojik iyilik halinin tam olması gerekir. Öncelikle tüm sağlık çalışanlarının insanca yaşayabileceği, emeklerinin karşılığını alacağı geliri ve çalışma koşulları sağlanmalıdır. 'Devlet vatandaşın sağlığını korumak zorundadır' ilkesi gereği, sağlık hizmeti tüm halkımız için parasız olmalıdır. Sağlık sisteminin temelini birinci basamak sağlık hizmetleri oluşturmalı, basamaklı bir sağlık sistemi modeline geçilmelidir. Mezuniyet öncesi ve sonrası tıp eğitimi yeniden nitelikli hale getirilmelidir.

"TTB’NİN EN BÜYÜK DAYANAĞI TOPLUMDUR, SUSTURULMAZ"

Bilim ve teknoloji kâr amacıyla değil, mevcut ve gelecekteki toplumsal ihtiyaca göre kullanılıp geliştirilmelidir. Hekimliğin yüzyıllardan beri süregelen serbest çalışma, mesleki bağımsızlık hakkı gasp edilmemelidir. Demokrasilerde önemli ilke, toplumun sorumluluk verdiklerini en güçlü katılım yöntemleriyle seçebilmesi ve denetleyebilmesidir. Ancak ne yazık ki son dönemlerde iktidarların seçilmişlerle ve denetlenme ile ilgili sorunları olduğunu görüyoruz. Demokratik ülkelerde en geniş yetkilerle donatılan, mesleki bağımsızlıkları güvence altına alınan meslek örgütleri, ne yazık ki baskıcı rejimlerde yetkileri kısıtlanan, mesleki ve mali özerlikleri daraltılan, halkın ve meslektaşlarının yararına tutum aldıklarında iktidarlar tarafından hedef haline getirilen bir anlayışla karşılaşmaktadırlar. TTB’nin en büyük dayanağı toplumdur, hekimlerdir. TTB, bu güç ve sorumlulukla, üzerinde oluşturulmaya çalışılan olumsuz algılarla, baskılarla dün olduğu gibi bugün de yarın da mücadele edecek birikim ve inanca sahiptir. TTB Merkez Konseyi ve tabip odaları olarak, hekimlere ve topluma sağlıklı, emeğimizin sömürülmediği, demokrasi ve barışın kalıcı olduğu güzel bir gelecek için mücadele edeceğimize söz veriyoruz. Biliyoruz ve inanıyoruz ki bu baskı dolu karanlık günleri, dayanışma ve önlüğümüzün beyazıyla aşacağız. Topluma ve hekimlere sözümüzdür."