<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>umke.org</title>
    <link>https://www.umke.org</link>
    <description>Ulusal Medya ve Kamu Enformasyonu 
DOĞRU HABER · GÜVENİLİR KAYNAK 
Türkiye'nin Gündemi, Tek Noktada.
 Haberin Gücü, Bilginin Değeri. 
Türkiye'den Haberin Merkezi.
 Gündemi Yakala, Gerçeği Bil. 
Her An Haber, Her Yerde UMKE. 
Güvenilir Haber, Güçlü Yarınlar.
Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.umke.org/rss" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 31 Oct 2026 00:19:17 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/rss"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakü'den Ankara’ya kritik soru: Filistinli lider Güney Kıbrıs'ı neden 29 Ekim'de ziyaret etti?]]></title>
      <link>https://www.umke.org/bakuden-ankaraya-kritik-soru-filistinli-lider-guney-kibrisi-neden-29-ekimde-ziyaret-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/bakuden-ankaraya-kritik-soru-filistinli-lider-guney-kibrisi-neden-29-ekimde-ziyaret-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na denk gelen Güney Kıbrıs ziyareti, Azerbaycan basınında günün konusu oldu. Üç ayrı yazıda, “Ankara'nın Filistin yönetimine nasıl yaklaşılacağı” sorgulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Güney Kıbrıs temasları, Azerbaycan basınında Türkiye–Azerbaycan ilişkilerindeki gerilimin yeni tartışma başlıklarından biri oldu.</p>

<p>Qafqazinfo, Oxu.az ve Musavat.com’da yayımlanan değerlendirmelerde, Bakü’nün İsrail’le ilişkilerini eleştiren Türkiye’deki bazı çevrelere, 'aynı ölçütleri tüm taraflara uygulama' çağrısı yapıldı.</p>

<p></p>

<h3>BAYRAMOV-KOMBOS GÖRÜŞMESİ HATIRLATILDI</h3>

<p>Agil Valili, Oxu.az’daki analizinde, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov’un 23 Eylül’de New York’ta, BM Genel Kurulu kapsamında Kıbrıslı mevkidaşı Konstantinos Kombos’la görüşmesini hatırlattı. Yazıya göre, görüşmede siyasi diyalog, Azerbaycan–Avrupa Birliği ilişkileri ve Güney Kafkasya’daki barış çabaları ele alındı.</p>

<p>Valili, bu temasın Türkiye’de bazı yorumcular tarafından Azerbaycan’ı suçlamak için kullanıldığını savundu. Valili, Abbas’ın Nikos Hristodulidis’le görüşme ve çalışma yemeğini içeren ziyaretinin, iki bakanın uluslararası bir etkinlikteki buluşmasından daha üst düzey olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Yazarın yönelttiği temel soru şu oldu: Filistin yönetiminin Lefkoşa’yla üst düzey temaslarına diplomatik gerekçeler bulunacaksa, Bakü’nün bakanlık düzeyindeki görüşmesi neden kınanıyor? Valili, bu karşılaştırmayı Azerbaycan’ı eleştirenler açısından bir tutarlılık testi olarak değerlendirdi.</p>

<h3>"HAYALİ KARDEŞLİK LEFKOŞA’DA DEFNEDİLDİ"</h3>

<p>Aslan Vəliyev, Qafqazinfo’da 29 Ekim’de yayımlanan <i>“Lefkoşa’da defnedilen ‘hayali kardeşlik’” </i>başlıklı yazısında daha sert bir dil kullandı. Abbas’ın ziyaretinin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’yla örtüşmesini, Türkiye’de Filistin’e destek adına Azerbaycan’ı hedef aldığını savunduğu İslamcı çevreler açısından siyasi bir çelişki olarak yorumladı.</p>

<p></p>

<p>Bakü’nün İsrail’le ilişkileri nedeniyle 'ihanet' suçlamalarıyla karşılaştığını belirten Vəliyev, aynı çevrelerin Filistin yönetiminin tercihlerine nasıl yaklaşacağını sorguladı.</p>

<h3>FİLİSTİN’E DESTEK İLE İSRAİL’LE İLİŞKİLER AYRI MI?</h3>

<p>Cavanşir Abbaslı, Musavat.com’daki yazısında, ziyaretin Cumhuriyet Bayramı’na denk gelmesinin sembolik önem taşıdığını belirtti. Bununla birlikte, Abbas’ın ziyaretinin Türkiye’ye karşı kasıtlı bir “diplomatik tokat” olarak planlandığını söylemek için kanıt bulunmadığını açıkça vurguladı.</p>

<p>Abbaslı, Azerbaycan’ın Filistin halkının meşru haklarını, iki devletli çözümü ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devletini desteklediğini hatırlattı. Bakü’nün İsrail’le ilişkilerinin bu tutumu kendiliğinden geçersiz kılmadığını belirtti.</p>

<p>Yazıda, Filistin yönetiminin Ermenistan’la yakınlaşması da tartışmaya açıldı. Abbaslı, Erivan’ın Filistin’i tanımasının ve diplomatik ilişkilerin geliştirilmesinin, Azerbaycan’dan beklenen dayanışma değerlendirilirken hesaba katılması gerektiğini savundu.</p>

<p>Abbaslı, Mahmud Abbas’ın Haziran 2025’te Ermeni kökenli Varsen Ağabekyan’ı Filistin Dışişleri Bakanlığına atamasına da değindi. Yazar, bir kişinin etnik kökeni nedeniyle kamu görevi üstlenme hakkının sorgulanamayacağını özellikle belirtti.</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>HABER</category>
      <guid>https://www.umke.org/bakuden-ankaraya-kritik-soru-filistinli-lider-guney-kibrisi-neden-29-ekimde-ziyaret-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 19:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/images-2-1-1.webp" type="image/jpeg" length="48300"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elektrik faturalarında destek sınırı değişti!]]></title>
      <link>https://www.umke.org/elektrik-faturalarinda-destek-siniri-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/elektrik-faturalarinda-destek-siniri-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EPDK, konut abonelerinin elektrik tüketiminde devlet desteği sınırını duyurdu. Aylık 250 kilovatsaatin üzerinde tüketim yapan ve faturası yaklaşık 820 TL'yi aşan aboneler destek kapsamı dışında kalacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), konut abonelerinin elektrik tüketimine uygulanan devlet desteğine ilişkin sınırı duyurdu. Yeni düzenlemeye göre aylık elektrik tüketimi belirlenen seviyenin üzerine çıkan mesken aboneleri, devlet desteği kapsamının dışında kalacak.</p>

<p></p>

<h2>250 KİLOVATSAAT TÜKETİM SINIRI</h2>

<p>EPDK tarafından açıklanan sınıra göre, aylık ortalama elektrik tüketimi 250 kilovatsaati aşan konut aboneleri devlet desteğinden yararlanamayacak. Bu sınır, elektrik faturasında yaklaşık 820 TL ve üzerindeki tutarlara karşılık geliyor.</p>

<p>Buna göre aylık elektrik tüketimi 250 kilovatsaatin üzerine çıkan ve faturası yaklaşık 820 TL'yi aşan mesken aboneleri, devlet desteği uygulamasından faydalanamayacak.</p>

<p></p>

<p>EPDK'dan yapılan açıklama da şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>"Hatırlanacağı üzere 2018 yılından bu yana her yıl için abone grupları bazında son kaynak limitleri belirlenmiştir. 2018-2024 yıllarını içeren dönemde mesken abone grubu için belirlenen yüksek limitler sonucunda tüm mesken aboneleri düşük tüketimli son kaynak tüketicileri olarak kalmaya devam etmiş ve mesken tüketicilerine ulusal tarife uygulanmıştır. Mesken abone grubuna yönelik son kaynak limiti 2025 yılı için 5.000 kWh/yıl, 2026 yılı için 4.000 kWh/yıl olarak belirlenirken bu limiti aşan mesken aboneleri yüksek tüketimli tüketici grubuna dâhil edilmiştir. Hatırlanacağı üzere 2018 yılından bu yana her yıl için abone grupları bazında son kaynak limitleri belirlenmiştir. 2018-2024 yıllarını içeren dönemde mesken abone grubu için belirlenen yüksek limitler sonucunda tüm mesken aboneleri düşük tüketimli son kaynak tüketicileri olarak kalmaya devam etmiş ve mesken tüketicilerine ulusal tarife uygulanmıştır. Mesken abone grubuna yönelik son kaynak limiti 2025 yılı için 5.000 kWh/yıl, 2026 yılı için 4.000 kWh/yıl olarak belirlenirken bu limiti aşan mesken aboneleri yüksek tüketimli tüketici grubuna dâhil edilmiştir.</p>

<p></p>

<h2>2027 YILI ELEKTRİK TÜKETİM LİMİTİ 3.000 KWH OLDU</h2>

<p>Bugün gerçekleştirilen Kurul toplantısında alınan karar ile 2027 yılı için bu limit 3.000 kWh/yıl (aylık ortalama 250 kWh tüketim, fatura bedeli olarak aylık ortalamada yaklaşık 820 TL ve üzeri) olarak belirlenmiştir. Söz konusu limit 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren geçerli olacaktır.</p>

<p>Ülkemizde güncel verilere göre mesken abonelerinin sayısı yaklaşık 44,2 milyondur. Bu düzenleme sonrası tüketimi yüksek olan yaklaşık 6 buçuk milyon mesken abonesi, yani tüm mesken abonelerinin yaklaşık %14,7’si yüksek tüketimli tüketici grubunda yer alacaktır.</p>

<p></p>

<h2>HANGİ ABONE GRUPLARI DÜZENLEMEDEN ETKİLENMEYECEK?</h2>

<p>Tarımsal faaliyetler grubunda son kaynak limiti değiştirilmemiş olup tarımsal faaliyetle uğraşan herhangi bir tüketici bu düzenlemeden etkilenmeyecektir. Sanayi, kamu ve özel hizmetler sektörü ve aydınlatma abone grupları için 15.000 kWh limitinde de herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.</p>

<p>Mesken abone grubunda bulunan camiler, ibadethaneler, cemevleri, dernekler de ilgili düzenlemenin dışında tutulmuştur. Ayrıca şehit aileleri ve muharip/malul gaziler, köy içme suları, AFAD’a ait geçici barınma merkezleri, elektrikle çalışan diyaliz destek ünitesi, solunum cihazı ve benzeri mahiyette yaşam destek cihazlarına bağımlı olan tüketiciler de bu düzenlemenin dışında yer almaktadır.</p>

<p></p>

<h2>ULUSAL TARİFEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMAYACAK</h2>

<p>Alınan karar ile ulusal tarifede herhangi bir değişikliğe gidilmemektedir. Sadece yıllık tüketim miktarının 3.000 kWh ve üzeri olmasına bağlı olarak son kaynak limitini geçen mesken tüketicilerinin ve yıllık tüketim miktarının 15.000 kWh ve üzeri olmasına bağlı olarak son kaynak limitini geçen kamu ve özel hizmetler sektörü ile diğer, sanayi ve aydınlatma abone gruplarında yer alan tüketicilerin desteklenen gruptan çıkarılarak gerçek maliyetlerden elektrik enerjisi tedarik etmeleri amaçlanmaktadır.</p>

<p></p>

<h2>YENİ TARİFE HANGİ TARİHTEN İTİBAREN UYGULANACAK?</h2>

<p>2027 yılı için belirlenen son kaynak limitinin geçerli olduğu 2027 yılı veya bir önceki takvim yılı olan 2026 yılında limitin geçilmesi halinde, bu limite erişilen ayı takip eden üçüncü ayın ilk gününden itibaren ikili anlaşma yapmamış olan tüketicilere; yüksek tüketimli son kaynak tüketicileri için hesaplanacak tarife uygulanmaya başlanacaktır.</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.umke.org/elektrik-faturalarinda-destek-siniri-degisti</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 19:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/images-23-1.jpg" type="image/jpeg" length="57204"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İYİ Parti'de 'Bahçeli' krizi..]]></title>
      <link>https://www.umke.org/iyi-partide-bahceli-krizi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/iyi-partide-bahceli-krizi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İYİ Parti'de 'Bahçeli' krizi... Erhan Usta Dervişoğlu'nun çağrısına 'Sözümün tevile ihtiyacı yok, o kola giriş siyasi bir tercihtir' yanıtı verdi
İYİ Parti Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu'nun Anıtkabir'de MHP lideri Bahçeli ile kol kola yürümesine tepki gösteren Erhan Usta, Dervişoğlu'nun bugünkü 'tevil' çağrısına sert yanıt verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anıtkabir'de yapılan resmi törende İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin koluna girerek yürümesine tepki gösteren Erhan Usta, yeni bir açıklama yaptı.</p>

<p>Dervişoğlu'nun "Dilerim ki söylediklerini tevil edilebilecek bir yol haritası tanzim eder" sözü üzerine "Sözümün tevile ihtiyacı yok" diye yanıt veren İYİ Partili Usta, "O kola giriş, fiziki bir zorunluluk değil, siyasi bir tercihtir. Ben bu tercihe itiraz ediyorum" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Usta'nın sosyal medya platformu X'teki hesabından yaptığı açıklama şöyle:</p>

<p><i>"Sözümün tevile ihtiyacı yok. Bugüne kadar, İYİ Parti olarak hem içtimai hem iktisadi konularda hem de son olarak Çerçeve Yasa sürecinde, her platformda, her kademede canla başla mücadele verdik. Bu mücadelemiz bundan sonra da sürecek. Anıtkabir’de defalarca törene katılmış birisi olarak söylüyorum. Orada birisini görmek isterseniz görür, görmek istemezseniz görmezsiniz. Birisiyle yürümek isterseniz yürür, istemezseniz yürümezsiniz. Tören boyunca birisinin sürekli yanında olmak çok özel gayret gerektirir. Hele hele merdivenlerden inerken hiçbir düzen olmaz. O kola giriş, fiziki bir zorunluluk değil, siyasi bir tercihtir. Ben bu tercihe itiraz ediyorum.</i></p>

<p><i>Şu çok iyi bilinsin ki bizler görevimizi kapalı kapıların ardında ikbal hesaplarından almayız, biz görevimizi büyük Atatürk’ün gençliğe hitabesinden alırız. Birinci vazifemizin gereği olarak Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa edeceğiz. Siyasetin sorumluluğu herkes için geçerlidir. Davranışlarımızın yerindeliğini milletimizin verdiği tepkiyle değerlendirmek en güzel yoldur. Ben partimdeyim. Hiçbir yere gitmiyorum. Emek verdim. Risk aldım. Doğru bildiğim yolda bundan sonra da yürüyeceğim. Milletimize verdiğimiz sözden bir milim dahi sapmadan, inandığımız yolda kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz."</i></p>

<p></p>

<h3>NE OLMUŞTU?</h3>

<p>İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, Anıtkabir'de Müsavat Dervişoğlu'nun MHP lideri Bahçeli'nin koluna girdiği görüntülere sosyal medya hesabından "Bunu kabul etmiyorum" diyerek tepki göstermişti.</p>

<p>Usta'nın paylaşımına ilişkin konuşan Dervişoğlu, "Ben tweeti paylaştıktan sonra kendisini aradım. Telefonu kapalıydı. Henüz bana da bir dönüş yok. Diler ve umarım ki benim burada anlattıklarımı dinler, kendi söylediklerini kendisi tevil edilebilecek bir yol haritası tanzim eder" demişti.</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.umke.org/iyi-partide-bahceli-krizi</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 18:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/1200xauto-3-1.webp" type="image/jpeg" length="84768"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dervişoğlu'ndan Bahçeli resti!]]></title>
      <link>https://www.umke.org/dervisoglundan-bahceli-resti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/dervisoglundan-bahceli-resti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dün Anıtkabir'de Devlet Bahçeli'nin koluna girip verdiği samimi görüntülerle konuşulan İYİ Parti lideri Dervişoğlu sessizliğini bozdu. "Dün oradaki enstantanenin kaynağını açıklayamam ama bugün olsa yine aynısını yaparım" diyen Dervişoğlu, görüntülere tepki gösteren İYİ Partili Erhan Usta'yla ilgili de konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki devlet erkanı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Anıtkabir'i ziyaret etti. Törenin ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu merdivenlerden kol kola indi. İki liderin gülümseyerek sohbet ettiği dikkat çeken anlar kameralara yansıdı.</p>

<h2>DERVİŞOĞLU: "SİYASETTE BİR KUTUPLAŞMA ORTAMI SÖZ KONUSU"</h2>

<p>Müsavat Dervişoğlu bugün genel merkez binası çıkışında basın mensuplarının, dünkü olayla ilgili sorusunu cevapladı. Dervişoğlu şöyle yanıt verdi:</p>

<p>“Bizim orada yaptığımız şey, her Cumhuriyet Bayramı’nda olduğu gibi siyasi partilerin genel başkanlarıyla medeni ölçüler içerisinde sürdürürler bir ilişkiden ibarettir. Bu konu gerek sosyal medyada gerek kamuoyunda tartışılan bir konu. Bilinsin ki ben siyasi mücadelemi ülkülerim, hedeflerim ve inançlarım üzerine yaparım ama beşerî münasebetlerimi almış olduğum aile terbiyesi üzerinden yürütürüm. Siyasette bir kutuplaşma ortamı söz konusudur. Dolayısıyla siyasi partileri ya da siyaseten söz söyleme makamında olanların ifadeleri bu kutuplaşma çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu kutuplaşmanın sonucunda bir siyasi husumet, siyaseten hamasete dönüşmüş dil ile ifade edilmeye çalışılıyor. Yaşadığımız aslına bakarsanız doğrudan doğruya budur.”</p>

<h2>"KAVGAM MEMLEKET İÇİNDİR"</h2>

<p>Dervişoğlu, uzun bir zamandan bu yana siyaset yaptığını söyleyerek, "Bu zamana kadar şahsımdan kaynaklı bir saygı krizi kimseyle yaşamadım. Bunun tek bir örneğini bile hiç kimse gösteremez. Kiminle bir kavgam varsa, o kavga mutlaka memleket içindir. Memleket için yapılan kavgada da mücadelede de bir adım geri durduğuma şahitlik eden yoktur. Şimdi kamuoyunda bir görüntüyü tartışıyorsunuz. Bu sosyal medyada bir linç ortamına dönüştürüldü. Televizyonlarda daha makul yorumlara rastlıyorum. O yorumları yapanları da anlayışları itibarıyla kutluyorum. Meseleye doğru pencereden bakan insanın söylediklerine elbette ki saygı gösterilmesi gerekir. Benim birinin koluna girmem değil mesele. Anıtkabir’den inerken bu zamana kadar çok kişinin koluna girdim. Koluna girdiğim kişi Devlet Bahçeli olduğu için bütün bu tartışmalar yaşanıyor. Bahçeli üzerinden, ona duyulan kinin ve nefretin cisme büründürülmesi için insani davranışımın sorgulamaya açık tutulmasını yadırgıyor ve böyle bir ortamın içerisinde bulunduğumuz için de milletim adına üzülüyorum" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"BİR ENSTANTENEDEN HESAP ALANINI KABUL ETMEM"</h2>

<p>Dervişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Hem mücadelemden vazgeçmem hem de bir mücadele sürdürüyorken karakterimden asla ve kata taviz vermem. Beni tanıyanlar bu özelliğimle bilirler. Kamuoyu mücadelemizi nasıl sürdürdüğümüzün şahididir. Devlet Bey’le fikirlerinden kaynaklı bir husumeti olanlar varsa bu husumeti kendileri üzerinden ete kemiğe büründürsünler. Bahçeli ‘Abdullah Öcalan, Meclise gelsin konuşsun’ dediğinde buna verdiğim cevap herkes tarafından biliniyor. ‘Cesetlerimizi çiğnemeden onu bu Meclise getiremezsiniz’ diyen benim. Arkamda duran da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki İYİ Parti Grubudur. ‘Komisyon kurulsun’ denildiğinde ‘Bu Abdullah Öcalan'ın talebidir. Bu komisyon, Türkiye Cumhuriyeti'nin değerlerini tartışmaya açmanın vesilesi olur’ diyerek o komisyona katılmayan da benim. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde grubu bulunan siyasi partilerin hepsi o komisyona katıldı. Bir tek İYİ Parti katılmadı. ‘İmralı'ya ziyarete gidilsin’ denildiğinde, ki bunu da diyen Bahçeli’dir, ben ‘Devletle bir teröristi eşitleyemezsiniz’ diye partim adına görüşümüzü beyan eden kişiyim. Ayrıca ona ‘Statü verilsin’ denildiğinde de ‘Kamu haklarından mahrum edilmiş birine devlet katında rol biçemesiniz’ diye feryat eden de benim. Bütün bu olup bitenlere tek başına biz karşı durduk. ‘Cumhuriyete karşı bir kalkışma’ diye tanımlamış olduğumuz bu ihanet oyununu bozmaya çalışan biziz. Hala da bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Türkiye'nin birçok yerinde 'bayrak açıyoruz' mitingleri yaptık. 7 Kasım'da da aynı mitingi Trabzon'da gerçekleştireceğiz. Türkiye'nin ve Türk milletinin beklentilerinin hilafına atılmış adımlara hakkıyla cevap veren biziz. Dolayısıyla bir enstantaneden yararlanarak şahsımdan kaynaklı bir hesap alanı oluşturulmasını doğrusunu isterseniz kabul edebilmem mümkün değildir.”</p>

<h2>"DAVRANIŞIM BUGÜN DE DEĞİŞMEYECEKTİ"</h2>

<p>Dervişoğlu ayrıca, "Devlet Bahçeli'ye karşı eleştiri yapamayanlar, onun söylediklerine karşı medeni cesaret sergileyip cevap veremeyenler; Devlet Bahçeli’ye duyulan siyasi nefretten benim üzerimden yararlanmaya çalışıyorlar. Dünkü sahne bugün de yaşansa davranışım asla ve kata değişmeyecekti. Herkes bunu bilsin. Eğer Devlet Bahçeli'nin konumundan kaynaklı bir durumdan, bana fatura kesmek isteyenler varsa, ki ona da rastlıyorum, sosyal medyada trolleri olan siyasi partiler var, Devlet Bahçeli orada, söyleyecek lafı olan gitsin ona söylesin. Benim insani, vicdani ve ahlaki sorumluluklarım hiç kimsenin tartışmasına açık değildir. Bunun da böyle bilinmesini istiyorum. Ayrıca kamuoyuna bir ricada bulunmak istiyorum. Gerçekleri görerek hareket etsinler. Dün oradaki enstantanenin kaynağını da açıklayamam ama bugün olsa yine aynısını yaparım, çünkü benim sorumluluğumdur" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p></p>

<h2>"ERHAN USTA'YI ARADIM, TELEFONU KAPALIYDI"</h2>

<p>İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Anıtkabir'de yaşan durumla ilgili 'Bunu kabul etmiyorum' paylaşımı yapması da sorulan Dervişoğlu, “O tweeti paylaştıktan sonra kendisini aradım, telefonu kapalıydı. Henüz bana da bir dönüş yok. Diler ve umarım ki anlattıklarımı dinler ve kendi söylediklerini kendisi tevil edebilecek bir yol haritası tanzim eder. Nerede durduysak orada durmaya devam edeceğiz. Siyasi ahlakımızı da terbiyemizi de sorgulatmayacağız; mücadele azmimiz ve cehdimize de halel getirilmesine müsaade etmeyeceğiz" dedi.</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.umke.org/dervisoglundan-bahceli-resti</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 17:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/1200xauto-3-1.webp" type="image/jpeg" length="23529"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ERDOĞAN'IN DAVETİNE RAĞMEN ALİYEV ANKARA'YA GELMEDİ]]></title>
      <link>https://www.umke.org/erdoganin-davetine-ragmen-aliyev-ankaraya-gelmedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/erdoganin-davetine-ragmen-aliyev-ankaraya-gelmedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye ile ilişkilerinde gerilim yaşayan Aliyev yönetiminden diplomatik adım geldi. Türkiye'nin BM Genel Sekreterliği için eski Dışişleri Bakanı Sinirlioğlu'nu aday göstermeyi değerlendirdiği bir dönemde Bakü yönetimi, BAE adayı Lana Nusseibeh'in adaylığını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Azerbaycan'ın bu tutumu, Erdoğan'ın davetine rağmen Aliyev'in Ankara'daki Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne katılmama kararının da gündeme geldiği diplomatik gerilim ortamında dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye ile Azerbaycan arasında başörtüsü tartışmaları üzerinden başlayan ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın istifasına kadar uzanan gerilimin ardından Bakü yönetiminin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği seçimindeki tutumu da gündeme geldi. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, 27 Ekim'de yaptığı açıklamada Birleşik Arap Emirlikleri'nin Devlet Bakanı Lana Zeki Nusseibeh'i BM Genel Sekreterliği için aday gösterme girişimini memnuniyetle karşıladığını duyurdu.</p>

<p>Açıklama, Ankara'nın aynı görev için Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu'nu aday göstermeye hazırlandığı yönündeki haberlerin ardından geldi.</p>

<p></p>

<h3>AZERBAYCAN DIŞİŞLERİ: BAE'NİN ADAYLIK GİRİŞİMİNİ MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUZ</h3>

<p>Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ayhan Hacızade, BAE'nin adaylığına ilişkin gazetecilerin sorusunu yanıtlarken şu ifadeleri kullandı: "Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Bakanı Lana Zeki Nusseibeh'in Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği görevine aday gösterilmesi girişimini memnuniyetle karşılıyoruz."</p>

<p>Hacızade, yeni genel sekreterin belirlenmesinde adayların mesleki yeterliliklerinin, diplomatik deneyimlerinin, tarafsızlıklarının ve üye devletler arasında uzlaşma sağlayabilme yeteneklerinin esas alınması gerektiğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>Bakü'nün açıklaması, BAE'nin adaylığına yönelik olumlu bir tutum ortaya koyarken, Azerbaycan'ın nihai seçimde Nusseibeh'e oy verme taahhüdü içerip içermediğine ilişkin bir ifade yer almadı.</p>

<h3>TÜRKİYE FERİDUN SİNİRLİOĞLU'NU ADAY GÖSTERMEYE HAZIRLANIYOR</h3>

<p>Türkiye'nin ise BM Genel Sekreterliği için eski Dışişleri Bakanı ve halen AGİT Genel Sekreteri olarak görev yapan Feridun Sinirlioğlu'nu aday göstermeyi değerlendirdiği biliniyor. Associated Press'in 2 Ekim'de diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberde, Ankara'nın Sinirlioğlu'nun adaylığı konusunda uluslararası temaslara başladığı belirtilmişti.</p>

<p></p>

<p>28 Ekim'de yayımlanan yeni bir haberde de Türkiye'nin Sinirlioğlu'nun adaylığını kısa süre içinde resmileştirmeye hazırlandığı ileri sürüldü. Ankara'nın BM Güvenlik Konseyi'ndeki gayriresmî oylamaların sonuçlarını değerlendirdiği aktarıldı.</p>

<p>Bununla birlikte 30 Ekim itibarıyla BM'nin resmî adaylar listesinde Sinirlioğlu'nun adı henüz yer almıyor. BAE'nin adayı Nusseibeh ise 21 Ekim'den bu yana resmen yarışta bulunuyor.</p>

<h3>BAŞÖRTÜSÜ KRİZİYLE İLİŞKİLER GERİLMİŞTİ</h3>

<p>Azerbaycan'ın BAE'nin adaylığına yönelik olumlu açıklaması, iki ülke arasında son haftalarda yaşanan diplomatik gerilim nedeniyle önem kazandı. Azerbaycan'daki okullarda başörtüsüne yasaklarının Türkiye'de eleştirilmesiyle başlayan tartışmalar, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın açıklamalarıyla büyümüştü.</p>

<p>Bakü yönetimi, aralarında siyasetçi ve gazetecilerin de bulunduğu 31 Türk vatandaşını istenmeyen kişi ilan ederek ülkeye girişlerini yasaklamıştı.</p>

<p>Azerbaycan'ın görevden alınmasını istediği öne sürülen Saral ise 26 Ekim'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla görevden alınmıştı.</p>

<h3>ERDOĞAN'IN DAVETİNE RAĞMEN ALİYEV ANKARA'YA GELMEDİ</h3>

<p>Gerilimin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 Ekim'de Aliyev'i telefonla arayarak Ankara'da düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne davet etmişti. Ancak Aliyev, 30 Ekim'deki zirveye katılmama kararı aldı. Azerbaycan yönetimi karara gerekçe olarak Bakü'de düzenlenen FIFA U-15 Dünya Şampiyonası ve Festivali'nin kapanış törenini gösterdi.</p>

<p>Zirvede Azerbaycan'ı Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov'un temsil edeceği açıklandı.</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>HABER</category>
      <guid>https://www.umke.org/erdoganin-davetine-ragmen-aliyev-ankaraya-gelmedi</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/images-2-1-1.webp" type="image/jpeg" length="83279"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zabıta memuru KPSS Ortaöğretim atama taban puanları 2026: Lise mezunu zabıta olmak için kaç puan gerekir?]]></title>
      <link>https://www.umke.org/zabita-memuru-kpss-ortaogretim-atama-taban-puanlari-2026-lise-mezunu-zabita-olmak-icin-kac-puan-gerekir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/zabita-memuru-kpss-ortaogretim-atama-taban-puanlari-2026-lise-mezunu-zabita-olmak-icin-kac-puan-gerekir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belediyelerde kariyer hedefleyen lise mezunları için 2026 yılı zabıta memuru KPSS ortaöğretim atama taban puanları, başvuru şartları ve nitelik kodları netleşti. Geçmiş merkezi yerleştirmelerde en düşük atama puanı 90,70818 olarak kaydedilirken, zabıta olmak için gereken yaş, boy, kilo ve KPSS taban puanı detayları haberimizde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Belediyelerin bünyesinde kadrolu olarak görev yapmak isteyen lise mezunu adayların en çok araştırdığı konuların başında zabıta memuru KPSS atama taban puanları geliyor.</p>

<p>Arama motorlarında "2026 zabıta memuru taban puanı kaç?", "Lise mezunu zabıta olabilir mi?" ve "Zabıta olmak için kaç KPSS puanı gerekir?" soruları yoğun bir şekilde sorgulanırken; geçmiş dönem yerleştirme sonuçları, nitelik kodları ve merak edilen tüm başlıklar gün yüzüne çıktı.</p>

<h3>ZABITA MEMURU GEÇMİŞ DÖNEM ATAMA PUANLARI</h3>

<p>Ortaöğretim (lise) düzeyinde gerçekleştirilen merkezi yerleştirme verilerine göre zabıta kadrolarının taban puanları:</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td>
   <p>KPSS Dönemi</p>
   </td>
   <td>
   <p>Kadro Unvanı</p>
   </td>
   <td>
   <p>Kontenjan</p>
   </td>
   <td>
   <p>Yerleşen Aday</p>
   </td>
   <td>
   <p>En Düşük Puan</p>
   </td>
   <td>
   <p>En Yüksek Puan</p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>2019/2</p>
   </td>
   <td>
   <p>Zabıta Memuru</p>
   </td>
   <td>
   <p>6</p>
   </td>
   <td>
   <p>6</p>
   </td>
   <td>
   <p>92,35263</p>
   </td>
   <td>
   <p>93,52148</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>2017/1</p>
   </td>
   <td>
   <p>Zabıta Memuru</p>
   </td>
   <td>
   <p>45</p>
   </td>
   <td>
   <p>45</p>
   </td>
   <td>
   <p>90,70818</p>
   </td>
   <td>
   <p>97,09930</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h3>ZABITA MEMURU EN DÜŞÜK KAÇ PUANLA ATANDI?</h3>

<p>Geçmiş ortaöğretim KPSS merkezi yerleştirme kayıtları incelendiğinde, zabıta memurluğu kadrolarında taban puanların oldukça yüksek seyrettiği görülmektedir. En düşük atama puanı 2017/1 döneminde 90,70818 olarak gerçekleşmiştir. 2019/2 döneminde ise 6 kişilik kontenjan için en düşük puan 92,35263 olmuştur. Bu sonuçlar, merkezi yerleştirmelerde lise mezunları için taban puanların 90 sınırının üzerinde oluştuğunu göstermektedir. Ancak belediyelerin kendi bünyelerinde yayımladıkları açıktan personel alımı ilanlarında taban puan şartları kurumdan kuruma değişiklik gösterebilmektedir.</p>

<p></p>

<h3>LİSE MEZUNU ZABITA OLABİLİR Mİ?</h3>

<p>Evet, ilgili mevzuatta ve belediyelerin yayımladığı personel alım ilanlarında ortaöğretim (lise) mezunlarına uygun kadro açılması durumunda lise mezunları zabıta memuru olmak için başvurabilir. Ancak adayların yalnızca lise mezunu olması yeterli değildir; genel memuriyet koşullarının yanı sıra özel şartları da sağlaması gerekir:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak ve 657 sayılı Kanun'un 48. maddesindeki şartları taşımak.</p>
 </li>
 <li>
 <p>İlgili KPSS puan türünden (Ortaöğretim için P94) istenen asgari puanı almış olmak.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sınav tarihi itibarıyla 30 yaşını doldurmamış olmak.</p>

 <p></p>
 </li>
 <li>
 <p>Erkeklerde en az 1,67 metre, kadınlarda en az 1,60 metre boyunda olmak ve boy-kilo oranını sağlamak.</p>
 </li>
</ul>

<p></p>

<h3>ZABITA MEMURU KPSS NİTELİK KODLARI NELERDİR?</h3>

<p>ÖSYM tercih kılavuzlarında adayların aranan şartları taşıdığını göstermek için kullandığı temel nitelik kodları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>2001: Ortaöğretim kurumlarının herhangi bir alanından mezun olmak.</p>
 </li>
 <li>
 <p>6199: Yerleştirme işlemlerinin ilk günü itibarıyla 30 yaşını doldurmamış olmak.</p>
 </li>
 <li>
 <p>6506 / 6510: B veya C sınıfı sürücü belgesine sahip olmak.</p>
 </li>
 <li>
 <p>7225: Güvenlik tahkikatının olumlu sonuçlanması.</p>
 </li>
 <li>
 <p>7358: Başvurma özel şartları bölümündeki zabıta memuru koşullarını incelemek.</p>
 </li>
</ul>

<h3>ZABITA MEMURLUĞU SINAV VE DEĞERLENDİRME AŞAMALARI</h3>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td>
   <p>Sınav Aşaması</p>
   </td>
   <td>
   <p>İçeriği ve Kapsamı</p>
   </td>
   <td>
   <p>Değerlendirme / Baraj Kriteri</p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>1. Ön Sağlık ve Boy-Kilo Ölçümü</p>
   </td>
   <td>
   <p>Antropometrik ölçümler (Boy, kilo ve oran kontrolü)</p>
   </td>
   <td>
   <p>Erkek min. 1.67m, Kadın min. 1.60m</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>2. Uygulamalı Fiziki Sınav (Parkur)</p>
   </td>
   <td>
   <p>Çeviklik, dayanıklılık ve koordinasyon testleri</p>
   </td>
   <td>
   <p>Komisyonca belirlenen süre/puan barajı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>3. Sözlü Mülakat Sınavı</p>
   </td>
   <td>
   <p>Mevzuat bilgisi, genel kültür ve ifade yeteneği</p>
   </td>
   <td>
   <p>100 tam puan üzerinden en az 70 puan şartı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>4. Başarı Puanı Hesaplaması</p>
   </td>
   <td>
   <p>KPSS puanı + Sözlü sınav puanı ortalaması</p>
   </td>
   <td>
   <p>Sıralamaya göre asil ve yedek liste belirlenmesi</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h3>ZABITA MEMURLUĞU BOY VE KİLO ÖLÇÜMÜ NASIL YAPILIR?</h3>

<p>Sınav sürecinin ilk adımı genellikle ön sağlık muayenesi ve antropometrik ölçümlerdir. Komisyon huzurunda yapılan bu aşamada, adayların ilan şartlarında belirtilen boy ve kilo sınırlarını sağlayıp sağlamadığı coğrafi ve fiziki olarak tespiti yapılır.</p>

<ul>
 <li>
 <p>Boy Şartı: Erkek adayların en az 1.67 metre, kadın adayların ise en az 1.60 metre boyunda olması zorunludur.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kilo Oranı: Boyun 1 metreden fazla olan kısmı ile kilo arasında mevzuatta belirtilen sınırlar (genellikle artı/eksi 10 kg tolerans aralığı) içinde fark bulunmalıdır. Bu aşamayı geçemeyen adaylar doğrudan elenir ve parkur aşamasına geçemez.</p>
 </li>
</ul><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TÜRKİYE, EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.umke.org/zabita-memuru-kpss-ortaogretim-atama-taban-puanlari-2026-lise-mezunu-zabita-olmak-icin-kac-puan-gerekir</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/kpss-gitti-ags-geldiogretmen-ada.webp" type="image/jpeg" length="78214"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[30 Ekim depreminin altıncı yılında İzmir’in sınavı sürüyor]]></title>
      <link>https://www.umke.org/30-ekim-depreminin-altinci-yilinda-izmirin-sinavi-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/30-ekim-depreminin-altinci-yilinda-izmirin-sinavi-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[30 Ekim 2020’de meydana gelen ve 117 kişinin yaşamını yitirdiği İzmir depreminin üzerinden altı yıl geçti. Aradan geçen zamana karşın kentte deprem güvenliği, yapı stoku ve afet hazırlıkları tartışılmaya devam ederken, depremzedelerin barınma sorunları da çözüme kavuşmadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de 30 Ekim 2020’de meydana gelen ve 117 kişinin yaşamını yitirdiği depremin üzerinden altı yıl geçti. Aradan geçen zamana karşın kentte deprem tehlikesi, yapı güvenliği ve depremzedelerin barınma sorunları gündemdeki yerini koruyor. Bilim insanları diri faylara, zemin özelliklerine ve riskli yapılara dikkat çekerken, evlerini yeniden inşa ettirmeye çalışan depremzedeler ise çözüm bekliyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, bazı diri fayların deprem üretme zamanlarının yaklaştığına ilişkin sonuçlar elde ettiklerini belirterek, “İzmir’in tüm ilçelerinde topyekûn bir şekilde olası bir depreme hazırlanması gerektiğini” söyledi. Jeofizik Yüksek Mühendisi Sinancan Öziçer, “Depremi değil, riski yönetmek zorundayız” sözleriyle bilimsel çalışmaların somut önlemlere dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği (İZDEDA) Başkanı Haydar Özkan ise orta ve az hasarlı binalarda yaşayan yurttaşların yaşadığı mağduriyete dikkat çekerek, “İzmir’in depremzedesine sahip çıkacak bir kurum arıyoruz” dedi. Altı yılın ardından İzmir’in önündeki temel soru ise değişmedi: Kent yeni bir depreme ne kadar hazır, depremzedelerin çözülmeyen sorunları ne zaman giderilecek?</p>

<p>DEÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, 30 Ekim İzmir depreminin altıncı yılında kentteki deprem tehlikesine dikkat çekti. Tuzla, Seferihisar, Gülbahçe ve Bergama faylarını işaret eden Sözbilir, İzmir’in tüm ilçelerinde depreme hazırlık çalışmalarının yürütülmesi gerektiğini söyledi. Sözbilir, afetlere karşı dirençli bir kent oluşturmak için bilimsel projelerin yanı sıra yetkin mühendislerin yetiştirilmesinin de öncelikli olduğunu vurguladı.</p>

<p></p>

<p>İzmir’de 30 Ekim 2020’de meydana gelen ve 117 kişinin yaşamını yitirdiği depremin üzerinden altı yıl geçti. Depremin ardından kentte yürütülen bilimsel çalışmalar, yapı güvenliği ve afet hazırlığı yeniden gündeme gelirken, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, İzmir’in deprem riskine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sözbilir, depremin yalnızca fay hatlarının değil, zemin özelliklerinin, yapıların ve çoklu afet senaryolarının da dikkate alınması gerektiğini ortaya koyduğunu belirtti.</p>

<p>“İZMİR’İN TÜM İLÇELERİ DEPREME HAZIRLANMALI”<br />
İzmir’de ve çevresinde deprem üretme potansiyeli bulunan faylara ilişkin bilgi veren Sözbilir, DEÜ-DAUM olarak son altı yılda TÜBİTAK projelerinden sağlanan kaynaklarla İzmir il sınırları içerisindeki faylar üzerinde çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Araştırmalardan elde edilen sonuçlara dikkat çeken Sözbilir, “İzmir’in değişik ilçelerinden geçen bazı diri fay hatlarının deprem üretme zamanlarının yaklaştığını gösteren sonuçlar elde ettik” dedi.</p>

<p>Sözbilir, Tuzla, Seferihisar, Gülbahçe ve Bergama faylarını öne çıkararak, denizaltındaki faylar ile çevre illerdeki sismik kaynakların da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. İzmir’in deprem tehlikesinin yalnızca kent merkeziyle sınırlı olmadığını vurgulayan Sözbilir, “Denizaltındaki ve çevre illerdeki fayları da düşündüğümüzde İzmir’in tüm ilçelerinde topyekûn bir şekilde olası bir depreme hazırlanması gerektiğini söylemek durumundayız” diye konuştu.</p>

<p>Vodafone Akıllı Fiber deneyimini yaşayın<br />
Vodafone Akıllı Fiber Sistemi ile evinizin her köşesinde bağlantı deneyiminizi yükseltin. Yapay zekâlı modem ve 1.000 Mbps'e varan hız ile oyun, dizi ve toplantı keyfini doyasıya yaşayın.<br />
Vodafone</p>

<p>“DEPREMİN BİLİMSEL DERSLERİNDEN BİRİ TSUNAMİ RİSKİ”<br />
30 Ekim 2020 depreminin önemli bilimsel dersler içerdiğini belirten Sözbilir, depremin merkez üssünün İzmir il sınırları dışında olmasına rağmen kentte ağır can ve mal kayıplarına yol açtığını hatırlattı. Bayraklı’ya yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki denizaltı kaynaklı depremin, tsunami tehlikesini de gündeme getirdiğini kaydeden Sözbilir, şöyle konuştu:</p>

<p>“30 Ekim 2020 depremi, İzmir il sınırları içinde yer almayan, Bayraklı ilçesinden yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki denizaltı fayı tarafından deprem üretildiğinde de can ve mal kaybının yanı sıra tsunami tehlikesi ve riski oluşabileceğini göstermesi bakımından önemli bir ders niteliğinde. Ayrıca İzmir’in depreme hazır olmadığını göstermesi açısından da ayrı bir anlam taşıyor.”</p>

<p>Depremde oluşan hasarın yalnızca sismik kaynağa olan uzaklıkla açıklanamayacağını belirten Sözbilir, havza etkisi ile zemin-yapı etkileşiminin de can ve mal kayıpları üzerinde belirleyici olduğunu ifade etti.</p>

<p>“ÇOKLU AFETLER İÇİN DE DERS ÇIKARILMALI”<br />
30 Ekim depremi sırasında COVID-19 salgınının da devam ettiğini hatırlatan Sözbilir, iki afetin aynı anda yaşanmasının kriz yönetimi açısından önemli bir deneyim ortaya koyduğunu söyledi. Sözbilir, “Biri evde kal diyor, diğeri dışarı çık diyor. Bunlar, çoklu afet olduğunda afetleri nasıl yönetmemiz gerektiğini göstermesi açısından önemli bir ders verdi” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>“İZMİR’DE ÖNEMLİ ADIMLAR ATILDI”<br />
İzmir’in son altı yılda yalnızca deprem değil, diğer afetlere karşı hazırlık konusunda da önemli adımlar attığını belirten Sözbilir, bu çalışmaların başında İl Afet Risk Azaltma Planı’nın (İRAP) geldiğini söyledi. İlk beş yıllık planın 2021 yılında devreye alındığını aktaran Sözbilir, afet tehlikelerini anlamak ve riskleri azaltmak amacıyla yaklaşık 200 eylemin uygulamaya konulduğunu kaydetti.</p>

<p>İzmir Deprem Master Planı çalışmalarının da başladığını belirten Sözbilir, DEÜ Rektörlüğü ile İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında 2025 yılı sonunda başlatılan çalışmanın 2027 yılında tamamlanmasının planlandığını ifade etti.</p>

<p>Sözbilir, 2026 yılının başında AFAD koordinasyonunda ve Dünya Bankası desteğiyle başlatılan “Dirençli İzmir” projesinin de kentteki tüm afet risklerini ele alan kapsamlı bir çalışma olduğunu söyledi.</p>

<p>Proje kapsamında sismik kaynakların tehlike ve risk durumunun, yapı stoku envanterinin, altyapı, enerji ve ulaşım hatlarının olası afetler karşısındaki kırılganlıklarının incelendiğini belirten Sözbilir, bu kırılganlıkların sosyal ve mali boyutlarının da ortaya konulacağını kaydetti.</p>

<p>Sözbilir, çalışmanın sonucunda İzmir için sorgulanabilir ve sürdürülebilir bir “Afet Bilgi Bankası” oluşturulmasının hedeflendiğini belirterek, elde edilecek veriler doğrultusunda kentsel dönüşüm çalışmalarının önceliklerinin belirlenebileceğini ifade etti.</p>

<p>İRAP’ın ikinci beş yıllık eylem döneminin Aralık 2026’da tamamlanacağını aktaran Sözbilir, 2027-2031 döneminde bu eylemlerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Sözbilir, yürütülen çalışmaların başarıyla uygulanması halinde İzmir’in 2030 yılına doğru afetlere karşı daha dirençli bir kent olabileceğini söyledi.</p>

<p>“AFET VE KENTSEL DİRENÇLİLİK ENSTİTÜLERİ KURULMALI”<br />
İzmir’de afetlere hazırlık konusunda vakit kaybetmeden atılması gereken adımı değerlendiren Sözbilir, yürütülen projelerin uygulanabilmesi için yetkin mühendislere ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Sözbilir, “Yukarıda bahsettiğim tüm bu proje ve eylemlerin uygulanması için yetkin mühendislere acilen ihtiyaç var. Bu da ulusal ölçekte, yüksek lisans ve doktora programlarıyla donatılan Afet ve Kentsel Dirençlilik Enstitülerinin kurulması ve bu projelerde lisansüstü öğrencilerinin de yer alarak sisteme katılmasıyla gerçekleşebilir” dedi.</p>

<p>Afet yönetiminde bilimsel bilgi üretiminin yanı sıra bu bilgiyi uygulamaya aktaracak uzmanların yetiştirilmesinin de önem taşıdığına işaret eden Sözbilir, lisansüstü eğitim ve araştırma altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>KIYI BÖLGELERİ VE ÇEVRE İLÇELER İÇİN DE RİSK UYARISI<br />
İzmir’in kıyı bölgeleri ve çevre ilçelerinin de deprem tehlikesi bakımından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Sözbilir, kentin yalnızca kendi sınırları içindeki faylardan etkilenmeyeceğini söyledi. Komşu illerdeki ve Ege Denizi altındaki sismik kaynakların da İzmir için risk oluşturabileceğini ifade eden Sözbilir, tüm ilçelerin deprem tehlikesi ve riski altında bulunduğuna dikkat çekti. Sözbilir, deprem dışında meteorolojik kaynaklı afetler, kütle hareketleri ve tsunami gibi ikincil afetlerin de bazı ilçelerde sorunlara yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>İzmir’de yürütülen planlama ve risk azaltma çalışmalarının başarıyla tamamlanmasının önemini vurgulayan Sözbilir, bu projelerin tüm ilçeler için daha güvenli ve sağlıklı bir yaşam ortamı oluşturulmasına katkı sağlayacağını kaydetti.</p>

<p>İZDEDA BAŞKANI ÖZKAN: “DEPREMZEDELER KENDİ KADERLERİNE TERK EDİLDİ”<br />
İzmir depreminin üzerinden altı yıl geçmesine karşın depremzedelerin barınma ve yeniden inşa sorunları sürüyor. İZDEDA Başkanı Haydar Özkan, orta ve az hasarlı binalarda yaşayan yurttaşların yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekerek, “İzmir’in depremzedesine sahip çıkacak bir kurum arıyoruz” dedi.</p>

<p>İzmir’de 30 Ekim 2020’de meydana gelen depremin üzerinden altı yıl geçti. Depremin ardından ağır hasarlı binalarda yaşayan yurttaşlar için rezerv alanlarda ve proje alanlarında konutlar inşa edilirken, orta ve az hasarlı binalarda yaşayan çok sayıda depremzedenin sorunları çözülemedi. İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği (İZDEDA) Başkanı Haydar Özkan, aradan geçen zamana rağmen depremzedelerin evlerine kavuşamadığını belirterek yetkililere çağrıda bulundu.</p>

<p>Deprem sonrasında ağır hasarlı binalarda yaşayan yurttaşlar için yaklaşık 5 bin konut yapıldığını, orta hasarlı binalar için ise güçlendirme kredisi tanımlandığını belirten Özkan, uygulamaların sahadaki sorunları çözmekte yetersiz kaldığını söyledi.</p>

<p>“GÜÇLENDİRME KREDİSİ ANLAMSIZ KALDI”</p>

<p>Güçlendirme kredilerinin binaların zemin sorunları nedeniyle her durumda çözüm olmadığını vurgulayan Özkan, “Devlet, kanun esasına göre ağır hasarlı depremzedeleri gördü. Onlara rezerv alanlarda ve proje alanlarında olmak üzere toplamda 5 bin civarında konut yaptı ve ‘Görevimi tamamladım’ diye düşündü. Orta hasarlılar için de güçlendirme kredisi tanımlandı. Hayatın gerçekliğine baktığımızda güçlendirme kredisi anlamsız kaldı. Çünkü güçlendirilecek bir zemin yok. Zemini iyi olmayan binayı güçlendirmenin de bir anlamı yok” diye konuştu.</p>

<p>Güçlendirilmesi mümkün olmayan binaların yıkıldığını belirten Özkan, orta ve az hasarlı binalarda yaşayan depremzedelerin kendi olanaklarıyla yeni konut yapmaya çalışırken ekonomik güçlüklerle karşılaştığını ifade etti.</p>

<p>“İNSANLAR PARASIZLIKTAN BİRBİRLERİNE GÜVENEMİYOR”<br />
Yeniden inşa sürecinde ekonomik sorunların ve müteahhitlerle yaşanan anlaşmazlıkların depremzedelerin mağduriyetini artırdığını kaydeden Özkan, bazı binalarda hâlâ temel atılmadığını söyledi.</p>

<p>Özkan, “Güçlendirilemeyen bina, kanun esasına göre bir yıl içerisinde yıkılmak zorunda ve yıkıldılar. Orta hasarlılar ve az hasarlılar kendi kaderlerine terk edildi ve hâlâ temel atılmamış binalar mevcut. Çünkü insanlar parasızlıktan birbirlerine güvenemiyorlar” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Müteahhitlerle anlaşma yapan yurttaşların da çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Özkan, “İnşaatı yapacağım diye anlaştıkları müteahhitlerin hainliğine uğruyorlar ve maalesef evsiz yurtsuz kalıyorlar” dedi.</p>

<p>“BİR MERCİ LAZIM”<br />
Depremzedelerin sorunlarının çözümü için sorumluluk üstlenecek bir kamu kurumuna ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Özkan, belediyeler ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere yetkililere çağrıda bulundu. Özkan, “İzmir’in depremzedesine sahip çıkacak bir kurum arıyoruz. Bu belediye olabilir, Çevre, Şehircilik Bakanlığı olabilir. Ama vatandaşın çözülmeyen sorunlarını çözebilecek, müteahhitlerin geliştirmiş olduğu sözleşme dışı para istekleri ve kendi başlarına aldıkları külhanbeyi tavırlarının önüne geçecek bir merci lazım” diye konuştu.</p>

<p>Özkan, depremin üzerinden altı yıl geçmesine rağmen evlerini yeniden yaptıramayan yurttaşların sorunlarının çözülmesi ve depremzedelerin mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>ÖZİÇER’DEN 30 EKİM UYARISI: “DEPREMİ DEĞİL, RİSKİ YÖNETMEK ZORUNDAYIZ”<br />
İzmir depreminin üzerinden altı yıl geçerken Jeofizik Yüksek Mühendisi Sinancan Öziçer, kentin deprem riskine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Zemin özelliklerinden yapı güvenliğine, sıvılaşma tehlikesinden afet hazırlıklarına kadar birçok başlıkta uyarılarda bulunan Öziçer, “Depremi engelleyemeyiz; ancak doğru hazırlık ve kararlı risk azaltma politikalarıyla afete dönüşen sonuçlarını önemli ölçüde azaltabiliriz” dedi.</p>

<p>İzmir’de 30 Ekim 2020’de meydana gelen depremin üzerinden altı yıl geçti. Depremde özellikle Bayraklı ve Bornova’da yaşanan yıkımlar, yapı güvenliği kadar yerel zemin koşullarının da önemini ortaya koydu. Jeofizik Yüksek Mühendisi Sinancan Öziçer, depremin ardından kentte yürütülen çalışmaları değerlendirerek İzmir’in deprem güvenliği için zemin ve yapı özelliklerinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Depremin merkez üssünün İzmir kent merkezine yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta olmasına karşın Bayraklı’nın Mansuroğlu, Osmangazi ve Manavkuyu mahalleleri ile Bornova’nın bazı kesimlerinde ağır hasar ve yıkımlar meydana geldiğini belirten Öziçer, bu tablonun deprem tehlikesinin yalnızca büyüklük ve merkez üssüne uzaklık üzerinden değerlendirilemeyeceğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>“YIKIMI YALNIZCA ZEMİNE BAĞLAMAK DOĞRU DEĞİL”<br />
İzmir Körfezi çevresindeki kalın alüvyon tabakaları ve genç çökellerin deprem dalgalarını büyütebildiğini belirten Öziçer, zemin koşullarının yapıların maruz kaldığı sarsıntıyı etkilediğini ifade etti. Öziçer, “Deprem güvenliği, sağlam zemin ile sağlam binayı birbirinden ayrı değerlendirmeden; yer hareketini, zemini ve yapıyı bir bütün olarak ele almakla mümkündür” diye konuştu.</p>

<p>Yıkımların yalnızca zemin özellikleriyle açıklanamayacağını vurgulayan Öziçer, yapıların tasarımı, beton ve donatı kalitesi, uygulama hataları, taşıyıcı sistem düzensizlikleri, yumuşak katlar, korozyon ve sonradan yapılan mühendislik dışı müdahalelerin de hasarda etkili olabileceğine dikkat çekti. Öziçer, “İzmir’in geleceğini planlarken yer hareketini, zemini ve yapıyı birlikte değerlendiren bir yaklaşımı temel almalıyız” dedi.</p>

<p>“ESKİ BİNA MUTLAKA GÜVENSİZ DEĞİL”<br />
İzmir’de yaklaşık 1 milyon yapı bulunduğuna işaret eden Öziçer, yapı güvenliğinin yalnızca bina yaşı üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirtti. Binanın hangi deprem yönetmeliğine göre tasarlandığının önemli bir gösterge olduğunu kaydeden Öziçer, yapının projeye uygunluğu, malzeme kalitesi, taşıyıcı sistem özellikleri ve sonradan yapılan değişikliklerin de incelenmesi gerektiğini söyledi. “Eski bir bina mutlaka güvensiz, yeni bir bina da mutlaka güvenlidir diyemeyiz” diyen Öziçer, zemin özelliklerinin de yapı güvenliği değerlendirmesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.</p>

<p>Hızlı bina taraması ile ayrıntılı deprem performans analizinin birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Öziçer, hızlı taramanın çok sayıda yapıyı inceleyerek öncelik sırası oluşturmak açısından önemli olduğunu belirtti. Ancak bu çalışmaların tek başına bir binanın kesin olarak güvenli ya da güvensiz olduğu anlamına gelmediğini kaydeden Öziçer, ayrıntılı mühendislik incelemelerinin gerekliliğine dikkat çekti.</p>

<p>Öziçer, “Önce bilimsel verilerle riskleri belirlemeli, sonra binaları ve yerleşim alanlarını risk düzeylerine göre önceliklendirmeli, en sonunda da bu tespitleri güçlendirme, yenileme ve planlama kararlarına dönüştürmeliyiz. Amaç yalnızca envanter çıkarmak değil, can kaybı riskini gerçekten azaltmak olmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>SIVILAŞMA VE ZEMİN BÜYÜTMESİ UYARISI<br />
İzmir’de zemin araştırmalarının önceliklendirilmesi gereken alanlara da değinen Öziçer, Bornova Havzası ve Ovası ile Körfez çevresindeki genç alüvyon ve kıyı çökellerinin bulunduğu kesimlerde ayrıntılı incelemeler yapılması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Bornova, Bayraklı, Karşıyaka ve Konak’ın ilgili kesimlerinde kalın sedimanter tabakalar, zemin büyütmesi ve havza etkisinin araştırılmasının önemini vurgulayan Öziçer, kıyı düzlüklerinde ise gevşek ve suya doygun zeminlerin sıvılaşma potansiyeli açısından incelenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Öziçer, “Bir bölgenin kıyıda bulunması veya alüvyon zemin üzerinde yer alması, tek başına o bölgede sıvılaşma gerçekleşeceği anlamına gelmez. Sıvılaşma potansiyelini belirleyen unsurlar arasında zemin türü, dane dağılımı, sıkılık, yeraltı suyu seviyesi ve deprem sırasında oluşacak gerilme koşulları bulunur” dedi.</p>

<p>Zemin büyütmesinin anlaşılması için sondaj verilerinin jeofizik ölçümlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Öziçer, kayma dalgası hızı profilleri, mikrotremor ölçümleri, yüzey dalgası yöntemleri, yeraltı suyu gözlemleri ve sıvılaşma analizlerinin bu çalışmaların önemli bileşenleri olduğunu belirtti.</p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesinin Bornova Havzası için yürüttüğü mikrobölgeleme çalışmalarına da değinen Öziçer, bilimsel araştırmaların imar ve yapılaşma kararlarına yansıtılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>“Bizim hedefimiz yalnızca zeminin nerede zayıf olduğunu söylemek olmamalı. O zeminin deprem sırasında nasıl davranacağını, üzerindeki yapıları nasıl etkileyebileceğini ve hangi mühendislik önlemlerinin gerekli olduğunu ortaya koymalıyız” diyen Öziçer, jeofizik çalışmaların önemine işaret etti.</p>

<p>“ÖNCELİK, CAN KAYBI RİSKİ YÜKSEK BİNALAR OLMALI”<br />
Depremin üzerinden altı yıl geçmesine karşın İzmir’in hazırlık düzeyinin yalnızca yapılan araştırmalarla ölçülemeyeceğini belirten Öziçer, bilimsel çalışmaların somut risk azaltma uygulamalarına dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Öziçer, “Asıl ölçüt, bu çalışmaların can kaybı riskini azaltacak somut uygulamalara ne ölçüde dönüştürüldüğüdür. Kaç binanın ayrıntılı deprem performansı değerlendirildi? Hangi yapılar için güçlendirme veya yenileme kararı alındı? Riskli alanlarda planlama kararları hangi bilimsel verilerle güncellendi? Afet anında kullanılacak toplanma ve barınma alanlarının altyapısı ne durumda? Bu soruların yanıtları hazırlık düzeyimizin gerçek göstergeleridir” diye konuştu.</p>

<p>Afet İşleri ve Risk Yönetimi müdürlüklerinin kurulması ve arama kurtarma ekiplerinin oluşturulmasını da değerlendiren Öziçer, belediyeler ve resmi kurumların AFAD’dan aldıkları eğitimlerle akredite olan ekipler kurduğunu, 30’un üzerinde resmi kurumda arama kurtarma ekibinin bulunduğunu belirtti. Bu çalışmaların kentin afetlere karşı direncini artırma açısından önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p>Kentte tek bir öncelik belirlemesi gerekse can kaybı riski yüksek binaların bilimsel verilerle tespit edilmesini ve gerekli mühendislik incelemelerinin ardından güçlendirme veya yenileme süreçlerinin hızlandırılmasını önceliklendireceğini belirten Öziçer, okullar, hastaneler ve afet sonrasında hizmet vermesi gereken kritik yapıların ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“DİRENÇLİ KENTLER TESADÜFEN KURULMAZ”<br />
Afetlere hazırlığın yalnızca deprem günü yapılacak müdahalelerden ibaret olmadığını vurgulayan Öziçer, deprem öncesinde risklerin azaltılması, güvenli yapılaşmanın sağlanması, toplumsal farkındalığın artırılması ve kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Öziçer, “Depremi değil, riski yönetmek zorundayız. 30 Ekim 2020 bize acı bir deneyim yaşattı; aynı zamanda bilimsel bilginin, mühendisliğin ve hazırlığın önemini bir kez daha gösterdi. Artık yalnızca depremlerden sonra hasarı tespit eden değil, depremden önce riski azaltan bir anlayışı güçlendirmeliyiz. Güvenli bir İzmir için zemini tanımak, yapıları değerlendirmek, bilimi planlama kararlarına taşımak ve toplumsal farkındalığı artırmak zorundayız. Çünkü dirençli kentler tesadüfen değil, bilimsel ve kararlı çalışmalarla kurulur.” dedi.</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.umke.org/30-ekim-depreminin-altinci-yilinda-izmirin-sinavi-suruyor</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/images-24-1.jpg" type="image/jpeg" length="99817"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bitcoin ve Ethereum adeta çakıldı!]]></title>
      <link>https://www.umke.org/bitcoin-ve-ethereum-adeta-cakildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/bitcoin-ve-ethereum-adeta-cakildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance, internet korsanlarının hedefi oldu. Siber saldırı düzenlenen Binance, 2,54 milyar dolarlık varlıkların dondurulduğunu açıkladı. Dondurulan varlıkların daha yükselmesi öngörülürken Binance'in kurucuzu CZ sosyal medya hesabından açıklamada bulunarak, "Tüm kayıplar karşılanacak" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Binance tarafından yapılan açıklamada, kamuoyunda dondurulan varlıkların tutarına ilişkin farklı rakamlardan, dolaşımdaki 1,8 milyar dolar tutarı da dahil olmak üzere haberdar olunduğu belirtildi. Açıklamada, dondurulduğu doğrulanan toplam tutarın şu an itibarıyla 2,54 milyar dolar olduğu kaydedildi.</p>

<p></p>

<h2>TUTAR ARTABİLİR!</h2>

<p>Ekiplerin kolluk kuvvetleri, varlık ihraççıları, blokzincir istihbarat şirketleri ve sektör ortaklarıyla yakın işbirliği içinde çalışarak ilave varlıkların izini sürmeye ve bunları dondurmaya devam etmesiyle söz konusu tutarın artabileceğine işaret edilen açıklamada, yalnızca doğrulanmış rakamların paylaşılacağı ve yeni bilgiler teyit edildikçe güncelleme yapılacağı aktarıldı.</p>

<p></p>

<h2>"TÜM KAYIPLAR KARŞILANACAK"</h2>

<p></p>

<p>Binance'in bir diğer açıklamasında, güvenlik sorununu çözmek için aralıksız çalışıldığı belirtilerek, "Binance, tüm kayıpları karşılayacak." ifadesi kullanıldı.</p>

<p>Önlem olarak tüm para yatırma ve çekme işlemlerinin geçici olarak askıya alındığı belirtilen açıklamada, inceleme tamamlandığında kapsamlı bir durum değerlendirmesi paylaşılacağı kaydedildi.</p>

<p>Binance, daha önce olası bir güvenlik sorununa ilişkin bildirimlerin farkında olunduğunu ve konunun aktif olarak araştırıldığını belirterek, kullanıcı fonlarının güvende olduğunu açıklamıştı.</p>

<p></p>

<h2>BINANCE KURUCUSU CZ: 'FONLAR GÜVENDE'</h2>

<p>"CZ" olarak bilinen Binance'in kurucu ortağı ve eski üst yöneticisi Changpeng Zhao da X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, kullanıcı fonlarının güvende olduğunu belirtmişti.</p>

<p>Olayın Binance'e yönelik bir siber saldırı gibi göründüğünü belirten CZ, Tether'ın yaklaşık 971 milyon dolar, Circle'ın ise yaklaşık 823 milyon dolar tutarındaki varlığı hızla dondurmasını takdir ettiğini kaydetmişti.</p>

<p></p>

<h2>BİNANCE TR'DEN AÇIKLAMA</h2>

<p>Öte yandan Binance TR'den yapılan açıklamada, tüm kullanıcı varlıklarının güvende olduğu ve platformdaki hizmetlerin kesintisiz şekilde devam ettiği belirtildi.</p>

<p></p>

<p>Açıklamada, "Kullanıcılarımızın varlıklarının güvenliği en önemli önceliğimizdir. Güvenlik süreçlerimizi titizlikle sürdürmeye devam ediyoruz." ifadeleri kullanıldı.</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>HABER</category>
      <guid>https://www.umke.org/bitcoin-ve-ethereum-adeta-cakildi</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/1200xauto-2-1.webp" type="image/jpeg" length="31533"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Radarı görünce frene basmak artık yetmeyecek!]]></title>
      <link>https://www.umke.org/radari-gorunce-frene-basmak-artik-yetmeyecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/radari-gorunce-frene-basmak-artik-yetmeyecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027 yılında trafik denetimlerinin yoğunlaştırılması hedefleniyor. Polis ve jandarma sorumluluk bölgelerinde toplam 115 milyon araç ve sürücü denetimi yapılması planlanırken, 44 adet ortalama hız ihlal tespit sistemi de kullanılacak. Ayrıca ihlal odaklı 300 özel denetim gerçekleştirilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda trafik güvenliğinin artırılması ve kazalara neden olan ihlallerin önlenmesine yönelik hedefler de yer aldı.</p>

<p>İçişleri Bakanlığı trafik kazalarının sayısını ve şiddetini artıran ihlallerin önlenmesi için çalışmalarını sürdürecek. Bu kapsamda sürücülerin trafik ihlallerinde yakalanma riskine ilişkin algılarının güçlendirilmesi amaçlanıyor.<br />
2027'DE 115 MİLYON ARAÇ VE SÜRÜCÜ DENETLENECEK<br />
Trafik denetimlerinde polis ve jandarma ekipleri için ayrı hedefler belirlendi. Buna göre jandarma sorumluluk bölgesinde 60 milyon, polis sorumluluk bölgesinde ise 55 milyon araç ve sürücü denetimi yapılması planlanıyor.</p>

<p>Böylece 2027 yılı boyunca iki birimin sorumluluk alanlarında toplam 115 milyon denetim gerçekleştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p></p>

<p>44 ORTALAMA HIZ İHLAL TESPİT SİSTEMİ KULLANILACAK<br />
Trafik denetimlerinde teknolojik sistemlerden de yararlanılacak. Bu kapsamda 44 adet ortalama hız ihlal tespit sisteminin kullanılması sağlanacak.</p>

<p><br />
Sürücülerin trafik kurallarına uymalarını sağlamak ve ihlallerin önüne geçmek amacıyla denetimlerin kapsamı genişletilecek.</p>

<p>RADARI GÖRÜNCE FREN YAPMAK YETMEYECEK<br />
Ortalama hız ihlal tespit sistemlerinde araçların yalnızca belirli bir noktadan geçerken yaptıkları hız değil, iki kontrol noktası arasındaki ortalama hızları esas alınıyor. Bu nedenle sürücülerin radarı gördüklerinde yavaşlayıp sonrasında yeniden hızlanmaları, hız ihlalini ortadan kaldırmaya yetmeyecek.</p>

<p>300 ÖZEL DENETİM YAPILACAK<br />
Program kapsamında sürücülerin trafik ihlallerinde yakalanma riskine ilişkin algısının güçlendirilmesi de hedefleniyor. Bu doğrultuda ihlal odaklı 300 özel denetim gerçekleştirilecek.</p>

<p></p>

<p>Öte yandan trafik kazalarının önlenmesi amacıyla ortak veri tabanlarından yararlanılacak. Trafik Güvenliği Analiz Sistemi için yeni modüller de geliştirilecek.</p>

<p>75 BİN ÖĞRENCİYE TRAFİK EĞİTİMİ<br />
Trafik güvenliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar yalnızca denetimlerle sınırlı kalmayacak. Mobil Trafik Eğitim tırları aracılığıyla 75 bin öğrenciye trafik güvenliği konusunda farkındalık eğitimi verilmesi planlanıyor.</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.umke.org/radari-gorunce-frene-basmak-artik-yetmeyecek</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/indir.jpg" type="image/jpeg" length="71632"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin faturası kesildi!]]></title>
      <link>https://www.umke.org/galatasaray-fenerbahce-derbisinin-faturasi-kesildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/galatasaray-fenerbahce-derbisinin-faturasi-kesildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki derbinin ardından PFDK'nın açıkladığı kararlar gündem oldu. İki kulübe milyonluk para cezaları kesilirken Abdülkerim Bardakcı ve Archie Brown başta olmak üzere isimlere verilen men cezaları da dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan derbinin ardından Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), karşılaşmaya ilişkin cezaları duyurdu. Kurulun açıkladığı kararlarda iki kulübe de yüksek miktarda para cezası verilirken, futbolcular ve kulüp görevlileri hakkında da yaptırımlar uygulandı.</p>

<h2>ABDÜLKERİM BARDAKCI VE ARCHIE BROWN'IN CEZASI</h2>

<p>PFDK'nın kararına göre Galatasaraylı futbolcu Abdülkerim Bardakcı, 2 maç men ve 67 bin TL para cezasına çarptırıldı. Fenerbahçeli Archie Brown'a ise 3 maç men ve 100 bin TL para cezası verildi.</p>

<p>Galatasaray Kulübü görevlisi Serhat Doğan hakkında da 21 gün hak mahrumiyeti ve 50 bin TL para cezası uygulanmasına karar verildi.</p>

<h2>MİLYONLUK CEZA</h2>

<p>Derbinin ardından kulüplere verilen para cezaları da belli oldu. PFDK, Galatasaray'a 2 milyon 120 bin TL para cezası verirken Fenerbahçe'ye kesilen ceza 1 milyon 277 bin TL olarak açıklandı. Böylece iki kulübe verilen toplam para cezası 3 milyon 397 bin TL'ye ulaştı.</p>

<h2>İŞTE PFDK KARARLARI AÇIKLAMASI</h2>

<p>6- GALATASARAY A.Ş.’nin, 26.10.2026 tarihinde oynanan GALATASARAY A.Ş.-FENERBAHÇE A.Ş. Trendyol Süper Lig Adnan Süvari Sezonu müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde ev sahibi kulüp olduğu müsabakada 2. kez gerçekleştirilmesinden dolayı FDT’nin 53/2. maddesi uyarınca 500.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan KUZEY TRİBÜNÜ 105, 106, 107, 108, 204, 205, 206, 207, 406, 407, 408, 409, DOĞU TRİBÜNÜ 102, 111, 112, 113, GÜNEY TRİBÜNÜ 119, 120, 422, 423, 424, BATI TRİBÜNÜ 102, BATI VIP TRİBÜN BLOK VIP 100 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,</p>

<p></p>

<p>Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş.’nin, taraftarlarının ve mensuplarının neden olduğu saha olayları nedeniyle FDT’nin 52/2. ve 46/1. maddeleri uyarınca takdiren ve neticeten 560.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,</p>

<p>Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş.’nin, refakatçi çocuk sayısının seremoniye katılan hakem ve futbolcu sayısından fazla olmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle Sportif Ekipman Talimatı’nın 22/1. maddesi uyarınca 500.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,</p>

<p>Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş.’nin,müsabakadan ihraç edilmiş futbolcusunun karma alanda açıklama yapmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca takdiren ve neticeten 280.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,</p>

<p>Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş.’nin, skorboardda misafir takımın TFF’ye tescil edilmemiş logosunun kullanılmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca takdiren ve neticeten 280.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,</p>

<p></p>

<p>Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş. sporcusu ABDÜLKERİM BARDAKCI ’nın, kavga eylemi nedeniyle FDT’nin 45/1-a ve 35/4. maddeleri uyarınca ve FDT’nin 12. maddesinin uygulanması suretiyle takdiren ve neticeten 2 RESMİ MÜSABAKADAN MEN ve 67.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,</p>

<p>Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş. antrenörü SERHAT DOĞAN’ın, akredite edilmediği alanlarda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca takdiren ve neticeten 50.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,</p>

<p>Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş. antrenörü SERHAT DOĞAN ’ın, rakip takım sporcusuna yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle FDT’nin 36/1-c maddesi uyarınca 21 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,</p>

<p>7- FENERBAHÇE A.Ş.’nin, 26.10.2026 tarihinde oynanan GALATASARAY A.Ş.-FENERBAHÇE A.Ş. Trendyol Süper Lig Adnan Süvari Sezonu müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 3. kez gerçekleştirilmesinden dolayı FDT’nin 53/2. maddesi uyarınca 350.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan MİSAFİR TRİBÜN 418, 419, 420 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,</p>

<p></p>

<p>Aynı müsabakada FENERBAHÇE A.Ş.’nin, taraftarlarının ve mensuplarının neden olduğu saha olayları nedeniyle FDT’nin 52/2. ve 46/1. maddeleri uyarınca takdiren ve neticeten 560.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,</p>

<p>Aynı müsabakada FENERBAHÇE A.Ş.’nin, takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle FDT’nin 40/2. maddesi uyarınca 87.500.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,</p>

<p>Aynı müsabakada FENERBAHÇE A.Ş.’nin, müsabakadan ihraç edilmiş futbolcusunun karma alanda açıklama yapmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca takdiren ve neticeten 280.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,</p>

<p>Aynı müsabakada FENERBAHÇE A.Ş. sporcusu ARCHIBALD NORMAN BROWN ’un, kavga eylemi nedeniyle FDT’nin 45/1-a ve 35/4. maddeleri uyarınca 3 RESMİ MÜSABAKADAN MEN ve 100.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,</p>

<p></p>

<p>Aynı müsabakada FENERBAHÇE A.Ş. görevlisi AHMET AYTAR’ın, akredite edilmediği alanlarda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca takdiren ve neticeten 50.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.umke.org/galatasaray-fenerbahce-derbisinin-faturasi-kesildi</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/yazili-dunya-basini-269128-1.webp" type="image/jpeg" length="12277"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kapadokya'da peribacası çöktü: 3 kişi yaşamını yitirdi!]]></title>
      <link>https://www.umke.org/kapadokyada-peribacasi-coktu-3-kisi-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/kapadokyada-peribacasi-coktu-3-kisi-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kapadokya Göreme Açık Hava Müzesi girişinde peribacası çöktü. Kopan kayaların altında kalan 3 kişinin hayatını kaybettiği öğrenildi. Kayaların altında kalan kişilere ulaşmak için başlatılan çalışmaların tamamlandığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göreme’de bulunan peribacalarından biri toprak kayması sonucu yıkıldı. Olayın ardından bölgeye sevk edilen ekipler, arama kurtarma çalışması başlattı.</p>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ölü sayısının 3'e yükseldiğini bildirdi.</p>

<p>Memişoğlu şunları yazdı:</p>

<p>"Nevşehir Göreme’de meydana gelen toprak kayması sonucu kaya düşmesi olayında etkilenenlere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.</p>

<p>Yaşanan olayda hayatını kaybeden 3 kişiye Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Yaralanan 5 kişinin genel sağlık durumları iyi olup tedavileri hastanelerimizde devam etmektedir.</p>

<p></p>

<p>Ekiplerimiz bölgede çalışmalarını sürdürüyor, süreci yakından takip ediyoruz.</p>

<p>Rabbim ülkemizi ve milletimizi her türlü kaza ve afetten muhafaza eylesin."</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.umke.org/kapadokyada-peribacasi-coktu-3-kisi-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 29 Oct 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/i-m-g-2149.jpeg" type="image/jpeg" length="21448"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cumhuriyetimizin 103. yılı coşkusu]]></title>
      <link>https://www.umke.org/cumhuriyetimizin-103-yili-coskusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/cumhuriyetimizin-103-yili-coskusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhuriyetimizin 103. yılı coşkusu İstanbul’un bütün ilçelerini kırmızı beyaza boyayacak: Dört bir yanda bayram]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı bu yıl da coşkuyla kutlanıyor. Belediyeler, yurttaşlar için gün boyunca çeşitli etkinlik ve tören düzenliyor.</p>

<p>- Kadıköy’de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı bu yıl da doyasıya kutlanacak. Saat 10.00’da Bağdat Caddesi’nde resmi geçit töreni düzenlenecek. Daha sonra Cumhuriyet Bandosu ve Kadıköy Belediyesi Gençlik Bandosu, saat 13.00-17.00 arasında Bağdat Caddesi’nde yurttaşlarla buluşacak. Aytunç Bentürk Dans Akademisi öğrencileri de saat 14.30 -15.00 arasında caddede vals ve zeybek gösterisi düzenleyecek. Bağdat Caddesi, saat 15.00’ten sonra ise Kadıköy Söylüyor Cumhuriyet Yaşıyor konserine sahne olacak. Günün bitiminde bu yıl da “Cumhuriyet Yürüyüşü” düzenlenecek. Yürüyüş, Bağdat Caddesi Suadiye ışıklarda saat 19.00’da başlayacak, Göztepe ışıklarda sona erecek. Yürüyüşe YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel de katılacak.</p>

<p></p>

<p>- Avcılar Havuz Meydanı’nda saat 14.00’te çocuk atölyeleri kurulacak. Saat 17.00’deki DJ performansının ardından Atatürk heykelinin önünden kortej yürüyüşü düzenlenecek. Rhythm of Istanbul Led Drum ve Kırklareli Kent Konseyi Hür Kadınlar Ritim 29 Çalışma Grubu’nun konserlerinin ardından saat 21.00’de Mary Jane grubu sahne alacak.</p>

<p>- Bakırköy’de Atatürk Spor ve Yaşam Köyü’nde futbol turnuvası düzenlenecek. Cumhuriyet Meydanı’nda ise gün boyunca DJ performansları, oyunlar ve atölyeler yurttaşlarla buluşacak. Yeşilköy Atatürk büstü önünden başlayacak Vosvos araç turu da ilçede Cumhuriyet Bayramı coşkusunu farklı noktalara taşıyacak. Taş Koleji halk oyunları gösterisinin ardından Gamze Cingöz konseri yapılacak. Akşam saatlerinde Dikilitaş’tan Cumhuriyet Meydanı’na bando eşliğinde fener alayı düzenlenecek.</p>

<p>- Beşiktaş’ta saat 19.15’te yurttaşlar Dolmabahçe Sarayı önünde başlayacak Cumhuriyet yürüyüşünde buluşacak. Barbaros Meydanı’nda sona erecek yürüyüşün ardından Gece Yolcuları grubu saat 20.00’de sahne alacak.</p>

<p>- Beylikdüzü’nde yurtttaşlar saat 20.00’de bayraklarıyla Beylik Pazarı Alanı’nda başlayacak Cumhuriyet kortejinde buluşacak.</p>

<p>- Büyükçekmece’de saat 19.23’te yurttaşların katılımıyla Eski Ziraat Bankası – Makro Çarşı Önü / Sinanoba’da fener alayı düzenlenecek.</p>

<p>PEUGEOT 3008 - YOLLAR ONUN SAHASI<br />
3008 ile PEUGEOT dünyasına adım atın.<br />
Peugeot</p>

<p>- Çatalca’da saat 19.23’te Nazım Özbay Kültür Merkezi’nin önünden başlayacak fener alayı düzenlenecek. Ardından saat 20.30’da millet bahçesinde DJ Furkan Balıkçı sahne alacak.</p>

<p>- Eyüpsultan saat 19.00’da Göktürk Kültür Sanat Merkezi önünde başlayacak Cumhuriyet yürüyüşü ve Fener Alayı ile bayramı kutlayacak.</p>

<p>- Kartal’da saat 19.00’da Kartallı Kazım Meydanı’ndan başlayacak fener alayı yürüyüşünün ardından saat 20.00’de Kartal Meydanı’nda Selçuk Balcı konseri düzenlenecek.</p>

<p>- Küçükçekmece’de beklenen sağanak yağış ve şiddetli fırtına sebebiyle Cumhuriyet Otobüsü ve Fevzi Çakmak Meydanı’nda düzenlenmesi planlanan Cumhuriyet Hepimizin Geleceği Şenliği iptal edildi.</p>

<p>- Maltepe’de saat 19.23’te belediye binası önünde başlayacak meşaleli yürüyüşün ardından Adamlar grubu Cumhuriyet Meydanı’nda sahne alacak.</p>

<p>- Sancaktepe bu yıl bayramı Zülfü Livaneli, Teyfik Rodos, Görkem Ezgi Yıldırım ve Zeynep Halvaşi’nin saat 20.00’de Meydan Park’ta düzenleyeceği konserlerle kutlayacak.</p>

<p>- Sarıyer’de yurttaşlar, saat 18.00’de Kefeliköy’de başlayacak fener alayı ile bayramı kutlayacak.</p>

<p>- Silivri'de saat 19.00’da belediye binası önünde başlayacak fener alayının ardından önce DJ Serhat daha sonra Berksan, Silivri Sahili Atatürk Meydanı’nda sahne alacak.</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.umke.org/cumhuriyetimizin-103-yili-coskusu</guid>
      <pubDate>Thu, 29 Oct 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/1228deda-aace-4e41-81a7-3c002281.webp" type="image/jpeg" length="74505"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüzde 5, 10, 15, 20: Emekliye refah payıyla zamlı maaş hesabı]]></title>
      <link>https://www.umke.org/yuzde-5-10-15-20-emekliye-refah-payiyla-zamli-maas-hesabi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/yuzde-5-10-15-20-emekliye-refah-payiyla-zamli-maas-hesabi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın emekliler için 'iyileştirme' açıklaması sonrası yasal düzenleme için çalışmaların başladığı öğrenildi. Peki, emeklilerin gelirini artıracak düzenlemeler nasıl olacak? Refah payı nasıl uygulanacak? İşte hesaplar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kabine Toplantısının ardından yaptığı "İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeyi adalet ve hakkaniyet çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisimizin de takdiriyle sene sonuna kadar hayata geçirmeyi ümit ediyoruz" açıklamasıyla emekliler heyecanla beklenmeye başladı. Düzenlemelerin detayları da merak ediliyor.</p>

<p></p>

<p>Sabah'taki yazısında Faruk Erdem, çalışmalara dair detayları aktarırken yasal düzenlemenin yıl sonuna kadar devreye girecek olmasının ocakta yapılacak enflasyon artışıyla değil genel bir gelir artırıcı düzenleme olacağını gösterdiğini belirtti. Erden, masada Ocak ayında bir refah payı artışı olmasının da düşünüldüğünü kaydetti.</p>

<p></p>

<h2>REFAH PAYI ARTIŞI NE KADAR?</h2>

<p>Refah payı artışının kaç puan olabileceğiyle ilgili Erdem, Ocak artışının SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yüzde 10 olmasının hesaplandığını hatırlatıp bunun üzerine eklenecek refah payının da 10-20 puan aralığında olmasının tahmin edildiğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>Buna göre de hesaplamalar yapılırken 23 bin 552 TL olan mevcut maaşın, yüzde 10 enflasyon artışıyla 25.907,20 TL, 5 puan refah payıyla 27.202,56 TL, 10 puan refah payıyla 28.497,92 TL, 15 puan refah payıyla 29.793,28 TL ve 20 puan refah payıyla 31.088,64 TL olarak hesaplandığı aktarıldı.</p>

<p></p>

<h2>HANGİ MAAŞLARDA ARTIŞ OLACAK?</h2>

<p>Yapılacak refah payı artışının zam oranının üzerine eklenmesinin beklendiğini kaydeden Erdem, zamlar kök maaşa yapılacağı için artışın bu aylıklara yansıtılacağını kaydetti.</p>

<p></p>

<h2>KÖK MAAŞLARLA ALAKALI BİR GELİŞME BEKLENTİSİ VAR MI?</h2>

<p>Emeklilerin kök maaşlarının prim ödemelerine göre belirlendiğini anımsatan Erdem, buna karşın emekliler arasında bu açıdan farklılıklar da oluştuğunu, bu farklılıkların giderilmesi için prim gün ve ödemeler dikkate alınıp kademeli kök maaşlara seyyanen artışların söz konusu olabileceğini belirtti.</p>

<p></p>

<h2>MAAŞ ARTIŞ SİSTEMİ DEĞİŞEBİLİR Mİ?</h2>

<p>SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin 6 aylık enflasyon kadar artış alırken memur emeklilerinin ise toplu sözleşme zammı ve enflasyon farkı aldığını hatırlatan Erdem, dolayısıyla her zam döneminde emekliler arasında zam oranları bakımından farklılıklar oluştuğunu belirtip "Bunları giderici bir düzenleme ortaya çıkabilir" dedi.</p>

<p></p>

<h2>TABAN MAAŞ UYGULAMASI İLE İLGİLİ DÜZENLEME OLUR MU?</h2>

<p>Düşük maaş alan emeklilerin aylıklarının Hazine desteği ile her zam döneminde belirlenen en düşük emekli maaşına tamamlandığını anımsatan Erdem, bu noktada kök maaşlar farklı da olsa emeklilerin aynı rakamı aldığını kaydetti. Taban maaşın hemen üzerinde aylıkları olan emeklilerin ise Hazine desteğinden yararlanamadığını vurgulayan Erdem, "Dolasıyla burada da adaletin sağlanması söz konusu olabilir. Kök maaşlara yapılacak kademeli seyyanen artışlar ile her 6 ayda bir taban maaş belirleme ihtiyacı da ortadan kalkabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>BÜTÇEDEKİ KAYNAK</h2>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasında 2027 bütçesinde bir kaynak oluşturulacağını söylemiş, 2027 bütçesindeki SGK için ayrılan kaynağın yüzde 66 artması da dikkat çekmişti. Bununla ilgili Erdem, "Buradaki artış da emekliler için kullanılacak bölümün ayrıldığını gösteriyor" dedi.</p>

<p></p>

<h2>EMEKLİLER İÇİN EK GELİR GETİRİCİ DÜZENLEMELER</h2>

<p>Maaş düzenlemesi ve artışlarının dışında emekliler için bazı sosyal konuların da gündeme gelebileceğini işaret eden Erdem, "Vatandaşlık maaşının kapsamına emeklilerin de alınması gündemdeydi. Bunun yanı sıra enerji ve gıda desteği, kira konut yardımı, çocuk desteği de gündeme gelebilir" ifadelerini kullandı.</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.umke.org/yuzde-5-10-15-20-emekliye-refah-payiyla-zamli-maas-hesabi</guid>
      <pubDate>Thu, 29 Oct 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/images-23-1.jpg" type="image/jpeg" length="73913"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cumhuriyetimizin 103. Yılı Kutlu Olsun]]></title>
      <link>https://www.umke.org/cumhuriyetimizin-103-yili-kutlu-olsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/cumhuriyetimizin-103-yili-kutlu-olsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhuriyetin ne olduğuna geçmeden önce tarih sayfalarında dolaşınca önümüze şu tablonun çıktığını görürüz: Yol yok, su yok, elektrik yok, yetişmiş insan gücü yok; eğitimden sağlığa, toplu iğneden kefen bezine her alanda yokluk var, yoksulluk var…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nüfusumuz 13 milyon; 7 milyon kadın, 6 milyon erkek. Halkın yüzde 85’i köylerde yaşıyor, yüzde 95’i okuma yazma bilmiyor. Okuryazarlık oranı erkeklerde yüzde 7, kadınlarda binde 4. Yani 10 kişiden ancak 1’i okuma yazma biliyor. Devletin elinde 377 doktor, sadece 40 mühendis var. Bulaşıcı hastalıklar son derece yaygın; ilaç yok, derman yok, borçlu bir ülke var, yoksul bir halk var…</p>

<p><strong>Tüm bu yoklara karşın ne var?</strong> Çok güven duyulan bir lider var. Umutlarını, hayallerini, sevdiklerini, yaşamlarını geride bırakarak yurt savunması için savaşa, cepheye koşan her yaştan kadın erkek, çoluk çocuk, dede nine yüz binler var. Kayseri Lisesi ve İstanbul Tıp Fakültesi’nin mezun veremediği yıllar var. 15 yılda bir toprağı vatan, bozkırı başkent yapan Büyük Atatürk var…</p>

<p><strong>Ne var?</strong> Derinliğine, vizyonuna, tarih bilincine, yurt sevgisine, kadın-erkek eşitliğine, çocuklara, doğaya, çevreye, hayvanlara duyarlı; kültüre, sanata önem veren dev ve devrimci bir lider var…</p>

<p><strong>Tam da burada o yıllara, yaşadıklarımıza, yaşananlara bakalım!</strong></p>

<p>Eğitimin yaygın hale getirilmesi, kadın hakları, bankaların açılması, fabrikaların kurulması, üretimin planlanması, sanayileşmeye geçiş, salgın hastalıklarla mücadele, eşit yurttaşlığın ve liyakatin esas alınması... Özetle bir ülkenin kendi imkân ve kabiliyetiyle ayağa kalkmasına bakalım…</p>

<p>Yetinmeyelim; Büyük Atatürk’ün derinliğine, vizyonuna, uzak görüşlülüğüne, tarih bilincine, yurt sevgisine, o kısacık ömrüne sığdırdıklarına, yaşadıklarına, yaşananlara bakalım. Tarımı ayağa kaldıran, köylüye fide, tohum, fidan, hayvan, traktör desteği sağlayan dönemin tarım politikalarına bakalım. “Köylü yurdun efendisidir!” sözündeki derinliğe bakalım…</p>

<p>Erkek egemen bakışı yıkarak kadınlara verdiği değere, sağladığı haklara bakalım. Savaşlardan çıkan, ağır kayıplar veren, kalemlerini sıralarına bırakıp kılıçlarını kuşanarak cephelere koşan gençlere bakalım…</p>

<p>Savaşlardan çıkan, kayıplar veren ülkemizin kazandığı zaferin arka planına bakınca, 1923 yılında nasıl bir beşerî sermaye ile yola çıkıldığını görürüz. Büyük önderin, yol ve dava arkadaşlarının azim ve kararıyla kazanılan savaşları görürüz...</p>

<p>Halk odaları, Millet Mektepleriyle eğitimi kırsala taşıyan bir eğitim anlayışını görürüz; kısa sürede alınan yolu, katedilen mesafeyi, 1930 yılında okuryazarlık oranının yüzde 30’lara çıktığı ülkemizi görürüz. Okuryazarlık oranının son derece düşük olduğu yıllarda 21 Köy Enstitüsü açmayı planlayarak aydınlanmayı kırsaldan başlatan eşitlikçi eğitim anlayışını görürüz. Çünkü gelişmenin, özgürleşmenin, ilerlemenin yolu iki cinsin el ele, yan yana toplumsal hayata katılımıyla olur…</p>

<p><strong>Nedir Cumhuriyet? Düşünmek, planlamak, çalışmaktır Cumhuriyet…</strong></p>

<p>Kişisel olarak ben; Büyük Atatürk'ün biz kadınlara sağladığı haklar olmasaydı Kars’ın karlı dağlarından çıkıp bir baltaya sap olamazdım. Bugün oy veriyor, ders veriyor, eğitim veriyor, para kazanıyor, ekonomik özgürlüğü olan bir kadın olarak istediğimi alabiliyorsam bunu kişisel çabamdan çok Atatürk’ün bana sağladığı kadın haklarına borçluyum. O nedenle Cumhuriyet öncelikle ve özellikle bir kadın devrimidir. Barıştır, kadın-erkek eşitliğidir, özgürlüktür, gelişmiş Batı'dan çok daha önce haklara sahip olmamızdır, kültürdür, sanattır, operadır, tiyatrodur…</p>

<p>“Gençler, bizim çektiklerimizi çekmemek ve bu ulusa çektirmemek istiyorsanız siz de onu iyi tanıyınız. Mustafa Kemal bizimdi, Atatürk sizindir!” diyen Falih Rıfkı Atay’ın anlam yüklü sözleridir…</p>

<p>Kırşehir valisine çektiği telgrafta; “İlinize öğretmen gönderiyorum, onu karşılayınız!” diyen dönemin MEB Mustafa Necati’nin telgrafında vücut bulan, öğretmene verilen değerin göstergesidir…</p>

<p>Kurtuluş Savaşı'yla bir mucizeye atılan imzadır. Çaresizliğe karşın kazanılan zaferdir, yeniden doğuştur. Sadece bir yönetim biçimi değildir; bağımsız düşünce, özgür bireyler, eşit yurttaşlık demektir…</p>

<p>Yoktan var edilen yiğit, destansı, görkemli Cumhuriyetimizin mayasında felsefe, mantık, sosyoloji kitabı yazan bakanlar vardır. O bakanların yazdığı kitaplarla aydınlanan ve aydınlatan Cumhuriyetin vazife kuşağı vardır…</p>

<p>Sarıkamış’ta donarak ölenler, Çanakkale’de toprağa düşen 14-15 yaşındaki gençler, kalemlerini bırakıp kılıçlarını kuşanan delikanlılar vardır. Ülke kan ve barut kokuları içinde ölüm kalım savaşı verirken 750 genci eğitim için yurt dışına gönderen bir öngörü vardır. Harika Çocuklar Yasası'yla İdil Biret’leri, Suna Kan’ları, Gülsin Onay’ları, Fazıl Say’ları dünya çapında sanatçı yapmak gibi bir atılım vardır…</p>

<p><strong>Tam da burada sorum şu: Nedir Cumhuriyet?</strong></p>

<p><strong>Yanıt net:</strong> Doktorun çok az olduğu bir dönemde halkın ayağına sağlık hizmeti götürmek, salgın hastalıklarla yerinde mücadele etmektir… Öğretmenin çok az olduğu yıllarda kırsalda eğitim seferberliği başlatmaktır, eğitimi yaygın hale getirmektir, köylüye "yurdun efendisidir" demek, ülkeyi demir ağlarla örmektir. Uykusuz gecelerini okuyarak, notlar çıkararak, yabancı diller öğrenerek ufuk çizen bir liderin yol göstermesidir…</p>

<p><strong>Nedir Cumhuriyet?</strong> Arkasında kan, can, gayret, özveri, gözyaşı, ayrılık olan toplumsal, kültürel, ekonomik dönüşümdür; sadece toplumu değil, bireyi de bağımsızlaştıran ve özgürleştiren sistemin adıdır. Sevgidir, dostluktur, vefadır, insanlıktır, barıştır, akıldır, bilimdir, sosyal devlet, hukuk devleti, laikliktir…</p>

<p><strong>Nedir Cumhuriyet?</strong> Yanmış yıkılmış Anadolu’dan yepyeni bir devlet kurmaktır. Rize’nin çayına Turhal’ın şekerini katıp içmektir. Karanlığın üstüne bir güneş gibi doğan bir liderin, bir dehanın, bir vicdanın, sevginin, sabrın, vatanseverliğin ete kemiğe bürünmesidir…</p>

<p><strong>Özetle Nedir Cumhuriyet?</strong> Hayatın her safhasında ve her sayfasında yer alan bir liderin 15 yıla sığdırdığı destanın adıdır. O nedenle Cumhuriyeti anlamak yetmez; yaşatmak, anlatmak bir sorumluluktan öte zorunluluktur. Cumhuriyet bugünü, yarını, geleceğimizi güvence altına alan bir çift mavi gözün yaydığı güçlü, parlak ve sönmeyecek olan ışığın adıdır…</p>

<p><strong>Dilek ve Kutlama:</strong> Sorunların az, sorumluların çok olduğu günlerin özlem ve hayaliyle Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.</p>

<p><strong>Davet:</strong> 1 Kasım 2026 Pazar günü saat 13.00’te Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde <strong>“Atatürk ve Cumhuriyet”</strong> konulu konuşmam var. Yolu düşenleri beklerim.</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.umke.org/cumhuriyetimizin-103-yili-kutlu-olsun</guid>
      <pubDate>Thu, 29 Oct 2026 09:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/i-m-g-2088.jpeg" type="image/jpeg" length="87559"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel’den fon vurgunu açıklamaları: ‘AKP'li 60’a yakın milletvekili ya da yakınının fonlarda olduğu...’]]></title>
      <link>https://www.umke.org/ozelden-fon-vurgunu-aciklamalari-akpli-60a-yakin-milletvekili-ya-da-yakininin-fonlarda-oldugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/ozelden-fon-vurgunu-aciklamalari-akpli-60a-yakin-milletvekili-ya-da-yakininin-fonlarda-oldugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özgür Özel, fon soruşturmasına ilişkin AKP içinde güç odakları arasında çatışma yaşandığını söyleyerek milletvekili grubunda 60’a yakın kişinin fon ilişkilerinde yer aldığına dair iddiaları gündeme getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel Sözcü TV’de gündeme dair açıklamalarda bulunuyor.</p>

<p>Özel, AKP içerisinde güç odakları arasında çatışma yaşandığını söyleyerek, fon soruşturması kapsamında milletvekili grubunda yaklaşık 60 kişinin adının geçtiğine ilişkin iddiaları gündeme getirdi.</p>

<p>Fon soruşturmasında AKP içerisindeki taraflara ilişkin soruyu yanıtlayan Özel, “Erdoğan’a çok yakın bir üst düzey bürokrasi var. Milletvekili grubunda 60’a yakın kişinin olduğu, kendileri ya da aracılarla bu fon durumu içerisinde olduğu söyleniyor. AKP’de güç odakları çatışması var” dedi.</p>

<p><strong><i>Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:</i></strong></p>

<p><i>"Fon meselesinde isim isim net olarak AK Parti içinde şunlar bu tarafta bunlar bu tarafta diyemem ama bir Erdoğan’a çok yakın üst düzey bürokrasi var. Bir de Adalet Bakanlığı, Adalet Bakanı ve onunla birlikte İstanbul’dan gelen ve esasen hepimize çok vicdansız ve acımasızca düşmanlık eden bir iktidarın iftirayla sürdürülmesini kendilerine görev edinmiş bir ekip var.</i></p>

<p></p>

<p><i>Onun yanında milletvekilleri, milletvekili grubunda önemli sayıda kişinin olduğu söyleniyor. İşte 60’a yakın milletvekili ya da yakınlarının doğrudan kendilerinin ya da bir aracı hesabıyla bu fonlarda oldukları söyleniyor.</i></p>

<p><i>-</i><i>(<strong>Fon soruşturmalarında tutuklananlarla görüşme heyetine dair) </strong>Fon toplantısında tutukluları ziyaret için heyet kurduk. Ben Soma komisyonunda vardım. 15 Temmuz komisyonu biliyorsunuz. Hatta ben görev yaptım en önemli bilgiler Soma’daki tutuklularla cezaevinde komisyonu yaptığı görüşmede rahat rahat soruyorsunuz sonra 15 Temmuz komisyonu biliyorsunuz çalışıyordu. Tutuklularla görüşme fikrini AK Partililer çok şiddetli şekilde karşı çıktılar ve komisyon o meseleyi yapmadı. Bazı soruların sorulmasını ya da yanıtlarının verilmesini istemiyorlardı. Cezaevi şartları ve cezaevindeki bazı mülakatların bazı sorulara verilecek cevapların hakikate ulaşma konusunda ne kadar etkili olduğunu da bilirim. Gerçeğe, hakikate ulaşmak için oraya gidip sorular sormak istiyoruz.</i></p>

<p></p>

<p><i>Ben mesela açık söyleyeyim Ümit Özlale’nin Mahinur hanım’ın babasının ismini açıklamasını doğru buluyorum. Aynı isim, soy isim doğru hatta MK numarasına kadar doğru ama TC başka birisine ait. O da Bartınlı bir AK Partili. Fon vurgununu fırsata çevirmeye çalışıyorlar. Elinde bir bilgi varsa net bir bilgi olan siyasetçinin bunu bir kere siyasi etik gereği gizlemesi mümkün değil. Yani nasıl bir gazeteci kamu yararına olan bir istihbaratı değerlendirmek ise mesleğini yapmamış olur biz de siyasetçi olarak izlersek suçun bir parçası oluruz.</i></p>

<p><i>80 85 kişilik liste hepinizde sizde de var, herkeste var ama bu listenin kimdi Adalet Bakanlığı kaynakları tarafından daha doğrusu yanlış söylemeyeyim böyle deyince de bütün adalet bakanlığını da suçlamak olmaz şimdi görevden alınan bir basın sözcüsü vardı gerçek ismini de mahlas isim kullanıyordu bunun tarafından o kadar çok liste ve isim oraya buraya yollanmış ki o gelen listenin doğruluğundan emin olamıyorsunuz. Şimdi Mahinur hanımın babasının isminin verilmesi doğruydu yanlış çıktı ve neyi gördük AK Parti’nin elinde liste var ve TC’lerine kadar biliyorlar.</i></p>

<p><i>-<strong>(Sarıgül soruşturmasına dair) </strong></i><i>Sayın Sarıgül Yeni Parti’nin kurucularından bir tanesi. Murat Ağırel’in de tutuklanmasıyla bir döndük baktık ‘ne oluyor?’ diye… Bu sefer bir haberi yapmama suçuyla içeri atıldı. Bunlar artık kara mizah olabilecek şeyler. Orada havada uçuşan pek çok bilgi var. Meselenin şu boyutunu çok önemsiyorum. Soruşturmada gizlilik var ama dosyalar medyaya geçiyor ve onların üzerine konuşuyoruz. Daha önce savcılık-gizli tanık ifadeleri diye birçok yalan servis edilmişti medyaya. Şimdi soruşturmada gizlilik kararı olan 2 dava var. Biri Sarıgül ‘şu ifade var bu ifade var’ diye. Biri de fon meselesi. Burada bir tane ifade tutanağı yok, oradaki gizliliği ihlal AK Parti’yi yakıyor. Diğerindeki gizlilik ihlali YENİ Parti’yi tartıştırıyor. Gizlilik kalksa ifade tutanaklarını görsek… Pazartesi günü kendisini davet ettim, oturduk konuştuk, disiplin süreci için elde delile ihtiyaç var. Ama ortada sadece sızıntılar var. Bu sebeple kendisi üyeliğini askıya almak istedi. Bugün bildirimini yaptık ve üyeliği bitti. Ama soruşturmada gizlilik kalktığında ve gerçekler ortaya çıktığında esasen bir şey söylenebilir. </i></p>

<p><i>Kendisi bana büyük bir kumpasa uğradığını söyledi. Kendisi bunların tamamen iftira olduğunu, haksızlığa uğradığını göz yaşlarıyla anlattı. İfadeleri görmeden gerçeği, haklıyı, haksızı söyleyemeyiz. </i></p>

<p><i>Vahim iddialar doğru çıkarsa, Sarıgül'ü biz de savunamayız, en sevdikleri de savunamaz, bu kadar net. </i><i>Ama gizlilik kararı olup basına sızdırılan belgeler üzerinden resmi bir işlem yapıp, biz sayın Sarıgül’ü partiden atsak bunun hukuki bir tarafı olmaz o yüzden kendi istifasını isteme veya onun bu süreçte partisini de kendisinde rahatlamanın talep etme doğru bir yöntemdir. </i></p>

<p><i>CHP sıraladı nelerin taahhüt edildiğini bayağı bayağı Erdoğan’ı yeniden aday yapmayı, bizi içeri atmayı, YENİ Partililerin topyekun dokunulmazlıklarını kaldırmayı ve benim 63 tane fezlekem var birinden değil ise birinden bir şey çıkar. Herhangi birinden herhangi birinde bir tutuklama kararıyla birlikte bizim bütün milletvekillerini veya önemli sayıda milletvekilini cezaevine koyma imkanları var, o dönemde DEM’e nasıl yaptılarsa. </i></p>

<p><i>Sarıgül meselesi hele hele bu vahim iddialar doğru çıkarsa toplumda yaratacağı rızayı düşünün meseleyi düşünün ve onun yaratabileceği mevzu üzerinden topyekun bir dokunulmazlık meselesiyle Tayyip erdoğan’ın o zaman hani Alaaddin’in sihirli lambasından cin çıksa ne ister? YENİ Parti’den kurtulmak ister.</i></p>

<p><i>360 oya ihtiyaç var kaldı ki, ben hani onu ayrıca tartışırız ama öyle bugünden öne alma diye bir şeyin anayasal olarak mümkün olmadığını düşünüyoruz. AK Parti 281, MHP 46 işte oradan buradan başka şeyle hadi olsun 330. İYİ Parti’nin o kadar milletvekili yok, gruplar olarak bakıyorum, geliyor grubunun yok. Ben ‘zinhar orada yokum’ demişim. Ya DEM’le anlaşmışlar ya CHP ile. DEM Parti dedi ki, ‘Bizim böyle bir şeyimiz, kesinlikle yok. Gündemimizde yok. Sonra partinin başına butlan atanan kişi dedi ki, ‘Biz bir hafta bile olsa erken seçim erken seçimdir oy veririz. Yine ‘Mekke anlaşmasına oy veririz’ dedi. ‘Anayasa değişikliğine oy veririz’, ‘Dokunulmazlıkların kaldırılmasına destek veririm’ dedi. Bu şu demek, Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın, çok sayıda siyasetçinin toplu halde cezaevine gitmesine sebebiyet veren tartışmalı dokunulmazlık sürecinde anayasaya aykırı ama evet vereceğim.</i></p>

<p><i>-<strong>(Erken seçim tartışmasına dair)</strong> </i><i>2028 yılı içinde birkaç ay öne çekme meselesi tamamen Anayasanın arkasından dolaşmaktadır. Seçimlerin öne alınması yani bir haftada öne alınsa erken seçime erken seçim değildir. O yüzden orada zaten Anayasal bir durum var. Onun dışında muhalefet partileri erken seçimden kaçmaz iktidar partisi erken seçim yapmayı göze alıyorsa. 2027’de herhangi bir tarihe ‘evet diyeceğiz’ diye bir şey yok. 2028’e kapalıyız, 2027’ye bir seçim tarihi söylüyorlarsa kış geldiği için artık 2026’da olamayacak diye düşünüyoruz. Ne kadar erken bir tarih olurlarsa o kadar sıcak bakarız söylesinler tarihi bakalım.</i></p>

<p><strong><i>(Bakırköy ve Merkezefendi’ye yönelik operasyonlara dair) </i></strong><i>Merkezefendi'ye dair bir tehdit vardı. YENİ Parti'ye ilk katılacağı dönem 'katılma operasyon yersin' tehditleri almıştı. Sonra 'sokakta çok baskı var' dedi ve geldi. İçeride birtakım belediye çalışanlarının olduğu ve Şeniz'in adının verildiği söyleniyordu. İstanbul'da her belediye ile ilgili zaten ortalığı kaynatıyorlar. Yarın Bakırköy Belediye Başkanını ziyaret edeceğim. Belediyelerle ilgili meseleye şuradan bakmak lazım. Bir belediyenin nasıl soruşturulacağı belli. Belediyede bir suç varsa, kanıttan suçluya gidilir. Buna itiraz etmeyiz. Burada önce hedefe başkan alınıyor. Şimdi şöyle yapılıyor; 'Senem Hanım'ı alacağız,, sonra kanıt arayalım'. İş yolsuzluk aramak olsa son 10 yıla bakarsınız. Ama Başkan iki yıldır görevde, 2 yıllık dosya isteniyor. Amaç Belediye Başkanı'nın kendisini cezalandırmak. </i></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>HABER</category>
      <guid>https://www.umke.org/ozelden-fon-vurgunu-aciklamalari-akpli-60a-yakin-milletvekili-ya-da-yakininin-fonlarda-oldugu</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Oct 2026 21:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/i-m-g-2086.jpeg" type="image/jpeg" length="71208"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsa Karakaş zam için 2023 formülünü işaret etti 'Ocak 2027'de uygulanacak']]></title>
      <link>https://www.umke.org/isa-karakas-zam-icin-2023-formulunu-isaret-etti-ocak-2027de-uygulanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/isa-karakas-zam-icin-2023-formulunu-isaret-etti-ocak-2027de-uygulanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milyonlarca emekli, maaşlara yapılacak düzenlemelere kilitlendi. Emeklilerin maaşlarının iyileştirilmesi için kritik formüller masada olurken Sosyal Güvenlik Başuzmanı İsa Karakaş, çarpıcı bir değerlendirme yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Emekli maaşları için iyileştirmeye yönelik formüller gündem olurken Sosyal Güvenlik Başuzmanı İsa Karakaş'tan canlı yayında dikkat çeken değerlendirmeler geldi.</p>

<p></p>

<h2>"2027 OCAK AYINA GELDİĞİMİZ ZAMAN 2023 YILI OCAK FORMÜLÜNÜN UYGULANACAĞINI SÖYLEYEBİLİRİM"</h2>

<p>TGRT Haber canlı yayınında konuşan Karakaş, "Şunu öngörüyorum... Ben, 2027 Ocak ayına geldiğimiz zaman 2023 yılı Ocak formülünün uygulanacağını söyleyebilirim. Nedir bu formül? Hafızamızı tazeleyelim. Bakın 2023 yine seçim yaklaşmıştı. O zamanki zam oranları %15-16'lardaydı. Enflasyon oranı diyorum. O zaman hükümet ne yaptı? Dedi ki bütün emeklilere oransal olarak ben bu rakamları %25'e yükselteceğim dedi. Bakın %25'e. Sonra emekliler memnun olmadı, fevaranlar oldu. Sonra hükümet dedi ki %30'a çıkaracağım. Şu anda da hükümetin elindeki bu şablonun uygulanacağını söyleyebilirim. Yani yılbaşına geldiğimiz zaman... Bakın SSK Bağ-Kur emeklilerinin yasal olarak yani yasa gereği yapılacak olan güncelleme ne kadar? %10 civarında söylemiştik. Memur ve memur emeklerine yapılacak olan güncelleme de %8. Dolayısıyla ne olabilir? Ocak ayı geldiği zaman bunun üzerine bir yüzde oranla bir refah payı verilmesi suretiyle bu işin içerisinden çıkabilirler" dedi.</p>

<p></p>

<h2>"İKİNCİ SENARYO ŞU OLUR..."</h2>

<p>Devamında Karakaş "Özetle bir refah payı oransal olarak verilme durumu var. İkinci senaryo da şu olur; oransal olarak değil de efendim kişinin, herkesin maaşına belirli bir tutar. Mesela yılbaşında baktığımız zaman memur ve emeklilere ne yapıldı o zaman? 1.000 TL'lik bir taban maaş verildi. Denildi herkese 1000 TL. Şimdi burada da buna benzer bir rakam söz konusu olabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<h2>'50 BİN TL' ÇIKIŞI</h2>

<p>Seyyanen zam vaadine de değinen Karakaş "Nedir bu? Bugün itibarıyla 25.153 TL. Dolayısıyla sistemi düzeltecek olan mesele şudur. Vermiş olduğunuz sözü Ocak ayında verirseniz 25.153 TL'yi son bir kez seyyanen zam. Neyi yaparsınız? Yasa gereği enflasyon farkını alıyorsunuz. Türkiye büyüyor. Türkiye büyüdüğü zaman o refah payını da yasaya koyarsanız otomatikman her sene zaten emeklinin maaşına yansır ve dolayısıyla biz de artık bunları konuşmak zorunda kalmayız. Nasıl olsa refah payı bellidir. Yasal oran da bellidir deriz ve biz bu sistemi bu kadar basit bir şekilde çözeriz. Çünkü 25.153 TL'yi verdiğiniz zaman emekliye 50.000 TL'nin altında bir maaş kalmaz. Şimdi diyeceksiniz ki 50.000 lira çok mu? Hayır. 50.000 lira çok büyük bir para değil ki. Şu anda yani Ekim ayı açlık sınırı da açıklandığı zaman 40.000 TL civarında mutfak masrafından bahsediyoruz. Sadece mutfak masrafı. Bu anlamda en düşük emekli maaşı 50.000 üzerinde olduğu zaman o zaman emekliler rahat bir nefes alır" şeklinde konuştu.</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.umke.org/isa-karakas-zam-icin-2023-formulunu-isaret-etti-ocak-2027de-uygulanacak</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Oct 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/344853ee-d57c-4580-a173-645d7a64.webp" type="image/jpeg" length="47203"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emekli maaşlarına zam geliyor. Tahmini emekli maaşları ne olacak, hangi emekli ne kadar zam alacak?]]></title>
      <link>https://www.umke.org/emekli-maaslarina-zam-geliyor-tahmini-emekli-maaslari-ne-olacak-hangi-emekli-ne-kadar-zam-alacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/emekli-maaslarina-zam-geliyor-tahmini-emekli-maaslari-ne-olacak-hangi-emekli-ne-kadar-zam-alacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En düşük emekli maaşı değişecek. 23 bin 552 lira olan taban maaşın 30 bin 617 TL'ye yükselmesi bekleniyor. Olası maaş zammı tablosu da netleşti. 2027 yılına ilişkin zam hesapları da yapılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>18 milyondan fazla <a href="https://www.ntv.com.tr/turkiye/18-milyon-emekliyi-ilgilendiriyor-maas-duzenlemesinin-ayrintilari-ortaya-cikti-1748246" rel="noopener noreferrer" target="_blank">emekliyi</a> ilgilendiren maaş zamlarına ilişkin yeni düzenleme bekleniyor. AK Parti'nin milyonlarca emekli için yaptığı çalışmada sona yaklaşıldı.</p>

<p></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, <a href="https://www.ntv.com.tr/amp/turkiye/cumhurbaskani-erdogan-turkiyeye-operasyon-cekilemez-1748076" rel="noopener noreferrer" target="_blank">kabine toplantısı sonrasında yaptığı</a> açıklamasında “2027 bütçesinde başımızın tacı emeklilerimizin durumunu iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz.” dedi.</p>

<h2>YENİ DÜZENLEMEDE NELER OLACAK?</h2>

<p>Emekli aylıklarına yapılacak artışa ek olarak refah payı verilmesi ve en düşük emekli aylığının tamamlayıcı ödemelerle yükseltilmesi seçenekleri değerlendiriliyor.</p>

<p></p>

<p>Çalışmada, emeklilere yönelik farklı şehirlerde çalışmalar yapılarak bölgesel ihtiyaçlar tespit edildi. Buna göre emekliler ile çalışamayan emeklilerin ihtiyaçları ayrı ayrı incelenecek. Türkiye'de 27,5 milyon prim ödeyen çalışan ve 18 milyon emekli bulunurken, düzenlemenin Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) bütçe imkanları gözetilerek ele alınacağı belirtiliyor.</p>

<p></p>

<p>Öncelikle herkes için ortak bir alt sınır belirlenmesi, ardından en düşük emekli maaşı alanlara bazı ek ödemelerin yapılması gündeme gelebilir.</p>

<p></p>

<p>Refah payı veya ek ödeme uygulanması halinde çeşitli kriterlere göre farklılaştırma yapılabileceği belirtiliyor.</p>

<h2>MEVCUT ZAM ORANI NE KADAR?</h2>

<p>Eylül ayı enflasyonuna göre <a href="https://www.ntv.com.tr/ntvpara/galeri-ssk-ve-bag-kur-emeklilerinin-zammi-belli-oldu-1744836/2" rel="noopener noreferrer" target="_blank">SSK</a>, BAĞ-KUR ve tarım emeklilerinin alacağı maaş zammı yüzde 5,56 olmuştu. Ekim, Kasım ve Aralık ayı enflasyonlarının açıklanmasıyla birlikte net maaş zammı belli olacak. Ortalama olarak her ay yüzde 1,25 oranında enflasyonun arttığı bir projeksiyonda emeklilerin yıl sonunda alacağı zam yüzde 9,57 civarında olacaktı.</p>

<p></p>

<p>YASA HAZIRLIĞI HESAPLARI DEĞİŞTİRDİ</p>

<p></p>

<p>Emeklilerin yıl sonu maaşlarına yapılacak olan bu zam oranları tamamen değişti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın <a href="https://www.ntv.com.tr/turkiye/18-milyon-emekliyi-ilgilendiriyor-maas-duzenlemesinin-ayrintilari-ortaya-cikti-1748246" rel="noopener noreferrer" target="_blank">dün yaptığı açıklama</a> bir dizi yeni zam oranını gündeme getirdi. Emeklilerin bütçede önceliklendirildiğini belirten Yılmaz, "Nihai amacımız toplumun refahı. Bu bütçemizde özellikle emeklilerimizi önceliklendirdik. Enflasyonla gelecek artışın daha üstünde bir imkan sağlamayı esas alarak bütçe hazırladık." dedi.</p>

<p></p>

<p>Emekli aylıklarına yönelik farklı seçeneklerin değerlendirildiğini söyleyen Yılmaz, "Alternatifler üzerinde tüm teknik çalışmaları sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Enflasyona bağlı otomatik artışların dışındaki düzenlemeler için yasal değişiklik gerektiğine dikkat çeken Yılmaz, çalışmaların devam ettiğini belirtti. Bu açıklama sonrasında emeklilik zam oranlarına yönelik tahminler de değişti.</p>

<p></p>

<p>EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI NE OLACAK?</p>

<p></p>

<p>Bu açıklama öncesinde, Temmuz-Aralık 2026 dönemi için ortalama yüzde 10 civarında zam alması beklenen emekliler için en düşük emekli maaşına da yüzde 10 civarında zam yapılması bekleniyordu. Son dönemlerde yapılan en düşük emekli maaşı zammı, emekli maaşlarına gelen zam oranı kadar oluyordu. Böylece 23 bin 552 liralık en düşük emekli maaşının 25 bin 907 liraya yükselmesi bekleniyordu. En düşük emekli maaşı Meclis'e sunularak kesinleştiriliyor.</p>

<p></p>

<h2>TABAN AYLIK BELİRLENEBİLİR</h2>

<p>En düşük emekli maaşı terimi yerine taban aylık terimi kullanılarak refah payı farkıyla birlikte 26 bin liraya yaklaşması beklenen en düşük emekli maaşının 30 bin liraya yükseltilmesi beklentisi ortaya çıktı. Aradaki farkın seyyanen zam olarak ödenmesi beklentisi de artıyor.</p>

<p></p>

<p>Yeni düzenlemenin gündeme gelmesiyle birlikte. şu anki 23 bin 552 lira olan en düşük emekli maaşına yüzde 27,38 oranında zam yapılarak taban aylık adı altında 30 bin lira verilmesi ihtimali belirdi.</p>

<p></p>

<p>Seyyanen zam olarak ise refah payıyla birlikte 5 puanlık artış yapılarak tahminen yüzde 10 olacak zammın yüzde 15'e çıkması ihtimali de göz önünde bulunduruluyor.</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.umke.org/emekli-maaslarina-zam-geliyor-tahmini-emekli-maaslari-ne-olacak-hangi-emekli-ne-kadar-zam-alacak</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Oct 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/images-23-1.jpg" type="image/jpeg" length="84020"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sucuktan domuz eti çıktı! Markalar tek tek ifşa oldu]]></title>
      <link>https://www.umke.org/sucuktan-domuz-eti-cikti-markalar-tek-tek-ifsa-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/sucuktan-domuz-eti-cikti-markalar-tek-tek-ifsa-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı 'Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar' ile 'Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar' listelerini yayımlamaya devam ederken son listeye markalar yine ifşa oldu. Özellikle bir markanın dana sucuk diye satılan ürününde domuz eti tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, gıdalarda uygunsuzluk yapan markalar tek tek ifşa edilmeye devam ediyor. Son olarak Bakanlık yeni 'Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar' ve 'Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar' listelerini yayımladı. 27 Ekim 2026 tarihli listelerde pek çok farklı markalardaki uygunsuzluklar marka ve firma adıyla birlikte kamuoyuyla paylaşılırken özellikle sucukta domuz eti tespit edilmesi dikkat çekti.</p>

<h2>DANA SUCUKTAN DOMUZ ETİ ÇIKTI</h2>

<p>Bakanlığın son paylaştığı 'Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar' listesinde sucuktan kıymaya, kavurmadan lahmacun harcına, toz bibere kadar pek çok ürün yer aldı. Özellikle Sakarya'nın Serdivan ilçesinde Etçiler Et Ve Et Mamülleri Hayvancılık İnşaat Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin Hacı Kemal markalı dana sucuk ürününde domuz eti tespit edildiği paylaşıldı.</p>

<p><img alt="Sucuktan domuz eti çıktı! Markalar tek tek ifşa oldu 2" decoding="async" loading="lazy" src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/26852582/1200xauto.jpg" width="1200" /></p>

<h2>TAKLİT VEYA TAĞŞİŞ YAPILAN GIDALAR</h2>

<p>Diğer yandan 'Taklit Veya Tağşiş Yapılan Gıdalar' listesi de yayınlandı. 'Aynı Değeri Taşımayan Madde Eklenmesi' ile ilgili listede yoğurttan tereyağına, sucuktan köfteye, cantık harcında Adana kebaba, kıymadan lahmacun harcına, zeytinyağından bala pek çok ürünün yer aldığı görüldü. Markalar ve uygunsuzluk nedenleri tek tek sıralandı.</p>

<p><img alt="Sucuktan domuz eti çıktı! Markalar tek tek ifşa oldu 3" decoding="async" loading="lazy" src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/26852747/1200xauto.jpg" width="1200" /></p>

<p><img alt="Sucuktan domuz eti çıktı! Markalar tek tek ifşa oldu 4" decoding="async" loading="lazy" src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/26852750/1200xauto.jpg" width="1200" /></p>

<p><img alt="Sucuktan domuz eti çıktı! Markalar tek tek ifşa oldu 5" decoding="async" loading="lazy" src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/26852753/1200xauto.jpg" width="1200" /></p>

<p>'Temel Özelliği Etkileyen İçerik Eksikliği' ile ilgili listede ise farklı farklı markalardan kaşar peyniri, eritme peynir ve tereyağı gibi ürünler bulunduğu görüldü.</p>

<p><img alt="Sucuktan domuz eti çıktı! Markalar tek tek ifşa oldu 6" decoding="async" loading="lazy" src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/26852768/1200xauto.jpg" width="1200" /></p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.umke.org/sucuktan-domuz-eti-cikti-markalar-tek-tek-ifsa-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Oct 2026 14:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/26852930-860x480-1.webp" type="image/jpeg" length="18594"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İspanya'da iki yolcu treni çarpıştı! Çok sayıda ölü ve yaralı var]]></title>
      <link>https://www.umke.org/ispanyada-iki-yolcu-treni-carpisti-cok-sayida-olu-ve-yarali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/ispanyada-iki-yolcu-treni-carpisti-cok-sayida-olu-ve-yarali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İspanya'da Madrid-Endülüs seferi yapan iki yolcu treninin çarpıştığı bildirildi. Kazadan son gelen bilgilere göre 68 kişinin hayatını kaybettiği öğrenilirken, çok sayıda yaralı olduğu bilgisi verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<h1>İspanya'daki hızlı tren kazasında ölü sayısı 68'e çıktı</h1>

<h2>İspanya'nın Toledo kenti çevresinde 2 hızlı yolcu treninin çarpışması sonucu ölenlerin sayısı 68'e yükseldi. Başbakan Pedro Sanchez, ülkede 3 günlük resmi yas ilan edileceğini duyurdu.</h2>

<p></p>

<p>İspanya'da iki hızlı trenin çarpıştığı kazada yaşamını yitirenlerin sayısı 68^e çıktı.</p>

<p>Tren kazasının olduğu bölgenin bağlı bulunduğu Kastilya La Mancha özerk yönetiminin hükümet başkanı Emiliano Garcia Page, kazadan etkilenen trenlerden Iryo şirketine bağlı olanında 44, Renfe AVE'dekinde ise 24 kişinin yaşamını kaybettiğini açıkladı.</p>

<p>Page, olay yerinde basına verdiği bilgide, mevcut durumda 15'i ağır 53 yaralının hastanede tedavi gördüğünü ifade etti.</p>

<h2>3 GÜNLÜK YAS İLAN EDİLECEK</h2>

<p>Bu arada kaza yerine giden Başbakan Pedro Sanchez de kazadan ötürü ülke genelinde 3 günlük resmi yas ilan edileceğini duyurdu.</p>

<p>Kurtuba yakınlarında 18 Ocak'ta yaşanan, 46 kişinin hayatını kaybettiği tren kazasına da atıfta bulunarak "İspanya gibi bir ülke için aynı yıl içinde 2 hızlı tren kazası yaşanması kabul edilemez" diyen Sanchez, bugünkü tren kazasıyla ilgili soruşturmanın sonuna kadar yürütüleceğini ve ihmal varsa bunun ortaya çıkarılacağını belirtti.</p>

<p>Sanchez, İspanyol demir yolu sistemine güveni yeniden inşa etmek ve yolcuların güvenliğini daha da garanti altına almak için gerekli tüm önlemlerin alınacağını kaydetti.</p>

<p></p>

<h2>"AKIL ALMAZ BİR DURUM"</h2>

<p>Ulaştırma ve Sürdürülebilir Hareketlilik Bakanı Oscar Puente Santiago ise Madrid'deki Atocha tren istasyonundaki ADİF demir yolları ana kontrol merkezinde yaptığı basın toplantısında, "Kontrol merkezinin, Iryo treni raylarda durmuş haldeyken, AVE treninin seferine devam etme kararı açıklanamaz. İspanyol demir yollarında trene arkadan çarpma, böyle bir kaza gerçekten akıl almaz bir durum" dedi.</p>

<p>Kazanın ana sistemdeki bir hatadan kaynaklanmadığını vurgulayan Puente, sistem arızası durumunda kontrol merkezinin devreye girdiğini, kırmızı sinyal olmasına rağmen AVE treninin seferine devam etmesine izin verilmesinin kazaya neden olduğunu aktardı.</p>

<p>Puente, "Sorun çözülmeden, anlaşılmaz bir şekilde trenin yoluna devam emri verilmesi anlaşılamaz ve yanlış bir karar" diyerek, kazayı şu şekilde anlattı:</p>

<p><i>"Urda istasyonundaki LZB kontrol sistemi, ağdaki 3 bilgisayarın iletişiminde meydana gelen bir arıza sonucu saat 08.30'da devre dışı kaldı. 63 kilometrelik bir alanda, sistem LZB güvenlik sistemini kaybetti ve bu da o bölümde seyreden tüm trenlerin otomatik olarak durmasına neden oldu. Bu noktadan itibaren trenler durduktan sonra Atocha İstasyonu'ndaki ADİF kontrol merkezi, sistemi devraldı. Merkez, saat 08.36'da AVE hızlı trenine normal yolculuğuna devam etmesine izin verdi. AVE treni, Urda istasyonunun girişinde Iryo treniyle çarpışana kadar (08.54) yaklaşık 25 kilometre yol katetti."</i></p>

<p>İspanyol Bakan, "kontrol merkezinin birkaç yanlış emir verdiğini ve bir durumda bir tren sürücüsünün karar veren kontrol görevlisini düzelttiğini" aktardı.</p>

<p>Puente, "Kontrol görevlisi, bölgedeki tüm trenlerin normal hızlarına dönmelerini emretmiş ancak trenlerden birinin makinisti onu düzelterek 'gözle görülebilen hız' emri verilmesi gerektiğini söylemiş. Bu da saatte maksimum 40 kilometre hız anlamına geliyor" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>TREN KAZASI</h2>

<p>Madrid'den Sevilla'ya hareket eden Renfe şirketine bağlı AVE hızlı tren ile ters yönde seyreden Iryo şirketine ait diğer bir hızlı tren, Toledo'ya bağlı Urda ve Los Yebenes mevkileri arasında yerel saatle 08.54'te (TSİ 10.54) çarpıştı.</p>

<p>İlk belirlemelere göre, kazanın ana sinyalizasyon sistemindeki insan hatasından kaynaklandığı iddia ediliyor.</p>

<p>Kaza dolayısıyla Madrid, Ciudad Real ve Endülüs arasındaki tren seferleri geçici olarak durduruldu.</p>

<p>Iryo şirketi, Madrid'deki Atocha tren istasyonundaki tüm seferlerini durdurduğunu açıkladı.</p>

<p>İspanya Kralı 6. Felipe, Başbakan Pedro Sanchez, bakanlar ve muhalefetteki siyasi partilerin liderleri, kazadan dolayı bugünkü programlarını iptal etti.</p>

<p>Bu arada Toledo çevresindeki tüm hastanelerde bugün için planlanan ameliyatların ertelendiği, kazada yaralananlara öncelik verileceği bildirildi.</p>

<p></p>

<p>İspanya'da son büyük tren kazası 18 Ocak'ta ülkenin güneyindeki Kurtuba kentine bağlı Adamuz ilçesinde meydana gelmiş, Iryo şirketine bağlı bir hızlı trenin raydan çıkması sonucu 46 kişi hayatını kaybetmişti.</p>

<p>İspanya resmi haber ajansı EFE'nin verdiği haberde, sabah yerel saatle 08:54'te (TSİ 10:54) Toledo kenti yakınlarındaki Los Yebenes mevkiinde iki hızlı tren çarpıştı.</p>

<p></p>

<p>Olaya ilişkin 112 acil servis kaynaklarına göre, çarpışmada iki vagon yamaçtan yuvarlandı.</p>

<p></p>

<p>Kazaya, Madrid'den Sevilla'ya hareket eden Renfe şirketine bağlı hızlı tren ile ters yönde seyreden Iryo şirketine ait hızlı trenin çarpışmasının neden olduğu ifade edildi.</p>

<p><br />
46 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ! ÇOK SAYIDA YARALI VAR<br />
Kazada 46 kişinin hayatını kaybettiği aktarıldı.</p>

<p></p>

<p>İspanyol basınındaki haberlerde, görgü tanıkları çok sayıda yaralı olduğunu ve sağlık ekiplerinin olay yerine geldiğini bildirdi.</p>

<p></p>

<p>SEFERLER DURDURULDU<br />
Kaza dolayısıyla Madrid, Ciudad Real ve Endülüs arasındaki tren seferlerinin geçici olarak durdurulduğu duyuruldu.</p>

<p></p>

<p>BAŞBAKAN SANCHEZ PROGRAMINI İPTAL ETTİ<br />
Diğer yandan, 29 Kasım'daki erken genel seçim için kampanyalar yürüten Başbakan Pedro Sanchez, bazı bakanlar ve muhalefetteki siyasi partilerin liderlerinin kaza nedeniyle sabahki programlarını iptal ettikleri ve bölgeye gidecekleri açıklandı.</p>

<p></p>

<p>SANCHEZ'DEN AÇIKLAMA: DERİN ÜZÜNTÜ DUYUYORUM"<br />
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, iki hızlı yolcu treninin çarpışması sonucu en az 10 kişinin hayatını kaybettiği kazadan derin üzüntü duyduğunu açıkladı.</p>

<p>SON DAKİKA | İspanya da iki yolcu treni çarpıştı! Çok sayıda ölü ve yaralı var 8</p>

<p>Sanchez, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, "Toledo'daki ciddi tren kazasından dolayı derin üzüntü duyuyorum. Ulaştırma Bakanı, Kastilya ve Leon Özerk Hükümet Başkanı ile sürekli iletişim halindeyim. Acil servisler, ilgili tüm yetkililerle koordinasyon halinde, kazadan etkilenenlere yardım etmek ve güvenliklerini sağlamak için sahada çalışıyor. Düşüncelerim, dayanışmam ve desteğim tüm mağdurlar ve aileleriyle birlikte." ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Kazadan dolayı bu sabahki programını iptal eden Sanchez'in olay yerine gideceği aktarıldı.</p>

<p></p>

<p>"İNSAN HATASI" İDDİASI<br />
Diğer yandan İspanyol basınında hükümet kaynaklarına dayandırılan haberlerde, "Ana sinyalizasyon sisteminin arızalanması sırasında bir teknik operatörün yaptığı insan hatasının kazanın muhtemel nedeni olduğu" iddia edildi.</p>

<p></p>

<p>Kaza öncesinde otomatik güvenlik sistemi arızalandığından trenlerin durduğu, hizmetin insan kontrolü altında yeniden başlatıldığı ve kazanın da bu sırada olduğu bilgisi paylaşıldı.</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>HABER</category>
      <guid>https://www.umke.org/ispanyada-iki-yolcu-treni-carpisti-cok-sayida-olu-ve-yarali-var</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Oct 2026 13:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/1200xauto-1-1-1.webp" type="image/jpeg" length="12024"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“HALK AÇLIKLA BOĞUŞURKEN BUNLAR TÜRKİYE'NİN ZENGİNLİKLERİNİ SOYUYORLAR”]]></title>
      <link>https://www.umke.org/halk-aclikla-bogusurken-bunlar-turkiyenin-zenginliklerini-soyuyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/halk-aclikla-bogusurken-bunlar-turkiyenin-zenginliklerini-soyuyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“ZAFER PARTİSİ İKTİDARINDA KADINLAR SAVUNMASIZ HİSSETMEYECEK”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Prof. Dr. Ümit Özdağ:</strong> <a id="m_-5890240273545415146OLE_LINK82"></a>“Zafer Partisi, Türkiye'nin her yerinde gençliğin verdiği büyük dinamizm ve destekle ciddi bir yükselme içerisinde. Eskiden sadece gençler durdurup fotoğraf çektirirlerdi, partiyi kurduğumuz zaman. Şimdi anneler, babalar, dedeler ve nineler de durdurup torunları ve çocukları için fotoğraf istiyorlar. Onlar da fotoğraf çektiriyorlar. Bu, gençliğin anne ve babalar, hatta anneanneler, babaanneler ve dedeler üzerindeki etkisinden olsa gerek. Geçtiğimiz günlerde bir genel başkan yardımcısı arkadaşımızla, o da burada, Zekeriya Mete, Bağdat Caddesi'nde yürüyoruz. Bir aile önümüzü kesti ve yanında iki çocukları var. Dediler ki, 'Bizim çocuklarımız fanatik Zafer Partili.' Dedim ki, 'Ne kadar akıllı çocuklar yetiştiriyorsunuz.' Peki, siz neden değilsiniz? Birden durdular. Bakın, dedim, sorduğum sorunun cevabını ben vereyim size. Çünkü dedim, çocuklarınız filtre koymadan doğrudan gerçeği görüyorlar. Siz ise daha filtreli ve ön yargılı bakıyorsunuz. Onun için çocuklarınız gerçeği sizden daha önce görüyor ve ona göre davranıyorlar. Çocuklarınızın aklına güveniyor musunuz, dedim. 'Evet, güveniyoruz.' dediler. E o zaman sizin de Zafer Partili olma zamanınız gelmiş.</p>

<p>Arkadaşlar, 18-24 yaşta Zafer Partisi şu anda yüzde 20 ile birinci parti olmak durumunda. Yani her beş gençten birisi Zafer Partili. 25-34 yaşta bu yüzde 10-12 bandında diye tahmin ediyoruz. Ve şimdi bunu da yukarıya çıkartmaya çalışıyoruz. Ancak ne yazık ki yaptığımız araştırmada Zafer Partisi seçmeni içerisinde kadın oranı yüzde 26. Bu bizim eksiğimiz. Çünkü söylediklerimiz aslında erkek seçmenden önce kadın seçmeni doğrudan ilgilendirmesine rağmen bu mesajları demek ki yeterince etkili kadın seçmene ulaştıramıyoruz ki istediğimiz ve almamız gereken desteği henüz kadın seçmenden alabilmiş değiliz. Neden? Bakın bir, Türkiye Orta Doğululaşıyor. Büyük bir göçle. Sadece bir nüfus gelmiyor arkadaşlar. Aynı zamanda Orta Doğu'nun gelenek ve görenekleri de geliyor. Bu Cumhuriyet devrimi aynı zamanda bir kadın devrimi demektir ve kadınların kazanımı demektir. Türkiye'nin Orta Doğululaşması demek, kadınların Cumhuriyet'le elde ettikleri kazanımları farkına bile varmadan tek tek kaybetmesi demek.</p>

<p>Şimdi ben Gaziantepliyim. Eskiden Orta Doğu Gaziantep'te biterdi. Hatta Araplar diğer ülkelerden Şam'a geldikleri zaman Avrupa'ya gelmiş kabul ederlerdi kendilerini, Şam'da. Gaziantep zaten Avrupa'ydı. Hani eskiden bazı doğudaki şehirlerimiz için Doğu'nun Paris'i denirdi ya, bu boşuna söylenmiş bir laf değildi arkadaşlar. Gerçekti bu ifade. Ama şimdi Orta Doğu Denizli'de. Orta Doğu şimdi Manisa'da, İzmir'de. Ya, İzmir'de bir muz satıcısı gördüm. 'Yerli muz' yazmış, adam Suriyeli. Yani, bakıyorsun fotoğrafta bir tek muz Türk. Onun dışında her şey yabancı. Ve Orta Doğu Edirne'ye doğru ilerliyor. Biz Orta Doğu'yla Avrupa arasında bir köprüyken Orta Doğu'nun parçası haline geliyoruz. Ve bundan doğrudan olumsuz etkilenenlerin başında kadınlar geliyor. Siz geliyorsunuz. Biz bu somut gerçeği bu kadar net bir şekilde anlatmakta yeterli olamadık. Bunu daha iyi anlatmamız lazım arkadaşlar.</p>

<p>İki, Türkiye Orta Doğu oluyor da ne oluyor aynı zamanda? Türkiye Orta Doğu olarak aynı zamanda kadınlar için daha güvensiz bir yer haline geliyor. İYİ Parti'deyken 2019 yerel seçimleri için Gaziantep'e belediye başkan adayı bakıyoruz. Antep'in ünlü ailelerinden birisinin çocuğu, çok tanınmış bir estetik cerrah. Kendisini aradım. Dedim ki, 'Aday olmayı düşünür müsünüz belediye başkanlığına?' 'Hocam, ben artık Bodrum'da yaşıyorum üç seneden beri.' Neden, dedim? 'Hocam,' dedi, 'bir gün hastaneden çıktım, üç ışık geçtim. O üç ışığın başında toplanan Suriyelileri görünce kız çocuklarımı Gaziantep'te yetiştiremeyeceğimi anladım. Ailemi topladım, Bodrum'a yerleştim.' Neden? Çünkü bu baba çocukları için, kızları için korkuyor. Ama sadece Gaziantep'teki mi korkuyor? Çok tanıdığınız bir gazeteci, adını vermeyeceğim, dedi ki, 'Hocam, kızım lisansı burada bitirdi, yüksek lisansı Londra'da, doktorayı Berlin'de yaptı. Londra'dayken de aramadım kendisini geceleri. Berlin'deyken de aramadım ama İstanbul'a gidip dışarıya çıktığı zaman yarım saat sonra arıyorum, kızım nasılsın diye.' Şimdi böyle güvensiz bir ülkede yaşamaya başladık.</p>

<p>Bu güvensizliğin oluşmasında bu milyonlarca dünyanın değişik yerinden kalkmış, ülkemize gelmiş insanların büyük etkisi var. Sonra düşünün, çocuğunuzu okula yolluyorsunuz. Bir milyondan fazla yabancı var ve bunlar belli yerlerde ağırlıkla temsil ediliyorlar. Okullarda dili çok iyi bilmedikleri için aynı sınıfta Türk öğrencilerle ne yapıyor öğretmenler? Dersin seviyesini düşürmeye çalışıyorlar. Ve düşürüyorlar. Böylece sizin çocuklarınız daha kötü bir eğitim almaya zorlanıyor. Üstelik yılda 13 milyar dolar para harcıyoruz bütün bunlar için. Bir de cebimizden para çıkıyor. Kiralar yükseliyor. Pazara giden genellikle kadınlar. Pazarda fiyatların bu kadar yüksek olması girdi maliyetleri, tamam kabul ediyoruz. Başka şeyler, tamam kabul ediyoruz. Nakliye, kabul ediyoruz. Hal düzeni, kabul ediyoruz. Ama gıda enflasyonunda dünyanın en önde gelen ülkeleri arasında olmamızın bir nedeni de fazladan bu ülkede 13 milyon insanın beslenmesi değil mi? 13 milyon fazla yumurta, 13 milyon fazla ekmek her gün tüketmek zorunda olmamız değil mi? Bunu da anlatamadık annelere. Oysa bunu daha iyi anlatabilmeliydik.</p>

<p>13 milyon insanı bölelim altıya. Kaç milyon daire ediyor arkadaşlar? 2,1 milyon daire. Evet, kiralar düşer mi dönseler? Kesin düşer. Bunu da anlatamadık. Sonra Türkiye'de bir şey sabit. Afgan göçü başladıktan sonra uyuşturucuda da artış var. Hakikaten siz de erkek olsanız Afganistan'dan Türkiye'ye gelseniz yanınızda ne getirirsiniz? Taşıması hafif olacak. Gelince satınca da pahalıya satacaksınız. Uyuşturucu getirirsiniz. Ve onlar da öyle yapıyor zaten. Arkadaşlar, 4 milyon kişi uyuşturucu kullanıyor. Çoğu genç. 2 milyon sanal kumar bağımlısı var. Buna karşı Zafer Partisi'nin dışında ortaya somut bir politika önerisi getiren hiçbir parti yok. Tertemiz Türkiye Projesi. Bakın, biz kurulduğumuzda ve sığınmacıları geri yollayacağız dediğimizde Cumhuriyet Halk Partisi şöyle söylüyordu 2021'de: 'Göç ve Entegrasyon Bakanlığı kuracağız, hepsine vatandaşlık vereceğiz.' Biz kurulduktan bir buçuk sene sonra Zafer Partisi'nin baskısı altında gönüllü olarak yollayacağız dediler. Gönüllü olarak. Zaten gönüllü olana ihtiyaç yok ki yollamana, o gidiyor. Mesele, gerekirse zorla yollayabilecek misin? Bunu söyleyebilen Zafer Partisi dışında hiç kimse olmadı.</p>

<p>Biz şimdi uyuşturucuyla mücadelede de zorla tedavi diyoruz. Amerika Birleşik Devletleri'nde olduğu gibi. Toplumdan ayrılacaklar, üretim içerisinde uyuşturucudan, kumardan arınana kadar devlet kontrolü içinde olacaklar. Bunu da değerli arkadaşlar, uyuşturucu kullanan çocukların anne ve babalarına Zafer Partisi olarak ve siz Atatürk'ün kızları olarak daha iyi anlatmayı becermeliyiz artık. Seçimlere en fazla bir buçuk sene kaldı. Yani düşünün, elinizde piyasada başka hiçbir fabrikanın üretmediği ve müşterinin bütün taleplerini karşılayan bir ürün var. Ve biz bu ürünü istediğimiz kadar geniş alana tanıtabilmiş değiliz. Hani bu Elon Musk, bir yeni uçan araç yaptı, gördünüz mü? Uçan araba. Ya, biz de diğer partileri kıyaslarsanız onlar Murat 124, biz uçan arabayız aslında. Aramızda böyle bir fark var. Şimdi bakıyorsunuz, Yeni Parti diye bir parti kuruldu. Parti programında sığınmacılarla ilgili, kaçaklarla ilgili bir kelime yok arkadaşlar. Tabii onlar Uganda'ya gittiler ya da Yeni Parti Uganda Partisi ya, onun için. Ya, dünyayla bu kadar ilgisiz olabilir mi insan? Üstelik bakın, daha yeni Şam Büyükelçimiz dedi ki Türkiye'de 2,3 milyon Suriyeli kaldı, bunları geri almayacağız. Türkiye'de kalacaklar ve entegre edeceğiz. Bu ne demek biliyor musunuz arkadaşlar? 2,3 milyon olduğu doğru kabul edersek en az bir buçuk milyon seçmen demek. Bir buçuk milyon seçmen ise yüzde 2,5 oy demek. Ana muhalefet partisi ağzını açmadı. Diğer partiler de ağzını açmadı. Bir tek biz anlattık bunu. Bizim dışımızda bunu sorun olarak çıkaran olmadı.</p>

<p>Ondan sonra, evet, iktidarı devirmek için çalışıyoruz. Gerçekten öyle mi yapıyorsunuz? Kemal Kılıçdaroğlu da öyle söylüyordu. Sonra aslında ne için çalıştığını gördük. Siz de gördünüz. Ama bizim de eksiğimiz, doğru şeyleri tespit ediyoruz. Bunu seçmene anlatmakta kendimizi eleştirmeliyiz. Çünkü seçmene anlatmakta yeterince iyi değiliz. Evet, eksiğimiz var, televizyonumuz yok. Bizi destekleyen gazete yok. Paramız yok. Tamam, bunların hepsi doğru. Ama gerekirse adım adım dolaşıp sosyal medyayı hepimiz daha iyi kullanıp anlatmak zorundayız arkadaşlar. Ailelerinize, arkadaşlarınıza, komşularınıza, herkese her gün bıkmadan usanmadan bu işin başka çaresi yok. Tekrar ve tekrar anlatacağız. Ve dedim ya, Zafer Partisi'ne oy vermek için o kadar çok gerekçesi var ki Türkiye'de seçmenin. Sığınmacılardan kurtulacağı için, uyuşturucudan kurtulacağı için, çocukları daha iyi bir eğitim alacağı için, sokaklar daha güvenli olacağı için, metrobüse bindiği zaman korkmayacağı için, kızı gece sokakta biraz geciktiği zaman panik içerisinde telefona sarılmamak için, uyuşturucu çetelerinin çocuklarını zehirlemesinden korkmamak için Zafer Partisi'ne oy vermesi lazım.</p>

<p><a id="m_-5890240273545415146OLE_LINK80"></a><strong>“Halk açlıkla boğuşurken bunlar ise Türkiye'nin zenginliklerini soyuyorlar, buna dur dememiz gerekiyor”</strong></p>

<p>Ama sadece bunlar değil. Aynı zamanda büyük bir israfla ve rant ekonomisiyle üretimden koparılıp tarımı ve hayvancılığı yok edilen, sanayisi tasfiye edilen bir Türkiye'den; yaş ortalamasının 55 yaşa düştüğü köylerden tekrar köylerin canlandığı, tarım ve hayvancılığın devlet destekli olarak güçlendiği, sadece Türkiye'yi değil, bütün bir bölgeyi besleyecek noktaya geldiği, AVM'ler ve rezidanslar değil, fabrikalar ve organize sanayi bölgelerinin inşa edildiği, Devlet Planlama Teşkilatının kurulduğu, ihalelerin sadece beşli çeteye değil, bütün iş dünyasına açıldığı bir ekonomik modele, sürdürülebilir kalkınma modeline geçişten bahsediyorum. Milletin parasının fon soyguncuları tarafından yenmediği, milyonlarca insanın fon zedeye çevrilmediği bir ekonomik anlayıştan bahsediyorum. Bakın, aileleriyle birlikte 10 milyon esnaf var Türkiye'de. Yedi seneden beri artık ekonomik buhran boyutunu almış, her geçen sene daha da fakirleşen bir halkla karşı karşıyayız. Ocak ayından beri dolaşıyorum Türkiye'yi. Bir tek esnaf bana işlerinin iyi olduğunu söyledi, memnun bir şekilde. O da İstanbul'da Eyüpsultan'da bir parfümeri dükkanında. Girdim, 'Selamünaleyküm.' 'Aleykümselam.' 'İşler nasıl?' dedim, pişman oldum. Dedim ki, parfümeride iş nasıl olacak? Yanında bakkalın işi kötüyken burada parfümeride iş nasıl iyi olabilir? Adam baktı, güldü. 'İşler çok iyi.' dedi. Bunların hepsi kamera kaydında var arkadaşlar. Bir daha baktım. Dedim ki, 'Sen imitasyon mu satıyorsun?' 'Yok.' dedi, 'Orijinal satıyorum. Toptancısıyım ben bunun.' dedi. Peki, dedim, en pahalı parfümün kaça? '68 bin lira.' dedi. Hanımlar, hiç 68 bin liralık parfüm kullandınız mı? Ocak ayında, muhtemelen şimdi daha pahalıdır dolar bazında olduğu için. Ya, şunu bir göster, dedim, hiç görmedim 68 bin liralık parfüm. Gösterdi. Sonra genel merkezden duymuşlar, bunu hemen inmişler, bakmışlar şeyden. Birisi bana mesaj attı genel merkezden. 'Hocam,' dedi, 'Vakko da 44'e satıyor aynısını.' dedi. Sanki çok ucuz yani o da. Evet. Bakın, şimdi kim kullanıyor bu parfümü arkadaş? Çünkü ortalama dedi ki bana, '20-30 bin bandında satıyoruz.' dedi. Kim bu parfüm banyosunu yapıyor? Öğrendik kimin yaptığını. İşte bu, fonları vuranlar yapıyorlar. Türk milletini soyanlar yapıyorlar. Yurt dışına paraları kaçıranlar yapıyorlar. Halk açlıkla boğuşurken bunlar ise Türkiye'nin zenginliklerini soyuyorlar. İşte buna bir dur dememiz gerekiyor. Bunu da Zafer Partisi yapar.</p>

<p>Bu etkiyi bir kısım seçmende yarattık mı? Yarattık. Bunu yarattığımızın en somut göstergelerinden bir tanesi benim için, bir gün Hacettepe Üniversitesi'nden bir profesör başvurdu görüşmek için benimle. Ben de buyursun gelsin, bir çayımızı içsin, dedim. Geldi, Profesör Doktor Sertaç Ak, psikiyatri profesörü. Özgeçmişine baktım, Amerika Birleşik Devletleri'nde uzun yıllar çalışmış, İçişleri Bakanlığı Bilim Kurulu başkanlığı veya üyeliği yapıyor. Dedim ki, 'Sertaç Hocam, sen zaten İçişleri Bakanlığında önemli bir görevdesin. Niye Zafer Partisi'ne gelmek istiyorsun?' Daha biz Mecliste de yokuz. Dedi ki, 'Hocam, evet, dediğin doğru. Ben burada görevdeyim. Ama bir şeyi biliyorum. Bu işi çözerse Zafer Partisi çözer, onun için geldim buraya.' 'Uyuşturucuyu bitirirse Zafer Partisi bitirir, onun için geldim buraya.' dedi. Doğru. Arkadaşlar, sığınmacıları biz yollarız. Kaçakları biz yollarız. Türkiye'yi kadınlar, çocuklar ve erkekler için biz güvenli hale getiririz. Sanal kumarı ve uyuşturucu patronlarını biz içeri tıkar, çocukları da iyileşmiş şekilde annelerine, babalarına biz geri veririz. Ekonomik üretimi tarımda da sanayide de biz kaldırırız ve esnafın da arkasında kuracağımız Esnaf Bakanlığı ile biz doğru bir şekilde yer alırız. Türkiye çalışmaya başladığı zaman, Türkiye üretmeye başladığı zaman, istihdamdaki insan sayısı artmaya başladığı zaman, bakın, 6 milyon bağımlı var. 4 milyon ne eğitimde ne de işte olan insan var. Toplayın bunu, 10 milyon ediyor. Bugün çalışanla emekli sayısı birbirine neredeyse yaklaştı. Bizim daha fazla çalışan insana ihtiyacımız var. Daha kaliteli ve çağın gerçeklerine cevap veren bir eğitim sistemine ihtiyacımız var. Bunları yapacağız. Ama başka şeyler de yapacağız.</p>

<p>Kadınlar için daha güvenli hale geldiği zaman, kadınlar kendileri ve çocukları için endişelenmeye son verdikleri zaman, daha güvenli bir Türkiye'de yaşadıkları, daha adil bir Türkiye'de, daha üreten bir Türkiye'de yaşadıkları zaman hayatlarında çok şey değişecek ama başka şeyler de değişecek. Hanımlar, içinizde altı çocuğu olan var mı? Yok, demek ki Suriyeli yok. Evet. Peki, beş çocuğu olan var mı? Beş de yok. Dört olan var mı? İki kişi. Üç çocuk? Yedi kişi. İki çocuk? Tek çocuk? Evet. Arkadaşlar, Türk kadınlarında doğurma oranı 1,4'e düştü. Artış ancak 2,1 ile oluyor. Azalıyoruz, azalıyoruz. Peki, biz ne yapacağız? Biz burada iki farklı yöntem izleyeceğiz. Bir, altı ay değil, iki sene; birinci sene tam maaşlı, ikinci sene yüzde yetmiş maaşlı anne olanlara izin vereceğiz. Birinci seneyi, ilk altı ayı işveren, geri kalan bölümü devlet karşılayacak. Yani anne, çocuk iki yaşına geldiği zaman dönecek işe. Ama bazı anneler, özel sektörde çalışan, 'Ben bunu tercih etmiyorum.' derlerse çocuk başına emeklilikte bir yıl erken emeklilik hakkı vereceğiz. Ve birisi derse ki, 'Ya ben on sene erken emekli olmak istiyorum.' Hiç itirazımız yok. Evet. Şart belli. Bir çocuk, bir sene erken emeklilik.</p>

<p>İki, kadına şiddete karşı caydırıcı önlemler alacağız. Biz parti kurulur kurulmaz hemen partimizin bahçesine kadına karşı şiddete karşı bir anıt yaptırmıştık. Şimdi onu kaldırıyoruz. Çok güzel bir heykel yapıyoruz. Suzan Hanım ve çalışma ekibi bu çalışma için harekete geçti. Bana getirdiler, projeyi ben de onayladım. Önümüzdeki aylarda hemen kapının girişinde çok çarpıcı, çok etkili ve kadına şiddeti protesto eden bir heykel olacak. Bu heykel aynı zamanda bir protesto alanı da olacak. Kadına yönelik şiddetin telin alanı haline getirilecek. Ama yetki aldığımız zaman, iktidarda olduğumuz zaman yapacağımız şeyler kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmaya yönelik sağlam hukuki ve sosyolojik adımlar olacak. Şimdi benim ailemde çok avukat vardı. Annem avukat, babam avukat, kardeşim, amcam, dayım, halam vesaire. Fakat hemen hemen hiç kimse boşanma davası almazdı. Babama boşanma davası geldiği zaman babam boşanma davasını getiren erkeğe derdi ki, 'En son eşini ne zaman sinemaya götürdün? En son ona ne zaman çiçek alıp gittin? En son birlikte ne zaman yemeğe gittiniz?' O da, 'Abi, bilmiyorum, hatırlamıyorum.' deyince, 'Anlat bakayım, karının gözleri ne renk, saçları ne renk?' diye sorardı. Onları aldıktan sonra adamın ağzından bir mektup yazardı karısına. 'Şimdi bir çiçek al, evine git, bu mektubu ver, çiçeği de ver hanımına. Bu boşanma meselesini bir daha düşün.' derdi. Bir gün bunu geldi eve anlattı. Annem baktı, 'Muzaffer,' dedi, 'sen ne zaman en son çiçek getirdin eve?' Ağzıyla yakalandı yani. Evet.</p>

<p><a id="m_-5890240273545415146OLE_LINK81"></a><strong>“Zafer Partisi iktidarında kadınlar savunmasız hissetmeyecek”</strong></p>

<p>Şimdi ama il başkanımız avukat. Boşanma davası alıyor musun başkan? Ortalama ne kadar sürüyor? Bir sene. Peki, Türkiye ortalaması ne kadar? Evet. Arkadaşlar, biz bunu altı aya düşürmeyi hedefliyoruz. Çünkü süre uzadığı zaman şiddet potansiyeli artıyor. İki, kadına yönelik şiddette caydırıcı önlemler olağanüstü az. Caydırıcı önlemleri de artıracağız. Ve kadınlar kendilerini savunmasız hissetmeyecekler. Tabii, bir başka husus daha var. Üzerinde çalışmamız gereken. Şimdi buradan çıktık, yürüyoruz. İleride baktık, bir adam yanındaki kadını dövüyor. Müdahale etmeden önce beş kez düşünürüz. Erkek olarak. Neden? Ya müdahale ederim, adamın başına bir şey gelir. Sonra ben hapse girerim. Arkadaşlar, bu oluyor ne yazık ki. Onun için bunun da hukuki düzenlemesinin sağlam bir temelde gerçekleşmesi gerekiyor. Polis bile müdahale etmekten çekiniyor, kaçınıyor. Bütün karakollarda, bazı karakollarda var ama hepsinde yok, aile içi şiddet birimi; ama psikolojik eğitim almış polislerin yönettiği ve çalıştığı birim olmalı.</p>

<p>Evet, bunları birbirimize anlatmaktan çok, artık sokakta komşularımıza, akrabalarımıza, çevremize anlatmanın zamanı geldi. Ve sayımızı çok daha fazla artırmak zorundayız eğer Türkiye'nin içine sürüklendiği bu felaket sürecini durdurmak, engellemek istiyor ve Atatürk'ün kurmuş olduğu Cumhuriyet'i nasıl biz anne ve babalarımızdan devraldık, çocuklarımıza ve torunlarımıza devretmek istiyorsak.”</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, MAGAZİN, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.umke.org/halk-aclikla-bogusurken-bunlar-turkiyenin-zenginliklerini-soyuyorlar</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Oct 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/10/unnamed-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="27627"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CANLI HABER]]></title>
      <link>https://www.umke.org/video/canli-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/video/canli-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/ztmY_cCtUl0?si=aol-YAEe_PfYtYgX" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>CANLI YAYIN</category>
      <guid>https://www.umke.org/video/canli-haber</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/8_qAqJdVAuM/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="58094"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
