<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>umke.org - Güncel Haberler, Son Dakika Haberleri ve Günün Haberleri</title>
    <link>https://www.umke.org</link>
    <description>umke.org - Güncel Haberler, Son Dakika Haberleri ve Günün Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.umke.org/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 30 Aug 2026 20:27:44 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağız kuruluğu uyarısı! Sürekli su içme ihtiyacı başka hastalıkların habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.umke.org/agiz-kurulugu-uyarisi-surekli-su-icme-ihtiyaci-baska-hastaliklarin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/agiz-kurulugu-uyarisi-surekli-su-icme-ihtiyaci-baska-hastaliklarin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ağız kuruluğunun, özellikle sıcak havalarda ve yetersiz sıvı tüketiminde sık görülebildiğini belirten uzmanlar, ancak bu durumun her zaman basit bir susuzluk belirtisi olmayabileceğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, ağız kuruluğunun yalnızca susuz kalmaktan kaynaklanmadığını, diyabetten tiroit hastalıklarına, kullanılan ilaçlardan bağışıklık sistemi hastalıklarına kadar birçok nedene bağlı gelişebileceğini söyledi.</p> <p>Dr. Öğretim Üyesi Yavuz, sürekli su içme ihtiyacının özellikle uzun sürmesi halinde mutlaka altta yatan nedenin araştırılması gerektiğini vurguladı.</p> <p><strong>'AĞIZ KURULUĞU SADECE SUSUZLUK HİSSİ DEĞİL'</strong></p> <p>Ağız kuruluğunun, tükürük bezlerinin yeterli miktarda tükürük üretememesi sonucu ortaya çıktığını belirten Yavuz, tıbbi adıyla kserostomi olarak bilinen bu durumun geçici susuzluk hissinden farklı olduğuna dikkat çekti.</p> <p><img height='422' src='https://www.igfhaber.com/static/2024/12/12/1733903882-sedanur-yavuz-1733988457-131-x750.jpeg' width='750' /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Sıcak hava ve yetersiz sıvı alımının geçici ağız kuruluğu yapabileceğini söyleyen Yavuz, ancak şikâyetin kalıcı hale gelmesi durumunda diyabet, tiroit hastalıkları, Sjögren sendromu, nörolojik hastalıklar, radyoterapi öyküsü ve bazı ilaçların yan etkilerinin araştırılması gerektiğini ifade etti.</p> <p><strong>BAZI İLAÇLAR AĞIZ KURULUĞU YAPABİLİYOR</strong></p> <p>Tansiyon ilaçları, antidepresanlar, alerji ilaçları ve bazı idrar söktürücülerin ağız kuruluğuna yol açabileceğini belirten Yavuz, bu nedenle sürekli su içme isteğinin hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Tükürüğün sadece ağızı ıslatan bir sıvı olmadığını dile getiren Yavuz, bunun ağız içini temizlediğini, asitleri nötralize ettiğini, diş minesini koruduğunu ve zararlı bakteri ile mantarların çoğalmasını sınırlandırdığını aktardı.</p> <p>Tükürük miktarı azaldığında çürüklerin, diş eti iltihaplarının, ağız kokusunun ve özellikle Candida kaynaklı enfeksiyonların daha sık görülebileceğini söyleyen Yavuz, ağız kuruluğunun ağız sağlığı açısından önemli bir risk faktörü olduğunu vurguladı.</p> <p><strong>GECE UYANMA, YUTMA GÜÇLÜĞÜ VE ÇATLAYAN DUDAKLARA DİKKAT</strong></p> <p>Ağız kuruluğunun bazı belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Yavuz, özellikle; gece ağız kuruluğu nedeniyle sık uyanma, sürekli su içmeden konuşamama, yutma güçlüğü, dilde yanma ve çatlaklar, dudaklarda sürekli çatlama, sık mantar enfeksiyonu, kısa sürede birden fazla diş çürüğü ve sürekli ağız kokusu durumlarında hekime başvurulması gerektiğini kaydetti. Bu şikâyetlerin birkaç haftadan uzun sürmesi halinde değerlendirme yapılmasının önemli olduğunu belirtti. </p> <p><strong>SADECE SU İÇMEK YETMEZ</strong></p> <p>Ağız kuruluğunu yalnızca su içerek gidermeye çalışmanın yanlış olduğunu belirten Dr. Sedanur Yavuz, alkol içeren ağız gargaralarının da şikâyeti artırabileceğini söyledi. Şekersiz, tercihen ksilitol içeren sakızların bazı hastalarda tükürük akışını artırabileceğini ancak bunun tek başına yeterli olmayacağını aktardı. Yavuz ayrıca, fazla kahve tüketimi, sigara, ağızdan nefes alma ve şekerli içeceklerin de ağız kuruluğunu artırabileceğini söyledi.</p> <p>Ağız kuruluğunun çoğu zaman tek başına bir hastalık değil, başka bir sağlık sorununun belirtisi olduğunu vurgulayan Yavuz, tedavi sürecinde kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi, sistemik hastalıkların değerlendirilmesi ve tükürük bezlerinin fonksiyonlarının incelenmesi gerektiğini belirtti. Gerekli durumlarda ilgili branşlarla iş birliği yapıldığını söyleyen Yavuz, bol sıvı tüketimi, sigara ve alkolden uzak durma, florürlü diş macunu kullanma, düzenli diş hekimi kontrolü ve gerekirse yapay tükürük ürünlerinden faydalanılmasını önerdi. Yavuz, erken tanı ve doğru tedaviyle diş çürükleri, diş eti hastalıkları ve ağız enfeksiyonlarının önüne geçilebileceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/agiz-kurulugu-uyarisi-surekli-su-icme-ihtiyaci-baska-hastaliklarin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 17:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/agiz-kurulugu-uyarisi-surekli-su-icme-ihtiyaci-baska-hastaliklarin-habercisi-olabilir.webp" type="image/jpeg" length="74667"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastanede 15 milyonluk ilaç soygunu!]]></title>
      <link>https://www.umke.org/hastanede-15-milyonluk-ilac-soygunu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/hastanede-15-milyonluk-ilac-soygunu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana’da Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’nden yaklaşık 15 milyon lira değerinde ilaçları çalıp sattığı tespit edilen depo görevlisi tutuklandı. Şahıs borcundan dolayı 2 milyon TL'lik ilaç sattığını söylerken "Diğer ilaçlardan bilgim yok" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adana’daki Balcalı Hastanesi’nde yaklaşık 15 milyon lira değerindeki ilaçların eksik olduğu belirlendi. Gözaltına alınan depo sorumlusu, borçları nedeniyle 2 milyon liralık ilacı depodan çıkarıp sattığını söylerken diğer ilaçlarla ilgili bilgisi olmadığını savundu. Şüpheli çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.</p>

<p><br />
İZNE ÇIKTIĞINDA FARK EDİLDİ<br />
Olay, merkez Sarıçam ilçesindeki Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Radyoloji bölümünde meydana geldi. İddiaya göre, radyoloji bölümünde depo sorumlusu olarak çalışan C.S. (36), yıllık izne çıktığı sırada yerine S.A.B. (51) bakmaya başladı. Bu sırada depodaki ilaçların eksik olduğunu fark eden S.A.B., sayım yaptı ve 19 bin ilacın yerinde olmadığı tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>HASTANE YÖNETİMİ ULAŞAMADI<br />
Piyasa değeri yaklaşık 15 milyon lira olan ilaçlar için S.A.B., durumu hastane yönetimine bildirdi. Depo sorumlusu C.S.’ye ulaşamayan yönetim, olayı polise bildirdi. Polis ekipleri şahsı yakaladı.</p>

<p>"BORCUM VARDI, TEHDİT EDİLDİM"<br />
C.S.’nin ifadesinde, "Borcum vardı, beni tehdit ettiler. Ben de o nedenle 2 milyonluk ilaç alıp sattım. Diğer ilaçlardan bilgim yok" dediği öğrenildi. İlaçları çalıp sattığı ileri sürülen depo görevlisi C.S., gözaltına alındıktan sonra çıkartıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/hastanede-15-milyonluk-ilac-soygunu</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 14:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/26044760-860x480-1.webp" type="image/jpeg" length="30845"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Üç ilaç daha geri ödeme kapsamına alındı]]></title>
      <link>https://www.umke.org/uc-ilac-daha-geri-odeme-kapsamina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/uc-ilac-daha-geri-odeme-kapsamina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sağlık Uygulama Tebliği'nde yapılan yeni düzenlemelerle 3 ilacın geri ödeme kapsamına alındığını duyurdu.</p><p><strong>ANKARA (İGFA</strong>) - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, sosyal medya paylaşımında vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmaya devam ettiklerini belirterek, güncel düzenlemeleri kamuoyuyla paylaştı.</p> <p>Geri ödeme kapsamına alınan ilaçlar arasında 2 adet Hemofili B ilacı, 1'i yerli üretim olmak üzere 1 kanser ilacı geri ödeme kapsamına alındı.</p> <p><strong>MAJİSTRAL İLAÇLARDA ÖDEME TUTARI ARTIRILDI</strong></p> <p>Bakan Işıkhan, eczanelerde hazırlanan majistral ilaçlarda kurum tarafından ödenen tutarın yüzde 40 oranında artırıldığını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><img height='750' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/08/29/hq36a1vwcaauf3h-1787992609-558-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>ÇOCUK CERRAHİSİ VE KEMİK İLİĞİ NAKLİ SÜREÇLERİNDE YENİ DÜZENLEME</strong></p> <p>Öte yandan Sağlık Uygulama Tebliği'ndeki değişikliklerle; çocuk cerrahisinde uygulanan işlemlerin kapsamının genişletildiğini kaydeden Bakan Işıkhan, kemik iliği nakli süreçlerinde önemli iyileştirmeler yapıldığını belirtti.</p> <p>Bakan Işıkhan, kemik iliği nakli bekleyen hastalar için uygun verici bulunmasına yönelik tarama süreçlerinin güncellendiğini, tedavi ve ilaç uygulamalarına ilişkin düzenlemelerin de yeniden ele alındığını belirttiği paylaşımında hastalara acil şifalar dileyerek düzenlemelerin hayırlı olmasını temenni etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/uc-ilac-daha-geri-odeme-kapsamina-alindi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 15:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/uc-ilac-daha-geri-odeme-kapsamina-alindi.webp" type="image/jpeg" length="77824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel hastanelerde yeni dönem... Denetim muafiyeti 3 yıla çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.umke.org/ozel-hastanelerde-yeni-donem-denetim-muafiyeti-3-yila-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/ozel-hastanelerde-yeni-donem-denetim-muafiyeti-3-yila-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, Özel Hastaneler Yönetmeliği'nde kapsamlı değişikliğe gitti. Yeni düzenlemeyle TÜSKA'dan platin veya altın akreditasyon alan özel hastaneler 3 yıl, gümüş alanlar 2 yıl, bronz alanlar ise 1 yıl olağan denetimlerden muaf tutulacak. Eski ruhsatlı hastanelere ise fiziki şartlar açısından önemli muafiyet getirildi.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Sağlık Bakanlığı'nın özel hastanelere ilişkin yönetmelik değişikliği bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı. Düzenlemeyle özel hastanelerin denetim süreçlerinden laboratuvar ve röntgen hizmetlerine, uzman hekim kadrolarından fiziki şartlara kadar birçok alanda yeni kurallar getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>AKREDİTASYONA GÖRE DENETİM MUAFİYETİ</strong></p>

<p>Yeni düzenlemenin en dikkat çekici başlıklarından biri, TÜSKA akreditasyon belgesi alan özel hastanelere sağlanan denetim muafiyeti oldu. Buna göre platin veya altın kategorisinde belgelendirilen hastaneler 3 yıl, gümüş kategorisindekiler 2 yıl, bronz kategorisindekiler ise 1 yıl olağan denetimlerden muaf olacak.</p>

<p><strong>RÖNTGEN VE LABORATUVAR ŞARTLARINDA DEĞİŞİKLİK</strong></p>

<p>Özel hastanelerde bir adet seyyar röntgen cihazı veya en az 500 mA gücünde röntgen cihazı bulundurulması zorunlu hale getirilirken, cihazın yerinde hizmet alımı yoluyla temin edilmesi de yeterli sayılacak.</p>

<p>Hastanelerin faaliyet gösterdikleri uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi biyokimya ve/veya tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarlarını bulundurmaları da zorunlu olacak. Belirli bir alanda hizmet veren hastaneler bu hizmeti yerinde hizmet alımıyla karşılayabilecek.</p>

<p><strong>ESKİ HASTANELERE FİZİKİ ŞART MUAFİYETİ</strong></p>

<p>Düzenlemenin dikkat çeken bir diğer maddesi ise 30 Ocak 2025'ten önce ruhsatlandırılmış özel hastaneler için getirilen fiziki şart muafiyeti oldu. Bu hastaneler, yönetmelikte yer alan fiziki şartlardan muaf tutulacak. Ancak 30 Ocak 2025 itibarıyla yapılan değişiklikler ve geçici 2'nci madde kapsamındaki hastaneler bu muafiyetten yararlanamayacak.</p>

<p>Öte yandan, özel hastanelerde uzmanlık eğitimi ve hekim kadrolarına ilişkin bazı hükümler de yeniden düzenlendi. Muayenehaneden gelen hastaların başka bir hastanede tedavi edilmesine yönelik vaka bazlı izin mekanizmasının kapsamı da yeniden belirlendi. Yönetmeliğin fiziki şartlara ilişkin geçici 15'inci maddesi 30 Ocak 2025'ten geçerli olmak üzere, diğer hükümler ise yayımlandığı tarihte yürürlüğe girdi.</p>

<p><img height="1010" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/29/screenshot-2026-08-29-at-09-26-28-29-agustos-2026-cumartesi-1787984795-200-x750.png" width="750" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/ozel-hastanelerde-yeni-donem-denetim-muafiyeti-3-yila-cikiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/ozel-hastanelerde-yeni-donem-denetim-muafiyeti-3-yila-cikiyor.webp" type="image/jpeg" length="32609"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan menopoz için 'ikinci bahar' önerileri]]></title>
      <link>https://www.umke.org/uzmandan-menopoz-icin-ikinci-bahar-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/uzmandan-menopoz-icin-ikinci-bahar-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Parvana Seyidova, menopoz döneminin yalnızca hormonal bir değişim süreci olmadığını, aynı zamanda kadının bedenini yeniden tanıdığı ve gelecekte nasıl yaş almak istediğine karar verdiği yeni bir yaşam evresi olduğunu söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Parvana Seyidova, menopozda fit ve zinde kalmanın yollarını anlatarak, bu dönemde hedefin sadece sıcak basmalarını azaltmak ya da kilo kontrolü sağlamak olmadığını; kasları, kemikleri, kalbi, beyni ve ruhsal iyilik halini birlikte korumak gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>KAS VE KEMİK SAĞLIĞINA DİKKAT ÇEKTİ</strong></p> <p>Uzman, menopoz döneminde kas kütlesi ve gücünde azalma görülebileceğini belirterek, yürüyüşün önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını ifade etti. Haftalık düzene kuvvet ve direnç egzersizlerinin eklenmesini önerdi.</p> <p>Kemik sağlığının da menopozun ilk yıllarından itibaren korunması gerektiğini kaydeden Seyidova, ağırlık taşıyan egzersizler, yeterli protein, dengeli beslenme, gerektiğinde de kemik mineral yoğunluğu ölçümü ve osteoporoz risk değerlendirmesinin önemine işaret etti.</p> <p><strong>'METABOLİZMAYI AÇ BIRAKMAYIN' UYARISI</strong></p> <p>Menopozda vücut kompozisyonunun değişebileceğini ve karın çevresinde yağlanmanın artabileceğini söyleyen Seyidova, çözümün daha az yemek değil, doğru beslenmek olduğunu belirtti. Yeterli protein, sebze, lifli gıdalar, sağlıklı yağlar ve az işlenmiş besinlerden oluşan bir beslenme düzeninin; kasları, bağırsak sağlığını, kan şekeri dengesini ve kalp-damar sistemini destekleyeceğini ifade etti.</p> <p>Menopoz döneminde uyku sorunlarının sık görüldüğünü hatırlatan Seyidova, kaliteli uykunun tedavinin bir parçası olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Düzenli uyku saati, akşam ışığının azaltılması ve geç saatlerde ağır yemekten kaçınılması gibi küçük değişikliklerin fayda sağlayabileceğini aktardı.</p> <p>Ruhsal iyilik halinin de en az fiziksel sağlık kadar önemli olduğunu belirten uzman, yoga, meditasyon, nefes çalışmaları, doğa yürüyüşü ve sosyal ilişkilerin bu süreçte destekleyici olduğunu dile getirdi.</p> <p><strong>'MENOPOZ PLANINIZ SİZE ÖZEL OLMALI'</strong></p> <p>Dr. Seyidova, her kadının menopoz sürecinin farklı olduğuna dikkat çekerek, herkese aynı vitaminlerin, beslenme planının veya hormon yaklaşımının uygun olmayacağını vurguladı.</p> <p>Menopoz değerlendirmesinde kalp-damar riski, kemik sağlığı, kas gücü, uyku, ruhsal durum ve cinsel sağlığın birlikte ele alınması gerektiğini belirten Seyidova, uygun hastalarda menopoz hormon tedavisinin de bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p> <p>Dr. Seyidova, menopozu 'ikinci bahar'a çevirmek için her kadının kendine 10-20 yıl sonra nasıl bir kadın olmak istiyorsunuz' sorusunun sorulması gerektiğini belirterek, sağlıklı, güçlü, hareketli ve bağımsız bir yaşam için menopoz süreci bugünden doğru yönetilmesi gerektiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/uzmandan-menopoz-icin-ikinci-bahar-onerileri</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/uzmandan-menopoz-icin-ikinci-bahar-onerileri.webp" type="image/jpeg" length="17844"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD'lilerin yeni sağlık rotası Türkiye... Yüzde 55,2 tedavi için Türkiye'ye sıcak bakıyor]]></title>
      <link>https://www.umke.org/abdlilerin-yeni-saglik-rotasi-turkiye-yuzde-552-tedavi-icin-turkiyeye-sicak-bakiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/abdlilerin-yeni-saglik-rotasi-turkiye-yuzde-552-tedavi-icin-turkiyeye-sicak-bakiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, sağlık turizminde Amerikalıların da dikkatini çeken önemli destinasyonlardan biri haline geliyor. TÜBİTAK ile Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi iş birliğinde yürütülen araştırmada, ABD'de yaşayan yaklaşık bin kişilik katılımcı grubunun yüzde 55,2'si sağlık hizmeti almak için Türkiye'ye gelmeyi düşündüğünü belirtti.</p><p><strong>Özlem Özgüt Yörekli - abdpost / ABD (İGFA) - </strong>Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Aykut Ekiyor, Türkiye'nin saç ekimi, diş tedavileri, gülüş tasarımı ve göz operasyonları gibi alanlarda güçlü bir marka algısı oluşturduğunu söyledi. Çalışmanın, ABD'nin 49 eyaletine yayılan katılımcılarla gerçekleştirildiği aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>AMERİKALILARIN TÜRKİYE ALGISINDA İLK SIRADA SAÇ EKİMİ VAR</strong></p> <p>Prof. Dr. Ekiyor, Amerikalıların Türkiye denildiğinde ilk olarak saç ekimini hatırladığını belirterek, bu alanda ülkenin küresel bir marka haline geldiğini ifade etti. Diş estetiği ve göz operasyonlarında da Türkiye'nin bilinirliğinin arttığını söyleyen Ekiyor, işlemlerin kısa sürede tamamlanması ve hastaların günlük yaşamlarına hızlı dönmesinin Türkiye'yi cazip hale getirdiğini vurguladı.</p> <p><strong>Tercihte Fiyat Kadar Kalite ve Güven de Önemli</strong></p> <p>Araştırmaya göre Amerikalıların Türkiye'yi tercih etmesinde uygun fiyat, yüksek kalite, Türk hekimlerine duyulan güven, kısa bekleme süreleri unsurları öne çıkıyor.</p> <p>ABD'de sağlık hizmetlerinin maliyetinin yüksek olduğuna dikkat çeken Ekiyor, Türkiye'nin yalnızca 'ucuz' bir ülke olarak değil, uygun fiyat ve yüksek kalite sunan güvenilir bir sağlık merkezi olarak konumlandırılması gerektiğini söyledi.</p> <p>Prof. Dr. Ekiyor, sağlık turizminde Instagram, TikTok ve YouTube gibi platformlarda paylaşılan hasta deneyimlerinin ve öncesi-sonrası görüntülerinin etkili olduğunu ifade etti. Ancak mevcut tanıtım faaliyetlerini yeterli bulmadığını belirten Ekiyor, özel hastane ve kliniklerin ABD pazarını bilen sosyal medya uzmanlarıyla çalışması gerektiğini kaydetti.</p> <p><iframe allowfullscreen='' frameborder='0' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/BRatm8KsBKs' width='640'></iframe></p> <p>Tanıtımlarda yalnızca fiyat avantajının değil; hekim uzmanlığı, hizmet kalitesi ve kısa bekleme sürelerinin de öne çıkarılması gerektiğini söyledi.</p> <p><strong>ABD'DEKİ TÜRK TOPLUMU DA KÖPRÜ ROLÜ OYNAYABİLİR</strong></p> <p>ABD'de yaşayan Türklerin de Türkiye'nin sağlık turizmine katkı sunabileceğini belirten Ekiyor, Amerikan toplumunda arkadaş tavsiyelerinin önemli etkisi olduğunu ifade etti. Türk derneklerinin tanıtım çalışmalarında aktif rol üstlenmesi gerektiğini söyleyen Ekiyor, konsolosluklarda sağlık turizmine yönelik birimlerin kurulmasının da güveni artırabileceğini dile getirdi.</p> <p>Türkiye'nin saç ekiminde güçlü bir marka olsa da diş tedavileri gibi alanlarda Kolombiya başta olmak üzere farklı ülkelerle rekabet ettiğine dikkat çeken Ekiyor, tanıtımın yetersiz kalması halinde potansiyel hastaların başka ülkelere yönelebileceği uyarısında bulundu. Türkiye'nin saç ekimi, diş, göz ve mide küçültme operasyonlarındaki avantajını koruması gerektiğini belirten Ekiyor, omurga cerrahisi gibi alanlarda da yeni fırsatlar bulunduğunu söyledi.</p> <p><strong>'İYİ ARAŞTIRIN' UYARISI</strong></p> <p>Prof. Dr. Aykut Ekiyor, Türkiye'de tedavi olmayı düşünen kişilere güvenilir sağlık kuruluşları ve aracı kurumlarla çalışma çağrısında bulundu. Hastaların yalnızca fiyata odaklanmaması gerektiğini söyleyen Ekiyor; hekimin uzmanlığı, kurumun güvenilirliği, tedavi planı ve takip sürecinin dikkatle incelenmesini önerdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/abdlilerin-yeni-saglik-rotasi-turkiye-yuzde-552-tedavi-icin-turkiyeye-sicak-bakiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/abdlilerin-yeni-saglik-rotasi-turkiye-yuzde-552-tedavi-icin-turkiyeye-sicak-bakiyor.webp" type="image/jpeg" length="65918"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Unutkanlık her zaman hastalık değildir... İşte hafızayı korumak için 5 öneri]]></title>
      <link>https://www.umke.org/unutkanlik-her-zaman-hastalik-degildir-iste-hafizayi-korumak-icin-5-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/unutkanlik-her-zaman-hastalik-degildir-iste-hafizayi-korumak-icin-5-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anahtarın yerini unutmak, odaya girince neden geldiğini hatırlayamamak ya da yeni tanışılan kişinin adını çıkaramamak çoğu zaman hastalık anlamına gelmiyor. Uzmanlara göre beyin, gereksiz bilgileri ayıklayarak önemli anıları koruyor. Ancak unutkanlık günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemeye veya giderek artmaya başladığında uzman değerlendirmesi gerekiyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Günlük yaşamda hemen herkesin karşılaştığı unutkanlık anları, çoğu zaman endişeye neden olsa da her unutkanlık hastalık belirtisi değil.</p> <p>Prof. Dr. Murat Kurt, beynin sağlıklı çalışabilmesi için 'unutma' mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu belirterek, hafızanın kusursuz bir kayıt cihazı olmadığını vurguladı. Prof. Dr. Kurt'a göre beyin, her gün karşılaştığı milyonlarca uyaranın tamamını aynı ayrıntıyla saklamak yerine önemli gördüğü bilgileri güçlendiriyor, gereksiz ayrıntıları ise eliyor. Bu nedenle unutmak, çoğu zaman hafızanın bir hatası değil, sağlıklı işleyişinin önemli bir parçası.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>DUYGUSAL ANILAR DAHA GÜÇLÜ YER EDİYOR</strong></p> <p>Sık tekrarlanan düşünceler, endişeler ve duygusal açıdan yoğun deneyimler beyinde daha güçlü biçimde pekişebiliyor. Özellikle travmatik yaşantılar ve sürekli zihni meşgul eden olumsuz düşünceler, uygun bir ipucuyla yeniden kolayca hatırlanabiliyor. Prof. Dr. Kurt, bir bilginin kalıcı hale gelmesinde yalnızca tekrarın değil, dikkat ve anlamlı işlemenin de önemli olduğunu belirtiyor. Dijital ortamda hızla tüketilen içeriklerin ise çoğu zaman yüzeysel işlendiğini ifade eden Kurt, sürekli ekran kaydırmanın hafızayı güçlendirmek yerine bilişsel yükü artırabileceğine dikkat çekiyor.</p> <p><strong>ODAYA GİRİNCE NEDEN NE YAPACAĞIMIZI UNUTUYORUZ?</strong></p> <p>Bir odaya girdikten sonra neden oraya geldiğini unutma durumu da bilimsel olarak açıklanabiliyor. 'Kapı eşiği etkisi' olarak bilinen bu durum, ortam değiştiğinde beynin bağlamı güncellemesiyle ilişkilendiriliyor. Yoğun çalışma temposu, dikkat bölünmesi ve aynı anda birden fazla işle uğraşmak bu tür kısa süreli unutkanlıkları artırabiliyor. Prof. Dr. Kurt, sorunun çoğu zaman hafızadan ziyade dikkatle ilgili olduğunu belirterek, birkaç saniye durup yeniden odaklanıldığında bilginin çoğunlukla geri geldiğini ifade ediyor.</p> <p><img height='913' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/08/25/1787580945-prof-dr-murat-kurt-1787660959-788-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?</strong></p> <p>Zaman zaman isim unutmak, anahtarın yerini karıştırmak veya bir randevuyu hatırlamakta gecikmek tek başına hastalık göstergesi olmayabiliyor. Ancak unutkanlığın günlük yaşamı belirgin şekilde aksatması veya giderek kötüleşmesi önem taşıyor. Aynı soruları tekrar tekrar sormak, tanıdık yerlerde yön bulmakta zorlanmak ya da para yönetimi gibi günlük işlerde güçlük yaşamak tıbbi değerlendirme gerektirebilecek belirtiler arasında bulunuyor.</p> <p>Uykusuzluk, depresyon, kronik stres, yoğun iş temposu, bazı ilaçlar ve dikkat dağınıklığının da hafızayı olumsuz etkileyebileceğini belirten Prof. Dr. Kurt, bu tür durumlarda uzman değerlendirmesinin önemine işaret ediyor.</p> <p><strong>KÖTÜ ANILARIN ETKİSİ AZALTILABİLİR</strong></p> <p>Travmatik veya olumsuz anıların tamamen silinmesinin mümkün olmadığını belirten Kurt, ancak bu anıların oluşturduğu duygusal yükün azaltılabileceğini ifade ediyor. Psikoterapi, sağlıklı baş etme yöntemleri ve gerektiğinde profesyonel destekle kişinin anıyla kurduğu ilişkinin değişebileceği belirtiliyor.</p> <p><strong>HAFIZAYI KORUMAK İÇİN 5 TEMEL ÖNERİ</strong></p> <p>Prof. Dr. Kurt, hafızayı desteklemek için 'mucize' bir yöntem olmadığını vurgulayarak şu alışkanlıklara dikkat çekiyor:</p> <ul> <li>Kaliteli ve düzenli uyumak.</li> <li>Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapmak.</li> <li>Yeni beceriler öğrenmek ve zihinsel olarak aktif kalmak.</li> <li>Güçlü sosyal ilişkileri sürdürmek.</li> <li>Dengeli, Akdeniz tipi beslenmek ve stresi yönetmek.</li> </ul> <p>Özellikle odaklanma gerektiren işlerde dikkati sürekli bölen alışkanlıklardan uzak durulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kurt, hafıza için en değerli yatırımın sağlıklı yaşam alışkanlıkları olduğunu ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/unutkanlik-her-zaman-hastalik-degildir-iste-hafizayi-korumak-icin-5-oneri</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/unutkanlik-her-zaman-hastalik-degildir-iste-hafizayi-korumak-icin-5-oneri.webp" type="image/jpeg" length="89332"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara Üniversitesi'nin 'Anne-Bebek Sağlığı' Mozambik'te yayılıyor]]></title>
      <link>https://www.umke.org/ankara-universitesinin-anne-bebek-sagligi-mozambikte-yayiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/ankara-universitesinin-anne-bebek-sagligi-mozambikte-yayiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi, TİKA desteğiyle Gambiya'da başlattığı ve anne-bebek ölüm oranlarında düşüş sağlayan sağlık projesini Mozambik'te de sürdürüyor. Üniversite, Türkiye'nin sağlık tecrübesini Afrika ülkelerine taşımayı ve anne-bebek ölümlerini azaltmayı hedefliyor.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Ankara Üniversitesi, Türkiye'nin sağlık alanındaki bilgi ve tecrübesini dost ülkelerle paylaşmak amacıyla yürüttüğü Anne ve Bebek Sağlığını Koruma Projesi'ni Afrika'da yaygınlaştırıyor.</p> <p>TİKA'nın desteğiyle 2023'te Gambiya'da hayata geçirilen proje, ülkedeki sağlık altyapısı ve personel ihtiyaçlarının belirlenmesinin ardından verilen eğitimlerle uygulanmaya başladı. Gambiyalı hekim ve hemşirelerin Ankara Üniversitesi hastanelerinde eğitim ve gözlem yapmasının da sağlandığı proje kapsamında, ülkede anne ve bebek ölüm oranlarında önemli düşüşler kaydedildi.</p> <p><strong>GAMBİYA'NIN ARDINDAN MOZAMBİK</strong></p> <p>Gambiya'daki başarılı sonuçların ardından proje yaklaşık bir yıl önce Mozambik'e taşındı. Cebeci Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tanıl Kendirli koordinasyonunda yürütülen çalışma kapsamında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden 6 öğretim üyesi, Maputo'daki NdLavela Sağlık Merkezini ziyaret ederek sağlık çalışanlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımında bulundu.</p> <p>Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar da Mozambik ziyaretinde Sağlık Bakanlığı Daimî Sekreteri Ivan Manhiça ile bir araya gelerek projenin geleceğini değerlendirdi. Görüşmelerde sağlık turizmi ve sağlıkta dijitalleşme alanlarında yeni iş birliği imkanları da ele alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Ünüvar, projenin amacının Türkiye'nin sağlık alanındaki birikimini küresel ölçekte, özellikle dost ülkelere aktarmak ve anne-bebek ölüm oranlarını azaltmak olduğunu belirtti.</p> <p><img class='' height='500' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/08/24/tv-limak-cimentos-tesisleri-eduardo-mondlane-universitesi-universidade-joaquim-chissano-saglik-bakanligi-daimi-sekreteri-sn-ivan-manhica-hqj6se1wcaailud-1787567354-235-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>'GAMBİYA'DA BAŞARDIK, MOZAMBİK'TE DE BAŞARACAĞIZ'</strong></p> <p>Mozambik'te anne ölüm oranının 100 bin gebelikte 99, yenidoğan ölüm oranının ise 1000 doğumda 28 olduğunu belirten Ünüvar, hedeflerinin bu göstergeleri dünya ortalamasına çekmek olduğunu ifade etti. Ünüvar, TİKA'nın desteğiyle Gambiya'da başarıya ulaşan projenin Mozambik'te de aynı şekilde sonuç vereceğine inandığını vurgulayarak, 'Gambiya'da başardığımızı burada da rahatlıkla başarabileceğimize inanıyoruz' dedi.</p> <p>Proje kapsamında 15 kişilik Mozambikli sağlık ekibinin Ankara Üniversitesi hastanelerinde iki hafta boyunca eğitim ve gözlem yapacağı bildirildi.</p> <p>Ankara Üniversitesi, projeyi ilerleyen dönemde Güney Afrika, Tanzanya ve Sierra Leone gibi diğer Afrika ülkelerine de taşımayı hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/ankara-universitesinin-anne-bebek-sagligi-mozambikte-yayiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 13:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/ankara-universitesinin-anne-bebek-sagligi-mozambikte-yayiliyor.webp" type="image/jpeg" length="57257"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı sıcaklar kalbi vuruyor! Hipertansiyon hastalarına 10 kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.umke.org/asiri-sicaklar-kalbi-vuruyor-hipertansiyon-hastalarina-10-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/asiri-sicaklar-kalbi-vuruyor-hipertansiyon-hastalarina-10-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aşırı sıcak ve yüksek nem, sıvı-mineral kaybının yanı sıra damarlarda genişlemeye yol açarak kan basıncında ani düşüş ve dalgalanmalara neden olabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, hipertansiyon hastalarını yaz aylarında oluşabilecek ciddi sağlık risklerine karşı uyardı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Aşırı sıcaklar ve yüksek nem, özellikle kalp ve damar sağlığı açısından ciddi riskler oluşturuyor.</p> <p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, terlemeyle yaşanan sıvı ve mineral kaybının damarlarda genişlemeye neden olabileceğini, bunun da kan basıncında ani düşüşlere ve dalgalanmalara yol açabileceğini belirtti. Türkiye'de her üç erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu ifade eden Gürbüz, henüz tanı almamış çok sayıda kişinin bulunduğuna dikkat çekti. Gürbüz, aşırı sıcaklarda tansiyon kontrolünün ihmal edilmesinin bayılma, ritim bozukluğu, böbrek yetmezliği, kalp krizi ve felç gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyledi.</p> <p><img height='567' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/08/17/1786947450-dr-do-a-a-lar-g-rb-z-1786980929-637-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>HİPERTANSİYON HASTALARINA 10 KRİTİK YAZ ÖNERİSİ</strong></p> <p><strong>1.</strong> <strong>Su tüketimini artırın: </strong>Terlemeyle kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konulması için susamayı beklemeden yeterli sıvı alınması öneriliyor. Uzman, genel olarak günlük 2,5-3 litre sıvı tüketilmesini, ancak kalp veya böbrek hastalığı bulunanların miktarı hekimlerine danışarak belirlemesini tavsiye ediyor.</p> <p><strong>2. İdrar söktürücü ilaçlara dikkat:</strong> Diüretik ilaçlar yaz aylarında terlemeyle birlikte aşırı sıvı ve tuz kaybına neden olabilir. İlaç dozlarının doktor kontrolü olmadan değiştirilmemesi, gerekli durumlarda hekim tarafından yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.</p> <p><strong>3.</strong> <strong>11.00-16.00 saatleri arasında güneşten kaçının: </strong>Özellikle günün en sıcak saatlerinde doğrudan güneşe maruz kalmanın tansiyon düşüklüğü ve sıcak çarpması riskini artırabileceği belirtiliyor.</p> <p><strong>4.</strong> <strong>Beslenmenizi hafifletin:</strong> Aşırı yağlı, kızartılmış ve tuzlu yiyecekler yerine sebze, meyve, zeytinyağlı yemekler ve hafif proteinlerden oluşan Akdeniz tipi beslenme öneriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>5. Buz gibi duştan kaçının:</strong> Ani soğuk, damarlarda hızlı daralmaya ve kan basıncında ani yükselmelere neden olabilir. Serinlemek için ılık duş tercih edilmesi tavsiye ediliyor.</p> <p><strong>6</strong>. <strong>Klima sıcaklığını aşırı düşürmeyin: </strong>Kavurucu sıcaktan çok soğuk ortamlara ani geçişlerin damar sistemini etkileyebileceğine dikkat çekilirken, klimanın yaklaşık 22-24 derece civarında tutulması öneriliyor.</p> <p><strong>7. Egzersizi serin saatlere taşıyın:</strong> Yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi aktivitelerin sabah erken veya akşam saatlerinde yapılması, egzersiz sırasında yeterli sıvı alınması gerekiyor.</p> <p><strong>8</strong>. <strong>Çay, kahve ve alkole dikkat: </strong>Fazla kafein ve alkol tüketiminin kalp hızını ve ritim bozukluğu riskini artırabileceği belirtiliyor. Bu nedenle özellikle sıcak havalarda tüketimin sınırlandırılması öneriliyor.</p> <p><strong>9</strong>. <strong>Doğru kıyafet seçin: </strong>Vücudun ısı kaybını kolaylaştırmak için açık renkli, bol ve hava geçirgenliği yüksek pamuklu veya keten kıyafetlerin tercih edilmesi tavsiye ediliyor.</p> <p><strong>10. Tansiyonunuzu düzenli ölçün:</strong> Yaz aylarında 'kendimi iyi hissediyorum' diyerek ölçümlerin ve doktor kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Gürbüz, tansiyonda inatçı düşüklük veya yüksekliğin görülmesi halinde hekime başvurulması gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/asiri-sicaklar-kalbi-vuruyor-hipertansiyon-hastalarina-10-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 18:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/asiri-sicaklar-kalbi-vuruyor-hipertansiyon-hastalarina-10-kritik-uyari.webp" type="image/jpeg" length="28659"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından 17 Ağustos öncesi deprem kaygısı uyarısı]]></title>
      <link>https://www.umke.org/uzmanindan-17-agustos-oncesi-deprem-kaygisi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/uzmanindan-17-agustos-oncesi-deprem-kaygisi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Erman Şentürk, 17 Ağustos 1999 depreminin yıl dönümü öncesinde deprem sonrası kaygı ve travma tepkilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Şentürk, her depremzedede travma sonrası stres bozukluğu gelişmediğini belirterek, çocuklarda ve yetişkinlerde profesyonel destek gerektiren durumlara dikkat çekti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>17 Ağustos 1999 depreminin yıl dönümü yaklaşırken, deprem gibi büyük afetlerin ardından ortaya çıkabilen kaygı ve travma tepkileri yeniden gündeme geldi. Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Erman Şentürk, deprem sonrası ruhsal tepkilerin nasıl yönetilebileceğine ve hangi durumlarda profesyonel destek alınması gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p> <p>Büyük ve tehdit edici olayların anılarının sıradan anılardan farklı biçimde hatırlanabildiğini belirten Şentürk, yıllar sonra bile depremi hatırlatan ses, görüntü, sarsıntı, tarih veya haberlerin o dönemde yaşanan korkuyu yeniden tetikleyebileceğini söyledi. Şentürk, travma sonrası stres belirtileri yaşayan kişilerde kabuslar, istemsiz anılar, hatırlatıcılara karşı yoğun duygusal veya bedensel tepkiler ve kolay irkilme görülebileceğini ifade ederek, 'Büyük bir deprem yaşamış herkes travma sonrası stres bozukluğu geliştirmez' dedi.</p> <p>İlk dönemde ortaya çıkan yoğun stres tepkilerinin çoğu kişide zamanla azaldığını belirten Şentürk, 17 Ağustos gibi yıl dönümlerinin bazı kişilerde geçmişe ilişkin duygu ve anıları yeniden görünür hale getirebileceğini kaydetti.</p> <p><strong>'KAYGI, HAZIRLIK İÇİN GEREKLİ OLABİLİR'</strong></p> <p>Deprem konusunda kaygı duymanın tek başına ruhsal bir bozukluk anlamına gelmediğini vurgulayan Şentürk, belirli düzeyde kaygının insanları bina güvenliğini sorgulamaya, afet planı hazırlamaya ve önlem almaya yöneltebileceğini söyledi. Şentürk, asıl sorunun 'olası tehlikeye karşı hazırlıklı olmak ile sürekli tehlike olacakmış gibi yaşamak arasındaki sınırın kaybolması' ile başladığını belirtti.</p> <p>Bu nedenle bina güvenliği, aile afet planı, acil durum çantası ve güvenilir bilgi kaynaklarına ulaşmak gibi kontrol edilebilen alanlara odaklanılması gerektiğini aktaran Şentürk, depremin ne zaman olacağını sürekli düşünerek kesinlik aramanın ise gerçek bir kontrol sağlamayacağını ifade etti.</p> <p><img height='422' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/08/16/1786783387-erman-ent-rk-002-1786886798-965-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>SÜREKLİ KAÇINMA KAYGIYI BESLEYEBİLİR</strong></p> <p>Hafif sarsıntı veya bina gürültüsü gibi tetikleyiciler karşısında yoğun kaygı yaşayan kişilere de önerilerde bulunan Doç. Dr. Erman Şentürk, öncelikle gerçekten deprem olup olmadığının değerlendirilmesi ve fiziksel güvenliğin sağlanması gerektiğini söyledi. Gerçek bir tehlike bulunmadığında kişinin bulunduğu yer ve zamana odaklanmasının, ayaklarının yere temasını hissetmesinin ve nefesini zorlamadan yavaşlatmasının bedensel gerginliğin azalmasına yardımcı olabileceğini belirtti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Şentürk, korkulan ortamlardan sürekli kaçınmanın ise uzun vadede kaygıyı kalıcılaştırabileceğine dikkat çekerek, kaçınmanın kişinin günlük yaşamını belirlemeye başlaması halinde profesyonel değerlendirme yapılması gerektiğini vurguladı.</p> <p>Deprem haberleri ve sosyal medyanın da kaygı üzerinde etkili olabileceğini belirten Şentürk, sürekli haber ve deprem uygulaması kontrol etmenin kısa vadede rahatlatıcı görünse de kişinin zihnini sürekli tehdit algısıyla meşgul edebileceğini söyledi. Özellikle yıkım görüntülerinin tekrar tekrar izlenmemesi, güvenilir bilgi kaynaklarının tercih edilmesi ve haber takibinin gün içerisinde belirli zamanlarla sınırlandırılması önerisinde bulunan Şentürk, 'Hedef haberlerden tamamen uzaklaşmak değil, bilgiyle daha sağlıklı bir ilişki kurabilmek' ifadelerini kullandı.</p> <p><strong>ÇOCUKLARDA BELİRTİLER FARKLI OLABİLİR</strong></p> <p>Deprem sonrası çocukların verdiği tepkilerin yaş ve gelişim dönemine göre değişebileceğini belirten Şentürk; ebeveyne aşırı yakınlaşma, uyku sorunları, huzursuzluk, öfke, dikkat güçlüğü ve daha önce kazanılmış becerilerde gerilemenin görülebileceğini söyledi.</p> <p>Ebeveynlerin çocuklara yaşlarına uygun ve doğru bilgi vermesinin önemine dikkat çeken Şentürk, 'Bir daha asla deprem olmayacak' gibi gerçekçi olmayan güvenceler yerine, 'Depremin ne zaman olacağını bilmiyoruz ama güvende kalmak için neler yapacağımızı biliyoruz' şeklinde bir dil kullanılmasını önerdi.</p> <p>Çocukların konuşmak istediğinde dinlenmesi, ancak yaşadıklarını tekrar tekrar anlatmaya zorlanmaması gerektiğini belirten Şentürk, günlük rutinlerin, okulun, oyunun ve sosyal ilişkilerin mümkün olduğunca sürdürülmesinin çocuklara güven ve öngörülebilirlik sağlayacağını ifade etti.</p> <p><strong>PROFESYONEL DESTEK NE ZAMAN GEREKLİ?</strong></p> <p>Şentürk, profesyonel destek almak için belirli bir sürenin dolmasının beklenmemesi gerektiğini vurguladı. Depremi hatırlatan durumlarda yoğun sıkıntı, kabuslar, istemsiz anılar, sürekli tetikte olma, belirgin kaçınma, uyku sorunları, depresif belirtiler veya panik atakların sürmesi ve bunların kişinin günlük yaşamını etkilemeye başlamasının önemli uyarı işaretleri olduğunu belirtti. Kendine zarar verme düşünceleri, belirgin umutsuzluk veya alkol ve madde kullanımında artış gibi durumlarda ise yardım aramanın ertelenmemesi gerektiğini kaydeden Şentürk, travma sonrası stres belirtilerinde etkili psikoterapi ve gerektiğinde ilaç tedavisi seçeneklerinin bulunduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/uzmanindan-17-agustos-oncesi-deprem-kaygisi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 17:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/uzmanindan-17-agustos-oncesi-deprem-kaygisi-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="73461"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gözlerinizi ovuşturmayın, kalıcı hasara yol açabilir!]]></title>
      <link>https://www.umke.org/gozlerinizi-ovusturmayin-kalici-hasara-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/gozlerinizi-ovusturmayin-kalici-hasara-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yorgunluk, uyku hali veya kaşıntı nedeniyle farkında olmadan yapılan göz ovuşturma, göz sağlığı açısından ciddi riskler taşıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Birtan Öztürk, özellikle sert ve tekrarlayan ovuşturmanın kornea hasarından glokom riskine kadar birçok soruna yol açabileceği uyarısında bulundu.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Gün içinde yorulduğumuzda, uykumuz geldiğinde ya da gözlerimiz kaşındığında refleks olarak yaptığımız göz ovuşturma alışkanlığı, kısa süreli rahatlama sağlasa da göz sağlığı açısından önemli riskler barındırıyor.</p> <p>Göz Vakfı Bursa Nilüfer Göz Merkezi hekimlerinden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Birtan Öztürk, göz ovuşturmanın nedenlerini ve göz dokularında oluşturabileceği mekanik zararları anlattı.</p> <p><img class='' height='516' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/08/16/mailservice-1786869863-662-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>UYKULULUK HİSSİNİ ARTIRABİLİYOR</strong></p> <p>Uzun süre uyanık kalındığında göz kırpma sıklığının azalmasının korneanın kurumasına yol açabildiğini belirten Öztürk, gözleri ovuşturmanın gözyaşını yüzeye dağıtarak kısa süreli rahatlama sağlayabildiğini ifade etti.</p> <p>Öztürk, göz küresine uygulanan baskının vagus sinirini uyararak kalp hızını yavaşlatabildiğini ve vücudu rahatlatabildiğini belirtti. Ancak bu geçici rahatlamanın göz açısından ciddi riskleri olabileceğini vurguladı.</p> <p><strong>GÖZ OVUŞTURMANIN 6 ÖNEMLİ RİSKİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Uzman Dr. Öztürk, kronik veya sert şekilde göz ovuşturmanın yol açabileceği başlıca sorunları şöyle sıraladı:</p> <ul> <li><strong>Keratokonus ve kornea incelmesi:</strong> Tekrarlayan mekanik baskı korneanın yapısını bozarak incelmesine ve koni biçimini almasına neden olabilir.</li> <li><strong>Kornea çizikleri ve skar dokusu:</strong> Gözde bulunan mikroskobik toz ve partiküller ovuşturma sırasında korneada çiziklere yol açabilir.</li> <li><strong>Enfeksiyon riski</strong>: Eller aracılığıyla bakterilerin göze taşınması, enfeksiyon riskini artırabilir.</li> <li><strong>Kaşıntının artması:</strong> Özellikle alerjik gözlerde ovuşturma, histamin salınımını artırarak kaşıntı-ovuşturma döngüsünü tetikleyebilir.</li> <li><strong>Göz içi basıncında artış:</strong> Ovuşturma göz içi basıncını geçici olarak yükseltebilir ve özellikle glokom hastalarında risk oluşturabilir.</li> <li><strong>Göz altı morlukları: </strong>Göz çevresindeki hassas dokuların ve kılcal damarların zarar görmesi morlukların belirginleşmesine yol açabilir.</li> </ul> <p><strong>'OVALAMAK YERİNE SOĞUK KOMPRES UYGULAYIN'</strong></p> <p>Gözde kaşıntı veya rahatsızlık hissedildiğinde ovuşturmak yerine serin ve nemli bir bezle soğuk kompres yapılmasını öneren Öztürk, gece uykusunda farkında olmadan gözlerini ovalayan kişilerin koruyucu göz maskesi kullanabileceğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/gozlerinizi-ovusturmayin-kalici-hasara-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/gozlerinizi-ovusturmayin-kalici-hasara-yol-acabilir.webp" type="image/jpeg" length="94663"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MSB'den hayati görev... Kalp grefti kısa sürede İstanbul'a ulaştırıldı]]></title>
      <link>https://www.umke.org/msbden-hayati-gorev-kalp-grefti-kisa-surede-istanbula-ulastirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/msbden-hayati-gorev-kalp-grefti-kisa-surede-istanbula-ulastirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanlığı, acil organ nakli bekleyen bir hasta için Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait ambulans uçağın Bandırma'dan İstanbul'a kalp grefti taşıdığını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Milli Savunma Bakanlığı (MSB), organ nakli bekleyen bir hastanın hayata tutunabilmesi için gerçekleştirilen hava ambulans görevine ilişkin açıklama yaptı.</p> <p>Bakanlığın paylaşımına göre, Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı 11'inci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı bünyesindeki ambulans uçak, acil kalp nakli bekleyen bir hasta için görevlendirildi.</p> <p>Ambulans uçak, Bandırma/Balıkesir'den aldığı kalp greftini İstanbul'a kısa sürede ulaştırdı. Böylece nakil için gerekli organın hastaneye zamanında sevk edilmesi sağlandı.</p> <p>MSB, göreve ilişkin paylaşımında 'Umuda açılan kanatlarımız, bu kez şifa bekleyen bir vatandaşımız için havalandı' ifadelerini kullanarak, operasyonda görev alan personele teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/msbden-hayati-gorev-kalp-grefti-kisa-surede-istanbula-ulastirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 18:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/msbden-hayati-gorev-kalp-grefti-kisa-surede-istanbula-ulastirildi.webp" type="image/jpeg" length="43306"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanı Memişoğlu: İyilik paylaştıkça çoğalır]]></title>
      <link>https://www.umke.org/bakani-memisoglu-iyilik-paylastikca-cogalir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/bakani-memisoglu-iyilik-paylastikca-cogalir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, organ bağışında dijitalleşmeyle birlikte ulaşılan rakamları paylaştı. Memişoğlu, 143 bin 887 kişinin dijital vasiyet oluşturarak organ bağışı sürecine katıldığını, 2 milyon 510 bin 18 organ ve dokunun bağışlandığını açıkladı.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, organ bağışına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.</p> <p>Organ bağışı süreçlerinin e-Devlet ve e-Nabız üzerinden dijitalleştirilerek vatandaşlar için daha kolay hale getirildiğini belirten Memişoğlu, bu uygulamayla birlikte bağış sürecine katılımın arttığına dikkat çekti.</p> <p><strong>143 BİN 887 KİŞİ DİJİTAL VASİYET OLUŞTURDU</strong></p> <p>Memişoğlu, dijital vasiyet oluşturarak organ bağışı hareketine katılan vatandaşların sayısının 143 bin 887'ye ulaştığını bildirdi. Paylaşımında organ ve doku bağışı rakamlarını da açıklayan Memişoğlu, bugüne kadar 2 milyon 510 bin 18 organ ve dokunun bağışlandığını belirtti.</p> <p>Organ bağışının hayatlara umut olduğunu vurgulayan Memişoğlu, paylaşımında Zübeyde Hanım ve Özgür Bey'e sağlık ve mutluluk dilerken, 'İyilik paylaştıkça çoğalır' ifadelerini kullanarak tüm vatandaşları organ bağışında bulunmaya davet etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><blockquote class='twitter-tweet'><p lang='tr' dir='ltr'>İyilik paylaştıkça çoğalır. ????<br><br>Organ bağışı süreçlerini e-Devlet ve e-Nabız üzerinden dijitalleştirerek vatandaşlarımız için çok daha kolay hâle getirdik.<br><br>O günden bugüne:<br><br>✅ 143 bin 887 vatandaşımız dijital vasiyetini oluşturarak bu iyilik hareketine katıldı.<br>✅ 2 milyon 510: <a href='https://t.co/0LhP3zG9FE' rel="nofollow">https://t.co/0LhP3zG9FE</a></p>— Prof. Dr. Kemal Memişoğlu (@drmemisoglu) <a href='https://x.com/drmemisoglu/status/2087480176737214833?ref_src=twsrc%5Etfw' rel="nofollow">August 12, 2026</a></blockquote> <script async src='https://platform.x.com/widgets.js' charset='utf-8'></script></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/bakani-memisoglu-iyilik-paylastikca-cogalir</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 18:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/bakani-memisoglu-iyilik-paylastikca-cogalir.webp" type="image/jpeg" length="65447"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Plajda kalp sağlığına dikkat! Susamayı beklemeden su için]]></title>
      <link>https://www.umke.org/plajda-kalp-sagligina-dikkat-susamayi-beklemeden-su-icin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/plajda-kalp-sagligina-dikkat-susamayi-beklemeden-su-icin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak hava, yüksek nem ve uzun süre güneş altında kalmak kalbin iş yükünü artırabiliyor. Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, özellikle kalp hastalarının yaz aylarında sıvı tüketimine, güneşlenme saatlerine ve fiziksel aktiviteye dikkat etmesi gerektiğini belirterek, göğüs ağrısı, nefes darlığı, şiddetli çarpıntı ve baygınlık hissinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Sıcak havalarda vücudun serinleyebilmek için damarları genişlettiğini ve terlemeyi artırdığını belirten Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, bu durumun kalbin daha fazla çalışmasına ve sıvı-elektrolit kaybının artmasına yol açabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Koylan, özellikle yüksek nem, uzun süre güneş altında kalma, yetersiz su tüketimi ve yoğun fiziksel aktivitenin kalp üzerindeki yükü artırabileceğine dikkat çekti.</p> <p><strong>'SUSAMAYI BEKLEMEYİN'</strong></p> <p>Plajda kalp sağlığını korumak için en önemli konuların başında yeterli sıvı tüketiminin geldiğini belirten Koylan, susama hissinin ortaya çıkmasını beklemeden düzenli aralıklarla su içilmesi gerektiğini söyledi. Sıcak havalarda terlemeyle yalnızca su değil, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi elektrolitlerin de kaybedilebildiğini belirten Koylan, bunun çarpıntı, halsizlik, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü ve kalp ritim bozukluklarına zemin hazırlayabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Koylan, çok şekerli içeceklerin sınırlandırılmasını, aşırı alkol tüketiminden kaçınılmasını ve uzun süre güneş altında kalınan günlerde sıvı tüketiminin artırılmasını önerdi.</p> <p><img class='' height='767' src='https://www.igfhaber.com/static/2024/07/24/1721806800-asm-nevrezkoylan-gorseli-1721828860-378-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>11.00-16.00 SAATLERİ İÇİN UYARI</strong></p> <p>Güneş ışınlarının daha yoğun olduğu 11.00-16.00 saatlerinde uzun süre doğrudan güneşe maruz kalmanın kalp-damar sistemi üzerindeki stresi artırabileceğini belirten Koylan, özellikle kalp hastalarının bu saatlerde daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Şemsiye veya gölgelik kullanılması, açık renkli ve hafif kıyafetler tercih edilmesi ve geniş kenarlı şapka takılması önerildi. İleri yaş grubunda sıcak çarpması riskinin daha yüksek olduğuna da dikkat çekildi.</p> <p><strong>SICAK HAVADAN SONRA SOĞUK SUYA DİKKAT</strong></p> <p>Uzman Koylan, sıcak ortamdan çıktıktan sonra bir anda soğuk suya girmenin de kalp ve damar sistemi üzerinde ani stres oluşturabileceği uyarısında bulundu. Ani ısı değişiminin damar spazmı, tansiyon dalgalanması, çarpıntı ve baygınlık hissine yol açabileceğini belirten Koylan, özellikle hipertansiyon ve koroner arter hastalığı bulunanların yanı sıra ileri yaştakilerin suya kademeli olarak girmesini önerdi.</p> <p><strong>PLAJDA BESLENMEYE DE DİKKAT</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Tuzlu atıştırmalıklar, işlenmiş gıdalar, aşırı yağlı yiyecekler ve şekerli içeceklerin yerine meyve, yoğurt, ayran, hafif salatalar, ızgara balık ve zeytinyağlı yiyeceklerin tercih edilmesi önerildi. Koylan, Akdeniz tipi beslenmenin yaz aylarında kalp sağlığının korunmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.</p> <p>Yaz aylarında yürüyüş ve yüzme gibi aktivitelerin kalp sağlığı açısından yararlı olduğunu belirten Koylan, ancak egzersizin günün en sıcak saatlerinde yapılmaması gerektiğini söyledi. Yoğun fiziksel aktivitenin sıcak havayla birleşmesi halinde kalp hızının artabileceğini, sıvı kaybının hızlanabileceğini ve tansiyon dengesinin bozulabileceğini ifade eden Koylan, egzersiz için sabah erken saatlerin veya gün batımına yakın zamanların tercih edilmesini önerdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/plajda-kalp-sagligina-dikkat-susamayi-beklemeden-su-icin</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 17:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/plajda-kalp-sagligina-dikkat-susamayi-beklemeden-su-icin.webp" type="image/jpeg" length="15624"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara'da gençlere yönelik Diyabet Sensörü Destek Programı başvuruları başladı]]></title>
      <link>https://www.umke.org/ankarada-genclere-yonelik-diyabet-sensoru-destek-programi-basvurulari-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/ankarada-genclere-yonelik-diyabet-sensoru-destek-programi-basvurulari-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Büyükşehir Belediyesi, Tip 1 diyabetli gençlerin hastalık yönetimini kolaylaştırmak ve yaşam kalitelerini artırmak amacıyla Diyabet Sensörü Destek Programı-2 için başvuruları almaya başladı. Programda sosyal yardım alan gençler ile şehit ve gazi yakınlarına öncelik verilecek.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Ankara Büyükşehir Belediyesi, Tip 1 diyabetli gençlere yönelik Diyabet Sensörü Destek Programı-2 kapsamında başvuruların başladığını duyurdu.</p> <p>Programla, gençlerin diyabet yönetimini kolaylaştırmak ve sağlık hizmetlerine erişimde fırsat eşitliğini güçlendirmek amaçlanıyor.</p> <p>Destek programına başvuracak kişilerin; 19-30 yaş arasında olması, örgün eğitim kurumuna kayıtlı bulunması, Ankara il sınırları içinde ikamet etmesi, Tip 1 diyabet tanısını sağlık raporuyla belgelemesi gerekiyor.</p> <p>Program kapsamında sosyal yardım alan bireylere ile şehit ve gazilerin birinci derece yakınlarına öncelik tanınacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>KONTENJAN SINIRLI</strong></p> <p>Ankara Büyükşehir Belediyesi, programa ilişkin kontenjanın sınırlı olduğunu belirterek, uygun şartları taşıyan gençleri başvuru yapmaya davet etti.</p> <p>Başvurular ve programın ayrıntılarına Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin başvuru sistemi üzerinden ulaşılabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/ankarada-genclere-yonelik-diyabet-sensoru-destek-programi-basvurulari-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/ankarada-genclere-yonelik-diyabet-sensoru-destek-programi-basvurulari-basladi.webp" type="image/jpeg" length="52328"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sporcu sağlık raporunda yeni dönem... Geçerlilik süresi 3 yıla çıktı]]></title>
      <link>https://www.umke.org/sporcu-saglik-raporunda-yeni-donem-gecerlilik-suresi-3-yila-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/sporcu-saglik-raporunda-yeni-donem-gecerlilik-suresi-3-yila-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni yönetmelikle sporcu sağlık raporu ve sağlık durum belgelerinin düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar yeniden belirlendi. Sporcu sağlık raporları, aksi belirtilmedikçe 3 yıl; sağlık durum belgeleri ise 1 yıl geçerli olacak.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Spor faaliyetlerine katılacak kişilerin sağlık durumlarının değerlendirilmesine ilişkin Sporcu Sağlık Raporları Yönetmeliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p> <p>Yeni düzenlemeyle sporcu lisansı, vize ve transfer işlemlerinde kullanılacak sağlık raporlarının yanı sıra okul ve sosyal amaçlı spor faaliyetlerinde kullanılacak sağlık durum belgelerinin düzenlenme süreci yeniden şekillendirildi.</p> <p><strong>HANGİ DURUMDA RAPOR, HANGİ DURUMDA BELGE?</strong></p> <p>Yönetmeliğe göre A grubu spor dallarında her durumda sporcu sağlık raporu düzenlenecek. B grubu spor dallarında ise sağlık bilgi sistemi tarafından kişinin tabip değerlendirmesine yönlendirilmesi halinde rapor alınacak.</p> <p>Sistemin tabip değerlendirmesine yönlendirmediği durumlarda ve C grubu spor dalları ile okul ve sosyal aktivite amaçlı spor faaliyetlerinde sağlık durum belgesi düzenlenecek.</p> <p>Başvurular öncesinde e-Devlet veya sağlık bilgi sistemi üzerinden 'spora katılım sağlık durumu değerlendirme formu' doldurulacak ya da güncellenecek.</p> <p><strong>SAĞLIK GEÇMİŞİ SİSTEM ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRİLECEK</strong></p> <p>Sağlık durum belgesi başvurularında kişinin beyanlarının yanı sıra sistemde yer alan hastalık tanıları, kullanılan ilaçlara ilişkin raporlar, sağlık raporları ve aşılama bilgileri elektronik ortamda değerlendirilecek.</p> <p>Sağlık açısından tabip değerlendirmesi gereken bir durum tespit edilirse kişi, sağlık raporu düzenlemeye yetkili sağlık kuruluşuna sevk edilecek.</p> <p>Sporcu sağlık raporları yalnızca Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler, üniversitelerin sağlık uygulama ve araştırma merkezleri, aile hekimliği birimleri ile mevzuata göre yetkilendirilen özel hastane ve tıp merkezlerinde düzenlenebilecek.</p> <p><strong>RAPOR 3 YIL, BELGE 1 YIL GEÇERLİ</strong></p> <p>Yönetmeliğin dikkat çeken düzenlemelerinden biri de geçerlilik süreleri oldu. Sporcu sağlık raporu, tabip tarafından daha kısa süreli kontrol öngörülmediği takdirde 3 yıl süreyle geçerli olacak. Sağlık durum belgesinin geçerlilik süresi ise 1 yıl olacak. Ancak kişinin sağlık durumunda değişiklik olması veya spor faaliyetinin gerçekleştirileceği kurumun gerekçeli talepte bulunması halinde rapor ya da belge süresi dolmadan yeniden düzenlenebilecek. Daha önce düzenlenmiş sporcu sağlık raporları ise raporda belirtilen sürenin sonuna kadar geçerliliğini koruyacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Söz konusu yönetmeliğin detaylarına ulaşmak için <a href='https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/08/20260811-2.htm' rel="nofollow"><strong>tıklayabilirsiniz</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/sporcu-saglik-raporunda-yeni-donem-gecerlilik-suresi-3-yila-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/sporcu-saglik-raporunda-yeni-donem-gecerlilik-suresi-3-yila-cikti.webp" type="image/jpeg" length="57749"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda ekran süresi arttıkça hareket azalıyor]]></title>
      <link>https://www.umke.org/cocuklarda-ekran-suresi-arttikca-hareket-azaliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/cocuklarda-ekran-suresi-arttikca-hareket-azaliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tablet, telefon ve bilgisayar kullanımının artması çocukların aktif oyun ve açık hava etkinliklerine ayırdığı zamanı azaltıyor. Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, hareketsizliğin yalnızca fiziksel gelişimi değil; motor beceriler, dikkat, problem çözme, sosyal iletişim ve günlük yaşam becerilerini de etkileyebileceği uyarısında bulundu.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Üsküdar Üniversitesi ÇEGOMER (Çocuk ve Ergen Gelişimi ve Otizm Uygulama ve Araştırma Merkezi) Ergoterapisti Emrullah Harun Kaya, çocuklarda artan ekran kullanımının hareketli oyun alışkanlıkları üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p> <p>Kaya, tablet, telefon ve bilgisayar gibi dijital araçların çocukların günlük yaşamında daha fazla yer kaplamasıyla birlikte sokak oyunları, koşma, tırmanma, bisiklete binme ve arkadaşlarla hareketli oyunlar için ayrılan sürenin azaldığını belirtti.</p> <p><strong>HAREKETSİZLİK MOTOR BECERİLERİ DE ETKİLİYOR</strong></p> <p>Hareketin çocuk gelişiminin temel taşlarından biri olduğunu vurgulayan Kaya, aktif oyunların kas kuvveti ve dayanıklılığın yanı sıra denge, koordinasyon, dikkat, planlama ve sosyal iletişim becerilerini desteklediğini söyledi.</p> <p>Yeterince hareket etmeyen çocuklarda kas kuvveti, dayanıklılık, esneklik, denge ve koordinasyon alanlarında güçlükler görülebileceğini belirten Kaya, bu çocukların koşarken, merdiven çıkarken veya yaşıtlarıyla oyun oynarken daha çabuk yorulabileceğini ifade etti. Kaya, top yakalama, tek ayak üzerinde durma, sıçrama, seksek oynama ve bisiklete binme gibi becerilerde de zorlanmalar görülebileceğine dikkat çekti.</p> <p><strong>GÜNLÜK YAŞAM BECERİLERİNİ DE ETKİLEYEBİLİR</strong></p> <p>Motor becerilerin yalnızca spor sırasında kullanılmadığını belirten Kaya, çocukların okul ve ev yaşamındaki birçok aktivitede bedenlerini etkili şekilde kullanmaları gerektiğini söyledi. Çanta taşıma, dengeli oturma, kalem kullanma, kıyafet giyme, ayakkabı bağlama, yemek yeme ve oyuncakları toplama gibi günlük aktivitelerin motor becerilerle ilişkili olduğunu belirten Kaya, yeterli hareket deneyimi kazanamayan çocukların günlük yaşam becerilerinde de zorlanabileceğini kaydetti.</p> <p>Aktif oyunların bilişsel gelişime de katkı sunduğunu ifade eden Kaya, oyun sırasında çocukların sürekli karar verdiğini ve çözüm ürettiğini belirtti. Engel aşmak, topun yönünü tahmin etmek, dengede kalmak veya arkadaşlarıyla oyun kuralları oluşturmak gibi süreçlerin bilişsel becerileri desteklediğini söyledi.</p> <p>Ergoterapinin çocukların fiziksel, bilişsel, duyusal, sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını birlikte ele aldığını belirten Kaya, çalışmaların çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve günlük yaşamda yaşadığı zorluklara göre planlandığını ifade etti. Kaya, ergoterapide yalnızca kas gücünün artırılmasının değil, çocuğun arkadaşlarıyla oyun oynayabilmesi, okul etkinliklerine katılabilmesi ve günlük yaşam becerilerini mümkün olduğunca bağımsız gerçekleştirebilmesinin de hedeflendiğini söyledi.</p> <p>Çocuğun sürekli düşmesi, merdiven çıkmakta zorlanması, top oyunlarından kaçınması, çabuk yorulması veya kalem kullanımında güçlük yaşaması gibi durumların gelişimsel değerlendirme gerektirebileceğini belirten Kaya, erken dönemde sağlanan desteğin çocuğun katılımını ve özgüvenini artırabileceğini kaydetti.</p> <p><strong>AİLELERE 'BİRLİKTE AKTİF OYUN' ÖNERİSİ</strong></p> <p>Ailelere çocuklarıyla her gün aktif oyun zamanı planlamaları çağrısında bulunan Kaya, evde bulunan yastık ve minderlerle güvenli mini engel parkurları hazırlanabileceğini söyledi. Çocukların minderlerin üzerinden geçmesi, belirlenen çizgide yürümesi veya güvenli hedeflere ulaşmaya çalışması gibi oyunların denge, koordinasyon ve motor planlama becerilerini destekleyebileceğini belirten Kaya, bu tür aktivitelerin mutlaka yaşa uygun ve yetişkin gözetiminde yapılması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Müzik eşliğinde dans etmenin de ritim, koordinasyon ve beden farkındalığını geliştirebileceğini belirten Kaya, ailelerin çocuklarıyla günde yaklaşık 30 ila 60 dakika aktif oyun planlamasını önerdi. Kaya, ebeveynlerin yalnızca çocuklarını izlemek yerine oyuna katılmasının çocuğun motivasyonunu, iletişimini ve oyundan aldığı keyfi artıracağını söyledi. Çocukların yaşıtlarıyla kıyaslanmaması gerektiğini de vurgulayan Kaya, ailelerin küçük gelişimleri fark ederek desteklemesinin önemli olduğunu belirtti. Kaya, temel amacın çocukların hareketten keyif alması ve kendilerini güvende hissetmesi olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/cocuklarda-ekran-suresi-arttikca-hareket-azaliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 17:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/cocuklarda-ekran-suresi-arttikca-hareket-azaliyor.webp" type="image/jpeg" length="10535"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bini aşkın çocuk kemik iliği nakliyle hayat buldu]]></title>
      <link>https://www.umke.org/bini-askin-cocuk-kemik-iligi-nakliyle-hayat-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/bini-askin-cocuk-kemik-iligi-nakliyle-hayat-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kemik iliği nakli olan çocukların aileleriyle birlikte hekimleri ile buluştuğu '1000 Naklin Ardından 1000 Masal' etkinliği gerçekleştirildi.</p><p><strong>BATMAN (İGFA) - </strong>Kemik iliği nakli konusunda farkındalığın artırılması, donörlüğün önemine dikkat çekilmesi ve nakil sonrası sağlığına kavuşan çocuklar ile ailelerinin deneyimlerinin paylaşılması amacıyla düzenlenen '1000 Naklin Ardından 1000 Masal' etkinliği Batman'da yapıldı.</p> <p>Etkinlikte konuşan Çocuk Hematolojisi Uzmanı Prof. Dr. Tunç Fışgın, İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi olarak bugüne kadar 1000'den fazla nakil gerçekleştirdiklerini belirterek, Batman'ın etkinliğin ikinci durağı olarak seçilmesinin nedenini anlattı. Fışgın, '1000 naklin ardından 1000 Masal' adlı aktivitemizin ikincisinde Batman'dayız. Bugüne kadar 1000'den fazla nakil gerçekleştirdik. Nakil gerçekleştirdiğimiz bölgelere baktığımızda Batman ve çevresinden yaklaşık 80 nakil yaptığımızı gördük. Bu nedenle aktivitemizin ikincisini Batman'da yapmayı planladık' dedi.</p> <p><img height='421' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/08/10/1786355998-batman-1000-nakil-etkinlik-1-1786359291-781-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>AMAÇ FARKINDALIK</strong></p> <p>Etkinliğin temel amacının kemik iliği nakli ve donörlük konusunda toplumdaki farkındalığı artırmak olduğunu ifade eden Fışgın, 'Bize nakil olmuş ve artık sağlıklı bir şekilde hayatlarına devam eden çocuklarımızla, ailelerimizle ve donörlerimizle bir araya gelmek istedik. Kemik iliği nakli, yaşamı tehdit eden kan hastalıklarında önemli tedavi yöntemlerinden biri ancak oldukça zor ve karmaşık bir süreç. Bu süreçte yaşanan deneyimlerin paylaşılmasını çok önemsiyoruz' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Naklin üzerinden 3 ila 5 yıl geçen ve sağlığına kavuşan çocukların hikâyelerinin yeni nakil sürecindeki ailelere umut olabileceğini kaydeden Fışgın, 'Sağlıklı çocuklarımız, donörlerimiz ve ailelerimizle bir araya gelerek onların hayata dönüş masallarını dinleyeceğiz. Bu aktivitede biz çok konuşmayacağız. Daha çok sağlığına kavuşan çocuklarımız, anneler, babalar ve donörler konuşacak. Kemik iliği nakli tedavisini düşünen aileler açısından bu görüşmelerin yol gösterici olacağını ve karar verme süreçlerine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Batman'da çocuklarımızla, ailelerimizle, derneklerimizle ve hekimlerimizle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/bini-askin-cocuk-kemik-iligi-nakliyle-hayat-buldu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/bini-askin-cocuk-kemik-iligi-nakliyle-hayat-buldu.webp" type="image/jpeg" length="45558"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sosyal medyada ünlü hayranlığına dikkat]]></title>
      <link>https://www.umke.org/sosyal-medyada-unlu-hayranligina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/sosyal-medyada-unlu-hayranligina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya, ünlülerin günlük yaşamlarına daha kolay erişim sağlanmasıyla hayranlar ve tanınmış kişiler arasındaki yakınlık algısını güçlendirebiliyor. Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, tek taraflı bu bağın aşırıya kaçması halinde sosyal yaşamdan uzaklaşma ve günlük düzenin bozulması gibi sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Sosyal medya platformlarında ünlülerin günlük yaşamlarına ilişkin paylaşımların artması, takipçiler ile tanınmış kişiler arasında gerçekte var olmayan bir yakınlık hissinin oluşmasına neden olabiliyor. Kullanıcıların, sürekli takip ettikleri ünlüleri gerçekten tanıyormuş gibi hissetmesi, zamanla duygusal yatırımlarını tek bir kişiye yönlendirmeleriyle sonuçlanabiliyor.</p> <p>Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, bu tür tek taraflı ilişkilerin giderek güçlenmesi halinde kişinin gerçek sosyal ilişkilerini ihmal edebileceğine dikkat çekti.</p> <p><strong>'KİŞİ, TAKİP ETTİĞİ ÜNLÜYÜ GERÇEKTEN TANIYORMUŞ GİBİ HİSSEDEBİLİYOR'</strong></p> <p>Sosyal medyanın ünlülerle kurulan yakınlık algısını güçlendirdiğini belirten Unutmaz, kullanıcıların takip ettikleri kişileri gerçek yaşamda tanıyormuş gibi hissedebildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Unutmaz, 'Bu bağın giderek güçlenmesiyle kişinin gerçek ilişkilerini ihmal etmesi, sosyal yaşamdan uzaklaşması, zamanının önemli bir bölümünü bu kişiyi takip ederek geçirmesi ya da günlük düzeninin bozulması mümkün' dedi.</p> <p>Bu tür değişimlerin, uzmanlar tarafından 'Ünlü Hayranlığı Sendromu' kapsamında dikkat edilmesi gereken işaretler arasında değerlendirilebileceğini ifade eden Unutmaz, özellikle hayranlığın kişinin günlük yaşamını ve ilişkilerini etkilemeye başlamasının önemli bir uyarı işareti olduğunu vurguladı.</p> <p><strong>GENÇLER İÇİN AİLELERE 'YASAKLAMAYIN, KONUŞUN' ÖNERİSİ</strong></p> <p>Özellikle gençlerin dijital dünyada psikolojik sınırlarını koruyabilmesi açısından ailelerin yaklaşımının büyük önem taşıdığını belirten Unutmaz, yasaklayıcı ve yargılayıcı tutumların yerine açık iletişimin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.VUnutmaz, 'Gençlerin takip ettikleri içerikleri anlamaya çalışan ve onlarla açık iletişim kuran bir yaklaşım benimsenmesi önemli' ifadelerini kullandı.</p> <p>Gençlerin sosyal medyada karşılaştıkları içerikleri sorgulayabilmelerinin önemine dikkat çeken Unutmaz, dijital okuryazarlığın desteklenmesi gerektiğini belirtti. Sosyal medyada görülen içeriklerin gerçek yaşamın tamamını yansıtmayabileceğinin gençlere anlatılması gerektiğini ifade eden Unutmaz; eleştirel düşünme becerisinin geliştirilmesi ve ekran süresine dengeli sınırlar getirilmesinin sağlıklı dijital alışkanlıkların oluşmasına katkı sağlayacağını kaydetti. Ünlülerle kurulan tek taraflı bağların sağlıklı sınırlar içerisinde tutulabilmesi için gençlerin gerçek sosyal ilişkilerinin de desteklenmesi gerektiğini belirten Unutmaz, aile içi iletişimin güçlendirilmesi ve gençlerin farklı ilgi alanlarına yönlendirilmesinin önemine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/sosyal-medyada-unlu-hayranligina-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/sosyal-medyada-unlu-hayranligina-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="14045"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrekleri sessizce tehdit eden üç hastalık]]></title>
      <link>https://www.umke.org/bobrekleri-sessizce-tehdit-eden-uc-hastalik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/bobrekleri-sessizce-tehdit-eden-uc-hastalik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Böbrek taşları, böbrek tümörleri ve alt idrar yolu tıkanıklıkları uzun süre belirti vermeden ilerleyerek kalıcı böbrek hasarına neden olabiliyor. Üroloji Uzmanı Op. Dr. Adil Güçal Güçlü, erken tanı ve kişiye özel tedavinin böbrek fonksiyonlarının korunmasındaki önemine dikkat çekerek, özellikle idrar yapma alışkanlıklarındaki değişikliklerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.</p><p><strong>ANTALYA (İGFA) - </strong>Vücudun atık maddelerden arındırılmasında hayati rol üstlenen böbrekler, yalnızca kanı süzen organlar olarak görev yapmıyor. Su, tuz ve mineral dengesinin korunmasından tansiyonun düzenlenmesine, alyuvar üretiminin desteklenmesinden D vitamininin aktif hale getirilmesine kadar birçok yaşamsal işlevi bulunan böbrekler, bazı ürolojik hastalıklar nedeniyle zamanla işlevlerini kaybedebiliyor.</p> <p>Üroloji Uzmanı Op. Dr. Adil Güçal Güçlü, böbreklerin süzme işlevini kalıcı olarak bozabilen üç önemli ürolojik soruna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p> <p><img height='500' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/08/09/1786081720-op-dr-adil-g-al-g-l-1786273419-913-x750.jpeg' width='750' /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>BÖBREK TAŞLARI YÜKSEK BASINCA NEDEN OLABİLİYOR</strong></p> <p>Böbreklerde oluşan taşların idrarı mesaneye taşıyan kanallara düşmesi, idrar akışını engelleyebiliyor. İdrarın böbrekte birikmesiyle oluşan yüksek basınç, zaman içerisinde böbrek dokusuna zarar vererek kalıcı fonksiyon kaybına yol açabiliyor. 'Hidronefroz' olarak adlandırılan bu durumda biriken idrar, ciddi enfeksiyonların gelişmesi için de uygun ortam oluşturabiliyor. Tedavi edilmeyen enfeksiyonların kana karışması ise hayati risk oluşturabiliyor.</p> <p>Böbrek taşı riskinin azaltılmasında yeterli su tüketimi, tuz kullanımının sınırlandırılması ve düzenli sağlık kontrolleri önem taşıyor. Taş oluşması durumunda ise günümüzde kapalı cerrahi yöntemler, lazer teknolojileri ve dışarıdan uygulanan ses dalgalarıyla tedavi seçenekleri bulunuyor.</p> <p><strong>BÖBREK TÜMÖRLERİ BELİRTİ VERMEDEN İLERLEYEBİLİYOR</strong></p> <p>Böbrek tümörlerinin erken evrede çoğu zaman ağrı, kanama veya başka belirgin bir şikâyete yol açmadığına dikkat çeken Güçlü, bu nedenle hastalığın sıklıkla farklı nedenlerle gerçekleştirilen ultrasonografi veya tomografi sırasında tesadüfen tespit edildiğini belirtti. İleri yaş, sigara kullanımı, hipertansiyon ve obezite böbrek tümörleri açısından önemli risk faktörleri arasında gösteriliyor.</p> <p>Erken tanının böbreğin korunması açısından da önem taşıdığını belirten Güçlü, geçmişte tümör saptandığında böbreğin tamamının alınmasının daha sık uygulandığını, günümüzde ise nefron koruyucu cerrahi sayesinde yalnızca tümörlü dokunun çıkarılarak sağlıklı böbrek dokusunun korunabildiğini ifade etti.</p> <p><strong>PROSTAT BÜYÜMESİ BÖBREKLERİ DE ETKİLEYEBİLİR</strong></p> <p>Böbrek sağlığını tehdit eden bir diğer önemli sorun ise alt idrar yollarındaki tıkanıklıklar. Özellikle yaş ilerledikçe erkeklerde sık görülen iyi huylu prostat büyümesi ve idrar kanalı darlıkları, mesanenin tam olarak boşalmasını engelleyebiliyor. Mesanede biriken idrarın oluşturduğu yüksek basınç zaman içerisinde böbreklere kadar ulaşabiliyor. Erken dönemde tedavi edilmeyen prostat ve mesane kaynaklı sorunlar, uzun vadede böbrek fonksiyonlarının bozulmasına, bazı hastalarda ise diyaliz gerektirebilecek son dönem böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebiliyor.</p> <p>Bu nedenle idrar yapma alışkanlıklarında meydana gelen değişikliklerin göz ardı edilmemesi gerekiyor.</p> <p><strong>BU BELİRTİLER VARSA ÜROLOJİYE BAŞVURUN</strong></p> <p>Uzmanlar, böbreklerin verdiği uyarıların zamanında fark edilmesinin önemine dikkat çekiyor. İdrarda gözle görülür kanama, aniden başlayan şiddetli yan ağrısı, sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları veya idrar yaparken zorlanma gibi belirtilerin ortaya çıkması halinde üroloji uzmanına başvurulması öneriliyor.</p> <p>Herhangi bir şikâyet bulunmasa bile özellikle 50 yaş ve üzerindeki erkeklerin düzenli üroloji kontrollerini aksatmaması gerektiği belirtiliyor. Yıllık ürolojik değerlendirme ve gerekli durumlarda ultrasonografi ile böbrek, prostat ve idrar yollarını ilgilendiren birçok hastalık erken evrede tespit edilebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/bobrekleri-sessizce-tehdit-eden-uc-hastalik</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/08/bobrekleri-sessizce-tehdit-eden-uc-hastalik.webp" type="image/jpeg" length="91872"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
