<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>umke.org - Güncel Haberler, Son Dakika Haberleri ve Günün Haberleri</title>
    <link>https://www.umke.org</link>
    <description>umke.org - Güncel Haberler, Son Dakika Haberleri ve Günün Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.umke.org/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 16 Jul 2026 16:39:11 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan otizm uyarısı: Eğitim yaşam kalitesini belirliyor]]></title>
      <link>https://www.umke.org/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, Otizm Spektrum Bozukluğu'nda erken tanı ve bilimsel temelli eğitimin büyük önem taşıdğunu belirterek, ailelerin ilk belirtileri fark ettiklerinde vakit kaybetmeden uzmana başvurmaları gerektiğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, Otizm Spektrum Bozukluğu'nun (OSB) nedenleri, erken belirtileri ve tedavi sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Otizmin sosyal iletişim becerilerinde farklılıklar ile sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize nörogelişimsel bir durum olduğunu belirten Luş, belirtilerin her bireyde farklı düzeylerde görülebileceğini ifade etti.</p> <p>Bilimsel çalışmaların otizmin ortaya çıkmasında en önemli etkenin genetik yatkınlık olduğunu gösterdiğini vurgulayan Luş, ileri anne ve baba yaşının da risk faktörleri arasında değerlendirildiğini söyledi. Aşıların veya ebeveyn ilgisizliğinin otizme neden olduğuna ilişkin iddiaların ise bilimsel olarak geçerliliğinin bulunmadığını kaydetti.</p> <p><strong>İLK BELİRTİLER BEBEKLİK DÖNEMİNDE GÖRÜLEBİLİYOR</strong></p> <p>Otizmin ilk belirtilerinin çoğunlukla yaşamın ilk yıllarında ortaya çıktığını belirten Luş, isme tepki vermeme, göz teması kurmama, gülümsemeye karşılık vermeme, bakım verenle iletişim kurmakta isteksizlik ve 'ce-ee' gibi karşılıklı oyunlara ilgi göstermemenin önemli uyarı işaretleri arasında yer aldığını söyledi.</p> <p>Dil gelişimindeki gecikmelerin de dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade eden Luş, bir yaş civarında anlamlı sözcüklerin başlamaması ve iki yaşında iki kelimelik cümlelerin kurulamamasının uzman değerlendirmesi gerektirdiğini belirtti.</p> <p>Otizm ile zekâ arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığını vurgulayan Luş, otizmli bireylerin bilişsel özelliklerinin farklılık gösterebildiğini ifade etti. Bazı bireylerin üstün bilişsel becerilere sahip olabileceğini, bazılarında ise zihinsel gelişim geriliğinin tabloya eşlik edebileceğini belirten Luş, her bireyin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p> <p><strong>TANI KLİNİK DEĞERLENDİRMEYLE KONULUYOR</strong></p> <p>Genetik testlerin bazı durumlarda uygulanabildiğini ancak tek başına otizm tanısı koydurmadığını dile getiren Luş, otizmin Down sendromunda olduğu gibi belirli bir gen üzerinden teşhis edilen bir hastalık olmadığını, tanının çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanlarının ayrıntılı klinik değerlendirmesiyle konulduğunu ifade etti.</p> <p>Bilimsel olarak etkinliği kanıtlanan temel yaklaşım eğitim</p> <p>Otizm tedavisinde bilimsel etkinliği kanıtlanmış en önemli yöntemin eğitim olduğunu belirten Luş, erken tanı alan ve bireysel ihtiyaçlarına uygun, düzenli eğitim programlarına katılan çocukların sosyal iletişim ve bağımsız yaşam becerilerinde önemli gelişmeler gösterebildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Otizm şüphesi oluştuğunda ailelerin vakit kaybetmeden uzman desteği alması gerektiğini vurgulayan Luş, doğru tanı, bireyselleştirilmiş eğitim programı ve aileye yönelik rehberlik hizmetlerinin sürecin en önemli basamakları olduğunu belirtti. Erken tanının hem tedavi başarısını hem de bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığına dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor.webp" type="image/jpeg" length="14937"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan hepatit uyarısı... Sessiz ilerleyebiliyor, erken tanı hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.umke.org/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>28 Temmuz Dünya Hepatit Günü kapsamında uzmanlar, hepatitin yıllarca belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çekti. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Çağraş, özellikle Hepatit B ve C'nin kronikleşme riski taşıdığını belirterek, aşılama, düzenli tarama ve erken tanının önemini vurguladı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Karaciğer sağlığını tehdit eden önemli hastalıklardan biri olan hepatit, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkiliyor.</p> <p>28 Temmuz Dünya Hepatit Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan uzmanlarından İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Çağraş, hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini ve erken tanının ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşıdığını söyledi. Hepatitin en sık nedeninin virüsler olduğunu belirten Dr. Çağraş, bazı ilaçlar, aşırı alkol tüketimi, toksik maddeler ve otoimmün hastalıkların da karaciğerde iltihaba yol açabileceğini ifade etti. Karaciğerin besinlerin işlenmesi, zararlı maddelerin temizlenmesi, enerji depolanması ve hayati proteinlerin üretimi gibi kritik görevleri bulunduğunu hatırlatan Çağraş, karaciğerde oluşan iltihabın tüm vücudu etkileyebileceğini kaydetti.</p> <p><strong>HEPATİT B VE C KRONİKLEŞME RİSKİ TAŞIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Hepatit türleri arasındaki farklara dikkat çeken Dr. Çağraş, Hepatit A'nın genellikle kirli su ve gıdalar yoluyla bulaştığını, çoğunlukla tamamen iyileştiğini ve kronikleşmediğini belirtti. Hepatit B'nin kan, cinsel temas ve doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabildiğini aktaran Çağraş, bu türün uzun yıllar fark edilmeden ilerleyerek siroz ve karaciğer kanserine neden olabileceğini söyledi. Hepatit C'nin ise çoğunlukla kan yoluyla bulaştığını ve günümüzde geliştirilen tedavilerle büyük oranda tamamen iyileştirilebildiğini ifade etti.</p> <p><strong>AŞI VE HİJYEN KORUNMADA BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR</strong></p> <p>Hepatit A ve Hepatit B'ye karşı aşının en etkili korunma yöntemlerinden biri olduğunu vurgulayan Dr. Çağraş, kişisel hijyen kurallarına dikkat edilmesi, steril olmayan tıbbi ve kozmetik işlemlerden kaçınılması, kişisel eşyaların paylaşılmaması ve güvenilir sağlık kuruluşlarının tercih edilmesi gerektiğini belirtti.</p> <p>Risk grubunda bulunan sağlık çalışanları, diyaliz hastaları ve sık kan ürünü alan kişilerin düzenli takip edilmesinin önemine de dikkat çekildi.</p> <p>Hepatitin bazen hiçbir belirti göstermeden ilerleyebileceğini söyleyen Dr. Çağraş, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, karın sağ üst bölümünde ağrı, ateş, kas ve eklem ağrıları, ciltte ve göz aklarında sararma, koyu renkli idrar ve açık renkli dışkının sık görülen belirtiler arasında yer aldığını belirtti. Uzmanlar, özellikle sarılık, koyu renkli idrar veya uzun süren halsizlik şikâyetleri bulunan kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini ifade ediyor.</p> <p><strong>DÜNYADA 300 MİLYONDAN FAZLA KİŞİ KRONİK HEPATİTLE YAŞIYOR</strong></p> <p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada yaklaşık 254 milyon kişinin kronik Hepatit B, yaklaşık 50 milyon kişinin ise kronik Hepatit C enfeksiyonuyla yaşadığını belirten Dr. Çağraş, viral hepatitlerin her yıl yaklaşık 1,3 milyon kişinin siroz ve karaciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmesine neden olduğunu söyledi.</p> <p>Türkiye'de çocukluk çağı Hepatit B aşılama programları sayesinde hastalık görülme sıklığında önemli azalma sağlandığını belirten Çağraş, erişkinlerde kronik Hepatit B taşıyıcılığının halen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade etti. Uzmanlar, viral hepatitlerle mücadelede erken tanı, aşılama ve düzenli sağlık kontrollerinin en önemli adımlar olduğunu vurgularken, risk grubundaki kişilerin Hepatit B ve Hepatit C taramalarını yaptırmaları çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/uzmanlardan-hepatit-uyarisi-sessiz-ilerleyebiliyor-erken-tani-hayat-kurtariyor.webp" type="image/jpeg" length="97322"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BTÜ'den kırık kemik tedavisine yeni nesil çözüm]]></title>
      <link>https://www.umke.org/btuden-kirik-kemik-tedavisine-yeni-nesil-cozum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/btuden-kirik-kemik-tedavisine-yeni-nesil-cozum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), kemik kırıklarının tedavisinde kullanılabilecek yeni nesil kemik sabitleme plakası geliştirecek. Daha hafif, dayanıklı ve insan vücuduyla uyumlu olması hedeflenen malzeme, ortopedik tedavilere alternatif sunacak.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), sağlık teknolojileri alanındaki bilimsel çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından yürütülen A3 Doktora Öğrencilerine Yönelik Destek Programı kapsamında, BTÜ doktora öğrencisi Elif Pesen'in yürütücülüğünü üstlendiği 'Hidroksiapatit Katkılı Hibrit Kompozit Tabanlı Yeni Nesil Kemik Sabitleme Plakası Tasarımı' başlıklı proje desteklenmeye hak kazandı.</p> <p>Projenin danışmanlığını ise BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cihan Kaboğlu üstleniyor. Proje kapsamında, kemik kırıklarının tedavisinde kullanılan metal plakalara alternatif olabilecek yeni nesil bir kemik sabitleme plakası geliştirilecek.</p> <p><img height='500' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/16/6j5a5015-1600x1067-1784187667-521-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Bugün kullanılan metal plakalar kemiği sabitlemede başarılı olsa da zaman zaman kemikle tam uyum sağlayamadığı için iyileşme sürecini olumsuz etkileyebiliyor ve bazı hastalarda ikinci bir ameliyat ihtiyacına neden olabiliyor. Daha hafif, kemikle uyumlu ve dayanıklı olması hedeflenen bu yeni plaka, kemik yapısını destekleyen özel katkı maddeleri ile karbon, bazalt ve doğal keten liflerinin bir araya getirildiği yenilikçi bir malzemeden üretilecek. Bu sayede geliştirilecek plakanın hem sağlam hem de çevre dostu ve insan vücuduyla daha uyumlu olması amaçlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Araştırmada farklı malzemeler bir arada kullanılarak, kemiğin doğal yapısına daha yakın özellikler taşıyan yeni bir kemik plağı tasarlanacak. Böylece hem hastaların tedavi sürecine katkı sağlayacak hem de ortopedik implant teknolojilerine yenilikçi bir çözüm sunabilecek bir ürün ortaya çıkarılması amaçlanıyor.</p> <p><strong>SAĞLIK TEKNOLOJİLERİNE KATKI </strong></p> <p>Projenin tamamlanmasıyla birlikte biyomalzemeler, kompozit malzemeler, ortopedik implant tasarımı ve sağlık teknolojileri alanlarında önemli bilimsel çıktılar elde edilmesi hedefleniyor.</p> <p>Geliştirilecek yeni nesil kemik sabitleme plakalarının, gelecekte ortopedik tedavilerde kullanılabilecek yenilikçi çözümlere katkı sunması ve sağlık teknolojilerinin gelişimine destek sağlaması bekleniyor. Proje sonunda geliştirilecek malzemenin, hastaların iyileşme sürecini destekleyen, daha hafif ve uzun ömürlü bir alternatif olarak sağlık alanında kullanıma katkı sağlaması hedefleniyor.</p> <p><img class='' height='500' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/16/6j5a5017-1600x1067-1784187700-563-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversitede sağlık teknolojileri alanında yürütülen araştırmaların her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek, 'Üniversitemizde geliştirilen her bilimsel çalışma, toplumun, ülkenin, şehrin ya da sektörlerin ihtiyaçlarına çözüm üretme hedefi taşıyor. TÜSEB tarafından desteklenen bu proje de kemik kırıklarının tedavisinde kullanılabilecek yenilikçi malzemelerin geliştirilmesi açısından büyük önem taşıyor. Araştırmacımızı ve danışman akademisyenimizi tebrik ediyor, projelerinin başarılı sonuçlara ulaşmasını diliyorum. BTÜ olarak sağlık, mühendislik ve malzeme teknolojileri alanlarında katma değer üreten araştırmaları desteklemeye devam edeceğiz' dedi.</p> <p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/btuden-kirik-kemik-tedavisine-yeni-nesil-cozum</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/btuden-kirik-kemik-tedavisine-yeni-nesil-cozum.webp" type="image/jpeg" length="65432"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir Büyükşehir'den işitme cihazı desteği]]></title>
      <link>https://www.umke.org/izmir-buyuksehirden-isitme-cihazi-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/izmir-buyuksehirden-isitme-cihazi-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir'de işitme kaybı bulunan ihtiyaç sahibi vatandaşların günlük yaşamlarını kolaylaştırmak ve toplumsal yaşama daha etkin katılımlarını desteklemek amacıyla işitme cihazı desteği sağlayacak.</p><p><strong>İZMİR (İGFA) - </strong>İzmir'de yaşayan işitme engelli yurttaşlara İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından işitme cihazı desteği sağlanacak. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü'nün yürüteceği çalışma kapsamında, başvurusu uygun bulunan vatandaşlara işitme kaybının derecesi ve kişisel ihtiyaçları doğrultusunda işitme cihazı verilecek.</p> <p>İşitme cihazı desteğine ilişkin ayrıntılı bilgi ve başvuru işlemleri için 0232 293 19 21 veya 0232 293 91 80 numaralı telefonlardan iletişime geçilebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Başvurusu uygun görülen vatandaşların kulak ölçümleri, idarenin yönlendireceği uygulama merkezlerinde gerçekleştirilecek; işitme cihazları, sağlık raporunda yer alan teknik veriler ve ölçüm sonuçları esas alınarak kişiye özel hazırlanıp programlanacak. Cihaz teslimi sırasında vatandaşlara ve yakınlarına cihazın kullanımı, pil değişimi, temizliği ve muhafaza koşulları hakkında ücretsiz bilgilendirme de yapılacak.</p> <p><img class='' height='499' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/16/16-07-2026-e92b5972-87d2-4505-8816-e3859cfd6d47-1784184035-162-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Teknik şartname kapsamında temin edilecek cihazların hafif, orta, ileri ve çok ileri derece işitme kayıplarına uygun, dijital olarak programlanabilen ve kullanıcı ihtiyaçlarına göre ayarlanabilen özelliklere sahip olması öngörülüyor.</p> <p><strong>BAŞVURU ŞARTLARI</strong></p> <p>Başvuru için başvuru dilekçesi, kimlik fotokopisi, işitme kaybının derecesini ve işitme cihazı kullanımının uygun olduğunu gösteren engelli sağlık kurulu raporu veya devlet hastanesinden alınmış sağlık raporu, idare tarafından e-belediye sistemi üzerinden temin edilecek taşınır ve taşınmaz mal varlığı ile ikametgâh bilgilerini içeren sorgu sonucu belgeleri gerekiyor. Başvurular, ibraz edilen belgeler ve yapılacak değerlendirmeler sonucunda karara bağlanacak. Hak sahipleri, söz konusu destekten beş yılda bir faydalanabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/izmir-buyuksehirden-isitme-cihazi-destegi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/izmir-buyuksehirden-isitme-cihazi-destegi.webp" type="image/jpeg" length="24372"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dişte çürüğün en büyük nedeni şekerin miktarı değil, tüketim sıklığı]]></title>
      <link>https://www.umke.org/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, yapışkan ve şekerli gıdaların diş yüzeyinde uzun süre kalarak çürük riskini artırdığını belirterek, asitli içeceklerle birlikte tüketimin diş minesine ciddi zarar verdiğini söyledi. Yıldırım, şekerli gıdaların ardından diş fırçalamak için en az 30-60 dakika beklenmesi gerektiğini vurguladı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şekerli ve asitli gıdaların diş sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Yapışkan şekerlemeler, karamel, lokum ve kuru meyveler gibi gıdaların diş yüzeyine tutunarak uzun süre temizlenemediğini belirten Yıldırım, bu durumun ağızdaki bakterilerin şekeri fermente etmesine ve çürük oluşumunu başlatan asitlerin ortaya çıkmasına neden olduğunu söyledi.</p> <p>Diş minesinin büyük bölümünün kalsiyum ve fosfat minerallerinden oluştuğunu ifade eden Yıldırım, ağız ortamındaki pH'ın 5,5'in altına düşmesiyle birlikte diş minesindeki minerallerin çözünmeye başladığını belirtti. Bu sürecin 'demineralizasyon' olarak adlandırıldığını kaydeden Yıldırım, başlangıçta beyaz lekelerle kendini gösteren bu hasarın ilerlemesi halinde kalıcı diş çürüklerine dönüştüğünü dile getirdi.</p> <p><img height='421' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/01/01/1767191863-rabia-y-ld-r-m-1767261571-307-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>ŞEKERİN MİKTARINDAN ÇOK TÜKETİM SIKLIĞI ÖNEMLİ</strong></p> <p>Diş çürüğü açısından en önemli risk faktörünün gün içinde sık sık şeker tüketmek olduğuna dikkat çeken Öğretim Üyesi Dr. Rabia Yıldırım, aynı miktardaki şekerin tek seferde tüketilmesi ile gün boyu küçük porsiyonlar halinde tüketilmesi arasında önemli fark bulunduğunu söyledi.</p> <p>Sık şeker tüketiminde ağız pH'ının sürekli düşük kaldığını ve tükürüğün diş minesini onarması için yeterli zaman bulamadığını belirten Yıldırım, bu durumun çürük riskini önemli ölçüde artırdığını ifade etti.</p> <p>Diş minesindeki mineral kaybının erken dönemde geri döndürülebileceğini belirten Yıldırım, asit atağı sona erdiğinde tükürüğün içerdiği kalsiyum, fosfat ve florür sayesinde diş minesinin yeniden güçlenebildiğini söyledi. Ancak sık şeker tüketimi ve yetersiz ağız bakımının bu doğal onarım mekanizmasını engellediğini, bunun sonucunda geri dönüşü olmayan çürüklerin oluştuğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>ASİT VE ŞEKER BİRLİKTE DAHA BÜYÜK TEHDİT OLUŞTURUYOR</strong></p> <p>Asitli ve şekerli gıdaların birlikte tüketilmesinin diş minesine iki yönlü zarar verdiğini vurgulayan Yıldırım, asidin mineyi doğrudan zayıflattığını, şekerin ise bakteriler tarafından parçalanarak ilave asit oluşumuna neden olduğunu söyledi.</p> <p>Kola, gazoz, enerji içecekleri, aromalı soğuk çaylar ve şekerli meyve sularının çürük riskini artıran içecekler arasında yer aldığını belirten Yıldırım, diyet veya şekersiz olarak satılan gazlı içeceklerin de asit içerikleri nedeniyle diş minesine zarar verebildiğine dikkat çekti.</p> <p>Şekerli veya asitli yiyecek ve içeceklerin tüketilmesinin ardından dişlerin hemen fırçalanmaması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, bu dönemde diş minesinin geçici olarak zayıfladığını ve fırçalamanın mine kaybını artırabileceğini söyledi. Yıldırım, en doğru yaklaşımın ağzı suyla çalkalamak, şekersiz sakız çiğneyerek tükürük akışını artırmak ve dişleri fırçalamadan önce yaklaşık 30 ila 60 dakika beklemek olduğunu belirtti. Tatlı olmayan her gıdanın diş dostu olmadığını da hatırlatan Yıldırım, cips, kraker, bisküvi, beyaz ekmek ve lavaş gibi nişasta bakımından zengin gıdaların da ağızda şekere dönüşerek çürük riskini artırabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 16:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi.webp" type="image/jpeg" length="64511"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Belediyeden kan bağışı kampanyası]]></title>
      <link>https://www.umke.org/belediyeden-kan-bagisi-kampanyasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/belediyeden-kan-bagisi-kampanyasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adana Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı ile Türk Kızılay iş birliğinde düzenlenen Kan ve Kök Hücre Bağışı Kampanyası, Adana Büyükşehir Belediyesi personelinin gönüllü katılımıyla gerçekleştirildi.</p><p>ADANA (İGFA) - Adana Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, 'Her bağış; ameliyat bekleyen bir hastaya, tedavi gören bir çocuğa ya da acil müdahale gereken bir kazazedeye umut olabilir . Hastaların ihtiyaç duyduğu kan, yalnızca gönüllü bağışçılar tarafından karşılanmaktadır. Kök hücre bağışı ise lösemi başta olmak üzere kan hastalıklarıyla mücadele eden birçok hasta için tedavi umudu oluşturmaktadır. Uygun donör eşleşmesi sağlandığında kök hücre bağışı, hastaların yaşamına yeniden umut olabilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='text-align: justify;'>Kan ve kök hücre bağışı konusunda toplumsal farkındalığın artırılması, gönüllü bağışçı sayısının çoğalmasına ve daha fazla hastaya umut olunmasına katkı sağlamaktadır. Adana Büyükşehir Belediyesi'nin olarak, toplum sağlığını destekleyen çalışmalara katkı sunmaya ve gönüllü bağışçılık bilincinin yaygınlaşmasına yönelik faaliyetleri devam edecek.' denildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/belediyeden-kan-bagisi-kampanyasi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/belediyeden-kan-bagisi-kampanyasi.webp" type="image/jpeg" length="78103"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çikolata kistinde ameliyata alternatif yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.umke.org/cikolata-kistinde-ameliyata-alternatif-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/cikolata-kistinde-ameliyata-alternatif-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında 'çikolata kisti' olarak bilinen endometriozis kaynaklı kistlerin tedavisinde cerrahiye alternatif olarak öne çıkan Ethanol Skleroterapi yöntemi, uygun hastalarda yumurtalık dokusunu koruyarak gebelik şansını artırabiliyor. Ultrason eşliğinde uygulanan yöntem, hastaların aynı gün taburcu olmasına da imkân sağlıyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) </strong>- Teknoloji ve tıp alanındaki gelişmeler, kadın sağlığında önemli bir sorun olan endometriozis tedavisinde yeni seçenekleri gündeme getiriyor. Halk arasında 'çikolata kisti' olarak bilinen endometriomaların tedavisinde, ameliyata alternatif olarak uygulanan Ethanol Skleroterapi yöntemi dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek, bilimsel çalışmaların uygun hastalarda uygulanan bu yöntemin özellikle tüp bebek tedavisi sürecinde gebelik şansına olumlu katkı sağlayabileceğini gösterdiğini belirtti.</p> <p>Endometriozisin, rahim içini döşeyen dokunun rahim dışında yerleşmesiyle ortaya çıktığını ifade eden Doç. Dr. Tülek, çikolata kistlerinin uzun yıllardır cerrahi yöntemlerle tedavi edildiğini ancak ameliyat sırasında sağlıklı yumurtalık dokusunun zarar görebilme ihtimali bulunduğunu söyledi.</p> <p>Özellikle çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda yumurtalık rezervinin korunmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Tülek, 'Doğru hastalarda uygulanan bu yöntem, yumurtalık dokusunu korumayı hedefleyen, ameliyatsız bir tedavi seçeneği olarak öne çıkıyor.' dedi.</p> <p><strong>KESİ VE DİKİŞ OLMADAN UYGULANIYOR</strong></p> <p>Ethanol Skleroterapi yönteminin ultrason eşliğinde gerçekleştirildiğini anlatan Doç. Dr. Tülek, işlem sırasında ince bir iğne yardımıyla kist içerisindeki sıvının boşaltıldığını, ardından özel oranda etil alkol uygulanarak kist duvarındaki hücrelerin etkisiz hale getirilmesinin amaçlandığını ifade etti. Yöntemin karında kesi ve dikiş gerektirmediğini belirten Tülek, hastaların işlemden birkaç saat sonra günlük yaşamlarına dönebildiğini kaydetti.</p> <p>Daha önce ameliyat geçirmiş ancak kisti yeniden oluşmuş hastalarda da bu yöntemin alternatif oluşturabileceğini belirten Tülek, özellikle yumurtalık rezervi azalmış kadınlarda tekrar cerrahiye başvurmanın her zaman tercih edilmediğini söyledi.</p> <p><strong>NÜKS ORANI CERRAHİYLE BENZER SEVİYEDE</strong></p> <p>Bilimsel çalışmaların yöntemin güvenilirliğine ilişkin önemli veriler sunduğunu aktaran Tülek, 'Çalışmalar, kistin yeniden oluşma riskinin yaklaşık yüzde 20 düzeyinde olduğunu ve bunun cerrahi tedaviyle benzer seviyelerde seyrettiğini gösteriyor.' ifadelerini kullandı. Ancak yöntemin her hasta için uygun olmadığının altını çizen Tülek, kanser şüphesi bulunan kistlerde, aktif enfeksiyonu olan hastalarda veya yaygın endometriozis nedeniyle cerrahi gerektiren durumlarda uygulanamayacağını belirtti.</p> <p>Uzmanlar, tedavi seçiminin hastanın yaşı, çocuk sahibi olma isteği, yumurtalık rezervi ve hastalığın durumuna göre kişiye özel olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/cikolata-kistinde-ameliyata-alternatif-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/cikolata-kistinde-ameliyata-alternatif-yeni-donem.webp" type="image/jpeg" length="67662"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Sendikası'ndan 'e-Sevk' tepkisi... MHRS kuyruğu hastane koridorlarına taşınacak!]]></title>
      <link>https://www.umke.org/birlik-ve-dayanisma-sendikasindan-e-sevk-tepkisi-mhrs-kuyrugu-hastane-koridorlarina-tasinacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/birlik-ve-dayanisma-sendikasindan-e-sevk-tepkisi-mhrs-kuyrugu-hastane-koridorlarina-tasinacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, Sağlık Bakanlığı'nın hayata geçirdiği 'e-Sevk' uygulamasının sağlık sistemindeki yapısal sorunları çözmeyeceğini savundu. Mehlepçi, uygulamanın aile hekimlerini vatandaşla karşı karşıya bırakacağını ve sağlıkta şiddet riskini artıracağını öne sürdü.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, Sağlık Bakanlığı'nın kamuoyuna duyurduğu 'e-Sevk' uygulamasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Mehlepçi, Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nde (MHRS) yaşanan sorunlara kalıcı çözüm üretilmeden hayata geçirilen uygulamanın yeni sorunlara yol açacağını iddia etti.</p> <p>Bakanlığın 'Randevu olmasa da bakılacaksınız' açıklamasının mevcut sağlık altyapısıyla örtüşmediğini savunan Mehlepçi, uzman hekim sayısının artırılmadığını, yeni polikliniklerin açılmadığını ve muayene sürelerinin iyileştirilmediğini belirtti. Randevu bulunamayan polikliniklere randevusuz hasta yönlendirilmesinin çözüm olmadığını ifade eden Mehlepçi, 'MHRS ekranındaki kuyruk hastane koridorlarına taşınmaktadır.' değerlendirmesinde bulundu.</p> <p>Aile hekimlerinin yalnızca tıbbi gereklilik halinde sevk kararı verebileceğini vurgulayan Mehlepçi, 'Sevk, vatandaşın talebiyle verilen bir işlem değildir. Hangi hastanın hangi branşa yönlendirileceğine tıp bilimi, klinik gereklilik ve hekimin mesleki değerlendirmesi karar verir.' ifadelerini kullandı.</p> <p><img height='422' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/14/dr-ahmet-mehlepci-1784009536-117-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Sağlık sistemindeki temel sorunların sevk mekanizmasından değil, yapısal eksikliklerden kaynaklandığını savunan Mehlepçi, kamudan ayrılan sağlık çalışanlarının yerine yeterli istihdam sağlanması, performans sisteminin gözden geçirilmesi ve muayene sürelerinin uzatılması gerektiğini söyledi. Acil servislere yılda 100 milyonu aşan başvurunun başarı göstergesi değil, sistemdeki sorunların yansıması olduğunu ileri sürdü.</p> <p><strong>'RANDEVUSUZ HASTALARI HANGİ UZMAN HEKİM MUAYENE EDECEK?'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Sağlık Bakanlığı'na çeşitli sorular yönelten Mehlepçi, sevki tıbben gerekli görmeyen aile hekimlerinin oluşabilecek baskı ve şiddet olaylarından nasıl korunacağını, randevusuz hastaların hangi uzman hekimler tarafından ve hangi kapasiteyle değerlendirileceğinin açıklanmasını istedi. Uygulamanın hem aile sağlığı merkezlerinde hem de hastanelerde sağlık çalışanlarına yönelik şiddet riskini artırabileceğini öne süren Mehlepçi, 'Vatandaşa söz verip hekimi hedef tahtasına koymayın. Sağlık sistemindeki yapısal sorunların bedeli hekimlere ve sağlık çalışanlarına ödetilemez.' ifadelerini kullandı.</p> <p>Genel Başkan Dr. Mehlepçi, sağlık hizmetlerinin halkla ilişkiler çalışmalarıyla değil, bilimsel veriler ve ortak akıl doğrultusunda planlanması gerektiğini savundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/birlik-ve-dayanisma-sendikasindan-e-sevk-tepkisi-mhrs-kuyrugu-hastane-koridorlarina-tasinacak</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/birlik-ve-dayanisma-sendikasindan-e-sevk-tepkisi-mhrs-kuyrugu-hastane-koridorlarina-tasinacak.webp" type="image/jpeg" length="58033"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarının gizli astım tehlikeleri... Polen, klor, nem, mangal dumanına karşı dikkat!]]></title>
      <link>https://www.umke.org/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, yaz aylarında astımlı çocuklarda şikâyetleri artırabilecek polen, klima kullanımı, nem, yoğun egzersiz, enfeksiyonlar ve kapalı havuz ortamlarına karşı aileleri uyardı. Düzenli tedavi ve çevresel önlemlerle çocukların sağlıklı bir yaz geçirebileceği belirtildi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Yaz aylarında artan sıcaklık, nem ve çevresel faktörler astımlı çocukların solunum yollarını olumsuz etkileyebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, ailelerin bu dönemde astımı tetikleyebilecek etkenlere karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p> <p>Astımın kontrol altında tutulabilmesi için düzenli doktor takibinin ve tedaviye devam edilmesinin önemine dikkat çeken Dr. Bari, doktor önerisi olmadan ilaçların bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Astımlı çocukların yaz aylarında da rahatlatıcı ilaçlarını ve inhalerlerini yanlarında bulundurmaları gerektiğini ifade etti.</p> <p><strong>POLENLER ASTIMI TETİKLEYEBİLİYOR</strong></p> <p>Yaz aylarında en önemli tetikleyicilerden birinin polenler olduğunu belirten Dr. Bari, özellikle alerjik astımı bulunan çocuklarda polenlerin solunum yollarında daralmaya, mukus artışına ve astım belirtilerine yol açabileceğini söyledi.</p> <p>Polen yoğunluğunun fazla olduğu sabah erken saatlerde pencerelerin kapalı tutulması, dışarı çıkılması gerekiyorsa maske kullanılması ve araçlarda polen filtresi tercih edilmesi önerildi. Yaz sonunda çim biçme gibi faaliyetlerden de kaçınılması gerektiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>YANLIŞ KLİMA KULLANIMI RİSKE YOL AÇABİLİR</strong></p> <p>Klima kullanımının sıcak havalarda konfor sağladığını ancak yanlış kullanımın astımı tetikleyebileceğini ifade eden Dr. Bari, düzenli temizlenmeyen klima filtrelerinde biriken toz ve küflerin alerjik reaksiyonlara neden olabileceğini söyledi. Klimanın ortamı aşırı soğutmaması gerektiğini belirten Bari, ideal sıcaklığın yaklaşık 22-24 derece arasında tutulmasını ve filtrelerin düzenli temizlenmesini önerdi.</p> <p><strong>MANGAL DUMANI, KÜF VE NEMDEN UZAK DURUN</strong></p> <p>Yaz aylarında tercih edilen piknik alanlarında bulunan mangal dumanı, egzoz gazları, nemli bölgelerdeki küf ve mantarların da astımı tetikleyebileceği uyarısı yapıldı.</p> <p>Uzmanlar, astımlı çocukların sigara, mangal ve egzoz dumanından uzak tutulmasını, rutubetli ve güneş almayan alanlar yerine kuru ve hava akımı olan bölgelerin tercih edilmesini önerdi.</p> <p><img height='610' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/12/1783664483-dr-mran-bar-1783864479-387-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Sporun astımlı çocuklar için faydalı olduğunu ancak aşırı yoğun aktivitelerin risk oluşturabileceğini belirten Dr. İmran Bari, yoğun egzersiz sırasında ağızdan solunum yapılmasının bronşlarda kuruluk ve daralmaya neden olabileceğini ifade etti.</p> <p>Sporun sabah erken veya akşam saatlerinde yapılması, egzersiz öncesinde ısınmaya zaman ayrılması ve gerekli ilaçların ihmal edilmemesi gerektiği belirtildi.</p> <p><strong>VİRÜS VE BAKTERİLERE KARŞI HİJYEN ÖNEMLİ</strong></p> <p>Yaz aylarında seyahatler ve kalabalık ortamların enfeksiyon riskini artırabileceğine dikkat çeken Dr. Bari, virüs ve bakterilerin astımlı çocuklarda hava yolu hassasiyetini artırarak nefes darlığına yol açabileceğini söyledi.</p> <p>Ailelere el hijyenine dikkat etmeleri, hasta kişilerle yakın teması azaltmaları, gerekli durumlarda maske kullanmaları ve çocukların aşılarını düzenli yaptırmaları önerildi.</p> <p><strong>NEM ORANI VE KAPALI HAVUZLARA DİKKAT</strong></p> <p>Yüksek nem oranının astımlı çocuklarda nefes almayı zorlaştırabileceğini belirten uzmanlar, evlerde ideal nem oranının yüzde 40-50 arasında tutulmasını önerdi. Kapalı havuzlarda kullanılan klorun bazı çocuklarda astım atağını tetikleyebileceği belirtilirken, yoğun klor kokusu bulunan, yeterince havalandırılmayan ve kalabalık havuzlardan kaçınılması gerektiği ifade edildi.</p> <p>Dr. İmran Bari, çevresel faktörlere karşı önlem alındığında ve tedavi düzenli sürdürüldüğünde astımlı çocukların da sağlıklı ve keyifli bir yaz mevsimi geçirebileceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 19:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="26596"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan burun ameliyatı sonrası yaz uyarısı: İlk 6 ay güneşten korunmak önemli]]></title>
      <link>https://www.umke.org/uzmandan-burun-ameliyati-sonrasi-yaz-uyarisi-ilk-6-ay-gunesten-korunmak-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/uzmandan-burun-ameliyati-sonrasi-yaz-uyarisi-ilk-6-ay-gunesten-korunmak-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında burun ameliyatı olmanın artık geçmişteki kadar riskli olmadığını belirten uzmanlar, gelişen cerrahi teknikler sayesinde mevsimin ameliyat başarısını belirleyen bir unsur olmaktan çıktığını söylüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Yaz aylarında burun estetiği ve burun ameliyatı yaptırmak isteyen hastaların en çok merak ettiği konuların başında iyileşme süreci geliyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, gelişen cerrahi teknikler sayesinde yaz aylarında da burun ameliyatlarının güvenle yapılabildiğini belirterek, özellikle ameliyat sonrası güneş, deniz, havuz ve gözlük kullanımı konusunda dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı.</p> <p>Geçmiş yıllarda sıcak hava ve kullanılan eski tampon sistemleri nedeniyle yaz aylarında burun ameliyatlarının daha az tercih edildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, günümüzde cerrahi yöntemler ve ameliyat sonrası bakım imkanlarının gelişmesiyle bu durumun değiştiğini söyledi.</p> <p>Rahimi, 'Eskiden yaz aylarında büyük burun ameliyatları çok tercih edilmezdi. Kanama riski daha yüksekti, kullanılan tamponlar hastalar için daha konforsuzdu. Sıcak hava nedeniyle buruna uygulanan bantların çıkması gibi sorunlar da yaşanabiliyordu. Ancak günümüzde teknoloji çok ilerledi. Daha konforlu tampon sistemleri kullanılıyor, kanama riski azaldı. Bu nedenle yaz ya da kış olması ameliyat açısından belirleyici bir fark oluşturmuyor' dedi.</p> <p><strong>EN BÜYÜK RİSK GÜNEŞ IŞINLARI</strong></p> <p>Burun ameliyatı sonrası en önemli konunun güneşten korunmak olduğunu vurgulayan Rahimi, ameliyat sırasında burun derisinin kaldırılıp yeniden şekillendirildiğini ve iyileşme döneminde cildin alt dokulara yeniden uyum sağlaması gerektiğini belirtti.</p> <p><img class='' height='422' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/09/1783601057-ali-rahimi-1783613858-622-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Yoğun güneş ışığına maruz kalmanın burunda renk değişikliklerine yol açabileceğini ifade eden Rahimi, 'Ameliyat sonrası ilk 6 ay boyunca güneşten mümkün olduğunca korunmak gerekir. Doğrudan güneş ışığına maruz kalınmamalı, geniş siperlikli şapka kullanılmalı, yüksek koruma faktörlü güneş kremi uygulanmalı ve mümkün olduğunca gölgede kalınmalı.' dedi. </p> <p>Deniz tatili konusunda da dikkatli olunması gerektiğini belirten Rahimi, özellikle ilk 6 aylık dönemde burun cildinin güneşten korunmasının başarılı bir iyileşme süreci için büyük önem taşıdığını söyledi.</p> <p>Burun kemiklerinin ameliyat sonrasında yeniden şekillendiğini ve bu sürecin korunması gerektiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, gözlük kullanımına da dikkat çekti. Rahimi, 'Özellikle ağır ve kalın çerçeveli gözlükler bu dönemde tercih edilmemeli. Bu tür gözlükler burun kemiğine baskı yapabilir ve küçük darbeleri doğrudan buruna iletebilir' ifadelerini kullandı. Güneş gözlüklerinin de iyileşme döneminde sorun oluşturabileceğini belirten Rahimi, gözlüğün burunun bazı bölgelerini gölgede bırakıp bazı bölgelerini güneşe maruz bırakabileceğini ve bunun renk farklılıklarına neden olabileceğini söyledi. Rahimi, 'Bu nedenle iyileşme döneminde güneş gözlüğü kullanımını önermiyoruz. Numaralı gözlük kullanmak zorunda olan hastaların ise ameliyat öncesinde kontakt lens kullanımına alışmaları faydalı olabilir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/uzmandan-burun-ameliyati-sonrasi-yaz-uyarisi-ilk-6-ay-gunesten-korunmak-onemli</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 18:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/uzmandan-burun-ameliyati-sonrasi-yaz-uyarisi-ilk-6-ay-gunesten-korunmak-onemli.webp" type="image/jpeg" length="41344"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı terleme hastalık habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.umke.org/asiri-terleme-hastalik-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/asiri-terleme-hastalik-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak hava veya fiziksel aktiviteyle açıklanamayan yoğun terleme; diyabet, tiroit hastalıkları ve hormonal değişimler gibi farklı nedenlere bağlı gelişebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Terleme, vücudun sıcaklık dengesini korumak için gerçekleştirdiği doğal bir mekanizma olarak bilinirken, aşırı terleme bazı kişilerde günlük yaşamı ve sosyal hayatı olumsuz etkileyebilecek boyutlara ulaşabiliyor.</p> <p>Uzmanlara göre aşırı terleme, vücudun ısı düzenlemesi için ihtiyaç duyduğundan daha fazla ter üretmesiyle ortaya çıkıyor. Ter bezlerinin herhangi bir sıcak ortam, egzersiz veya belirgin bir neden olmaksızın aşırı çalışması durumunda kişiler kıyafet değiştirmek zorunda kalabiliyor, günlük aktivitelerinde zorluk yaşayabiliyor.</p> <p>Aşırı terlemenin en sık görüldüğü bölgeler arasında avuç içleri, ayak tabanları, koltuk altları ve yüz bölgesi yer alıyor.</p> <p><strong>PEK ÇOK FARKLI NEDENİ OLABİLİR</strong></p> <p>Aşırı terleme; genetik yatkınlık, enfeksiyonlar, diyabet, tiroit hastalıkları, obezite, kalp yetmezliği gibi sağlık sorunlarının yanı sıra menopoz ve hamilelik gibi hormonal değişimlere bağlı olarak da gelişebiliyor.</p> <p>Hastalıkla ilişkili olmayan primer bölgesel aşırı terleme ise genellikle stres, egzersiz, sıcaklık artışı ve genetik faktörlerle tetiklenebiliyor. Sekonder aşırı terleme olarak adlandırılan ve başka bir sağlık sorununa bağlı gelişen durumlarda ise diyabet, tiroit bozuklukları, sinir sistemi hastalıkları, alkol kullanımı, solunum ve kalp yetmezliği gibi nedenler araştırılıyor.</p> <p>Aşırı terleme belirtileri yaş gruplarına göre farklılık gösterebiliyor. Ciltte sürekli nem hissi, kıyafetlerde ter lekeleri, vücut kokusunda artış, cilt tahrişi ve enfeksiyon eğilimi sık görülen belirtiler arasında bulunuyor.</p> <p>Çocuklarda aşırı terleme; yazı yazarken kâğıdın ıslanması, bilgisayar klavyesi kullanırken zorlanma veya enstrüman çalmada güçlük gibi işlevsel problemlere neden olabilirken, yetişkinlerde daha çok sosyal yaşamı etkiliyor. Bazı kişiler el sıkışmaktan kaçınabiliyor veya sosyal ortamlarda rahatsızlık hissedebiliyor.</p> <p>İleri vakalarda eller silindikten kısa süre sonra yeniden yoğun terleme görülebilirken, nadiren ciltte renk değişikliği ve pullanma gibi dermatolojik bulgular da ortaya çıkabiliyor.</p> <p><strong>TANI VE TEDAVİDE NEDEN ARAŞTIRILIYOR</strong></p> <p>Aşırı terleme şikâyeti olan kişilerin öncelikle dahiliye veya dermatoloji uzmanlarına başvurması öneriliyor. Gerekli durumlarda endokrinoloji, nöroloji veya ilgili diğer branşlardan destek alınabiliyor.</p> <p>Tanı çoğunlukla hastanın öyküsü ve fizik muayene ile konulurken; kan testleri, tiroit fonksiyonları, kan şekeri ölçümleri ve hormonal incelemelerle altta yatan hastalıkların araştırılması sağlanıyor.</p> <p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Meral Maralcan, aşırı terleme tedavisinin hastalığın tipine, şiddetine, etkilenen bölgeye ve altta yatan nedene göre kişiye özel planlandığını söyledi. Maralcan, aşırı terlemenin yalnızca bir konfor problemi olmadığını, bazı durumlarda farklı sağlık sorunlarının belirtisi olabileceğini belirterek, yaşam kalitesini etkileyen yoğun terleme şikâyetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/asiri-terleme-hastalik-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 18:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/asiri-terleme-hastalik-habercisi-olabilir.webp" type="image/jpeg" length="17075"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tuzun fazlası kalp ve böbrek sağlığını tehdit ediyor]]></title>
      <link>https://www.umke.org/tuzun-fazlasi-kalp-ve-bobrek-sagligini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/tuzun-fazlasi-kalp-ve-bobrek-sagligini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Murathan Uyar, Türkiye'de günlük tuz tüketiminin önerilen miktarın yaklaşık üç katına ulaştığını belirterek, aşırı tuz tüketiminin hipertansiyon, böbrek hastalıkları ve kalp-damar rahatsızlıkları başta olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırladığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Prof. Dr. Murathan Uyar, yaşam için gerekli olan tuzun ihtiyaçtan fazla tüketilmesi halinde ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarılarda bulundu.</p> <p>Tuzun yaklaşık yüzde 40 sodyum ve yüzde 60 klorürden oluştuğunu belirten Uyar, vücudun sinir sistemi, kasların çalışması, kalp ritmi ve sıvı dengesinin korunması için sodyuma ihtiyaç duyduğunu ancak bu ihtiyacın doğal besinlerden de karşılanabildiğini ifade etti.</p> <p><strong>TÜRKİYE'DE TÜKETİM ÖNERİLEN SEVİYENİN ÇOK ÜZERİNDE</strong></p> <p>Dünya Sağlık Örgütü'nün günlük tuz tüketiminin 5 gramı, yani yaklaşık bir silme çay kaşığını geçmemesini tavsiye ettiğini hatırlatan Uyar, Türkiye'de yapılan araştırmalara göre ortalama günlük tuz tüketiminin bu miktarın yaklaşık üç katına ulaştığını söyledi. Hazır ve işlenmiş gıdaların yaygınlaşmasıyla birlikte farkında olmadan fazla tuz tüketildiğine dikkat çeken Uyar, ekmek, peynir, zeytin, turşu, sucuk, salam, hazır çorbalar, paketli atıştırmalıklar ve sosların günlük tuz alımının önemli bölümünü oluşturduğunu kaydetti.</p> <p><img height='750' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/08/prof-dr-murathan-uyar-1783518390-172-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>YÜKSEK TANSİYON VE BÖBREK HASTALIKLARI RİSKİNİ ARTIRIYOR</strong></p> <p>Aşırı tuz tüketiminin kandaki sodyum miktarını artırarak vücudun daha fazla su tutmasına neden olduğunu belirten Uyar, bunun da tansiyonun yükselmesine yol açtığını ifade etti.</p> <p>Yüksek tansiyonun uzun yıllar belirti vermeden kalp, beyin, böbrek ve damar sistemine zarar verebildiğini söyleyen Uyar, fazla tuz tüketiminin ayrıca böbrek hastalıklarının ilerlemesini hızlandırabileceğini, böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırabileceğini, kemiklerden kalsiyum kaybını artırabileceğini ve mide kanseri riskini yükseltebileceğini dile getirdi.</p> <p><strong>'DOĞAL TUZ' ALGISINA DİKKAT</strong></p> <p>Son yıllarda popüler hale gelen Himalaya tuzu, kaya tuzu ve deniz tuzu gibi ürünlerin sağlık açısından sanıldığı kadar farklı olmadığını belirten Uyar, bu tuzların da büyük oranda sodyum klorür içerdiğini ve eser miktardaki minerallerin fazla tüketimi haklı çıkaracak bir avantaj sağlamadığını söyledi.</p> <p>Prof. Dr. Murathan Uyar, günlük tuz tüketimini azaltmak için sofraya tuzluk koymamak, yemeğin tadına bakmadan tuz eklememek, işlenmiş gıdaları daha az tüketmek ve yemeklere lezzet vermek için limon, sarımsak ile baharatlardan yararlanmanın etkili yöntemler olduğunu belirtti. Uyar, 'Tuz doğru miktarda tüketildiğinde yaşam için vazgeçilmezdir. Ancak fazlası yıllar içinde kalbi, damarları ve böbrekleri sessizce yorar. Sağlığımızı korumak bazen sofradaki tuzluğu bir adım uzağa koymak kadar basit bir alışkanlıkla başlayabilir.' değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/tuzun-fazlasi-kalp-ve-bobrek-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 17:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/tuzun-fazlasi-kalp-ve-bobrek-sagligini-tehdit-ediyor.webp" type="image/jpeg" length="90077"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş beyazlatmada sosyal medya tavsiyelerine dikkat!]]></title>
      <link>https://www.umke.org/dis-beyazlatmada-sosyal-medya-tavsiyelerine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/dis-beyazlatmada-sosyal-medya-tavsiyelerine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, ortodontik tedavi sırasında diş beyazlatma işleminin önerilmediğini belirterek, bilinçsiz kullanılan beyazlatma ürünlerinin diş minesinde kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Diş beyazlatma uygulamaları son yıllarda giderek yaygınlaşırken, uzmanlar bilinçsiz ürün kullanımının ağız ve diş sağlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.</p> <p>Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, diş beyazlatma işleminin doğru zamanda ve uzman kontrolünde yapılmasının önemine değinerek, ortodontik tedavi gören hastaların diş teli tedavisi devam ederken beyazlatma yaptırmaması gerektiğini söyledi. Diş teli tedavisinde dişlerin üzerinde bulunan braketlerin, beyazlatma ajanının diş minesine eşit şekilde ulaşmasını engellediğini belirten Turan, bu nedenle tedavi sürecinde yapılan beyazlatma işlemlerinin istenilen sonucu vermeyeceğini ifade etti.</p> <p><strong>DİŞ TELLERİ ÇIKARILDIKTAN SONRA DA BEKLENMELİ</strong></p> <p>Dr. Turan, diş tellerinin çıkarılmasının hemen ardından da beyazlatma işlemi yapılmasının tavsiye edilmediğini belirterek, diş minesinin güçlenmesi ve diş etlerinin iyileşmesi için zamana ihtiyaç olduğunu söyledi.</p> <p>Genellikle en az 3 ila 4 hafta beklenmesini önerdiklerini ifade eden Turan, bu sürenin kişinin ağız ve diş sağlığına göre birkaç aya, hatta bazı durumlarda bir yıla kadar uzayabileceğini kaydetti. Beyazlatma işleminin ancak diş hekiminin yapacağı muayene sonrasında ağız dokularının sağlıklı olduğunun belirlenmesi halinde güvenle uygulanabileceğini vurguladı.</p> <p><img class='' height='422' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/08/1783490117-ay-enur-turan-1783515010-118-x750.jpeg' width='750' /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>İNTERNETTEN ALINAN ÜRÜNLER RİSK OLUŞTURABİLİYOR</strong></p> <p>İnternet üzerinden satılan diş beyazlatma ürünleri ve sosyal medya fenomenlerinin önerilerinin sıkça gündeme geldiğini belirten Turan, bu ürünlerin bilinçsiz kullanımının ciddi sorunlara yol açabileceğini söyledi.</p> <p>Bazı ürünlerin dişi kimyasal olarak beyazlatmak yerine diş minesini aşındırarak geçici bir beyazlık sağladığını ifade eden Turan, bunun kısa vadede estetik görünüm sunsa da uzun vadede diş yapısını zayıflattığını ve kalıcı hasarlara neden olabildiğini dile getirdi.</p> <p>Diş hekimleri tarafından uygulanan profesyonel beyazlatma yöntemlerinin tamamen farklı bir mekanizmayla çalıştığını vurgulayan Turan, ofis tipi beyazlatmada kullanılan ajanların diş yüzeyini aşındırmadığını, dişin içindeki renklenmeye neden olan molekülleri parçalayarak beyazlatma sağladığını söyledi. Dr. Ayşenur Turan, diş beyazlatma amacıyla satılan ürünlerin hekim önerisi olmadan kullanılmaması gerektiğini belirterek, bilinçsiz kullanımın diş minesinde aşınma, şiddetli hassasiyet ve dolgu gerektirecek düzeyde hasarlara neden olabileceği uyarısında bulundu. Uzmanlar, beyazlatma işlemi öncesinde mutlaka bir diş hekimine başvurulmasını öneriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/dis-beyazlatmada-sosyal-medya-tavsiyelerine-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/dis-beyazlatmada-sosyal-medya-tavsiyelerine-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="94546"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş lekelerinden korunmanın kanıtlanmış ve pratik yolları]]></title>
      <link>https://www.umke.org/gunes-lekelerinden-korunmanin-kanitlanmis-ve-pratik-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/gunes-lekelerinden-korunmanin-kanitlanmis-ve-pratik-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Caf, güneş lekelerini önlemenin en etkili yolunun doğru korunmayı yılın her günü alışkanlık haline getirmek olduğunu söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Yaz aylarında güneşin etkisinin artmasıyla birlikte cilt lekeleri de en sık karşılaşılan dermatolojik sorunlar arasında yer alıyor. Ancak güneş lekeleri yalnızca plajda geçirilen saatlerin sonucu değil. Günlük yaşamda maruz kaldığımız ultraviyole (UV) ışınları, görünür mavi ışık, yüksek ortam sıcaklığı ve uzun süreli ekran kullanımı da özellikle leke oluşumuna yatkın kişilerde ciltte renk düzensizliklerini tetikleyebiliyor. Liv Hospital Ulus Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Caf, güneş lekelerinin oluşumunu önlemenin tedavi etmekten çok daha kolay olduğunu belirterek, bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış korunma yöntemlerini paylaşıyor.</p> <p><strong>GÜNEŞ KORUYUCU KULLANIMI YAZIN DEĞİL, YILIN HER GÜNÜ GEREKLİ</strong></p> <p>Güneşten korunmanın temelini doğru güneş koruyucu kullanımı oluşturuyor. Güneş koruyucuların yalnızca tatilde veya deniz kenarında değil, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Caf, en az SPF 50 koruma faktörüne sahip geniş spektrumlu ürünlerin tercih edilmesini öneriyor.</p> <p>Koruyucunun etkili olabilmesi için dışarı çıkmadan yaklaşık 30 dakika önce uygulanması gerektiğini belirten Dr. Caf, yeterli miktarda kullanımın da en az ürün seçimi kadar önemli olduğunun altını çizerek, 'Toplumda en sık yapılan hata güneş kremini çok ince tabaka halinde uygulamaktır. Yüz ve boyun bölgesi için 'iki parmak kuralı' olarak bilinen miktarda ürün kullanılmalı ve koruyucunun etkinliği gün boyunca devam etsin diye her 2-3 saatte bir yenilenmelidir. Terleme, yüzme veya havuz sonrası ise beklemeden tekrar uygulanmalıdır.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>RENKLİ GÜNEŞ KORUYUCULAR LEKE EĞİLİMİNDE AVANTAJ SAĞLAYABİLİYOR</strong></p> <p>Özellikle melazma ve güneş lekelerine yatkın bireylerde görünür ışığın da pigment üretimini artırabileceğini belirten Dr. Caf, bu nedenle demir oksit içeren renkli güneş koruyucuların önemli bir avantaj sunduğunu ifade ediyor.</p> <p>'Telefon, tablet ve bilgisayar ekranlarından yayılan görünür mavi ışık da bazı kişilerde lekelenmeyi tetikleyebilir. Demir oksit içeren renkli güneş koruyucular, yalnızca UV ışınlarına değil görünür ışığa karşı da ek koruma sağlayarak özellikle leke tedavisi gören hastalarda daha başarılı sonuçlar elde edilmesine katkıda bulunur.'</p> <p>Güneşten korunmanın yalnızca dışarıdan uygulanan ürünlerle sınırlı olmadığını belirten Dr. Caf, sabah rutinine eklenecek antioksidan içeriklerin de önemli katkı sağlayabileceğini belirterek, 'C vitamini ve ferulik asit gibi güçlü antioksidanlar, güneş öncesinde kullanıldığında serbest radikal oluşumunu azaltarak cildin doğal savunmasını güçlendirir. Bu içerikler güneş koruyucunun yerine geçmez ancak koruyucu etkinliği destekleyen ikinci bir savunma hattı oluşturur' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/gunes-lekelerinden-korunmanin-kanitlanmis-ve-pratik-yollari</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/gunes-lekelerinden-korunmanin-kanitlanmis-ve-pratik-yollari.webp" type="image/jpeg" length="25985"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mersin'de kavurucu sıcak uyarısı: Bu belirtilere dikkat!]]></title>
      <link>https://www.umke.org/mersinde-kavurucu-sicak-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/mersinde-kavurucu-sicak-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi, artan sıcaklıklar nedeniyle yurttaşları uyararak özellikle risk grubundaki bireylerin dikkat etmesi gereken önlemleri hatırlattı.</p><p class='MsoNoSpacing' style='text-align: justify;'><strong>MERSİN (İGFA) - </strong>Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı yetkilileri, etkisini gün geçtikçe daha da artıran sıcak hava dalgasına karşı yurttaşlara önemli uyarılarda bulunarak; özellikle risk grubunda olan yaş almışlar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar, hamileler ve bakıma ihtiyaç duyan bireylerin dikkat etmesi gereken önlemleri hatırlattı.</p> <p class='MsoNoSpacing' style='text-align: justify;'>Mersin'de yaz mevsiminin etkisini artırmasıyla birlikte, hava sıcaklıkları da mevsim normallerinin üzerine çıkmaya başladı. Gün içerisinde hissedilen sıcaklığın daha da yükselmesi, özellikle risk grubunda yer alan yurttaşlar açısından çeşitli sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor.</p> <p class='MsoNoSpacing' style='text-align: justify;'>Yurttaşların sıcak çarpması, sıvı kaybı ve güneşin zararlı etkileri gibi durumlardan korunması adına uyarılarda bulunan Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı yetkilileri, özellikle günün en sıcak saatlerinde koruyucu önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.</p> <p class='MsoNoSpacing' style='text-align: justify;'>Güneş ışınlarının zararlı etkilerine bağlı rahatsızlıklara karşı önerileri sıralayan Büyükşehir Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı yetkilileri, olası risklerin en aza düşürülmesini amaçlıyor.</p> <p class='MsoNoSpacing' style='text-align: justify;'><b>DR. SAMRAY: 'GÜNDE EN AZ 2-3 LİTRE SIVI TÜKETEREK, AŞIRI SIVI KAYBI ÖNLENMELİ'</b></p> <p class='MsoNoSpacing' style='text-align: justify;'>Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı'nda görev yapan Dr. Özge Samray, son günlerde artan sıcaklıklar yüzünden, özellikle sıcak çarpması riskinin artış gösterdiğini belirtti.</p> <p class='MsoNoSpacing' style='text-align: justify;'>Sıcak çarpmasının belirtileri hakkında bilgi veren Dr. Samray, 'Sıcak çarpması; 40 derecenin üzerinde ateş, çarpıntı, bulantı, kusma, zihin bulanıklığı gibi semptomlarla kendini gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p class='MsoNoSpacing' style='text-align: justify;'>Bu durumda bazı koruyucu önlemler alınması gerekir. Yurttaşlar giyimlerinde pamuklu kumaşlar tercih etmeli ve sıvı tüketimine mümkün olduğunca dikkat edilmeli. Günde en az 2-3 litre sıvı tüketilmesini öneriyoruz' dedi. Araç kullanan yurttaşlara da önemli uyarı ve tavsiyelerde bulunan Dr. Samray; yaş almışların, çocukların ve evcil hayvanların, kliması çalışmayan araçlarda bırakılmaması gerektiğini vurgularken, patlama riski olan malzemelerin de araçtan çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.</p> <p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/mersinde-kavurucu-sicak-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/mersinde-kavurucu-sicak-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="96298"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir'de annelere güvenli doğum dersi]]></title>
      <link>https://www.umke.org/izmirde-annelere-guvenli-dogum-dersi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/izmirde-annelere-guvenli-dogum-dersi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eşrefpaşa Hastanesi'ndeki Gebe Okulu'nda anne adayları kulaktan dolma bilgiler yerine uzmanlardan eğitim alıyor. Psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, ebe ve hekimlerin görev aldığı program, doğum kaygısını azaltmayı hedefliyor. Yeni program için kayıtlar da başladı.</p><p><strong>İZMİR (İGFA) - </strong>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği bünyesinde açılan Gebe Okulu; hekim, ebe ve hemşireler eşliğinde 20 haftalık gebelere, lohusalara ve baba adaylarına yönelik kapsamlı bir eğitim programı sunuyor.</p> <p>Okulda gebelik süreci, doğum, doğum sonrası bebek bakımı, emzirme danışmanlığı gibi pek çok konuda bilgi verilirken, anne adayları ve yeni doğum yapan annelerin ruhsal ve fiziksel olarak sürece hazırlanması için psikolojik destek ve diyetisyen desteği, ağız ve diş sağlığı muayenesi, pilates ve yoga gibi hizmetler de veriliyor. Üç haftalık eğitim sürecinin ardından katılımcılara mezuniyet belgeleri takdim ediliyor. Gebe Okulu'na gitmek isteyenler için kayıt süreci de yeniden başladı.</p> <p><strong>DOĞUMA HAZIRLANIYORLAR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Gebe Okulu hakkında bilgi veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hilal Elbi, 'Anne adaylarını gebelik, doğum ve lohusalık süreçlerine hem fiziksel hem de psikolojik olarak hazırlayan kapsamlı bir eğitim programı veriyoruz. Bu eğitim programı; doğuma hazırlık, yeni doğan bakımı, emzirme, lohusalık dönemlerine ait bilgileri içeriyor. Beslenme konusunda diyetisyenimiz devreye girerken, gebelik, doğum ve lohusalık eğitimlerini ebe ve hekimler veriyor. Egzersizleri fizyoterapistimiz yaptırıyor, diş muayeneleri diş hekimlerimiz tarafından yapılıyor. Ayrıca gebelik ve doğum süreci için psikolog hizmeti veriliyor. Gebe Okulu'nun asıl amacı, anne ve baba adaylarını kendine güvenen ebeveynler olarak doğuma hazırlamak. Geri bildirimler de olumlu oluyor. Anne adayları; çok memnun kaldıklarını, bilgilendiklerini, kendilerini güvende hissettiklerini söylüyor. Korkularla, bilinmezliklerle doğuma girmektense burada gebeliğin ve doğumun aşamalarını, doğumun nasıl gerçekleşebileceğini, nelerle karşılaşabileceklerini, nasıl emzireceklerini öğreniyorlar. Anne ve baba adayları ile lohusalar, Gebe Polikliniği üzerinden Gebe Okulu'na başvuruda bulunabiliyor' bilgisini verdi.</p> <p><strong>'KENDİMİZİ GÜVENDE HİSSEDİYORUZ'</strong></p> <p>22 haftalık hamile Merve Avşar da 'Gebelik sürecinde bilgi edinme amaçlı araştırma içindeydim. Buraya muayeneye geldiğimde Gebe Okulu'ndan bahsettiler. Hastane temiz ve düzenliydi ve buraya gelmeyi tercih ettim. Eğitimlerde bizimle çok ilgileniyorlar. Burada bebeğin bakımını, onu emzirmeyi, yıkamayı öğreniyoruz. Dışarıdan çok kolay gibi geliyor ama neticede küçücük bir can ve bunları en başından öğrenmek çok farklı bir duygu. Buraya aslında en başta kendimiz için geliyoruz. Önce kendi duygularını yönetmen gerekiyor. Kendini iyi ve yeterli hissedersen zaten bebeğe de yeterli gelirsin ve onu sağlıklı büyütürsün. Dışarıdan öğrendiğimiz bilgilerle burada öğrendiğimiz bilgiler arasında çok fark var. Kulaktan dolma bilgilerle değil uzmanlardan bilgi edindiğimizde içimiz daha rahat oluyor, kendimizi güvende hissediyoruz' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/izmirde-annelere-guvenli-dogum-dersi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/izmirde-annelere-guvenli-dogum-dersi.webp" type="image/jpeg" length="25639"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın belirginleşen bacak damarlarına dikkat! Uzmanlardan toplardamar yetmezliği uyarısı]]></title>
      <link>https://www.umke.org/yazin-belirginlesen-bacak-damarlarina-dikkat-uzmanlardan-toplardamar-yetmezligi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/yazin-belirginlesen-bacak-damarlarina-dikkat-uzmanlardan-toplardamar-yetmezligi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında daha görünür hale gelen ince mor, kırmızı ve mavi damarlar sadece estetik bir sorun olmayabilir. Uzmanlar, sonradan ortaya çıkan ve giderek belirginleşen damarların toplardamar yetmezliğinin ilk belirtisi olabileceğini belirterek, kesin tanı için doppler ultrasonografinin önemine dikkat çekiyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Yaz aylarında şort, etek, mayo ve bikini gibi kıyafetlerin daha sık tercih edilmesiyle birlikte bacaklardaki ince damarlar daha belirgin hale geliyor. Birçok kişi bu görüntüyü yalnızca estetik bir problem olarak değerlendirirken, uzmanlar altta yatan ciddi damar hastalıklarının gözden kaçırılmaması gerektiği uyarısında bulunuyor.</p> <p>Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Murat Kadan, özellikle sonradan ortaya çıkan veya zamanla artış gösteren ince damarların, toplardamar yetmezliğinin ilk belirtilerinden biri olabileceğini söyledi. Erken tanının hastalığın ilerlemesini önlediğini belirten Kadan, gereksiz kozmetik uygulamalardan önce mutlaka uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini vurguladı.</p> <p><strong>8 BELİRTİYE DİKKAT</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Prof. Dr. Kadan, toplardamar kapakçıklarının görevini yerine getirememesi sonucu gelişen venöz yetmezliğin yalnızca ince damar görünümüyle sınırlı kalmayabileceğini ifade ederek; bacak damarlarında belirginleşme, ağrı, şişlik, kaşıntı, gece krampları, ciltte renk değişikliği, ciltte sertleşme ve iyileşmeyen yaralarla ilgili belirtilere dikkat çekti.</p> <p>Bu belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Kadan, dışarıdan görülen damarların hastalığın yalnızca görünen kısmı olabileceğini söyledi.</p> <p>Bacak damarlarının değerlendirilmesinde gözle yapılan muayenenin her zaman yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Kadan, derindeki toplardamarların ve kapakçıkların durumunun venöz doppler ultrasonografi ile ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini ifade etti. Uluslararası kılavuzların da varis ve toplardamar hastalıklarının tanı ve tedavi planlamasında doppler ultrasonografiyi temel yöntem olarak önerdiğini hatırlattı.</p> <p>Tedavi yönteminin hastanın damar yapısına ve hastalığın nedenine göre planlanması gerektiğini belirten Kadan, yüzeyel veya köpük skleroterapi, cilt üzerinden lazer uygulamaları ve büyük toplardamarlara yönelik girişimsel tedavilerin uygun hastalarda tercih edilebildiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/yazin-belirginlesen-bacak-damarlarina-dikkat-uzmanlardan-toplardamar-yetmezligi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/yazin-belirginlesen-bacak-damarlarina-dikkat-uzmanlardan-toplardamar-yetmezligi-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="40859"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dijital güzellik algısı estetik cerrahide yeni bir dönüşüm yaratıyor]]></title>
      <link>https://www.umke.org/dijital-guzellik-algisi-estetik-cerrahide-yeni-bir-donusum-yaratiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/dijital-guzellik-algisi-estetik-cerrahide-yeni-bir-donusum-yaratiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya platformlarının günlük yaşamın merkezine yerleşmesiyle birlikte güzellik algısı da köklü bir dönüşüm geçiriyor. Fotoğraf filtreleri, yapay zekâ destekli düzenlemeler ve dijital efektler; estetik cerrahiye olan talebi artırırken aynı zamanda hastaların beklentilerini de gerçeklikten uzaklaştırabiliyor. Uzmanlar bu durumun, estetik cerrahide hasta-hekim iletişimini daha kritik hale getirdiğini belirtiyor.</p><p>İSTANBUL (İGFA) - Plastik, Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı ve Muayenehaneler Derneği Başkanı Op. Dr. Çetin Duygu, sosyal medya kaynaklı güzellik algısının özellikle son yıllarda belirgin şekilde değiştiğini vurgulayarak, estetik cerrahinin bir 'dijital filtre sonucu' değil, tıbbi ve bilimsel bir planlama süreci olduğunu ifade etti.</p> <p><b>'Filtreli Görseller Gerçek Anatomiyi Yansıtmaz'</b></p> <p>Op. Dr. Çetin Duygu, sosyal medyada sıkça karşılaşılan kusursuz yüz ve vücut görsellerinin çoğu zaman gerçek yaşamla örtüşmediğine dikkat çekti.</p> <p>'Günümüzde hastalarımızın bir kısmı, sosyal medyada filtrelerle oluşturulmuş yüz hatlarını veya dijital olarak inceltilmiş vücut oranlarını referans alabiliyor. Ancak bu görüntüler gerçek anatomik sınırları yansıtmaz. Estetik cerrahinin amacı, bir filtre görünümü yaratmak değil; kişinin kendi yüz ve vücut yapısına uygun, doğal ve sağlıklı bir denge oluşturmaktır' dedi.</p> <p>Duygu, özellikle genç yaş gruplarında bu etkinin daha güçlü hissedildiğini ve estetik beklentilerin giderek daha 'mükemmeliyetçi' bir noktaya kaydığını belirtti.</p> <p><img height='562' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/07/cetin-duygu-muayenehanesi-2-1783416632-604-x750.png' width='750' /></p> <p><b>'Estetik Cerrahi Kopyalama Değil, Kişiye Özel Tasarımdır'</b></p> <p>Estetik cerrahinin en önemli prensibinin kişiye özel planlama olduğunu vurgulayan Op. Dr. Çetin Duygu, her bireyin yüz ve vücut anatomisinin farklı olduğunu hatırlattı.</p> <p>'Bir kişide doğal ve başarılı görünen bir sonuç, başka bir kişide aynı şekilde uygulanamaz. Estetik cerrahi bir kopyalama süreci değildir. Aksine, kişinin kendi anatomik yapısı, cilt özellikleri, yaş faktörü ve beklentileri dikkate alınarak yapılan bilimsel bir tasarım sürecidir' ifadelerini kullandı.</p> <p><b>Sosyal Medya Baskısı: 'Hızlı Sonuç, Kusursuz Görünüm'</b></p> <p>Uzmanlara göre sosyal medya, estetik cerrahiye olan ilgiyi artırmakla birlikte 'hızlı ve kusursuz sonuç' beklentisini de beraberinde getiriyor. Bu durum ise hasta memnuniyeti açısından yanlış algılara yol açabiliyor.</p> <p>Op. Dr. Çetin Duygu bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı:</p> <p>'Estetik işlemler anlık bir değişim gibi algılansa da aslında ciddi bir planlama, iyileşme süreci ve tıbbi değerlendirme gerektirir. Sosyal medya, çoğu zaman bu süreci görünmez hale getiriyor. Bu da hastaların gerçekçi olmayan beklentilerle kliniğe başvurmasına neden olabiliyor.'</p> <p><img height='1000' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/07/cetin-duygu-muayenehanesi-1783416641-658-x750.png' width='750' /></p> <p><b>'Doğallık Yeni Estetik Standart Haline Geliyor'</b></p> <p>Son yıllarda estetik cerrahide belirgin bir trend değişimi yaşandığını ifade eden Op. Dr. Çetin Duygu, abartılı ve belirgin değişimlerden ziyade doğal görünümlü sonuçların ön plana çıktığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>'Artık hastalar daha doğal, yüz ifadesini kaybetmeyen ve kendi kimliğini koruyan sonuçlar talep ediyor. Bu durum estetik cerrahinin gelişimi açısından oldukça olumlu bir dönüşümdür. Başarılı bir operasyon, kişinin 'estetik yaptırdığı belli olmayan' ama daha iyi hissettiği sonuçtur' dedi.</p> <p><b>'Estetik Kararlar Sosyal Medya Değil, Tıbbi Değerlendirme ile Verilmeli'</b></p> <p>Op. Dr. Çetin Duygu, estetik cerrahi kararlarının sosyal medya trendlerine göre değil, uzman hekim değerlendirmesi ile alınması gerektiğini vurguladı.</p> <p>'Her estetik işlem bir tıbbi karardır. Hastanın sağlık durumu, anatomisi ve beklentisi birlikte değerlendirilmeden yapılan işlemler uzun vadede memnuniyetsizlik yaratabilir. Bu nedenle karar süreci mutlaka uzman hekim danışmanlığı ile yürütülmelidir' ifadelerini kullandı.</p> <p><b>'Amaç Değiştirmek Değil, Doğruyu Ortaya Çıkarmaktır'</b></p> <p>Op. Dr. Çetin Duygu, estetik cerrahinin temel amacının kişiyi başka birine dönüştürmek olmadığını, mevcut yapıyı en doğru ve dengeli hale getirmek olduğunu belirtti.</p> <p>'Estetik cerrahi, kişinin kendisini yeniden tanımladığı bir süreç değil; en doğal, en dengeli ve en sağlıklı haline ulaşmasına yardımcı olan bir tıbbi uygulamadır. Başarı, doğallıkla birlikte gelen memnuniyettir' dedi.</p> <p>Uzmanlar, sosyal medya çağında estetik kararların daha bilinçli verilmesi gerektiğini, özellikle filtreli görsellerin gerçekçi beklentiler oluşturmadığını ve bu konuda toplumsal farkındalığın artırılmasının önem taşıdığını vurguluyor.</p> <p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/dijital-guzellik-algisi-estetik-cerrahide-yeni-bir-donusum-yaratiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/dijital-guzellik-algisi-estetik-cerrahide-yeni-bir-donusum-yaratiyor.webp" type="image/jpeg" length="75874"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BTÜ'den diyabet hastalarına umut olacak yerli tedavi ürünü]]></title>
      <link>https://www.umke.org/btuden-diyabet-hastalarina-umut-olacak-yerli-tedavi-urunu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/btuden-diyabet-hastalarina-umut-olacak-yerli-tedavi-urunu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Teknik Üniversitesi, TÜSEB desteğiyle diyabet hastalarında sık görülen iyileşmeyen yaralara yönelik arı sütü kaynaklı yerli tedavi ürünü geliştirmeye hazırlanıyor.</p><p></p> <p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), diyabet hastalarının en önemli sağlık sorunlarından biri olan iyileşmeyen yaralar için yerli bir tedavi ürünü geliştirmeye hazırlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından destek almaya hak kazanan projede, Bursa'dan elde edilen arı sütü ve ileri biyoteknoloji bir araya getirilerek, diyabet hastalarında görülen yaraların hızlı iyileşmesi sağlanacak.</p> <p>Diyabet hastalarında sık görülen ayak yaraları, zamanında tedavi edilmediğinde enfeksiyona neden olabiliyor, hatta uzuv kaybına kadar varan ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p> <p>Bu soruna çözüm geliştirmek amacıyla BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökçe Taner'in yürütücülüğünde önemli bir proje hayata geçirildi. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından da desteklenen 'Diyabetik Ayak Ülseri Tedavisine Yönelik Arı Sütü Kaynaklı Ekstraselüler Vezikül (RJEV)-Yüklü Fotokürlenebilir GelMA Hidrojellerin Geliştirilmesi' başlıklı projede, Bursa'dan elde edilen kaliteli arı sütleri kullanılacak.</p> <p><b>ELDE EDİLECEK JEL ÖRTÜ YARALARA UYGULANACAK</b></p> <p>Araştırmacılar, arı sütünden elde edilen ve hücrelerin birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan doğal nano yapıları özel bir hidrojel içerisine yerleştirecek. Jel kıvamındaki bu yara örtüsü, yara üzerine uygulandığında kontrollü şekilde iyileştirici maddeler salgılayacak.</p> <p>Geliştirilecek yerli yara örtüsünün; yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlaması, yeni damar oluşumunu desteklemesi, enfeksiyon riskini azaltması, hücre yenilenmesini hızlandırması hedefleniyor.</p> <p><img height='500' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/07/6j5a4984-1600x1067-1783413029-555-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><b>YERLİ SAĞLIK TEKNOLOJİSİNE KATKI SAĞLAYACAK</b></p> <p>Türkiye'nin arı ürünleri bakımından zengin bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Gökçe Taner, bu çalışmanın yalnızca diyabet hastalarının yaşam kalitesini artırmayı değil, aynı zamanda yüksek katma değerli yerli sağlık ürünlerinin geliştirilmesine ve sağlık alanında dışa bağımlılığın azaltılmasına da katkı sunacağını belirtti.</p> <p><img height='587' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/07/5-16-1783413061-945-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><b>PROJE EKİBİ</b></p> <p>Doç. Dr. Gökçe Taner'in yürütücülüğündeki projede araştırmacı olarak; Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi İmmünoloji Bölümü'nden: Prof. Dr. Haluk Barbaros Oral, Doç. Dr. Diğdem Yöğen Ermiş, Dr. Öğretim Üyesi Salih Haldun Bal, Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Sabire Güler yer alıyor. Projede genç bilim insanları Dr. Halime Serinçay doktora sonrası bursiyer ve Moleküler Biyolog Hilal Akar, Hilal Vardar ve İrem Özveri ise yardımcı personel olarak bulunuyor.</p> <p><b>REKTÖR ÇAĞLAR: BİLİMSEL BİLGİ TOPLUMSAL FAYDAYA DÖNÜŞÜYOR</b></p> <p>BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, sağlık alanında geliştirilen yenilikçi projelerin toplumun yaşam kalitesini artırmada büyük önem taşıdığını belirterek, ' Üniversitemizde yürütülen bu proje, bilimsel bilginin toplumsal faydaya dönüşmesinin güzel bir örneği. TÜSEB tarafından desteklenmeye hak kazanan bu çalışma, hem yerli sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine hem de ülkemizin biyoteknoloji alanındaki araştırma kapasitesinin güçlenmesine önemli katkılar sağlayacak. Dolayısıyla proje ekibini tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum' dedi.</p> <p><img height='500' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/07/07/6j5a4965-1600x1067-1-1783413034-332-x750.jpeg' width='750' /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/btuden-diyabet-hastalarina-umut-olacak-yerli-tedavi-urunu</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/btuden-diyabet-hastalarina-umut-olacak-yerli-tedavi-urunu.webp" type="image/jpeg" length="22836"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin ilk Nöropsikofizyoloji Araştırma Laboratuvarı açıldı]]></title>
      <link>https://www.umke.org/turkiyenin-ilk-noropsikofizyoloji-arastirma-laboratuvari-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/turkiyenin-ilk-noropsikofizyoloji-arastirma-laboratuvari-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Nöropazarlama Anabilim Dalı bünyesinde Türkiye'nin ilk ve tek Nöropsikofizyoloji Araştırma Laboratuvarı'nı hizmete açtı. Laboratuvar, insan davranışlarını ileri teknolojiyle analiz eden disiplinlerarası araştırmalara ev sahipliği yapacak.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Üsküdar Üniversitesi, bilimsel araştırma altyapısını güçlendirecek önemli bir projeyi daha hayata geçirerek Türkiye'nin ilk ve tek Nöropsikofizyoloji Araştırma Laboratuvarı'nı düzenlenen törenle hizmete açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sosyal Bilimler Enstitüsü Nöropazarlama Anabilim Dalı bünyesinde kurulan laboratuvarın açılışına Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Prof. Dr. Nazife Güngör, Nöropazarlama Anabilim Dalı Başkanı ve Laboratuvar Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Selami Varol Ülker ile akademisyenler katıldı.</p>

<p><img height="495" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/06/1783329821-lab2-1783344066-826-x750.png" width="750" /></p>

<p>Açılışta konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, güçlü araştırma laboratuvarlarının üniversitelerin bilimsel üretim kapasitesini artıran en önemli unsurlardan biri olduğunu belirterek, laboratuvarın öğrenciler, akademisyenler ve araştırmacılar için önemli bir araştırma ortamı sunacağını söyledi. Rektör Prof. Dr. Nazife Güngör ise laboratuvarın farklı disiplinlerden araştırmacıları bir araya getirecek güçlü bir altyapı oluşturduğunu ifade ederek, 'Bu laboratuvar sayesinde bilgi üreten üniversite anlayışımız daha da güçlenecek.' dedi.</p>

<p>Laboratuvar Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Selami Varol Ülker ise, merkezin özellikle lisans ve lisansüstü eğitimlerde uygulamalı araştırmaları destekleyeceğini, ulusal ve uluslararası bilimsel projelere önemli katkılar sağlayacağını dile getirdi.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/06/1783329834-selami-varol-lker-1783344076-385-x750.png" width="750" /></p>

<p>Nöropsikofizyoloji Araştırma Laboratuvarı'nda bireylerin bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçleri; EEG (Elektroensefalografi), Eye Tracking (Göz İzleme Sistemi), Shimmer biyofizyolojik ölçüm sistemi ve Sanal Gerçeklik (VR) teknolojileri kullanılarak incelenecek. Laboratuvarda göz hareketleri, beyin aktivitesi, kalp atım hızı ve deri iletkenliği gibi fizyolojik veriler yüksek hassasiyetle ölçülerek psikoloji, nörobilim, nöropazarlama, sağlık bilimleri, mühendislik ve davranış bilimleri başta olmak üzere birçok alanda bilimsel araştırmalarda kullanılacak.</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi, Türkiye'de ilk olma özelliği taşıyan laboratuvarın disiplinlerarası araştırmaları destekleyerek hem eğitim süreçlerine hem de ulusal ve uluslararası bilimsel projelere önemli katkılar sunmasını hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.umke.org/turkiyenin-ilk-noropsikofizyoloji-arastirma-laboratuvari-acildi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/turkiyenin-ilk-noropsikofizyoloji-arastirma-laboratuvari-acildi.webp" type="image/jpeg" length="67495"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
