<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>umke.org - Güncel Haberler, Son Dakika Haberleri ve Günün Haberleri</title>
    <link>https://www.umke.org</link>
    <description>umke.org - Güncel Haberler, Son Dakika Haberleri ve Günün Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.umke.org/rss/ataturk" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 19 Jul 2026 22:38:19 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/rss/ataturk"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir Kütahya Savaşları Tarihi Ve Önemi - Eskişehir Kütahya Savaşı Tarafları, Nedenleri Ve Sonuçları Kısaca Bilgi]]></title>
      <link>https://www.umke.org/eskisehir-kutahya-savaslari-tarihi-ve-onemi-eskisehir-kutahya-savasi-taraflari-nedenleri-ve-sonuclari-kisaca-bilgi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/eskisehir-kutahya-savaslari-tarihi-ve-onemi-eskisehir-kutahya-savasi-taraflari-nedenleri-ve-sonuclari-kisaca-bilgi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle pek çok devletin geçmiş ve geleceklerini belirleyen olaylar savaşlar aracılığı ile olmuştur. Bu savaşanlardan birisi ve Türk tarihi için en önemlerinden olanı da Eskişehir Kütahya savaşıdır. Bu nedenle pek çok kişi tarafından Eskişehir Kütahya Savaşları tarihi ve önemi - Eskişehir Kütahya Savaşı tarafları, nedenleri ve sonuçları kısaca bilgi nedir? Soruları araştırılmaktadır. Bu ve benzeri savaşlar hakkında sorularınız için detayları derledik.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Savaşlar pek çok milleti yıkıma götürebilmektedir. Fakat savaşların pek çoğu milletlerin kendi topraklarını savunmak aracılığı ile yaptığı bilinmektedir.</p>

<p><strong>Eskişehir Kütahya Savaşı Nedir?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eskişehir Kütahya savaşı aslında birinci dünya savaşının bir devam savaşı olarak bilinmektedir. Savaşın tarafları daha çok işgalci pozisyonunda bulunana Yunanistan ve diğer ittifak devletleri ile savunmacı pozisyonunda bulunana Türkiye devleti olmaktadır. Birinci dünya savaşı sonucunda kabul Edilen barış anlaşması hem Türkler için hem de Türklerin geleceği için oldukça zor ve katı bir anlaşma olarak bilinmekteydi. Bu nedenle pek çok kimse tarafında bu anlaşma feshi edilmiş ve tekrar işgalci devletler ile çatışma içerisinde bulunmuştur. Savaşın asıl amacı Türklerin kendi toprağı olan Anadolu’dan uzaklaştırtılmasını sağlamaktadır.</p>

<p><br />
<strong>Eskişehir Kütahya Savaşı Özeti ve Kısaca Bilgi</strong></p>

<p><br />
İlk olarak Eskişehir Kütahya savaşı meydana gelmeden önceki savaşlarda yunana ordusu ezici şekilde Türk ordusuna mağlup olmuştur. Yapılan araştırmalar ve savaş kayıtlarına göre Eskişehir Kütahya savaşından önce yapılan bu iki savaşta Türk ordusun aletleri ve silahları nerdeyse yunan ordusunun 3 de biri kadardır. Yani Yunan ordusu yaklaşık olarak her yönden Türk ordusunun üç katı olmasında rağmen yenilmiştir.</p>

<p>Devamında bu yenilgiyi hazmedemeyen Yunanistan arkasından aldığı birçok ittifak devleti ile yeni bir ordu kurup tekrar savaşmak için Türklere saldırmıştır. Fakat hem maddi imkânsızlıklar hem de ordunun tam olarak silah eksiğinin tamamlanmamasında dolayı Eskişehir Kütahya savaşı kayıp edilmiştir. Yunanlar Türk ordusuna karşı galip gelmiştir. Bu nedenle Türk ordusu geri çekilmek zorunda kalmıştır.</p>

<p><strong>Eskişehir Kütahya Savaşı Tarihi</strong></p>

<p><br />
Savaş yaz ayında olmuştur ve savaşın tam olarak yapıldığı ay temmuz ayı olarak bilinmektedir. Savaş tam tarihine göre 1921 yılın <strong>10 ve 24 Temmuz</strong> günleri arasında tam olarak geri çekilme ile birlikte 14 gün sürmüştür. Savaş Türk taraflındın yenilmesi ile sona ermiştir.</p>

<p>Eskişehir Kütahya Savaşı Kimler Arasında ve Nerede Olmuştur? Eskişehir Kütahya Savaşı Tarafları</p>

<p><br />
Eskişehir Kütahya savaşı Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan arasında olmuştur. Bu iki devlet Eskişehir ovasında karşılaşmış ve savaşın başında Türk tarafı üstün gelmiştir. Zaman içerisinde Yunana tarafının üstün gelmesi ile Türk tarafı kaybetmiştir.</p>

<p>Eskişehir Kütahya Savaşı Nedenleri</p>

<p><br />
İlk olarak işgalci pozisyonunda bulunana Yunanistanlılar tamamen Anadolu’dan Türk milletini atmak istemekteydiler. Fakat Türklerin yaklaşık olarak 1200 yıldır ana yurdu olan toprakları bırakmak istemedikleri belirtilmiştir. Bu nende iki taraf arasında Eskişehir Kütahya savaşı gibi beş savaş yapılmıştır. Savaş sonunda Yunan ordusu ağır bir mağlubiyete uğramıştır. Çok ağır bir anlaşma yaparak Türk topraklarını terk etmiştir.</p>

<p><br />
<strong>Eskişehir Kütahya Savaşı Sonuçları</strong></p>

<p>Türk tarafı Eskişehir Kütahya savaşı sonucunda yenilgiye uğramış ve Sakarya ırmağının doğusuna çekilmek sorunda kalmıştır. Mustafa Kemal paşanın yönlendirmesi ile tekrar Sakarya savaşı ile hücuma geçilmiş ve Yunan ordusu püskürtülmüştür.</p>

<p>Eskişehir Kütahya Savaşı Önemi</p>

<p><br />
Aslın da stratejik açıdan oldukça büyük bir öneme sahip ola batı Anadolu kısa bir süreliğine Eskişehir Kütahya savaşı ile yunanlara bırakılmıştır. Fakat devamında yapılan savaşlar ile tamamen işgalci pozisyonunda olan yunana ordusu Anadolu topraklarında def edilmiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ATATÜRK</category>
      <guid>https://www.umke.org/eskisehir-kutahya-savaslari-tarihi-ve-onemi-eskisehir-kutahya-savasi-taraflari-nedenleri-ve-sonuclari-kisaca-bilgi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 19:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/1541963860533.jpg" type="image/jpeg" length="63886"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurtuluş Savaşı kronolojisi, tarihi, özeti, cepheleri, nedenleri ve sonuçları: Kurtuluş Savaşı ne zaman başladı ve bitti?]]></title>
      <link>https://www.umke.org/kurtulus-savasi-kronolojisi-tarihi-ozeti-cepheleri-nedenleri-ve-sonuclari-kurtulus-savasi-ne-zaman-basladi-ve-bitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/kurtulus-savasi-kronolojisi-tarihi-ozeti-cepheleri-nedenleri-ve-sonuclari-kurtulus-savasi-ne-zaman-basladi-ve-bitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1. Dünya Savaşı'ndan mağlup bir devlet olarak ayrılan Osmanlı Devleti; 1918 yılında Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalamış ve hemen ardından Türk yurdu, İtilaf güçleri tarafından işgale uğramıştır. İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve son olarak da Ege Bölgesi'ni ele geçirmek üzere İzmir'i işgal eden Yunanlara karşı başlatılan bir istiklal mücadelesi olan Kurtuluş Savaşı nedenleri ve sonuçları nelerdir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Konuyla ilgili araştırmalar yapan öğrencilerin de yararlanabilmeleri adına Kurtuluş Savaşı Özeti başlığı altında Kurtuluş Savaşı konu anlatımı formatına uygun olarak hazırladığımız yazımızı sizler için hazırladık. İşte, Kurtuluş Savaşı tarihi hakkında tüm detaylar…</p>

<h3>Kurtuluş Savaşı Ne Zaman Başladı?<br />
Türk Kurtuluş Savaşı; 19 Mayıs 1919 tarihinde 9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Mustafa Kemal Paşa; bir hafta kadar Samsun’da kaldıktan sonra önce Havza’ya hareket etmiş oradan da Amasya geçerek Amasya Genelgesi’ni yayınlamış ve Türk Kurtuluş Savaşı’nın başladığını tüm dünyaya duyurmuştur.</h3>

<p></p>

<h2><strong>Kurtuluş Savaşı Özeti</strong><br />
Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıkışıyla başlayan Türk Kurtuluş Savaşı birçok aşamadan meydana gelmektedir. Samsun’dan sonra 25 Mayıs’ta Havza’ya geçen Mustafa Kemal; burada bir genelge yayınlamıştır.</h2>

<p>Havza Genelgesi (29 Mayıs 1919)<br />
Anadolu’da bölgesel direnişi örgütleyen müdafaa-i hukuk cemiyetlerine gönderilen bu genelgede Mustafa Kemal; işgallere karşı protestolar düzenlenmesini, orduların terhis edilmemesini ve silah ve cephanenin korunmasını istemiştir.</p>

<p>Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919)<br />
Kurtuluş Savaşı’nın amacını, nedenlerini ve yöntemini bildiren ilk belge olması sebebiyle büyük bir öneme sahip olan Amasya Genelgesi; Mustafa Kemal Paşa’nın yanı sıra Refet (Bele) Bey, Ali Fuat (Cebesoy) Bey, Rauf (Orbay) Bey ve Kazım (Karabekir) Bey’in imza ve onayı olan belgenin öne çıkan maddeleri şu şekildedir:</p>

<p>Milletin bağımsızlığı ve vatanın bütünlüğü tehlikededir.<br />
İstanbul hükümeti üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemektedir.<br />
Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.<br />
Erzurum Kongresi (23 Temmuz – 7 Ağustos 1919)<br />
Erzurum Kongresi bölgesel bir kongre olmasına rağmen, tüm milleti ilgilendiren önemli kararlar alınması açısından büyük bir önem arz eder. Erzurum Kongresi’nde alınan önemli kararlar şunlardır:</p>

<p></p>

<p>Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür; parçalanamaz.<br />
Manda ve himaye kabul edilemez.<br />
Kuvay-i Milliye’yi etkin, milli iradeyi hakim kılmak esastır.<br />
Geçici bir hükümet kurulacaktır.<br />
İkinci Dünya Savaşı'nda Türk dış politikası nedir?<br />
İkinci Dünya Savaşı'nda Türk dış politikası nedir?<br />
Erzurum Kongresi’nde alınan bir diğer önemli karar ise Temsil Heyeti’nin kurulması olmuştur. Başkanlığını Mustafa Kemal Paşa’nın üstlendiği bu heyetin bir hükümet gibi çalışması kararlaştırılmıştır.</p>

<p>Sivas Kongresi (4 – 11 Eylül 1919)<br />
Anadolu’nun farklı yerlerinden katılan temsilcilerle Sivas Kongresi; bu özelliğiyle ulusal bir kongre olarak dikkat çekmektedir. Erzurum Kongresi’nde alınan kararların genişletildiği Sivas Kongresi’nde bölgesel direnişi örgütlendiren müdafaa-i hukuk cemiyetleri, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla birleştirilmiştir.</p>

<p>Amasya Görüşmesi (20 – 22 Ekim 1919)<br />
Amasya Görüşmesi ya da Amasya Protokolü; İstanbul hükümeti ile Temsil Heyeti arasında, Sivas Kongresi’nde alınan kararlar üzerine görüşmelerin yapıldığı bir toplantıdır. Yapılan görüşmenin öne çıkan sonuçlar şunlardır:</p>

<p></p>

<p>İstanbul Hükümeti, Meclis-i Mebusan’ın yeniden açılmasını kabul etmiştir.<br />
Temsil Heyeti, İstanbul hükümetine karşı siyasi bir başarı kazanmıştır.<br />
Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nın Toplanması ve Misak-ı Milli Kararları (28 Ocak 1920)<br />
Mustafa Kemal Paşa’nın da Erzurum milletvekili olarak seçildiğim son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda alınan en önemli karar Misak-ı Milli kararları olmuştur.</p>

<p>Alınan Misak-ı Milli kararlarının neticesinde İtilaf Devletleri İstanbul’a yeni birlikler sevk etmiş ve var olan işgali genişletmiştir. Aynı zamanda Meclis-i Mebusan’ı kapatmışlar ve milletvekillerinin bir kısmını sürgüne göndermişlerdir.</p>

<p>TBMM’nin açılması (23 Nisan 1920)<br />
İstanbul’da yaşananların neticesinde Temsil Heyeti; yeni bir meclisin Ankara’da toplanmasına karar vermiştir. Yeni vekiller ve son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’ndan bazı vekillerle oluşturulan meclis 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da toplanmıştır. Açılan TBMM’de alınan önemli kararlar şu şekildedir:</p>

<p>TBMM’nin üstünde hiçbir güç yoktur.<br />
Yeni bir hükümet kurmak gereklidir.<br />
Mecliste seçilecek bir heyet, hükümet işlerine bakacaktır.<br />
İstanbul’da bulunan padişah ve halife baskıdan kurtulduktan sonra, meclisin uygulayacağı yasaya göre durumları belirlenecektir.<br />
Sevr Barış Antlaşması (10 Ağustos 1920)</p>

<p>Paris’te İstanbul hükümeti yetkilileri ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan antlaşma; Saltanat Şurası tarafından da onaylanmıştır. Osmanlı Devleti’ni, Anadolu içlerindeki küçücük bir alana hapseden bu anlaşma, TBMM tarafından sert bir şekilde kınanmış ve bu antlaşmaya olumlu oy veren Saltanat Şurası üyeleri vatan haini ilan edilmiştir.</p>

<p>Kurtuluş Savaşı Cepheleri<br />
Kurtuluş Savaşı; Doğu, Güney ve Batı olmak üzere 3 ana cephede cereyan etmiştir.</p>

<p>Kurtuluş Savaşı Komutanları<br />
Doğu Cephesi: Kazım (Karabekir) Bey</p>

<p>Batı Cephesi: Ali Fuat (Cebesoy) Bey, İsmet (İnönü) Bey</p>

<p>Güney Cephesi: Refet (Bele) Bey</p>

<p><strong>Doğu Cephesi</strong><br />
Doğu Cephesinde; 1920 yılının Eylül ve Ekim aylarında Ermenistan ile savaşılmıştır. Kazım Karabekir’in başında bulunduğu 15. Kolordu ile Ermenistan kuvvetleri arasında 10 gün süren savaşta Ermenistan kesin bir yenilgiye uğratılmış ve Kars, Ardahan, Batum, Artvin ve Iğdır geri alınmıştır. Gerçekleşen savaşın sonunda, 3 Aralık 1920 tarihinde Ermenistan ile TBMM arasında Gümrü Antlaşması imzalanmıştır. İmzalanan antlaşmaya göre;</p>

<p>Doğu cephesindeki çatışmalar büyük oranda sona ermiştir.<br />
Ermenistan TBMM ve Misak-ı Millîyi tanıyan ilk devlet olmuştur.<br />
Gümrü Antlaşması; TBMM’nin uluslararası alanda imzaladığı ilk antlaşma olmuştur.<br />
Doğu cephesinde öne çıkan gelişmelerden bir tanesi de Sovyet Rusya ile TBMM arasında 16 Mart 1921 tarihinde imzalanan Moskova Antlaşması’dır. Moskova Antlaşması’nın öne çıkan maddeleri ise şu şekildedir:</p>

<p></p>

<p>Osmanlı ile Çarlık Rusya arasındaki antlaşmalar geçersiz sayılmıştır.<br />
Kars, Ardahan ve Artvin Türkiye’de kalacaktır.<br />
Her iki ülke de, birbirlerinin tanımadığı antlaşmaları tanımayacaklardır.<br />
Sovyet Rusya; TBMM ile Ermenistan ve Gürcistan arasında olan antlaşmaları tanıyacaktır. Bunun karşılığında Batum, Gürcistan’a verilecektir.<br />
Moskova Antlaşması’nın ardından 13 Ekim 1921’de TBMM’nin Ermenistan ve Gürcistan arasında Kars Antlaşması imzalanmıştır. Moskova ve Kars Antlaşmaları ile Türkiye’nin doğu sınırı kesinlik kazanmıştır.</p>

<p>Güney Cephesi<br />
Güney cephesinde; Kuvay-i Milliye kuvvetleri ile Fransa ve Ermeni çeteleri arasında savaşlar yaşanmıştır. Sütçü İmam, Ali Saip Bey gibi kahramanların büyük mücadeleleri sonucunda bölgedeki Türk direnişi başarıya ulaşmış ve Fransa; TBMM ile 1921 yılında Ankara Anlaşmasını imzalayarak bölgeden çekilme kararı almıştır. İmzalanan Ankara Antlaşması’na göre;</p>

<p>Güney cephesinde savaş sona ermiştir.<br />
İtilaf Devletleri arasındaki birlik bozulmuş ve Fransa yeni Türk devletini tanımıştır.<br />
Batı Cephesi<br />
İngilizlerden aldığı destekle Batı Anadolu’yu işgal eden Yunanlar ile önce Kuvay-ı Milliye kuvvetleri ardından da düzenli ordunun kurulmasıyla TBMM orduları arasında gerçekleşmiş olan bir dizi savaştır. Bursa, Bilecik, Eskişehir’i de işgal ederek Afyon’a kadar gelen Yunan birlikleri ile gerçekleşen ilk savaş 1. İnönü Savaşı’dır.</p>

<p></p>

<p><strong>1. İnönü Savaşı (6 – 10 Ocak 1921)</strong><br />
Yunan kuvvetleri ile TBMM kuvvetleri arasında gerçekleşen bu muharebede, Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey önderliğindeki Türk ordusu büyük bir zafer kazanmıştır. Düzenli ordular ile kazanılan ilk zafer olan 1. İnönü Savaşı’nın sonuçları şu şekildedir:</p>

<p>Rusya ile Moskova Antlaşması imzalanmıştır.<br />
Afganistan ile dostluk antlaşması imzalanmıştır.<br />
12 Mart 1921’de İstiklal Marşı kabul edilmiştir.<br />
Barış şartlarını görüşmek için Londra Konferansı toplanmış ve İtilaf Devletleri tarafından TBMM’de bu konferansa davet edilmiştir. TBMM Sevr’i hiçbir şartta kabul etmeyeceğini bildirmiş ve görüşmeler olumsuz sonuçlanmıştır. TBMM’nin uluslararası bir toplantıya davet edilmesiyle TBMM, İtilaf Devletleri tarafından resmen tanınmıştır.<br />
2. İnönü Savaşı (23 Mart– 1 Nisan 1921)<br />
Ankara’ya ulaşarak TBMM’yi dağıtmak isteyen Yunan Kuvvetleri ikinci kez durdurulmuş ve geri püskürtülmüştür. Düzenli ordunun ikinci büyük zaferi olan bu savaşın sonuçları şu şekildedir:</p>

<p></p>

<p>İtalyan ve Fransızlar işgal ettikleri yerleri boşaltma kararı almışlardır.<br />
Batı cephesinin güneyinde bulunan kuvvetler de İsmet Paşa’nın komutasına verilmiştir.<br />
Mustafa Kemal Paşa’nın İsmet Paşa’ya gönderdiği, “Siz orada yalnız düşmanı değil; milletin makûs talihini de yendiniz. Düşman çizmesi altındaki kara bahtlı topraklarımızla beraber bütün vatan, en ücra köşesine kadar sizin zaferinizi kutluyor” telgrafı bu savaşın sonunda gönderilmiştir.</p>

<p>Eskişehir – Kütahya Savaşı (10 – 24 Temmuz 1921)<br />
Yunan birlikleri ile TBMM orduları arasında gerçekleşen bu savaşta Yunanlar Eskişehir – Afyon hattını ele geçirmiş ve Türk kuvvetleri Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmek zorunda kalmıştır. Eskişehir – Kütahya Savaşı sonuçları şunlardır:</p>

<p>Mustafa Kemal Paşa’ya 3 aylık başkomutanlık yetkisi verilmiştir.<br />
Tekâlif-i Milliye Emirleri çıkartıldı ve İstiklal Mahkemeleri kuruldu.<br />
Meclis’in Kayseri’ye taşınma fikri gündeme geldi.<br />
Sakarya Meydan Muharebesi (22 Ağustos – 13 Eylül 1921)<br />
Yunan orduları bu savaşta geri püskürtülmüş ve Eskişehir hattına geri çekilmek zorunda bırakılmıştır. Bu tarihten sonra Yunanlar savunmaya; TBMM ise saldırı pozisyonuna geçmiştir. Sakarya Meydan Muharebesi’nin öne çıkan sonuçları şu şekildedir:</p>

<p></p>

<p>Mustafa Kemal Paşa’ya gazilik ve mareşallik ünvanları verilmiştir.<br />
İtalya, Anadolu’yu tamamen boşaltmıştır.<br />
Fransa ile Ankara Antlaşması imzalanmıştır.<br />
Doğu cephesinde Kars Antlaşması imzalanmış ve Türkiye’nin doğu sınırı çizilmiştir.<br />
Ayrıca Mustafa Kemal Paşa’nın ‘’Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır’’ sözü bu savaş esnasında söylenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Büyük Taarruz (26 Ağustos – 30 Ağustos 1922)<br />
Sakarya Meydan Muharebesi sonrası yaklaşık 1 sene süre hazırlıkların sonunda Mustafa Kemal Paşa 26 Ağustos 1922 tarihinde Yunanlara karşı taarruza başladı. 26 Ağustos sabahı top atışlarıyla başlayan Büyük Taarruz 29 Ağustos’a kadar sürmüş ve 30 Ağustos sabahı Yunan birliklerin büyük bir bölümü yok edilmiştir.</p>

<p>Mustafa Kemal Paşa’nın ‘’Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir; ileri!’’ emriyle, İzmir hattına doğru geri çekilmeye Yunan birliklerinin peşine düşen Türk ordusu 2 Eylül tarihinde Uşak’ a girmiştir. Burada Yunan komutanı Trikopis esir alınmış ve 9 Eylül günü İzmir Türk ordusu tarafından geri alınmıştır. 18 Eylül 1922 tarihine gelindiğinde ise Batı Anadolu’da Yunan askeri kalmamıştır.</p>

<h2><strong>Mudanya Ateşkes Antlaşması (11 Ekim 1922)</strong><br />
Bursa’nın Mudanya ilçesinde gerçekleşen Mudanya Mütarekesi; TBMM ile İtilaf Devletleri arasında imzalanmıştır. Yunanistan’ın görüşmelere katılmadığı antlaşmada, TBMM’yi İsmet Paşa temsil etmiştir. Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın öne çıkan maddeleri şu şekildedir:</h2>

<p>Türk – Yunan Savaşı sona erecek.<br />
Doğu Trakya 15 gün içinde boşaltılacak.<br />
İtilaf Devletleri barış antlaşması imzalanana kadar İstanbul’da kalmaya devam edecek.<br />
Barış antlaşması imzalanana kadar Türk birlikleri Çanakkale ve İzmit çizgisini geçmeyecek.<br />
Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)<br />
TBMM ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile Kurtuluş Savaşı’nda elde edilen askeri başarı siyasi arenada da taçlanmıştır. Lozan Antlaşması’na göre;</p>

<p>Yeni Türk devletinin varlığı kesinlik kazanmıştır. Türk devletinin tam bağımsızlığı ve ulusal egemenliği kabul edilmiştir.<br />
Yeni Türk devletinin sınırları büyük oranda belirlenmiştir.<br />
Kapitülasyonlar kaldırılmıştır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ATATÜRK</category>
      <guid>https://www.umke.org/kurtulus-savasi-kronolojisi-tarihi-ozeti-cepheleri-nedenleri-ve-sonuclari-kurtulus-savasi-ne-zaman-basladi-ve-bitti</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 18:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/07/119435ce449a449d820da2196e953fc3.jpg" type="image/jpeg" length="98348"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AKP'li belediye meclisi üyesinden 'Atatürk'e ve 'Kemalistlere' skandal sözler: Hakaretleri sıraladı, istifa etti]]></title>
      <link>https://www.umke.org/akpli-belediye-meclisi-uyesinden-ataturke-ve-kemalistlere-skandal-sozler-hakaretleri-siraladi-istifa-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/akpli-belediye-meclisi-uyesinden-ataturke-ve-kemalistlere-skandal-sozler-hakaretleri-siraladi-istifa-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun’un Terme ilçesinde AKP’li Meclis Üyesi Rümeysa Eker’in sosyal medya hesabından yaptığı Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kemalistlere yönelik hakaret içerikli ifadeleri tepki çekti. Paylaşımın meclise taşınmasının ve CHP'nin suç duyurusunun ardından Eker istifa etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'un Terme ilçesinde AKP'li Belediye Meclis Üyesi Rümeysa Eker'in sosyal medya hesabından, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve ‘Kemalistler’ hakkında yaptığı hakaret içerikli paylaşım tepki çekti.</p>

<p>Söz konusu paylaşım Terme Belediye Meclisi toplantısında da gündeme geldi ve CHP'li Meclis üyesi Neslihan Özdemir, paylaşımı kürsüden okuyarak tepki gösterdi.</p>

<p></p>

<p>Gerginliğe neden olan paylaşımın ardından CHP grubu meclis salonunu protesto amacıyla terk etti ve savcılığa suç duyurusunda bulundu.</p>

<p>Kendisini "umumi bir çıkarım" diyerek savunan Eker ise muhalefeti gündem oluşturmaya çalışmakla suçladı.</p>

<p>İSTİFA GELDİ<br />
Odatv’nin aktardığı habere göre, mecliste yaşanan protestolar ve CHP'nin suç duyurusunun ardından Meclis Üyesi Rümeysa Eker, AKP üyeliğinden ve Terme Belediye Meclis üyeliğinden istifa etti.</p>

<p></p>

<p>PAYLAŞIM MECLİS GÜNDEMİNE GELDİ: "UTANARAK OKUYORUM"<br />
Meclis toplantısında söz alan CHP'li Meclis üyesi Neslihan Özdemir, Eker'in sosyal medya hesabından yaptığı hakaret içerikli paylaşımı kürsüden okuyarak tepki gösterdi.</p>

<p>Özdemir, "Utanarak okuyorum" diyerek Eker'in ifadelerini meclis üyelerinin yüzüne okuyarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bu paylaşımı yapan kişi şu anda bu mecliste görev almakta. Atatürk'ü 'M. Kamal' diyerek itibarsızlaştırmaya çalışmış. Onun sana kazandırdığı seçme ve seçilme hakkından yararlanacaksın. Hangi akrabanın torpili ile kimlerin hakkını yiyerek listeye girdiğini bir düşün önce."</p>

<p>Toplantıda yaşanan tartışmaların ardından CHP'li meclis üyeleri yaşanan durumu protesto etmek amacıyla salonu terk etti.</p>

<p>CHP'DEN SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU<br />
Yaşanan gelişmelerin ardından CHP Terme İlçe Başkanlığı, söz konusu paylaşım hakkında Terme Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Savcılığa sunulan dilekçede, paylaşımın Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun ile Türk Ceza Kanunu'nun 216'ncı maddesi (Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama) kapsamında değerlendirilmesi ve cezalandırılması talep edildi.</p>

<p></p>

<p>CHP il teşkilatı ayrıca Rümeysa Eker'i istifaya davet etti.</p>

<p>TKP'DEN DE KINAMA GELDİ<br />
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Samsun İl Örgütü de konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, "Cumhuriyet fikrini ve bağımsızlık mücadelesinin önderi Mustafa Kemal Atatürk'ü hedef alan hadsiz ve çirkin ifadeler nedeniyle Terme Belediyesi AKP'li Meclis Üyesi Rümeysa Eker'i kınıyoruz" denildi.</p>

<p>Açıklamada Samsun'un kurtuluş mücadelesindeki önemine vurgu yapılarak, "Samsun, kurtuluşun şehridir. Cumhuriyet devriminin değerlerine ve onun önderlerine yönelik saygısızlık kabul edilemez" ifadelerine yer verildi.</p>

<p>KENDİNİ SAVUNDU: "UMUMİ BİR ÇIKARIM"<br />
CHP grubunun salonu terk etmesinin ardından mecliste söz alan AKP'li Rümeysa Eker ise hakaret içerikli sözlerinin arkasında durduğunu belirtti. Eker, kendisini, "Onlar kendi anlamak istediği gibi yorumladı. O umumi bir çıkarım. Doğru da. Bunu biliyorum yani. Bu sağcı solcu diyerek, hani ben solculardan da çok güzel düşünceli, giyinen her konuda hak yemeyen tipler ben de tanıdım. Yani ama onlar biraz şahsi çıkarlarına göre bence yorumladı" ifadeleriyle savundu.</p>

<p></p>

<p>"GÜNDEM OLUŞTURMAK İÇİN YAPIYORLAR"<br />
Paylaşımının kamuoyuna yansıtılma biçimini kabul etmediğini dile getiren ve muhalefet partisini suçlayan Eker, açıklamasını, "Burada biraz da gündem oluşturmak için, yoksa onların anladığı gibi bir şey olamaz yani. Ve zaman kimin haklı olduğunu elbette eninde sonunda ortaya çıkarır" sözleriyle tamamladı.</p>

<p>Meclis Üyesi Rümeysa Eker, AKP üyeliğinden ve Terme Belediye Meclis üyeliğinden istifa etti.</p>

<p>Bununla beraber, Samsun AKP'de sürpriz bir kadro değişikliği yapıldı. İki ilçe başkanının aynı anda görevden alındığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yine Odatv'nin edindiği bilgiye göre, AKP’nin Samsun İl Başkanlığı'na çağrılan Çarşamba İlçe Başkanı Ersin Sandıkçı ile Terme İlçe Başkanı İsa Baş'ın istifaları istendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ATATÜRK, Gündem</category>
      <guid>https://www.umke.org/akpli-belediye-meclisi-uyesinden-ataturke-ve-kemalistlere-skandal-sozler-hakaretleri-siraladi-istifa-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 23:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/06/bd20b2a5-9df1-45bc-84c8-a9ea0797ece3.webp" type="image/jpeg" length="49369"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KURTULUŞA GİDEN YOL]]></title>
      <link>https://www.umke.org/kurtulusa-giden-yol</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/kurtulusa-giden-yol" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 Mayıs 1919: Atatürk’ün Samsun’a çıktı, Kurtuluş’a ilk meşaleyi yaktı!
Türk Milleti'nin Kurtarıcısı, Büyük Önder Başbuğ  Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da düşmanın dört koldan sardığı yurdu kurtuluşa götürmek için Samsun'a çıkıp Milli Mücadele'yi başlatmasının üzerinden 107 yıl geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Milleti'nin Kurtarıcısı Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 107 yıl önce İstanbul’dan bindiği Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkmış ve Milli Mücadele ateşini yakmıştı. İşte kurtuluşa giden yol…</p>

<p></p>

<h2>ATATÜRK’ÜN SAMSUNA ÇIKIŞI ÖNCESİ OSMANLI</h2>

<p>Atatürk Nutuk’un ilk sayfalarında Samsun’a çıkışının öncesinde Osmanlı Devleti’nin içerisinde bulunduğu genel vaziyet ve manzarayı şu sözlerle anlatıyor;</p>

<p><em>“Osmanlı Devleti’nin dahil bulunduğu grup, Harbi Umumi’de mağlup olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir mütarekename imzalanmış. Büyük Harbin uzun seneleri zarfında, millet yorgun ve fakir bir halde. Millet ve memleketi Harbi Umumi’ye sevk edenler, kendi hayatları endişesine düşerek, memleketten firar etmişler.</em></p>

<p><em>Saltanat ve hilafet mevkiini işgal eden Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın riyasetindeki kabine; ikiz, haysiyetsiz, korkak, yalnız Padişah’ın iradesine tabi ve onunla beraber şahıslarını</em><br />
<em>koruyabilecek herhangi bir vaziyete razı.Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…</em></p>

<p></p>

<p><em>İtilaf devletleri, mütareke hükümlerine riayete lüzum görmüyorlar. Birer vesile ile, İtilaf donanmaları ve askerleri İstanbul’da. Adana vilayeti, Fransızlar; Urfa, Maraş, Ayıntap,ı İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Konya’da İtalyan askeri kıtaları; Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay ve memurları ve özel adamları faaliyette. Nihayet, söze başlangıç kabul ettiğimiz tarihten dört gün evvel, 15 Mayıs 1919’da İtilaf devletlerinin rızasıyla Yunan ordusu İzmir’e çıkarılıyor.</em></p>

<p><em>Bundan başka, memleketin her tarafında, Hıristiyan unsurlar gizli, açık, özel emel ve maksatlarının elde edilmesinin teminine, devletin bir an evvel çökmesine mesai sarf ediyorlar. Daha sonra elde edilen sağlam malumat ve vesikalar ile teyit olundu ki, İstanbUl Rum Patrikhanesi’nde teşekkül eden Mavri Mira heyeti vilayetler dahilinde çeteler teşki ve idare etmek, mitingler ve propagandalar yaptırmakla meşgul.</em></p>

<p><em>Yunan Salibi Ahmeri, resmi Muhacirin Komisyonu; Mavri Mira heyetinin mesaisinin kolaylaştırılmasına hizmet etmekte. Mavri Mira heyeti tarafından idare olunan Rum mekteplerinin izci teşkilatları, yirmi yaşını aşmış gençler de dahil olmak üzere her yerde ik mal olunuyor.</em><br />
<em>Enneni Patriği Zaven Efendi de, Mavri Mira heyetiyle hemfikir olarak çalışıyor. Enneni hazırlığı da tamamen Rum hazırlığı gibi ilerliyor.Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz sahillerinde teşekkül etmiş ve İstanbul’daki merkeze bağlı Pontus Cemiyeti kolaylıkla ve muvaffakiyetle çalışıyor “</em></p>

<h2>MONDROS ANTLAŞMASI 7. MADDE</h2>

<p>Atatürk‘ün “Mondros Mütarekenamesi maddeleri ve bilhassa bu maddeler arasında yedincisi, beyni yakan ateşten bir zehirdi.” sözleri ile bahsettiği bu tehlikeli madde İtilaf Devletleri’nin güvenliklerinin tehdit altında olduğunu öngördükleri stratejik yerleri işgal etmelerine zemin hazırlayarak Osmanlı Devleti’ni düşman işgaline açık bir hale getiriyordu.</p>

<p></p>

<h2>İNGİLİZLER MONDROS ANTLAŞMASININ 7. MADDESİNİ BAHANE EDEREK NOTA VERİYOR</h2>

<p>Bir hafta kadar Samsun’da kalan ve 25 Mayıs’tan 12 Haziran’a kadar Havza’da kaldıktan sonra Amasya’ya giden Mustafa Kemal Atatürk bu müddet zarfında bütün memlekette milli teşkilat vücuda getirilmesi gerektiğini bütün kumandanlara ve üst seviyedeki mülki memurlara tebliğ etti.<br />
İzmir, Manisa ve Aydın’ın işgali ve icra olunan tecavüz ve zulüm hakkında henüz millet aydınlanmamış ve milli varlığa vurulan bu darbeye karşı alenen herhangi bir üzüntü ve şikayet ortaya konulmamıştı.</p>

<p>Mustafa Kemal, milletin bu haksız darbe karşısında sessiz ve hareketsiz kalmasının milletin aleyhinde olacağını düşünerek, milleti ikaz edip harekete geçirmek maksadıyla 28 Mayıs 1919 tarihinde, valilere ve bağımsız mutasarrıfllıklara, Erzurum’da 15. Kolordu, Ankara’da<br />
20. Kolordu ve Diyarbekir’de 13. Kolordu Kumandanlarına, Konya’da Ordu Müfettişliği’ne şu sözlerle seslendi;</p>

<p><em>“İzmir’in ve maalesef bunu takip eden Manisa ve Aydın’ın işgali, gelecekteki tehlikeyi daha aleni hissettirmiştir. Ülke bütünlüğümüzün muhafazası için, milli tezahüratın daha canlı olarak gösterilmesi ve devam ettirilmesi lazımdır. Milli hayat ve bağımsızlığı yaralayan işgal ve ilhak gibi hadiseler bütün millete kan ağlatmaktadır. Üzüntülerin önü alınamıyar. Hazım ve tahammül edilemez olan bu ahvalin derhal giderilmesini bütün medeni milletlerle büyük devletlerin adalet ve tesirinden sabırsızlıkla beklemek zemininde, önümüzdeki hafta zarfında ve muhtelif vilayetlere göre</em><br />
<em>Pazartesi başlayıp Çarşamba günü müracaatın arkası alınmak üzere, büyük ve heyecanlı mitingler yapılarak milli tezahüratta bulunulması ve bunun bütün bağlı yerlere de yayılması ve bütün büyük devletlerin temsilcileriyle Babıali’ye tesirli telgraflar verilmesi ve yabancı olan yerlerde yabancılara da tesir yapılmakla beraber, milli tezahüratta adap ve sükunetin fevkalade korunması ve Hıristiyan halka karşı bir taarruz ve gösteri ve husumet gibi tavırlar alınmaması elzemdir. Zatıalilerinin bu fikirler etrafında hassas ve tesirli bulunmalan dolayısıyla işin iyi idaresinden ve muvaffakiyetten acizlerinde tam bir güven mevcuttur. Neticesinin bildirilmesini rica eylerim.”</em></p>

<p>Verilen bu talimat üzerine dört bir yanda mitingler yapılmaya başlandı. Her tarafta tezahürat yapılması için yapılan tebligat tarihinden üç gün sonra Mustafa Kemal, Harbiye Nazırı’nın 31 Mayıs 1919 tarihli tebligatı ile karşı karşıya kaldı.</p>

<p>Sivas Vali Vekaleti’nden 2 Haziran i 919 tarihli aldığı tebligatta ise “bugün Miralay DömanjI imzasıyla alınan telgrafnamede ‘Aziziye’de İzmir’in<br />
işgali üzerine Hıristiyanların katledilmekle tehdit edildiği ve bu ise uygun olmayıp size vaziyeten haber veriyorum ki , bu haller Müttefik askerleri tarafından vilayetinizin işgaline sebep olur’ mealinde bildirimlerde bulunulmaktadır” denilmekte idi</p>

<p>Hakikatte, ne Sivas’ta endişe verici bir hal vardı ve ne de Hıristiyanların katledilmekle tehdit edildiği…</p>

<p>Bölgede oluşan gerilim İngiliz Yüksek Komiserliği ve Karadeniz Ordusu Başkumandanlığı’nı rahatsız etti. Rumlara yapılan sözde saldırıları bahane ederek İstanbul Hükümeti’ne nota verdiler. Durumun kontrol altına alınmasını istediler. Aksi takdirde bölgenin işgal edileceğini bildirdiler.</p>

<h2>MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN SAMSUN’DAKİ RESMİ GÖREVLERİ NELERDİR?</h2>

<p>Hükümet, Anadolu’ya göndereceği Atatürk’e şu görevleri verdi:</p>

<ul>
 <li>Bölgede asayişin sağlanması,</li>
 <li>Silah ve cephanenin toplanıp koruma altına alınması,</li>
 <li>Şuralar varsa ve asker toplanıyorsa bunların derhal engellenmesi,</li>
 <li>Şuraların kapatılması.</li>
</ul>

<h2>ATATÜRK’ÜN SAMSUN’A ÇIKIŞI</h2>

<p><img alt="" decoding="async" src="https://www.veryansintv.com/uploads/images/2021/05/image_750x_60a443bb44387.jpg" /></p>

<p>16 Mayıs 1919’da Samsun’a hareket eden Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919‘da Samsun’a çıktı. İngilizlerin denetiminde olan Samsun’da milli mücadele hareketi için istediklerini gerçekleştiremeyeceğini anlayan Mustafa Kemal, 25 Mayısta Havza’ya geçti.</p>

<p>Samsun’a çıkışını Mustafa Kemal, Nutuk’ta şu şekilde anlatmıştır:</p>

<p><em>“1919 yılı Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve manzara : Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durum, Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, Şartları ağır bir ateşkes Antlaşması imzalamış, Büyük Harbin uzun yılları boyunca, millet yorgun ve fakir bir halde. Milleti ve memleketi Dünya Savaşı’na sokanlar, kendi hayatları endişesine düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilafet makamında bulunan Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve yalnız tahtını emniyete alabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet aciz, haysiyetsiz, korkak, yalnız Padişahın iradesine tabi ve onunla beraber şahıslarını koruyabilecek herhangi bir duruma razı, Ordunun elinde silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta. İtilaf Devletleri, ateşkes Antlaşmasının hükümlerine uymağa lüzum görmüyorlar. Birer vesileyle itilaf donanmaları ve askerleri İstanbul’da Adana vilayeti Fransızlar, Urfa, Maraş, Gaziantep İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Konya’da İtalya askeri birlikleri, Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay ve memurlar ve ajanlar faaliyette. Nihayet başlangıç kabul ettiğimiz tarihten dört gün önce 15 Mayıs 1919’da itilaf Devletleri’nin uygun görmesiyle Yunan ordusu İzmir’e çıkartılıyor. Bundan başka, memleketin her tarafından Hıristiyan azınlıklar gizli, açık milli emel ve maksatlarını gerçekleştirmeğe, devletin bir an evvel çökmesine, çalışıyorlardı.”</em></p>

<p><em>MUSTAFA KEMAL PAŞA İLE SAMSUN’A ÇIKANLAR</em></p>

<p><em>1. Kurmay Albay Kazım Dirik Müfettişlik Kurmay Başkanı</em><br />
<em>2. Kurmay Albay Mehmet Arif Ayıcı Kurmay Başkanı Yardımcısı</em><br />
<em>3. Kurmay Binbaşı Hüsrev Gerede Birinci şube müdürü</em><br />
<em>4. Binbaşı Kemal Doğan Müfettişlik Topçu Kumandanı</em><br />
<em>5. Dr. Albay İbrahim Tali Öngören Ordu Sıhhiye Başkanı</em><br />
<em>6. Dr. Binbaşı Refik Saydam Sıhhiye Başkan Yardımcısı</em><br />
<em>7. Yüzbaşı Cevat Abbas Gürer Müfettişlik Başyaveri</em><br />
<em>8. Üsteğmen Muzaffer Kılıç Müfettişlik ikinci Yaveri</em><br />
<em>9. Yüzbaşı Ali Şevket Öndersev Müfettişlik Emir Subayı</em><br />
<em>10. Üsteğmen Hayati, Kurmay Başkanı Emir Subayı</em><br />
<em>11. Yüzbaşı Mümtaz Tünay</em><br />
<em>12. Yüzbaşı İsmail Hakkı</em><br />
<em>13. Yüzbaşı Mustafa Süsoy Karargah komutanı</em><br />
<em>14. Üsteğmen Abdullah, İaşe Subayı</em><br />
<em>15. Birinci Sınıf Katip Faik Aybars Şifre Katibi</em><br />
<em>16. Dördüncü Sınıf Katip Memduh Şifre Katibi Yardımcısı</em><br />
<em>17. 3.Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bele</em><br />
<em>18. Üsteğmen Hikmet Gerçekçi Alb. Rafet Bey’in yaveri</em></p>

<h2>MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ASKERLİKTEN İSTİFA EDİYOR</h2>

<p>İstanbul’un emrettiği gibi Türk direnişçilerini dağıtmayan ve silahlarını toplamayan, aksine halkı direnişe çağırarak silah dağıtan Mustafa Kemal Atatürk İstanbul tarafından geri çağrıldı.</p>

<p>Amasya Genelgesi’nin yayınlanmasından sonra 23 Haziran 1919’da Dahiliye Nezareti Atatürk’ün azledilmesine karar verdi. Dahiliye Nezareti 26 Haziran 1919’da milli ordu kurmayı yasaklayan bir genelge yayınladı.</p>

<p>Dahiliye Nezareti daha sonra Mustafa Kemal Atatürk’ü padişah adına yeniden geri çağırdı. Atatürk İstanbul’un çağrılarına uymayınca 8 Temmuz 1919’da İstanbul tarafından görevden alındı. Atatürk bunun üzerine askerlikten istifa ederek sine-i millete döndü.</p>

<h2>ATATÜRK’ÜN İSTİFA TELGRAFI</h2>

<p><img alt="" decoding="async" src="https://www.veryansintv.com/uploads/images/2021/05/image_750x_60a4291e7f3d1.jpg" /></p>

<p><em>“Mübarek vatan ve milleti parçalanmak tehlikesinden kurtarmak, Yunan ve Ermeni isteklerine kurban etmemek için açılan milli savaşmalar uğrunda milletle beraber serbest surette çalışmağa askeri ve resmi sıfatım artık engel olmaya başladı. Bu gaye-i mukaddese (kutsal amaç) için milletle beraber sonsuza kadar çalışmağa mukaddesatım (kutsal şeylerim) adına söz vermiş olduğum cihetle, pek aşıkı bulunduğum yüce askerlik mesleğine bugün veda ve istifa ettim. Bundan sonra milli ve kutsal gayemiz için her türlü fedakarlıkla çalışmak üzere sine-i millette (milletin bağrında) bir ferd-i mücahit (savaşçı kişi) suretiyle bulunmakta olduğumu tamimen arz ve ilan eylerim.”</em></p>

<h2>ATATÜRK’E ‘KATLİ VACİPTİR’ DİYEREK ÖLÜM FETVASI ÇIKARDILAR</h2>

<p>Mustafa Sabri, Sadrazam Damat Ferit’i, Kuvayı Milliye’ye karşı yeterince sert olmamakla eleştiriyordu. Anadolu hareketini bastırmak için “silahın” ve “dinin” kullanılmasını istiyordu. Sonunda bu düşünceleri karşılık buldu. Damat Ferit Hükümeti, 18 Nisan 1920’de Kuvayı Milliye’ye karşı Kuvayı İnzibatiye’yi (Halifelik Ordusu)’nu kurdu ve bir hafta önce de 11 Nisan fetvasını yayımladı. Yani bu ihanet fetvasının fikir babalarından biri Mustafa Sabri’ydi. İngilizlerin baskısı, Sadrazam Damat Ferit’in isteği ve Padişah Vahdettin’in onayıyla Atatürk ve silah arkadaşlarının öldürülmelerinin “dinen caiz” olduğunu belirten ihanet fetvası, 11 Nisan 1920’de o zamanki Şeyhülislam Dürrizade Abdullah imzasıyla yayımlandı.</p>

<h2>İSTANBUL HÜKÜMETİ DURMUYOR: KUVAYİ MİLLİYE’YE KARŞI KUVAYİ İNZİBATİYE</h2>

<p>Kurtuluş Savaşı’nda İstanbul Hükûmeti’nin Kuvâ-yi Milliye’ye karşı kurduğu bu askeri örgüt, Birleşik Krallık’ın Damat Ferit hükûmetine 7 Nisan 1920 tarihinde Hilafet Ordusu’nun kurulması için izin vermesi ile 18 Nisan tarihinde kuruldu.</p>

<h2>VAHDETTİN’DEN ATATÜRK VE ARKADAŞLARINA İDAM KARARI</h2>

<p>Padişah Vahdettin, Atatürk ve arkadaşları hakkında verilen dört ayrı idam kararını onaylamıştır. İdam kararlarının gerekçesi de karar kadar ihanet içermekteydi. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları “Kuvayi Milliye adı altında ‘fitne ve fesat’ düzenlemek, halktan para ve asker toplamak” gibi gerekçelerden dolayı idama mahkum ediliyorlardı.</p>

<h2>SAMSUN’A ÇIKIŞ SONRASI GENELGELER VE KONGRELER</h2>

<h3>AMASYA GENELGESİ</h3>

<p>Havza’daki çalışmalarını tamamladıktan sonra Mustafa Kemal ve arkadaşları, 12 Haziran 1919’da Amasya’ya geçtiler. Milli Mücadele çalışmalarını sürdüren Mustafa Kemal, Hüseyin Rauf Orbay, Refet Bele ve Ali Fuat Cebesoy birlikte Amasya Genelgesi’ni hazırladılar. Hazırlanan bildiri, Erzurum’da 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir’e sunuldu. O’nun da onayının alınmasından sonra, bildiri, 22 Haziran 1919’da tüm mülki amir ve askeri komutanlara telgrafla Abdurrahman Rahmi Efendi tarafından ulaştırıldı.</p>

<p>Amasya Genelgesi, milli mücadelenin temel gerekçe, amaç ve yöntemini ilk olarak belirtmiş oldu. Amasya Genelgesi’nin yayınlanması İstanbul’da bulunan işgal güçlerinin tepkisini çekmişti. Özellikle İngilizlerin, Mustafa Kemal’i geri getirmek için İstanbul Hükümeti üzerindeki baskıları iyice artmıştı. Mustafa Kemal, İstanbul’a dönmediği için daha sonra görevinden alınacaktır.</p>

<p>O sırada İçişleri Bakanı olan ve Milli Mücadele’ye sıcak bakmayan Ali Kemal Bey, bir genelge yayınlayarak, Mustafa Kemal’in iyi bir asker olduğunu, fakat İngiliz baskısı sonucu görevinden alındığını duyurmuştur.</p>

<p>Amasya Genelgesi’nin içeriği şöyledir:</p>

<p>1- Vatanın bütünlüğü, milletin istiklâli tehlikededir.<br />
2- İstanbul Hükümeti, üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu hal, milletimizi âdeta yok olmuş göstermektedir.<br />
3- Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.<br />
4- Milletin içinde bulunduğu bu duruma göre harekete geçmek ve haklarını yüksek sesle cihana işittirmek için her türlü tesir ve denetimden uzak milli bir heyetin varlığı zaruridir.<br />
5- Anadolu’nun her bakımdan emniyetli yeri olan Sivas’ta bir kongre toplanacaktır.<br />
6- Bunun için her ilden milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin mümkün olduğu kadar çabuk yetişmek üzere yola çıkarılması gerekmektedir. Bu temsilciler, Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak cemiyetleri ve belediyeler tarafından seçilecektir.<br />
7- Her ihtimale karşı, bu meselenin bir milli sır halinde tutulması ve temsilcilerin, lüzum görülen yerlerde, seyahatlerini kendilerini tanıtmadan yapmaları lazımdır.<br />
8- Doğu illeri için, 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. Bu tarihe kadar diğer illerin temsilcileri de Sivas’a gelebilirlerse; Erzurum Kongresi’nin üyeleri, Sivas genel kongresine katılmak üzere hareket edecektir.</p>

<h3>ERZURUM KONGRESİ</h3>

<p>Anadolu’da milli mücadele birliğinin kurulmasının ikinci adımı Erzurum Kongresi ile atıldı. Amasya Genelgesi’nden sonra İstanbul ve askerlikle ilişkisi kesilen Mustafa Kemal’e, başta Kazım Karabekir olmak üzere Anadolu’daki komutan ve mülki amirlerin büyük bir çoğunluğu verdikleri desteği sürdürmeye devam ettiler.</p>

<p>Amasya Genelgesi’nde yer aldığı gibi, Mustafa Kemal bu dönemde milli bir kongre toplayarak, milli mücadele ile ilgili tüm faaliyetleri birleştirmeyi planlıyordu. Kazım Karabekir, milli bir kongreden önce Doğu illeri için bölgesel bir kongre toplanmasının faydalı olacağı görüşündeydi. Mustafa Kemal, bölgesel bir kongreye karşı olmasına rağmen, Kazım Karabekir ve Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin ısrarları karşısında bir kongre toplanmasını ve kongreye katılmayı kabul etti. Kongre, 10 Temmuz’da toplanması kararlaştırılmış olmasına rağmen, 23 Temmuz’da bir okul salonunda 54 delege ile çalışmalarına başladı.</p>

<p><img alt="" decoding="async" src="https://www.veryansintv.com/uploads/images/2021/05/img_60a433950b5b81-43342122-16365039.gif" /></p>

<p><em>(23 Temmuz 1919 günü Erzurum Kongresinin toplandığı okul)</em></p>

<p>Mustafa Kemal’in davetli olarak katıldığı bu kongreye asil üye olabilmesi için, Erzurum delegesi Cevat Dursunoğlu istifa ederek, kendi yerine Mustafa Kemal’in seçilmesini sağladı. İlk gün, Mustafa Kemal kongre başkanlığına seçildi. Milli bir hal alan kongrede, genel değerlendirmeler yapıldı ve doğu illerinin durumu görüşüldü.</p>

<p>Milli mücadelenin temelleri açısından önemli kararlar alındı. Erzurum Kongresi’ne katılanlar, 17 çiftçi ve tüccar, 5 emekli subay, 4 emekli memur, 5 öğretmen, 4 gazeteci, 5 hukukçu, 2 mühendis, 1 doktor, 6 din adamı, 3 eski milletvekili, 1 general ve 1 eski bakan olmak üzere 54 delegeden oluşmuştu.</p>

<p>Alınan Kararlar:</p>

<p>1. Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür; parçalanamaz.<br />
2. Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet top yekün kendisini savunacak ve direnecektir.<br />
3. Vatanı korumayı ve istiklali elde etmeyi İstanbul Hükümeti sağlayamadığı takdirde, bu gayeyi gerçekleştirmek için geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri milli kongrece seçilecektir. Kongre toplanmamışsa, bu seçimi Temsil Heyeti yapacaktır.<br />
4. Kuva-yı Milliyeyi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak temel esastır.<br />
5. Hıristiyan azınlıklara siyasi hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.<br />
6. Manda ve himaye kabul edilemez.<br />
7. Milli Meclisin derhal toplanmasını ve hükümet işlerinin Meclis tarafından kontrol edilmesini sağlamak için çalışılacaktır.<br />
8. Milli irade padişahı ve halifeyi kurtaracaktır.</p>

<h3>BALIKESİR KONGRELERİ</h3>

<p>Balıkesir Kongresi, bölgedeki milli kuvvetlerin sayılarının artması karşısında, bunların bir düzen altına alınması, beslenme ve teçhizatın sağlanması amacıyla düzenlendi. 28 Haziran – 12 Temmuz 1919 günleri arasında Hacım Muhittin Çarıklı başkanlığında toplandı. Balıkesir ve çevresinde Yunanlılar’ı Anadolu’dan çıkarmak için bir direniş hattı oluşturuldu.</p>

<p>26-30 Temmuz arasında, I. Balıkesir Kongresi’nde kurulan Merkez Heyeti, teşkilatı kuvvetlendirmek için Erzurum Kongresi sürerken, ikinci bir kongre topladı. Kongreye katılanlar bütün güçlerini birleştirmeyi, Yunanlılara karşı savaşmak için asker toplamayı ve gereken diğer bütün önlemleri almayı kararlaştırdı.</p>

<p>Kongre, direniş hareketinin meşruiyetini sağlayacak bir dil kullandı. Yöre halkına ve İstanbul’a yumuşak mesajlar göndererek, faaliyetlerinin ittihatçılık ve çetecilikle alakası olmadığını, amaçlarının saltanatın ve hilafetin korunması olduğunu belirtti. Ayrıca, mücadelelerinin Yunan işgalini bertaraf etmekle sınırlı olduğu ve herhangi bir iktidar kaygısına düşmedikleri vurgulandı.</p>

<p>Bu kongre, asker toplamanın yanında, bütün kongrelerde olduğu gibi, padişaha olan bağlılığını da bildirmişti. İşgal devletlerinin temsilcilerine telgraflar çekilmişti.</p>

<h3>ALAŞEHİR KONGRESİ</h3>

<p><img alt="" decoding="async" src="https://www.veryansintv.com/uploads/images/2021/05/img_60a4335cc626f2-41592372-98271329.gif" /></p>

<p>Erzurum Kongresi sürerken, Ege’deki vatanseverler de Balıkesir’de büyük bir kongre toplamıştı. Erzurum Kongresi bittikten sonra, bu vatanseverler Alaşehir’de tekrar bir araya gelip yeni bir kongre topladılar. Bu kongrede, Balıkesir Kongresi ve Erzurum Kongresinin kararları görüşüldü. İki önemli konuda karar alındı.</p>

<p>Batı Anadolu’da Yunanlılara karşı direnilecek ve ölünceye dek bu direniş sürecekti. Bu amaçla silahlanma ve askere alma gibi her tür işlem yapılacaktı. Gerekirse İtilaf Devletlerinden yardım istenecekti. Kongreye katılanlar, mutlaka gerekli ise bölgelerinin Yunanlılar yerine İtilaf Devletlerince işgalinin daha uygun olacağını saptamışlardı.</p>

<h3>SİVAS KONGRESİ</h3>

<p>Sivas Kongresi, Amasya Genelgesi ile milli bir kongre olarak öngörülmüştü. Erzurum Kongresi’nden sonra kongre ile ilgili çalışmalar yapılıyordu. Bu arada, Fransızlar Sivas Kongresine karşı bazı önlemler alıyordu. Fransız Binbaşı Brunot, kongrenin toplanması halinde Sivas Valisi Reşit Paşa’ya şehrin işgal edileceğini söylemişti. Hatta, Elazığ Valisi Ali Galip, kongreyi basmakla görevlendirilmişti. Tüm engellemelere rağmen, kongre 4 Eylül 1919’da bugün lise olarak kullanılan binada saat 15:00’de toplandı. (Katılanlar) Mustafa Kemal’in Kongre başkanlığına seçilmesine kimi üyelerden itirazlar geldi. Ancak yapılan seçimde kongre başkanlığına Mustafa Kemal Paşa getirildi. Kongre ilk günlerinde, İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ilişkisi olup olmadığını tartıştı. Daha sonra manda sorunu gündeme geldi. Sivas Kongresi, ilk milli kongre niteliğinde olduğu için kararlar da bu doğrultuda alınmıştır. Erzurum Kongresinde alınan kararların tümü kabul edilmiştir. Yurtta ayrı ayrı bölgesel olarak çalışan tüm cemiyetlerin birleştirilmesi ve tek yönetim altına alınması sağlandı. Yeni bir Temsil Heyeti oluşturuldu ve bu heyetin başına Mustafa Kemal getirildi.</p>

<p><img alt="" decoding="async" src="https://www.veryansintv.com/uploads/images/2021/05/img_60a433ced447f7-23581124-94380403.gif" /></p>

<p><em>(Mustafa Kemal Sivas Kongresi günleri)</em></p>

<p>Sivas Kongresi Kararları</p>

<p>1. Milli sınırları içinde vatan bölünmez bir bütündür; parçalanamaz.<br />
2. Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet top yekün kendisini savunacak ve direnecektir.<br />
3. İstanbul Hükümeti, harici bir baskı karşısında memleketimizin herhangi bir parçasını terk mecburiyetinde kalırsa, vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü temin edecek her türlü tedbir ve karar alınmıştır.<br />
4. Kuvay-ı Milliye’yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak temel esastır.<br />
5. Manda ve himaye kabul olunamaz.<br />
6. Milli iradeyi temsil etmek üzere, Meclis-i Mebusan’ın derhal toplanması mecburidir.<br />
7. Aynı gaye ile, milli vicdandan doğan cemiyetler, “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında genel bir teşkilat olarak birleştirilmiştir.<br />
8. Genel teşkilatı idare ve alınan kararları yürütmek için kongre tarafından Temsil Heyeti seçilmiştir.</p>

<h3>AMASYA GÖRÜŞMELERİ ve PROTOKOLÜ</h3>

<p>Ali Rıza Paşa Hükümeti’nin temsilcisi Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Sivas Kongresi Temsil Heyeti adına Başkan Mustafa Kemal Paşa, Rauf (Orbay) ve Bekir Sami (Kunduh) Beyler arasında Amasya’da görüşmeler yapıldı.</p>

<p>Amasya görüşmesi ve imzalanan protokoller, Anadolu’da başlatılan milli mücadelenin İstanbul Hükümeti’nce tanınması bakımından önemlidir. Yapılan toplantılar sonunda, önemli kararlar ve hükümler içeren, üçü açık ve ikisi gizli beş protokol hazırlanıp kabul edildi.</p>

<h2>ANKA</h2>

<p>Atatürk tarafından kurulan gizli birim, onun havacılık alanındaki planlarını ve projelerini yerine getirmek adına ciddi şekilde uğraş vermiştir. Atatürk’ün “Bana vaad ettiğiniz işler yapılıp bitirildikten sonra imzamın geri kalan kısmını tamamlarım” demesi de bir bakıma bu gizli birimin varlığını kanıtlar niteliktedir.</p>

<p>Seçkin subaylardan kurulan ve havacılık ile alakalı önemli çalışmaların yapıldığı bu birimde subaylar sık sık yabancı uçak pilotları ile de bir araya gelmiş, bu sayede Türk havacıları önemli derecede bilgi ve deneyim kazanmıştır. Bu çalışmalar sonucunda Osmanlıca olarak, askere özel, az sayıda basılmış havacılık ve gelişmelerle alakalı kripto (şifreli) bir mecmuada şunlar yazılıydı:</p>

<p>“İstikbalde tayyareler öyle ileri gidecek ki, devletlerin ve milletlerin her hareketlerini gözetleyecek, dev gece görüşü teknikleriyle, şehirler ve milletler gece dahi gözetlenecek.” Atatürk ve arakadaşları, bu sistemi ANKA olarak adlandırmışlardı.</p>

<p><img alt="" decoding="async" height="844" loading="lazy" src="https://www.veryansintv.com/uploads/images/2021/05/image_750x_60a43ad9598a1.jpg" width="663" /></p>

<p><em>(1922 yılında yayınlanan bir dergideki ANKA Kuşu)</em></p>

<p>Resimlerdeki ANKA’lara dikkat edecek olursak, o dönemde hayal edilerek çizilmiş bu ANKA’lar, dönemin süper gücü İngiltere’nin Başkenti Londra’yı aydınlatarak gözetlemektedir. Buckingham Sarayı ve Thames Nehri de çizimlerde yer almaktadır.</p>

<p><img alt="" decoding="async" src="https://www.veryansintv.com/uploads/images/2021/05/image_750x_60a443b8690a9.jpg" /></p>

<h2>HEM CEPHEDE HEM MASADA SAVAŞ</h2>

<h3>SSCB İLE İLİŞKİLER</h3>

<p>Dünya Savaşı sırasında Rusya’da Ekim Devrimi olmuş ve savaştan çekilmişti. Lenin önderliğindeki Bolşevikler, Çarlık Rusya zamanında İtilaf Devletleri arasında yapılan Türkiye aleyhindeki gizli antlaşmaları açıkladılar ve Çarlık Rusya’nın işgal ettiği Türkiye topraklarından çekildiler. Ankara Hükümeti Milli Mücadele boyunca S.S.C.B ile iyi ilişkiler kurarak maddi yardım ve silah, cephane desteği aldı.</p>

<h3>FRANSA İLE İLİŞKİLER</h3>

<p>İngiltere ve Fransa arasındaki çıkar çatışmalarını iyi değerlendiren Ankara Hükümeti Fransa ile Ankara Antlaşması’nı imzaladı. Bu antlaşma ile İtilaf Devletleri cephesi bozulmuş, Güney Cephesindeki savaş sona ermiştir. Ankara Antlaşması aynı zamanda Fransa’nın Ankara Hükümeti’ni tanıması anlamına da gelmektedir.</p>

<h3>İTALYA İLE İLİŞKİLER</h3>

<p>Tıpkı Fransa gibi İtalya’nın da İngiltere ile arasında problemler baş göstermişti. 1. Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri tarafından İtalya’ya vaat edilen topraklar Yunanistan tarafından da isteniyordu ve Akdeniz’de İtalya’yı kendine rakip olarak gören İngiltere Yunanistan’ı destekliyordu. Ankara Hükümeti bu durumu da iyi bir şekilde kullanarak İtalya ile ilişkilerini geliştirdi. Sonuç olarak İtalya işgal ettiği topraklardan çekildi.</p>

<h2>TÜM YURDA YAYILDI</h2>

<p>Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının Samsun’a çıkarak yaktığı kurtuluş meşalesi sırasıyla Amasya, Erzurum ve Sivas’ta da yakılarak tüm yurda yayıldı. Milli Mücadele sonunda 29 Ekim 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti, bu yıl 103. yaşına giriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ATATÜRK, Gündem</category>
      <guid>https://www.umke.org/kurtulusa-giden-yol</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/03/atam-ataturk.jpg" type="image/jpeg" length="43425"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Atatürk’ün çocuklara armağanı, milletimizin en gururlu günü: 23 Nisan kutlu olsun!"]]></title>
      <link>https://www.umke.org/ataturkun-cocuklara-armagani-milletimizin-en-gururlu-gunu-23-nisan-kutlu-olsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/ataturkun-cocuklara-armagani-milletimizin-en-gururlu-gunu-23-nisan-kutlu-olsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Bugün çocukların günü! Yüzlerindeki gülücük, kalplerindeki umut hiç eksilmesin. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mız kutlu olsun.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<figure>
<figcaption>
<p>"Atatürk’ün çocuklara armağanı, milletimizin en gururlu günü: 23 Nisan kutlu olsun!"</p>

<p></p>

<p><img alt="A T A M" height="692" src="https://umkeorg.teimg.com/umke-org/uploads/2026/04/a-t-a-m.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="526" /></p>

<p>TBMM bugün 106. yaşını tamamladı. 23 Nisan 1920’de açılan Gazi Meclis, 106 yıllık yaşamında çok önemli toplumsal ve siyasal görevleri başarmıştır.</p>

<p>Meclis’in 23 Nisan 1920’de toplanması, Milli Mücadele örgütlenmesinin bir dönüm noktasıydı.</p>

<p></p>

<p>Birinci Meclis, Kuvayı Milliyecilerden oluşuyordu. Güçler birliği kuramı geçerliydi. Hükümeti oluşturan bakanlar Meclis tarafından seçiliyordu. Meclis başkanı aynı zamanda hükümetin de başkanıydı.</p>

<p>Yaratılan bu model, “meclis hükümeti sistemi”dir. Bu model, Birinci Meclis’in dünya anayasa tarihine önemli bir katkısıdır.</p>

<p>23 Nisan 1920’de toplantılarına başlayan Meclis öncelikle, kendi askeri gücünü kurdu. İnönü savaşları, Sakarya ve Dumlupınar savaşlarıyla başarıya ulaşıldı ve işgalci güçler vatandan kovuldu.</p>

<p>Bağımsızlık Savaşı’ndan sonra yeni bir dönem başlıyordu. Aydınlanma Devrimleri birer birer Meclis kararıyla kabul edildi. 1924 Anayasası ile de parlamenter demokrasiye adım atıldı.</p>

<p>Meclis, demokratik açılımlar yolunda da görevini yaptı. 14 Mayıs 1950 seçimleri öncesi yargıç yönetiminde hukuka bağlı adil seçim yasasını kabul etti.</p>

<p>Kuvvetler ayrılığı esasına dayalı, parlamenter demokrasinin temel ilkelerini kabul eden 1961 Anayasası, Meclis tarafından demokrasi karşıtı 12 Eylül 1980 darbesine kadar titizlikle uygulandı.</p>

<p>Ne yazık ki 1980’den sonra adım adım hukuk devletinden uzaklaşma dönemi başlamıştır.</p>

<p>2017 halkoylaması ile kabul edilen cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle partili devlet başkanı olgusu kabul edilirken demokrasinin temel unsuru kuvvetler ayrılığı sistemi de tahrip ediliyordu.</p>

<p></p>

<p>Meclis, siyasal iktidarın daha açık deyimiyle yürütme gücünün tam etkisi altına girdi. Meclis’in denetleme yetkileri soru, gensoru, Meclis araştırması gibi hukuksal yollar tıkandı.</p>

<p>Bütün bu gelişmeler yaşanmıştır ve yaşanıyor. Ancak TBMM’nin yüz yıllık geçmiş bir tarihi vardır.</p>

<p>Bu tarih aynı zamanda demokratik bir birikimdir. Bir diğer önemli nokta unutulmamalıdır. Türk milleti temelde demokrasiyi benimsemiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türk toplumu gerçek ve evrensel demokratik sisteme yeniden kavuşacaktır. Kuvvetler ayrılığı ilkesi, bağımsız yargı modeli yeniden kurulacaktır. Türk toplumu tam ve kusursuz demokrasiye er geç kavuşacaktır.</p>
</figcaption>
</figure></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ATATÜRK</category>
      <guid>https://www.umke.org/ataturkun-cocuklara-armagani-milletimizin-en-gururlu-gunu-23-nisan-kutlu-olsun</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 08:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2026/03/atam-ataturk.jpg" type="image/jpeg" length="95273"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Celal Şengör anlattı: Atatürk olmasaydı ne olurdu ?]]></title>
      <link>https://www.umke.org/prof-dr-celal-sengor-anlatti-ataturk-olmasaydi-ne-olurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.umke.org/prof-dr-celal-sengor-anlatti-ataturk-olmasaydi-ne-olurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün 100 yıllık Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ebediyete intikalinin 85'inci yıl dönümünde anılırken, Prof. Dr. Celal Şengör Atatürk düşmanlarına tokat gibi bir açıklama yaparak "Atatürk olmasaydı ne olurdu" sorusuna yanıt verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün 85. ölüm yıl dönümü münasebetiyle KAFATV'de yöneltilen soruları yanıtlayan Celal Şengör dikkat çeken açıklamalarda bulundu.</p>

<p><br />
"Atatürk hakikaten dünyanın en büyük adamlarından. Atatürk çapında bir adama 'Kimler rakip olabilir?' diye düşünüyorum. Askerlikte al Cengiz Han'ı muazzam rakip olur. Al Timur'u muazzam rakip olabilir. Yok, halklarına olan faydalarına bakıyorsun. İkisinin halkı da esir yaşıyor kardeşim. Atatürk bir yıldız. Hem ısıtıyor, hem aydınlatıyor." diyen Şengör, o olmasaydı neler yaşanabileceğini anlattı.</p>

<p><br />
İşte Şengör'ünm açıklamaları:</p>

<p>Atatürk olmasaydı; bugün anladığımız şekliyle Türkiye Cumhuriyeti olmazdı. Türk Milleti olmazdı. Bir sürü önemli fikir ortaya atılmamış olurdu. Bu önemli fikirden istifade eden dünya liderleri vardır. Atatürk sırf bizi etkilemedi. Bütün mazlum ulusları etkilemiş bir adamdır. Çünkü Atatürk insan haysiyetine esir yaşamayı sığdıramıyor, 'Olmaz böyle şey!' diyor.</p>

<p>Kendi hayatıyla buna örnek veriyor. Yani askeri mekteplere gidiyor. Orada bile asi adam ya. 'Bu dedikleriniz olmaz' diyor. Atatürk'ün çok önemli bir tarafı tabii dehası. Bizlerin birkaç saatte düşünebildiğimiz şeyleri Atatürk 10 dakikada düşünüyor. Bu müthiş bir şeydir. Şimdi bir düşünün. Siz plan yapıyorsunuz, bir şeyler okuyorsunuz, onu sindirmeniz lazım. Unutmamanız lazım.</p>

<p>Unutmayın ki Atatürk bir subay bütün cephelerde bulunmuş. Güneydoğu cephemiz de bulunmuş. Kafkas cephemizde bulunmuş Trablusgarp'ta bulunmuş, Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale'de bulunmuş. Ondan sonra Kurtuluş Savaşı'nı planlamış, yönetmiş ve zaferle neticelendirmiş. Şimdi adamın bütün ömrü boyunca okuduklarıyla tecrübesi bir araya geliyor. Atatürk askeriyede hangi sınıftı? Piyadeydi. Bu ne demektir? Yani tek tek erlerle muhatap oluyorsun. Dolayısıyla Atatürk orada Anadolu insanını tanımış oluyor. Atatürk, Anadolu çocuğu değil. Atatürk, Rumeli'li. Ama askeri görevleri sayesinde halkını tanıyor adam. Atatürk içinde bulunduğu her durumu tartıyor. Sen - ben bunu tartmaya kalksak birkaç ay düşünmemiz lazım değil mi? Adam 10 dakikada sonuçlandırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakıyorlar Anzaklar geliyor, asker yok ortalıkta. Hemen birini gönderiyor 'Git çağır 57. alay derhal buraya gelsin hücum buradan başladı!' diyor. Bunu tahmin etmiş. Yer Kilitbahir. Liman Von Sandes, Enver Paşa gibi akılsız olmadığı için Atatürk'e 'Albay Kemal hemen oraya gidin. Durum dediğiniz gibiyse derhal bana haber gönderin.' diyor. Gidiyor, bir de bakıyor ki Anzaklar çıkmışlar bayırdan yukarı geliyorlar. Hemen birisini gönderiyor 'Derhal 57. alay buraya gelsin!' diyor. E o zamana kadar ne olacak? Atatürk askerlerine 'Bu siperin üstüne çıkacağım elimdeki kırbacı indirdiğim zaman ateşe başlayın' diyor. Çıkıyor siperin üstüne. Anzaklar ateş ediyorlar vurmak istiyorlar. Vuramıyorlar. Anzaklar arasında şöyle bir şey gelişmeye başlıyor. Bir batıl inanç: 'Bu adam efsunlu vuramıyoruz!' Şuur altında bu adamı yenmek mümkün değil. Bir asker için müthiş moral çöküntüsü.</p>

<p>Napoleon hakkında Duke of Wellington'ın çok güzel bir sözü vardır: 'Harp sahasında görüldü mü 60 bin askere bedeldir!' diye. Şimdi Atatürk böyle bir adam. Burada duruyor. İndiriyor kırbacı, Anzaklar şaşırıyorlar. Bir mermi geliyor göğsüne direkt. Acıyor tabii. Yaverine 'Askerin moralini bozma' diyor. Daha ne olduğunu bilmiyor, belki biraz sonra ölecek. Ondan sonra bir bakıyor saat parçalanmış. Hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor. 57. alay yetişiyor. İşte o an bizim kurtulduğumuz andır."</p>

<p>Atatürk'ün son senesine ilişkin konuşan Celal Şengör, hastalığı süresince yeteri kadar ilgilenildiğini ama onun pek müsaade etmediğini belirtti. Atatürk'le aynı dönemde yaşayan liderlerin hiçbirinin esamesi okunmadığını ifade eden uzman isim, açıklamalarına şöyle devam etti:</p>

<p>"Bana şu soruyu soruyorlar: 'Türkiye'yi düze çıkarmak için ne yapmak lazım?' Çok basit bir reçete var ya! Atatürk'ün izinden gidin. Atatürk ne diyor? 'Ben size hiçbir kural, ayet, dogma bırakmıyorum. İnsan olmak için uygarlık yolu yeterlidir. Onun bunun dogması peşine takılmayın. Kafanızı kullanın' diyor."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ATATÜRK</category>
      <guid>https://www.umke.org/prof-dr-celal-sengor-anlatti-ataturk-olmasaydi-ne-olurdu</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Nov 2023 17:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://umkeorg.teimg.com/crop/1280x720/umke-org/uploads/2023/11/28c9cb8d-686d-407d-a906-815c6a214ef2-1.jpg" type="image/jpeg" length="82496"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
