Mimarlar Odası, dün yürürlüğe giren Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la ilgili, “Merkezi politikalarla oluşturulan kanunun, kıyı ve çevre alanlarını tehdit eden, yaşanabilir çevre hakkını engelleyen ve kamu yararına aykırı düzenlemelerinin iptali için çağrıda bulunuyoruz” açıklamasını yaptı.

SİVAS KATLİAMI'NDA YAŞAMINI YİTİRENLER ANILIYOR.. ULAŞ KARASU: "SİVASLILAR OLARAK BİZLER DE BURANIN UTANÇ MÜZESİ OLMASINDAN ASLA GOCUNMAYIZ” SİVAS KATLİAMI'NDA YAŞAMINI YİTİRENLER ANILIYOR.. ULAŞ KARASU: "SİVASLILAR OLARAK BİZLER DE BURANIN UTANÇ MÜZESİ OLMASINDAN ASLA GOCUNMAYIZ”

Mimarlar Odası, dün yürürlüğe giren Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la ilgili, “Merkezi politikalarla oluşturulan kanunun, kıyı ve çevre alanlarını tehdit eden, yaşanabilir çevre hakkını engelleyen ve kamu yararına aykırı düzenlemelerinin iptali için çağrıda bulunuyoruz” açıklamasını yaptı.

TMMOB Mimarlar Odası dün yürürlüğe giren 7410 sayılı Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’u eleştirdi.

Mimarlar Odası’ndan yapılan açıklamada, yürürlüğe giren torba yasada kıyı ve çevre alanlarını ihlal eden, kamu yararına aykırı düzenlemeler bulunduğu belirtilerek, şöyle denildi:

"KANUN, ÇEVRE VE KIYI ALANLARININ ÖZELLEŞTİRİLMESİNİ İÇERMEKTEDİR: 7410 sayılı Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun; 2872 sayılı Çevre Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun, 7261 sayılı Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ve 6200 sayılı Devlet Su işleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun dahil olmak üzere pek çok Kanunda değişiklik getirmektedir. Bu değişikliklerin önemli bir bölümü, çevre ve kıyı alanlarının kamu denetiminden çıkarılarak yap-işlet-devret modeliyle özelleştirilmesini içermektedir.

ÖZEL SEKTÖRE ÇEVRE KİRLİLİĞİNİ ÖNLEYİCİ ROL: Getirilen düzenlemelerle; belediyelerin çevre kirliliğini önleyici tesisleri, verilen süre içerisinde kurmamaları durumunda, bu tesisleri yapma yetkisi Bakanlığa devredilmektedir. '3996 sayılı Kanun' ve '7261 sayılı Türkiye Çevre Ajansı'nın Kurulması ile İlgili Kanun'da; Kıyı Kanunu kapsamındaki korunan alanlarda çevre kirliliğini önleyici atık su, atık bertaraf ve atık geri kazanım tesisleri ile mapa ve şamandıraların yapımı, işletilmesi ve bakımının özel sektör eliyle gerçekleştirilmesi düzenlenmekte, bu faaliyetleri özel şirketler kurarak gerçekleştirme yetkisi ise Bakanlık tarafından Türkiye Çevre Ajansı’na verilmektedir. Ayrıca, Çevre Ajansı’na depozito düzenlemeleri yapabilme hakkı tanınmaktadır.

YAPILAN DÜZENLEMELER AÇIKÇA ANAYASA VE KIYI KANUNU’NUN İLGİLİ HÜKÜMLERİNE AYKIRIDIR: Kâr etme amacıyla faaliyet gösteren özel şirketlerin, kamusal hizmetleri toplum, doğa ve çevre yararını dikkate alarak yerine getirmesi beklenemez. Kamunun denetiminden çıkarılarak ticarileştirilen kıyılar, bilimsel yeterliliği olmayan özel şirketlerce yönetilmesi sonucu örneklerine sıkça rastladığımız şekilde ekosistemlerinin bozulmasıyla karşı karşıya kalacaktır. Anayasa’nın 43. Maddesine ve Kıyı Kanunu’na göre ise; kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır, kıyıların öncelikle kamu yararı gözetilerek korunması ve herkese eşit ve serbest olarak kullandırılması esastır. Yapılan düzenlemeler açıkça, Anayasa ve Kıyı Kanunu’nun ilgili hükümlerine aykırıdır.

YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER SORUNLARI ÇÖZÜMSÜZ BIRAKMAKTADIR: 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’da yapılan düzenlemeler; gerekçede belirtilen uygulamadaki sıkıntıları gidermek yerine, kâr amacıyla faaliyet gösteren firma sahiplerinin lehine değişiklikleri içermektedir. Oysaki mevcut sistem içerisinde proje ve uygulama denetçileri, yardımcı kontrol elemanları, şantiye şefleri ve laboratuvar denetçileri olmak üzere çok sayıda mimar ve mühendis bulunmaktadır. Sistem içerisindeki mimar ve mühendisler, düşük ücretlerle çalıştırılmaları, denetleme esnasında yanlış uygulamaları görmezden gelmeye zorlanmaları ve yanlış uygulamaların tek sorumlusuymuşçasına cezalandırılmaları gibi sorunlarla karşı karşıyadır. Yapılan değişiklikler, sistemin sağlıklı işlemesine yönelik bir düzenleme içermemekte ve sayılan sorunları da çözümsüz bırakmaktadır.

KAMU KAYNAKLARININ ÖZEL ŞİRKETLERE AKTARILMASININ ÖNÜNÜ AÇMAKTA: 6200 sayılı Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü'nce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun'da yapılan değişiklikle; DSİ Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilen baraj, gölet ve diğer depolama tesislerinin daha önceden mühendislik hesaplarıyla belirlenen maksat oranları Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek, değiştirilebilecek veya kaldırılabilecektir. Yapılan değişiklikle birlikte öznel değerlendirme sonucunda; baraj veya göletten yararlanan yerel yönetimlerin ve özelleştirilmesi planlanan hidroelektrik tesislerinin maksat oranları bilimsel verilere dayandırılmaksızın artırılabilecek, azaltılabilecek veya sıfırlanabilecektir. Bu uygulama, kamu kaynaklarının özel şirketlere aktarılmasının önünü açmaktadır.

ÇEVRE VE KIYI ALANLARI ÖZEL ŞİRKETLERİN KRİZDE EKONOMİK SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ İÇİN RANTA AÇILMAKTADIR: Kanun ile çevre ve kıyı alanları; kâr amaçlı özel şirketlerin küresel ve bölgesel ölçekteki kriz döneminde ekonomik sürdürülebilirliğinin sağlanması için ranta açılmaktadır. Kanun; yapı üretim sürecinde yer alan tarafların, meslek odalarının, üniversitelerin ve kamu kurumlarının katılımı olmaksızın, görüş ve önerileri alınmaksızın hazırlanmıştır. Oysaki Anayasamız; tarihsel, kültürel ve doğal değerlerin korunması, tarım arazilerinin ve orman alanlarının korunması, kent ve planlama politikalarının kamu yararına geliştirilmesi için Devleti gerekli tedbirleri almakla görevlendirmiş, bunun için gerekli yasaları koymak ve önlemleri almakla yükümlü kılmıştır. Bu çerçevede yapılı ve doğal çevrenin sağlıklı ve kamu yararını gözeten politikalar çerçevesinde üretilmesi, kamu yönetiminin, merkezi ve yerel yönetimlerin, meslek mensuplarının, meslek kuruluşlarının ve ilgili tüm kesimlerin ülke adına ortak sorumluluğudur.

Mimarlar Odası olarak; merkezi politikalarla oluşturulan kanunun, kıyı ve çevre alanlarını tehdit eden, yaşanabilir çevre hakkını engelleyen ve kamu yararına aykırı düzenlemelerinin iptali için çağrıda bulunuyoruz.”