KESK İstanbul Şubeler Platformu, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı açılan iptal davası görüşüldüğü sırada Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde ‘meslek nöbeti’ tutmak isteyen eğitim sendikalarının temsilcilerine yönelik polis müdahalesini protesto etti. Eğitim Sen 9 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Özev, “En doğal ve demokratik haklarımızı kullanmamızın yasa dışı bir şekilde engellenmesi ve sendika yöneticilerinin ters kelepçeyle gözaltına alınması, sendikalarımızın kriminalize edilmesi kabul edilemez. Bu antidemokratik uygulamalara son verilmelidir” dedi.

Haber: ÇAĞATAN AKYOL - Kamera: SADIK KARAKULOĞLU

KESK İstanbul Şubeler Platformu, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı açılan iptal davası görüşüldüğü sırada Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde ‘meslek nöbeti’ tutmak isteyen eğitim sendikalarının temsilcilerine yönelik polis müdahalesini protesto etti. Eğitim Sen 9 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Özev, “En doğal ve demokratik haklarımızı kullanmamızın yasa dışı bir şekilde engellenmesi ve sendika yöneticilerinin ters kelepçeyle gözaltına alınması, sendikalarımızın kriminalize edilmesi kabul edilemez. Bu antidemokratik uygulamalara son verilmelidir” dedi.

Eğitim sendikalarının yöneticileri ve üyeleri, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı açılan dava dün esastan görüşüldüğü sırada AYM önünde ‘meslek nöbeti’ tutmak istemişti. Sendikacılara müdahale eden polis, çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı. KESK İstanbul Şubeler Platformu, Eğitim Sen’in 3 No'lu Şube'de bugün düzenlediği basın toplantısında, polis müdahalesine ve gözaltılara tepki gösterdi.

Eğitim Sen İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı Ayfer Koçak, meslek kanununun, öğretmenlerin ve Eğitim Sen’in talep ettiği, öğretmenlerin sorunlarına yönelik çözüm yöntemlerini içeren bir metin olması gerektiğini söyledi. “Milli Eğitim Bakanlığı’nın Öğretmenlik Meslek Kanunu’na yaklaşımı, öğretmenleri ayrıştırmak ve esasta da performans sistemi üzerine şekillendi ve bununla ilgili de ortaya çıkarttıkları, adına Meslek Kanunu dedikleri, ancak 'öğretmenlik düşmanlığı' olarak tanımlayabileceğiniz bir metin ortaya çıktı” diyen Koçak, iş bırakma eylemleri yaptıklarını belirterek, polis müdahalelerini anımsattı.

VOLKAN GÜLTEKİN: FATİH ÜNAL'A SORUŞTURMACI MUHALEFET ANLAYIŞI İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ. BUGÜNE KADAR TOPLANAN BAKIRLAR, KANUN GEREĞİ YETKİLİ MERCİ OLAN MKE’YE 2 MİLYON 246 BİN TL BEDELLE SATILMIŞTIR VOLKAN GÜLTEKİN: FATİH ÜNAL'A SORUŞTURMACI MUHALEFET ANLAYIŞI İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ. BUGÜNE KADAR TOPLANAN BAKIRLAR, KANUN GEREĞİ YETKİLİ MERCİ OLAN MKE’YE 2 MİLYON 246 BİN TL BEDELLE SATILMIŞTIR

Hazırlanan ortak açıklamayı okuyan Eğitim-Sen 9 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Özev de mahkemenin söz konusu kanunla ilgili hukuka uygun bir karar vermesini beklediklerini dile getirdi. Özev, şöyle konuştu:

“BASIN AÇIKLAMASI HAKKININ KULLANILMASI ENGELLENMİŞTİR: Merkez Yürütme Kurulu üyelerimiz, diğer sendikaların genel başkanları ve MYK üyeleri ile birlikte Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun görüşüleceği Anayasa Mahkemesi önünde dün sabah saatlerinden itibaren ‘meslek nöbeti’ tutmak için bir araya gelmiş, Anayasa Mahkemesi’ni öğretmenlerin sesini duymaya ve Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu iptal etmeye çağırmıştır. Anayasa Mahkemesi önünde ‘meslek nöbeti’ tutmak için bir araya gelen sendika başkan ve yöneticileri taleplerini demokratik bir şekilde ifade etmek istemiş, ancak emniyet güçlerinin saldırısına uğramışlardır. Aralarında Merkez Yürütme Kurulu üyelerimiz Ahmet Karagöz ve Simge Yardım’ın da bulunduğu çok sayıda sendika yöneticisi, ters kelepçeyle gözaltına almıştır. En demokratik hak, basın aracılığıyla kamuoyunu bilgilendirme amacıyla basın açıklaması hakkının kullanılması engellenmiştir.

OHAL YÖNETİMİ KALICI HÂLE GELDİ: Eğitim Sen, yüz yıllık mücadele geleneği olan bir sendikadır. Özelde eğitim emekçilerinin özlük ve ekonomik sorunlarının çözümü, genelde ise çocuklarımızın ve gençlerimizin parasız, bilimsel, demokratik ve nitelikli bir eğitim alması için mücadele yürütmektedir. Eğitim Sen, demokrasi ve emek mücadelesinin birlikte yürütülmesinin zorunlu olduğunun altını her zaman çizmiştir. Demokrasinin askıya alındığı ülkelerde, dönemlerde emeğin hakkını alması, sendikal mücadelenin yürütülmesi de olanaksız hale gelir. Eğitim Sen, yıllardır siyasi iktidarların antidemokratik baskılarının hedefi hâline getirilmiş, ancak üyelerinden aldığı güçle bu baskılara karşı mücadelesini sürdürmekten asla geri durmamıştır. Ülkemizde, özellikle 2016 darbe girişimi sonrası, darbe girişimi bahane edilerek var olan sınırlı demokratik haklar da askıya alınmış, OHAL yönetimi kalıcı hâle getirilmiştir. Siyasi iktidar, bir yandan uyguladığı ekonomik programla toplumun geniş kesimlerini yoksulluğa ve sefalete mahkûm ederken öte yandan sansür yasası, meslek odaları ve sendikalara yönelik baskılarla işçileri, kamu emekçilerini, gençleri adeta cendereye alarak nefes alamaz hale getirmektedir.

SİYASİ İKTİDAR BASKININ DOZUNU ARTIRDI: Siyasi iktidar, seçim sathı mailine girilen son günlerde yerel idareciler aracılığı baskının dozunu yerellerde de artırmıştır: Mülkü amirler keyfi yasaklamalarla en küçük bir hak talebine bile tahammülsüz davranmakta ve giderek tahammülsüzlük, topluma dönük bir şiddet gösterisine dönüşmektedir. Korku ve yıldırma hedefli bu kuşatma, son günlerde İstanbul’da da en somut şekilde yaşanmaktadır. Türk Tabipleri Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın gözaltına alınması ve tutuklanmasına ilişkin basın açıklaması yapmak isteyen kitleye son derce keyfi bir biçimde müdahale edilerek üyelerimiz gözaltına alınmıştır. 2 Kasım 2022 Çarşamba günü, 14 sendikanın iş bırakma eyleminin yapıldığı gün Türkiye’nin her köşesinde taleplerimizi dile getirmek için iş bırakan sendikalar, milli eğitim müdürlükleri önlerinde, kentlerin meydanlarında basın açıklamaları yapılabilirken İstanbul’da Eğitim Sen, Çemberlitaş’ta binlerce öğretmen, polis kuşatmasında saatlerce ablukaya alınmış ve şiddete uğramıştır.

SENDİKALARIMIZIN KRİMİNALİZE EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ: Yine 8 Kasım Çarşamba günü, Anayasa Mahkemesi’nin Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu görüşeceği duruşma öncesi taleplerimizi bir kez daha İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın aracılığıyla kamuoyuna duyurmak için yapmak istediğimiz açıklama da engellenmeye çalışılmıştır. Binlerce polis, 20 kişilik şube başkanlarından ve yürütme kurullarından oluşan heyetimizi ablukaya almıştır. İstanbul’da yaşadığımız bu şiddetin bir yansıması da Anayasa Mahkemesi önünde, yine basın açıklaması yapmak ve meslek nöbeti tutmak isteyen, başta Eğitim Sen MYK üyeleri olmak üzere diğer sendikaların da başkan ve MYK üyelerinin ters kelepçeyle gözaltına alınması olmuştur. En doğal ve demokratik haklarımızı kullanmamızın yasa dışı bir şekilde engellenmesi ve sendika yöneticilerinin ters kelepçe ile gözaltına alınması, sendikalarımızın kriminalize edilmesi kabul edilemezdir. Bu antidemokratik uygulamalara son verilmelidir. Kendilerini hukukun ve kanunların üzerinde gören mülki amirleri, yasal haklarımızı kullanmamızı engellemekten vazgeçmeye çağırıyoruz ve bir kez daha hatırlatıyoruz ki haklı ve meşru taleplerimizi her türlü baskı ve engellere rağmen savunmaya devam edeceğiz. Baskı ve tehditlere boyun eğmeyeceğiz. Yaşasın demokratik bir ülkede insanca yaşama mücadelemiz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz.”