Tunceli Emek Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Hüsniye Karakoyun ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mahmut Karakoyun hakkında “Tunceli’de Beş Adet Portatif Tuvalet için Resmi Açılış Töreni Düzenlendi” başlığı ile yayınlanan haber nedeniyle, yayın tarihinde TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri süren “Sansür Yasası” gerekçe gösterilerek suç duyurusunda bulunuldu. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, haberin yayınladığı tarihte Sansür Yasası’nın yürürlükte olmadığı tespitini yaparak “Haberin yayınlanmasında toplumsal ilgi ve kamu yararı bulunmaktadır” değerlendirmesiyle “takipsizlik” kararı verdi. Savcılık kararında; “Haberin okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı bir ifade tarzıyla kaleme alınmıştır. Ancak AİHM içtihatlarında da belirtildiği üzere, özellikle gazeteciler bir dereceye kadar abartma hakkına sahiptirler. Haber içeriğindeki ifadeler, müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, eleştiri niteliğindedir” değerlendirmesi yapıldı.

SİNAN TARTANOĞLU

Tunceli Emek Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Hüsniye Karakoyun ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mahmut Karakoyun hakkında “Tunceli’de Beş Adet Portatif Tuvalet için Resmi Açılış Töreni Düzenlendi” başlığı ile yayınlanan haber nedeniyle, yayın tarihinde TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri süren “Sansür Yasası” gerekçe gösterilerek suç duyurusunda bulunuldu. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, haberin yayınladığı tarihte Sansür Yasası’nın yürürlükte olmadığı tespitini yaparak “Haberin yayınlanmasında toplumsal ilgi ve kamu yararı bulunmaktadır” değerlendirmesiyle “takipsizlik” kararı verdi. Savcılık kararında; “Haberin okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı bir ifade tarzıyla kaleme alınmıştır. Ancak AİHM içtihatlarında da belirtildiği üzere, özellikle gazeteciler bir dereceye kadar abartma hakkına sahiptirler. Haber içeriğindeki ifadeler, müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, eleştiri niteliğindedir” değerlendirmesi yapıldı.

Tunceli’de, Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından yaylacılar için yaptırılan beş adet portatif tuvalet için 12 Ekim’de resmi açılış töreni düzenlemişti. Tunceli İl Özel İdaresi’nin bahçesine getirilen tuvaletlerin kurdelesini, Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan, DAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Prof. Dr. Osman Demirdöğen ve İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Nazif Yıldırım birlikte kesmişti.

Haberin Tunceli Emek Gazetesi ve ANKA Haber Ajansı’nda yayınlanmasının ardından, Tunceli Valiliği; yaylalara yerleştirilecek beş adet portatif tuvalet için kentte düzenlenen resmi törene ilişkin, 13 Ekim’de yazılı açıklama yapmıştı. Valiliğin açıklamasında, “Ne yazık ki bir kısım yazılı ve görsel basın organları ile sosyal medya hesaplarında hem üretimin artırılması hem de üreticilerimizin yaşamının kolaylaştırılması amacıyla gerçekleştirilen mera ıslahları, tarımsal sulama projeleri, hayvan içme suyu tesisleri, yayla yolları yapım projelerimizin temsilen yapılan açılış ve tanıtım programı çarpıtılmış, üreticilerimiz için yaptırılan taşınabilir yaşam konteynerlerinin de bulunduğu alanda yapılan program, 'tuvalet açılışı' gibi gösterilmiştir” denilmişti.

TUNCELİ İL ÖZEL İDARESİ GENEL SEKRETERİ, SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

Tunceli İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Nazif Yıldırım, haberi yapan gazeteciler hakkında suç duyurusunda bulundu. Törende, bazı tarımsal ve hayvancılık projelerinin tanıtım ve temsili açılışının yapıldığını belirten Yıldırım; program kapsamında içlerinde banyo, lavabo ve kılık kıyafet değiştirme alanı bulunan taşınabilir yaşam konteynerlerinin üreticiler adına Tunceli Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği’ne teslim edildiğini ifade etti.

Yıldırım; “Gazetenin bu haberi üzerine bir kısım sosyal medya platformlarında bu çarpıtma haberlerin gerçekmiş gibi paylaşıldığını ve kurum aleyhine bir algı oluşturduğunu; şüphelilerin kuruma yönelik karalayıcı, asılsız istinatlar içeren yayın yaparak kamuoyu nezdinde kurumu ve kurumu temsilen şahsını itibarsızlaştırmaya çalıştıklarını; yapılan gerçeğe aykırı, kurumu ve kendisini küçük düşürücü bu haberden dolayı şüphelilerden şikayetçi olduğunu…” belirtti.

İLETİŞİM BAŞKANLIĞI, DEZENFORMASYON BÜLTENİNDE YER VERDİ

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, 9-16 Ekim 2022 tarihlerini kapsayan Dezenformasyon Bülteni’nde “Tunceli’de Beş Adet Portatif Tuvalet için Resmi Açılış Töreni Düzenlendi” başlıklı habere de yer verdi. Bültende, şu ifadeler kullanıldı:

“Bazı basın yayın organlarında yer alan ve sosyal medya hesaplarından paylaşılan, ‘Tunceli’de beş adet portatif tuvalet için resmi açılış töreni düzenlendi’ iddiası doğru değildir. Görüntüler, Tunceli’de yıl içerisinde yapımı tamamlanan 15 milyon TL tutarındaki tarımsal sulama projelerinin, hayvan içme suyu tesislerinin, mera ıslah projelerinin, mera ve yayla yolu projelerinin tanıtımı ile, tamamlanan projelerin temsili açılışına aittir. Program dahilinde, yaylalarda üreticilerin yaşamını kolaylaştıracak taşınabilir yaşam konteynerlerinin Tunceli Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliğine teslimi de gerçekleştirilmiştir. Konteynerlerin teslimi sırasında çekilen görüntüler çarpıtılarak, ‘tuvalet açılışı’ şeklinde servis edilmiştir.”

MEDYA OMBUDSMANI BİLDİRİCİ: “DEZENFORMASYONLA MÜCADELE DİYE DEZENFORMASYON YAPMAKTA BEİS GÖRMEMİŞLER”

Kıyılarda yeni yapılaşma ve trafik yoğunluğuna Danıştay 'dur' dedi Kıyılarda yeni yapılaşma ve trafik yoğunluğuna Danıştay 'dur' dedi

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, 21 Ekim 2022 tarihinde “Dezenformasyon Bülteni, fotoğraftaki “WC ve Banyo” levhasını yok saydı” başlığı ile yayınlanan yazısında; hem haber hem de haberin Dezenformasyon Bülteni’nde yer alması ile ilgili şu değerlendirmeyi yapmıştı:

“Valilik açıklaması yetmemiş olacak ki, bir de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın haftalık ‘Dezenformasyon Bülteni’nde bu konuya yer verildi… İletişim Başkanlığı, haberi yalanlarken hiçbir kanıt da ortaya koymuyordu. Oysa bir törenin ne için düzenlendiği açılışı yapan kişinin konuşmasında açıklanmaz mı? O törende de açılışı Tunceli Valisi Özkan yapıyor ve Bülten’de öne sürüldüğü gibi içme suyu, mera ve yayla yolu projeleri açıklayıp, tanıtmıyor. Özetle, ‘Yürüttüğümüz kolaylık tesislerimizin temsili bir açılış programındayız’ diye açıklıyor törenin gerekçesini. Projeleri ‘temsil’ için oraya konulan ve kurdelesi kesilen de beş tekerlekli konteynır. Üstelik Vali Özkan, “Kolaylık Tesisi” diye adlandırsa da konuşması sırasında arkada görünen beş taşınabilir konteynırın üzerindeki levhada aynen şöyle yazıyor: ‘Tunceli ili merkez ve 7 ilçesi prefabrik WC ve banyo yapımı işi DAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından finanse edilmiştir.’ Nitekim konteynırlarda biri alaturka tuvalet, biri de duş bulunan iki bölüm olduğu görüntülerden de anlaşılıyor. Valinin kurdele kesip ‘Hayırlı olsun’ diye açılışını yaptığı konteynırlar, tuvalet ve banyo! Ama ne hikmetse ‘çekilen görüntülerin çarpıtıldığı’ iddia edilen Dezenformasyon Bülteni’ndeki fotoğraflarda bu levhalardaki yazılar görünmüyor! ‘Prefabrik WC ve banyo yapım işi’ yazısının okunmaması için özel çaba gösterilmiş. Zaten bültene bakarsanız, o konteynırlarda ne tuvalet var ne de banyo. Aslında fotoğrafları çarpıtan bu bülteni hazırlayanlar, yani Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi! Dezenformasyonla mücadele diye dezenformasyon yapmakta beis görmemişler.”

İKİ GAZETECİ HAKKINDA SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Suç duyurusunun ardından, ANKA Haber Ajansı’nda da yayınlanan haber ile ilgili Tunceli Emek Gazetesi İmtiyaz Sahibi Hüsniye Karakoyun ve gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mahmut Karakoyun hakkında soruşturma başlatıldı. Suç duyurusunda "hakaret" ve "Sansür Yasası'nın" gerekçe gösterildiği öğrenildi. Ancak haberin yayınlandığı tarihte Sansür Yasası üzerindeki görüşmeler TBMM Genel Kurulu'nda devam ediyordu. 

TAKİPSİZLİK KARARI

Ancak Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, 19 Ekim 2022 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Başsavcılığın kararında, şu değerlendirmeler yapıldı:

“HAKARET SUÇU BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMEMESİ…: Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi; sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. İnceleme konusu somut olayda; şüphelilerin sorumluları olduğu internet haber sitelerinde müşteki ile ilgili asılsız haberler yapılmak suretiyle müştekinin itibarsızlaştırılmaya ve küçük düşürülmeye çalışıldığının iddia edildiği anlaşılmaktadır.

RAHATSIZ EDİCİ OLDUĞU ANLAŞILSA BİLE…: Öncelikle belirtilmelidir ki, haber içeriğinde yer verilen ifadelerin rahatsız edici olduğu anlaşılsa bile haberde yer alan ifadelerin ve haber başlığının; Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında özel bir önem atfedilen, ifade özgürlüğü bağlamında değerlendirilmesi gerekmektedir…

BASIN, TOPLUMUN SÖZCÜLERİNDEN BİRİ OLARAK KABUL EDİLMEKTE: … AİHM içtihatlarında; basın, toplumun sözcülerinden biri olarak kabul edilmekte ve herkesin kamuoyunu ilgilendiren bilgileri edinme hakkı bulunduğu düşüncesiyle, kamuoyunu ilgilendiren konulara dair bilgi ve fikirleri vermeyi sağlayan basın özgürlüğüne ayrı bir önem atfedilmektedir.

OLGU İSNADI MI, DEĞER YARGISI MI?: AİHM'e göre, öncelikle ifadelerin bir olgu isnadı mı yoksa değer yargısı mı olduğu belirlenmelidir. Zira olgu isnadı kanıtlanabilir bir husus iken, bir değer yargısının kanıtlanmasının istenmesi dahi ifade özgürlüğüne müdahale sayılabilecektir. Yargılamaya konu olan ifadeler eğer bir değer yargısı içermekte ve somut bir olgu isnadından bahsedilemeyecekse, değer yargılarını destekleyecek yeterli bir altyapının mevcut olup olmadığı AİHM tarafından göz önünde bulundurulmaktadır. Zira değer yargılarının dahi belli düzeyde olgusal temel içermesi gerektiği kabul edilmektedir. Öte yandan, hiçbir veriye dayanmayan ve hiçbir altyapısı bulunmayan bir değer yargısı AIHM tarafından da ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kabul görmemektedir. Olgu isnadı içeren ifadeler konusunda ise, en azından ilk bakışta güvenilir görünen delil sunulması gerektiği kabul edilmektedir. Elbette ki, bu deliller sunulamadığı takdirde, AİHM, iddiaların gerçekliğinin kanıtlanmasını beklemektedir.

HABERİN YAYINLANMASINDA, TOPLUMSAL İLGİ VE KAMU YARARI BULUNMAKTADIR: Sonuç olarak, gazeteci olan şüpheliler tarafından haberde kullanılan bazı ifadeler somut bir olguya işaret etmekle birlikte haber içeriğindeki bilgilerle diğer kişilerin aldatılmasının amaçlandığına ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Bunun yanında, haberin yayınlanmasında toplumsal ilgi ve kamu yararı bulunmaktadır.

GAZATECİLER BİR DERECEYE KADAR ABARTMA HAKKINA SAHİPTİRLER: Haberin okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı bir ifade tarzıyla kaleme alınmıştır. Ancak AİHM içtihatlarında da belirtildiği üzere, özellikle gazeteciler bir dereceye kadar abartma hakkına sahiptirler. Haber içeriğindeki ifadeler, söylendiği yer ve zaman unsurları da gözetildiğinde müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, eleştiri niteliğindedir. Aksi düşünülecek olursa, suçla korunmak istenen değer ölçüsüz bir şekilde genişleyecek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebileceği anlaşılmakla…”

"KANUN YÜRÜRLÜKTE OLMADIĞI İÇİN..."

Savcılık takipsizlik kararında, ayrıca Tunceli İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Nazif Yıldırım’ın suç duyurusu üzerinden; internet medyası ve sosyal medyaya yeni yaptırımlar öngören ve kamuoyunda “Sansür Yasası” olarak bilinen kanun ile ilgili de şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yine 7418 Sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair kanunun Resmi Gazetede yayınlandığı tarihin 18.10.2022 tarihi olduğu…  Kanunlar kural olarak Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ama yürürlük maddesinde daha ileri bir tarih gösterilmişse o tarihte yürürlüğe girerler. Kanunun hangi tarihte yürürlüğe gireceği belirtilmemiş ise Resmî Gazete’de yayınlandığı günü takip eden günden itibaren 45 gün sonra yürürlüğe girer. Suç tarihinin 13.10.2022 tarihi olduğu nazara alındığında 7418 Sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun henüz yürürlükte olmadığı için ayrıca ilgili kanun hükümleri uyarınca şüpheli hakkında değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla şüpheliler hakkında atılı suçun yasal unsurlarının oluşmaması sebebiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.” 

 

Görüntü: ARŞİV