Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Titanik, buz dağına çarparken güvertesinde orkestra çalıyor. Türkiye’nin biraz bulunduğu hal, bir pembe tablo, son vaatler, müjdeler, Sayın Erdoğan müjde üstüne müjde açıklıyor. 'Ben oldum' dediği andan itibaren, kontrolsüz güç kademe kademe Sayın Erdoğan’ın gücünü kendi merkezinde pekiştirmesi ve hikmet buyurma eşiğine gelmesi, fenafillah noktasına ermesi ve açık ara önde bir pozisyon, demokratik düzen içerisinde dengeleyecek mekanizmaların ortadan kalkmasıdır” dedi.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Titanik, buz dağına çarparken güvertesinde orkestra çalıyor. Türkiye’nin biraz bulunduğu hal, bir pembe tablo, son vaatler, müjdeler, Sayın Erdoğan müjde üstüne müjde açıklıyor. Bence ben oldum dediği andan itibaren, kontrolsüz güç kademe kademe Sayın Erdoğan’ın gücünü kendi merkezinde pekiştirmesi ve hikmet buyurma eşiğine gelmesi, fenafillah noktasına ermesi ve açık ara önde bir pozisyon, demokratik düzen içerisinde dengeleyecek mekanizmaların ortadan kalkmasıdır” dedi.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, sosyal medya hesabından yaptığı “Erdoğan, Titanik’in kaptanı gibi, o da buzdağı uyarılarını dikkate almadı. İstişare etmedi, batmaz denen gemi battı. Türkiye de dört nala felakete gidiyor" paylaşımına ilişkin açıklamalarda bulundu. Ankara Masası’nda Gürkan Zengin’in sorularını yanıtlayan Uysal, şunları söyledi:

“Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı meydan okumalar, riskler bunca zamanı kötü kullanışımız dolayısıyla tek bir ölçüden bakalım. Demografik fırsat penceresi diyoruz. Türkiye’nin aktif nüfusunun pasif nüfusuna göre daha olumlu, pozitif olduğu dönem 2000 ve 2038 yılları, Türkiye, Fransa’nın 116 yılda yaşadığı yaşlanmayı 2038 yılında tamamlayacak. Nüfusumuz yaşlanıyor. Demografik yapımız, yarının kaynaklarını bugünden tüketiyorsunuz ve bu dönemi kötü yönetti.

İZMİR BAROSU AVUKATLARINDAN ŞİDDETE TEPKİ: “BİZ AVUKATLAR DAVALARIN TARAFI DEĞİLİZ” İZMİR BAROSU AVUKATLARINDAN ŞİDDETE TEPKİ: “BİZ AVUKATLAR DAVALARIN TARAFI DEĞİLİZ”

“BİR DEVLET OLUR MU Kİ KENDİ DEVLETİNİ ÇALIŞMAMAYA TEŞVİK ETSİN”

Bir devlet olur mu ki, kendi vatandaşını çalışmamaya teşvik etsin, aktif alanın dışına çıkarmışsınız, sosyal yardımlarla geçinsin, suyun üzerinde nefes alıp versin, gitsin sandıkta da sadakatini göstersin. Tek bir ölçüden bile baksak Türkiye’yi dış konjonktür, para bolluğu dediğimiz konjonktür, yapısal olarak pek çok sahada ekonomi başta olmak üzere ama bunun alt yapı sahaları eğitimdir. Bunu dönüştürmeniz gerekir. Sayın Erdoğan övünüyor. Biz insanımızın eğitime erişim meselesini biraz yanlış anladık. Ayağına dört tane duvardan ibaret üniversite açmayı marifet zannediyoruz. Elinde diploması olan ama bugün dünyayla rekabet edebilecek niteliklere sahip olmayan, Türk özel sektörünün bile çıpalarına, çıtalarına erişemeyecek nitelikte, niteliksiz vaziyette diplomalı işsizler ortaya çıkartırsınız. Hangi sahada Türkiye’nin ne kadar ihtiyacı olduğunu bilmiyorum. Sürekli olarak atanamayan öğretmenler, atanamayan ziraat mühendisleri, bu planlamayı yapmamışsınız.

“TİTANİK BUZ DAĞINA ÇARPARKEN GÜVERTESİNDE ORKESTRA ÇALIYOR. TÜRKİYE’NİN BİRAZ BULUNDUĞU HAL…”

Titanik, buz dağına çarparken güvertesinde orkestra çalıyor. Türkiye’nin biraz bulunduğu hal, bir pembe tablo, son vaatler, müjdeler, Sayın Erdoğan müjde üstüne müjde açıklıyor. ‘Ben oldum’ dediği andan itibaren, kontrolsüz güç kademe kademe Sayın Erdoğan’ın gücünü kendi merkezinde pekiştirmesi ve hikmet buyurma eşiğine gelmesi, fenafillah noktasına ermesi ve açık ara önde bir pozisyon, demokratik düzen içerisinde dengeleyecek mekanizmaların ortadan kalkmasıdır.”