Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, “Aleviler, bu memleketin eşit, onurlu yurttaşlarıdır. Cemevleri, ibadethanedir. Biz, bu çizgiden ve laiklikten bir adım geri atmayacağız. O yüzden bu iktidarın yalanlarına, dolanlarına, oyunlarına karşı başta Alevi yurttaşlarımız olmak üzere tüm emekçi yurttaşlarımıza çağrımız: ‘Gelin canlar bir olalım’ diyen Pir Sultan’ın çağrısıdır. Açalım kızıl sancağı, geçsin Yezidlerin çağı diyoruz ve modern Yezidlerin bu çağını da kapatacağımıza da söz veriyoruz” dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, “Aleviler, bu memleketin eşit, onurlu yurttaşlarıdır. Cemevleri, ibadethanedir. Biz, bu çizgiden ve laiklikten bir adım geri atmayacağız. O yüzden bu iktidarın yalanlarına, dolanlarına, oyunlarına karşı başta Alevi yurttaşlarımız olmak üzere tüm emekçi yurttaşlarımıza çağrımız: ‘Gelin canlar bir olalım’ diyen Pir Sultan’ın çağrısıdır. Açalım kızıl sancağı, geçsin Yezidlerin çağı diyoruz ve modern Yezidlerin bu çağını da kapatacağımıza da söz veriyoruz” dedi.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Baş, özetle şöyle konuştu:

“Meclis’in gündeminde cemevleri ve Alevi yurttaşlarımız var. Malumunuz, saray rejimi, bir süredir bayağı paniğe kapılmış durumda ve paçayı kurtarma derdinde. Kendileri tam anlamıyla ne yapacağını şaşırmış durumda. Geçtiğimiz haftalarda Aleviler ile ilgili bir düzenleme yapmaya karar verdiler. Dün gece de yayınladıkları bir kararnameyle Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kuruluşunu gerçekleştirdiler. 20 yıldır her türlü hakareti ettikleri, yok saydıkları yeri geldiğinde de terörist ilan ettikleri Alevilere bu sefer lütfetmişler cemevlerine statü vereceklermiş. Cemevlerinin giderleri, Kültür Bakanlığı aracılığıyla karşılanacakmış. Yani cemevlerine, ‘cümbüşevi, ucube’ diyeceksin. Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğramasını sevinçle karşılayacaksın. Her ağzını açtığında Alevilere hakaret edeceksin, bu memlekette her bir çocuğa zorunlu din dersleriyle imam hatiplerle tek bir dinin tek bir yorumunu dayatacaksın, yaşamın her alanını tarikatlara, cemaatlere boğacaksın. 20 yıldır her nefes alışta, her attığın adımda laikliği ayaklar altına alacaksın. Sonra çıkacaksın bir gün ‘Alevilerle ilgili düzenleme yapıyoruz’ diyeceksin.

“BU RECEP BEY GİTTİĞİ CEMEVİNDE 12 İMAMIN RESİMLERİNİ KALDIRTAN, HASAN, HÜSEYİN’İN RESİMLERİNE BİLE TAHAMMÜL EDEMEYEN”

Aleviler de size inanacak öyle mi? Hadi oradan be! Yani, bu işin bu kadar basit olacağını düşünüyorlarsa çok büyük yanılıyorlar. Şimdi bu Recep bey gittiği cemevinde 12 imamın resimlerini kaldırtan, Hasan, Hüseyin’in resimlerine bile tahammül edemeyen… Biz bunlardan Alevilerin yararına bir şey bekleyeceğiz! Beklenmez, beklenmiyor. Alevi yurttaşlarımızın da böyle bir beklentisi yok. Yani sadece düne bakalım. Dün Meclis’in önünde toplanan Alevi kurumları, iradesi, Tayyip Erdoğan’a bir şey söylüyor. Diyor ki ‘Ey Tayyip Erdoğan, sen Madımak’ın dışındakilerdensin, kuyunun başındakilerdensin. Biz Madımak’ın içindekileriz, kuyunun dibindeyiz. Sen bir tarafsın, biz bir tarafız. Biz Aleviler, bu boyunduruğa teslim olmayacağız’ diyorlar. Biz de Alevi yurttaşlarımızın yanında olduğumuzu söylüyoruz. Türkiye’nin ilerici insanlarının bu karanlığa teslim olmayacağını, bu oyunu elinin tersiyle iteceğini, bir kez daha ifade ediyoruz.

“AÇALIM KIZIL SANCAĞI, GEÇSİN YEZİDLERİN ÇAĞI”

AKP demek, zorunlu din dersleri demektir. AKP demek, her mahallede açılan imam hatiplerde, sübyan mekteplerinde, tarikat, cemaat okullarında yurtlarında çocuklarımızın esir olması demektir. Bu ülkenin inançlı, inançsız tüm yurttaşlarına kendi bildikleri dini dayatmak demektir. Kindar, dindar nesil yetiştireceğiz diye bu ülkenin gençlerinin hayatını zehir etmek demektir. TİP bu memleketin tüm ama tüm insanlarının eşit, onurlu ve müreffeh yurttaşlar olması için mücadele edenlerin partisidir. Aleviler, bu memleketin eşit, onurlu yurttaşlarıdır. Cemevleri, ibadethanedir. Biz, bu çizgiden ve laiklikten bir adım geri atmayacağız. O yüzden bu iktidarın yalanlarına, dolanlarına, oyunlarına karşı başta Alevi yurttaşlarımız olmak üzere tüm emekçi yurttaşlarımıza çağrımız: ‘Gelin canlar bir olalım’ diyen Pir Sultan’ın çağrısıdır. Açalım kızıl sancağı, geçsin Yezidlerin çağı diyoruz ve modern Yezidlerin bu çağını da kapatacağımıza da söz veriyoruz.

Bakan Akar ve komuta kademesi KKTC resepsiyonunda Bakan Akar ve komuta kademesi KKTC resepsiyonunda

“BU ANAYASANIN YAPILABİLMESİ İÇİN BİR GEREK ŞART VAR. ATILMASI GEREKEN İLK ADIM, RECEP TAYYİP ERDOĞAN İKTİDARINA SON VERMEKTİR”

Saray rejimi, yaşadığı sıkışmayı çeşitli vesilelerle aşmaya çalışıyor. Anayasa değişikliği ve referandum tartışması da bize göre bunun yeni bir mecrası. Toplumu yine değerler üzerinden kutuplaştırmaya çalışıyorlar. Bu kapsamda da bir dizi siyasi partiyi, Meclis’te ziyaret etmişler. Buradan açıkça ifade edelim. Tavrımız bir kez daha kayıtlara geçsin. Kendi iktidarından başka, saraydaki zatın çıkarlarından başka hiç ama hiçbir derdi olmayan bu suç şebekesiyle ne anayasa değişikliği ne referandum… Hiçbir şart altında bir araya gelmeyeceğiz. Bu memleketin insanlarını yoksullukla, açlıkla, copla, gazla terbiye etmeye çalışan bu suç şebekesiyle neyin müzakeresini edeceğiz? Bu tartışma, TİP açısından yok hükmündedir. Türkiye yeni bir anayasa gerekiyor mu? Kesinlikle gerekiyor ama bu anayasanın yapılabilmesi için bir gerek şart var. Atılması gereken ilk adım, Recep Tayyip Erdoğan iktidarına son vermektir. Bizim gündemimiz, budur ve nettir.

“HDP İLE YAN YANA GELMEKTEN KORKANLARIN AKP’NİN ZİYARETİNDEN ÇIKARMASI GEREKEN DERSLER VAR. ‘EL ALEM NE DER?’ DİYE SİYASET YAPILMAZ”

Geride kalan haftada yaşadığımız bu gelişmeler nedeniyle bugün AKP karşısında olduğunu söyleyen muhalefete de bir iki çift söz söylemek zorundayız. Birincisi, sağcı aday dayatmalarıyla, suni gündemlerle muhalefeti teslim alamaya çalışan ve çıkışsızlığa sürükleyen odaklar; üzülerek söylüyoruz ki yurttaşlarımızı umutsuzluğa itmekte, saray rejiminden kurtuluş mücadelesini zayıflatmakta ve maalesef Tayyip Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürmektedir. İki, HDP’nin siyasal iktidarca marjinalleştirilmesine, terörize edilmesine ses çıkarmayanların, HDP ile yan yana gelmekten korkanların AKP’nin ziyaretinden çıkarması gereken dersler olduğunu söylüyoruz. ‘El alem ne der?’ diye siyaset yapılmaz. Kendi doğruları için mücadele etmeye cesaret gösteremeyenler, başkalarının yalanlarına teslim olurlar. Türkiye’de muhalefette bu açıdan AKP tarafından teslim alınmıştır. Biz açık ve net bir şekilde AKP kazanmasın istiyoruz. Tayyip Erdoğan kazanmasın istiyoruz. O nedenle muhalefete bir çağrı yapıyoruz. Bu memleketi yönetmeye aday olanlar, aday olduğunu söyleyenler, milyonlarca yurttaşımızın iradesini temsil eden siyasi partilere, sendikalara, kadın örgütlerine, çevre örgütlerine mutlaka ulaşmalıdır. Mutlaka ülkenin geleceğine dair onların görüşlerini almalıdır ki bu iktidardan bir farklarının olduğunu görelim.

“HAFTADA 5 BİN YAKALAMA, TÜRKİYE’NİN BİR UYUŞTURUCU ROTASI OLDUĞUNUN DOĞRUDAN İTİRAFIDIR”

Sırma saçlı suç işleri bakanımız geçtiğimiz günlerde yeni bir pot kırdı. Haftada 5 bin uyuşturucu satıcısının ve imalatçısının yakalandığını söyledi. Haftada ortalama 5 bin, ayda 20 bin uyuşturucu satıcısı ve imalatçısı yakalanıyormuş. Dikkat… İşte bu, itiraftır. Bu itiraf, AKP’nin ülkemizi, uluslararası çetelerin güvenli limanı haline getirdiğinin, Türkiye’nin bir uyuşturucu rotası da olduğunun doğrudan itirafıdır.

“ÜLKEDE, KENDİSİNE SAYGISI OLAN BİR ÇALIŞMA BAKANI OLSA YER YERİNDEN OYNAMASI LAZIM”

Ekmek Üreticileri İşveren Sendikası Başkanı bir televizyon programına çıkmış arkasından söyledikleri, çokça tartışıldı. Nihayetinde gözaltına alındığı bilgisi var. Şimdi bu tartışmaları kamuoyu yürütüyor ama ben arkada hiç kimsenin belki de dikkatini çekmeyen bir noktaya işaret etmek istiyorum. Fırın işçileri gerçeğine işaret etmek istiyorum. Fırın işçisi arkadaşlarımız, günde 13-14 saat çalışıyorlar. Cumartesi yok, pazar yok, tatil yok. Büyük bir çoğunluğu, kayıt dışı, sigortasız çalışıyor. Fırınlarda sendika zaten yok. Yani aslında ortada işçi değil köle muamelesi gören kardeşlerimiz var ve böyle 2022 Türkiye’sinden değil de 19. yüzyıl fabrikalarından bahsediyorlar sanki. Bu ülkede güya bir devlet var. Güya çalışma yasaları var. Güya denetleme var. Güya Çalışma Bakanlığı var ama hiçbirisinden tık çıkmıyor. Ülkede kendini yurttaşını biraz ciddiye alan bir hükümet, biraz kendisine saygısı olan bir Çalışma Bakanı olsa yer yerinden oynaması lazım. Yani ilgili zat da açık açık söylüyor. Kağıt üzerinde kaçak, kayıt dışı çalışma yasak ama kimsenin umurunda değil. Bizi hayatımız, bizim zamanımız, bizim emeğimiz öyle bir noktaya gelmiş ki tatili yok. Bırakın tatili doğru düzgün yaşayabileceği bir günü yok. Hükümet, sarayın gönlünü yapma derdinde. İnsanlarımız hayatta kalabilmek için modern kölelik çarkında çırpınıp duruyor.

“KÖLELİK KOŞULLARINDA ÇALIŞTIRILIYOR İNSANLAR”

Türkiye’de işçiler açısından hayata baktığımızda gördüğümüz şu: Göz göre göre bir kölelik dayatması var. Kölelik koşullarında çalıştırılıyor insanlar. İşte biz, bu köleliğe karşıyız. Saray rejimi de işte bu kölelikten nemalanıyor. Kölelikten nemalandığı için patronların her yaptığına göz yumuyor. Kurdukları bu çark, ancak kölelikle döndürülebiliyor. Bu kabul edilemez.”