Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya’da, “Türkiye’nin zincirlerini kırdığı alanların başında savunma sanayi alanı geliyor. Unutmayın, göreve geldiğimizde yüzde 20’si milliydi. Ama şimdi yüzde 80’i milli olan bir savunma sanayine sahibiz. Nereden, nereye” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya’da, “Türkiye’nin zincirlerini kırdığı alanların başında savunma sanayi alanı geliyor. Unutmayın, göreve geldiğimizde yüzde 20’si milliydi. Ama şimdi yüzde 80’i milli olan bir savunma sanayine sahibiz. Nereden, nereye” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya Millî Savunma Bakanlığı Arifiye Yerleşkesi BMC İşletmesi’nde, “Yeni Nesil Fırtına Obüsleri Teslimat Töreni’ne” katıldı. Erdoğan, burada şöyle konuştu:

“Fırtına obüslerimizde 2025 yılından itibaren geliştirilen motor ve transmisyonu kullanacağız. Böylece savunma ürünleri ihracatımızda zaman zaman karşımıza çıkan lisans meselesini de kökten çözüme kavuşturacağız. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) caydırıcılığını ve harekât kabiliyetlerini çoktan ileriye taşıyan bu projenin icrasında görev alan herkese teşekkür ediyorum.

Ciddi emek, sabır, bilgi birikimi ve irade gerektiren tüm bu projeleri de adım adım hizmete alıyoruz. Görüldüğü gibi, birilerinin ‘Ona buna satıldı’ diyerek iftiralarına hedef olan Arifiye Ana Bakım Fabrikası farklı alanlarda ordumuzun ihtiyaçlarını karşılamayı sürdürüyor. Sıradan işletme devir işlemini çarpıtarak sermaye düşmanlığı yapanlar, bugün Amerika’dan İngiltere’ye oradan Almanya'dan kapı kapı dolaşarak, benzin istasyonlarındaki affedersiniz restoranlarında, oralarda bir şeyler yiyenler yabancı ekonomi komiserlerinden yardım dileniyor. Biz ise yerli ve milli olarak kendi mühendislerimizle, kendi işçilerimizle işte bu dev eserleri ortaya koyuyoruz. Aynı şekilde, işten atılacak diyerek galeyana getirmek istedikleri fabrika personelimiz de hiçbir hak kaybına uğramadan, tam bir gönül huzuruyla fabrikamızda çalışıyor, üretiyor, ülkemiz ekonomimize katkı sağlıyor.

Hâl böyleyken, fabrika ile ilgili hiçbir iddiaları tutmayan, şimdiye kadar ne buradaki işçi kardeşlerimizden ne işletmecilerimizden ne de milletimizden yarım ağızla da olsa bir özür dileme erdemi göstermediler. İşte, bu güzel Sakarya’mızı temsil eden bir tane milletvekili var, ondan da açtığım davadan 50 bin lirayı aldım. Onu da vakıflarımızdan bir tanesine verdik, hiç olmazsa bir hayırları dokunsun. Bu tabloyu da ayrı bir pişkinlik, ayrı bir yüzsüzlük örneği olarak milletimizin takdirine bırakıyorum. En azından, bugünkü teslimat sonrasında işin aslını bildikleri hâlde ısrarla yalan söyleyenlerin milletimize olan özür borçlarını ifa etmeleri gerektiğine inanıyorum. Ben Sakarya’ya inanıyorum. Ben Sakarya’nın saf çocuğu masum insanlara inanıyorum ve onlara gereken dersi, gerektiği zamanda da vereceğine inanıyorum.

“MİLLİ MESELELERDE YALAN SİYASETİNİ TERK ETMEYE DAVET EDİYORUM”

Grup kürsülerini iftira ve çarpıtma kürsülerine çevirenlerin buradan bir kez daha özellikle doğrudan ülkemizin çıkarlarını ilgilendiren milli meselelerde yalan siyasetini terk etmeye davet ediyorum. Bunu yaparlarsa ne âlâ. Şayet yapmazlarsa, biz milletimize saygımızın gereği olarak onların yalanlarını, iftiralarını, çarpıtmalarını deşifre etmeyi sürdüreceğiz. Türkiye’nin savunma hamlelerinin geçmişte defalarca yaşandığı gibi türlü ayak oyunlarıyla engellenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Savunma sanayi alanında da tam bağımsızlığımızı ilan edene kadar durmayacak, dinlenmeyecek, en küçük bir geri gidişe rıza göstermeyeceğiz. İşte bugün burada olduğu gibi kamu ve özel sektör işbirliğiyle ülkemizi başarıdan başarıya koşturacağız.

Türkiye’nin zincirlerini kırdığı alanların başında savunma sanayi alanı geliyor. Unutmayın, göreve geldiğimizde yüzde 20’si milliydi. Ama şimdi yüzde 80’i milli olan bir savunma sanayine sahibiz. Nereden, nereye. Ana yüklenicileri, kobileri, araştırma kuruluşları, teknoloji merkezleri ile son 20 yılda bu alanda hayal dahi edilemeyen başarılara imza attık. Savunma sanayinde başarı hikayesi yazmakla kalmadık, aynı zamanda büyük bir zihniyet devrimi de başlattık. Daha önce başlattığı stratejik projeler emekleme aşamasındayken akim bırakılan ülkemiz bizimle birlikte ilk defa projelerinin neticelendiği, uygulamaya geçtiği başarısını ispatladığı günleri gördü. ‘Yapılamaz’ denilen hayal mahsulü olarak nitelendirilen birçok kritik projeyi tek tek gerçeğe dönüştürdük. Elbette bu seviyeye, bir anda gelmedik. Başbakanlığımın ilk gününden itibaren ülkemizin güçlenmesi, savunma sanayinde dışa bağımlığını kırması adına yürütülen tüm çalışmalara sahip çıktık, destek verdik. Başkalarından hazır ürün satın almak yerine ortak üretim dahil farklı usul ve yöntemlerle kendi savunma sektörümüzü geliştirmeye gayret ettik. Nice direnişlere, nice sabotajlara, nice ihanetlere maruz kalmamıza rağmen bu yoldan asla dönmedik. Elde ettiğimiz somut neticelerle gurur duyduğumuz bu günlere geldik.

2002’de savunma sanayi sektöründe, çok önemli, sadece 56 firma faaliyet gösterirken, bugün bu sayı 2 bini aştı. 62 olan proje sayısı 750’yi geçti. Toplam 5,5 milyar dolar bütçeli savunma projeleri yürütülürken bugün bu rakam 60 milyar doların üzerine çıktı. İhale sürecindeki projeleri dahil ettiğimizde bütçe büyüklüğümüz 75 milyar doları buluyor.

“TEKNOLOJİ ÖZÜRLÜ KİMİ GAFİLLERİN KARALAMA FAALİYETLERİNE RAĞMEN HAVA ARAÇLARIMIZ GIPTAYLA TAKİP EDİLİYOR”

Kar, yağış, fırtına... Hepsi bir arada! Kar, yağış, fırtına... Hepsi bir arada!

İçimizdeki teknoloji özürlü kimi gafillerin karalama gayretlerine rağmen silahlı silahsız, taaruzi insansız hava araçlarımız tüm dünyada gıptayla takip ediliyor. Karabağ zaferinden Libya’ya, terörle mücadeleden Nokta Operasyonlarına kadar geniş bir alanda Türk SİHA’ları elde ettikleri başarılarla savaş yöntemlerini de dünyada değiştiriyor. Bugün silahlı ve taaruzi insansız hava araçlarımız, Fırtına obüslerimiz ile birlikte, özellikle sınırlarımız dışından ülkemizi hedef alan terör örgütlerinin kâbusu hâline gelmişlerdir. Suriye harekatlarımız sırasında bu iki kabiliyetimizin ne kadar önemli ve kritik rol üstlendiğini bizzat müşahede ettik.

Bu alanda 2023 yılı, herkesi gururlandıracak çok mühim gelişmelerin yaşandığı, müjdelerle dolu bir sene olacak. Milli muharip uçağımızı hangardan çıkartıp tüm dünyaya göstereceğiz. Jet motorlu eğitim ve hafif taarruz uçağımız Hürjet, ilk uçuşunu yapacak. Muharip insansız savaş uçağımız Bayraktar Kızılelma’nın uçuş manevra testleri ve mühimmat entegrasyonları gerçekleştirilecek. Dünyanın ilk SİHA gemisi olacak Anadolu’yu da bu yıl hizmete alıyoruz. Anadolu gemisine konuşlandıracağımız Bayraktar TB3 SİHA ilk uçuşunu icra edecek. Özgün helikopterimiz Gökbey’i Jandarma Genel Komutanlığımız kullanmaya başlayacak. Ağırlığı 11 tonu bulan Atak 2 helikopterimiz ilk uçuşunu gerçekleştirecek. Yer gözlem uydusu ile gemilerin konum ve rota bilgilerini toplayacak Kılıçsat Küp uydusunu uzaya fırlatacağız. Denizde ikmal muharebe destek gemisi Derya, I sınıfı firkateynlerimizin ilki olan İstanbul ve yeni tip denizaltılarımızın ilki Pirireis de bu sene envantere girecek. Aynı şekilde hava savunma ve füze sistemlerimizde artık belli bir aşamaya geldiğimizi göreceğimiz bir yıl bizi bekliyor. Uzun menzilli hava savunma ve füze sistemimiz Siper hizmete giriyor. Bozdoğan görüş içi ve Gökdoğan görüş ötesi füzelerimizin ilk teslimatlarını yapacağız. Gökdeniz yakın savunma sistemini gemilerimize entegre etmeye başlayacağız. 

Yerli milli elektronik harp ve elektronik destek kodlarının F-16’lara entegrasyonunu tamamlayacağız. Erken ihbar, radar sistemi Eralp’ın teslimatını yapacağız. Asean burun radarını Akıncı SİHA ve F-16’lara entegre edeceğiz. Yeni nesil Fırtınalar ile atışlarınız yüzde 100 isabet kaydetsin ve düşmanlara korku, dostlara da güven versin diyorum.”