Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerinin enerji zamlarının iktidarın iddia ettiği üzere yurtdışı kaynaklı olmadığını ortaya koyduğunu belirterek, “OECD verileri, 2015 yılından bu yana ülkemizde OECD ortalamasından 6 kat daha fazla zam yapıldığını ortaya koymaktadır” açıklaması yaptı.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerinin enerji zamlarının iktidarın iddia ettiği üzere yurtdışı kaynaklı olmadığını ortaya koyduğunu belirterek, “OECD verileri, 2015 yılından bu yana ülkemizde OECD ortalamasından 6 kat daha fazla zam yapıldığını ortaya koymaktadır” açıklaması yaptı.

EMO, bugün yaptığı yazılı basın açıklamasında, OECD verilerinin, siyasi iktidarın Türkiye’deki enerji zamlarının, yurtdışında oluşan maliyet artışlarından kaynakladığı ve yurttaşlara yansımasının düşük seviyede tutulduğuna yönelik iddialarını doğrulamadığını açıkladı. EMO tarafından yapılan açıklamada, “Diğer OECD ülkelerindeki tüketicilerin bahsi geçen artışlardan Türkiye`deki tüketiciler kadar etkilenmediği görülmektedir” dendi. Açıklama şöyle:

“Bilindiği üzere siyasi iktidar, elektrik, doğalgaz ve akaryakıta ardı ardına yapılan zamlar için dünyadaki fiyat artışlarını gerekçe gösteriyor. Oysa çeşitli ülkelerdeki enerji borsalarından anlık olarak oluşan geçici fiyat dalgalanmalarından örneklerle pahalı enerji gerçeğini gizlemeye çalışıldığı, OECD verileri ile bir kere daha net bir şekilde görülmektedir. OECD’nin 2015’i baz yıl alarak gerçekleştirdiği enerji endeksi incelendiğinde, Türkiye’nin OECD ortalaması ile arasındaki makasın düzenli olarak açıldığı görülmektedir. Mart 2022 itibarıyla Türkiye’nin endeks değeri 409’a ulaşırken, aynı ayda OECD ortalaması 151’de kaldı. Baz yıl kabul edilen 2015’ten bu yana ülkemizdeki enerji fiyatlarındaki artış oranı yüzde 309 olurken, OECD ülkelerinin ortalamasındaki artış yüzde 51 olarak belirlendi. OECD verileri, 2015 yılından bu yana ülkemizde OECD ortalamasından 6 kat daha fazla zam yapıldığını ortaya koymaktadır.”

Açıklamada; tüm dünyada birincil enerji kaynaklarının en yüksek değerlere ulaştığının ifade edildiği Temmuz 2021-Nisan 2022 arasındaki dönemde, OECD genelinde tüketicilere yansıyan zam oranı yüzde 26 ile sınırlı kalırken, bu rakamın Türkiye’de yaklaşık 4 katı olduğu belirtildi. Açıklamanın devamında şöyle dendi:

“SALGIN SONRASI FİYATLAR İKİYE KATLANDI”

“Salgın sonrası birincil kaynaklarda başlayan arz krizinin yaşandığı döneme bakıldığında ise Temmuz 2021 itibarıyla OECD’nin ortalamasında endeks değerinin 120 olduğu, ülkemiz değerinin ise 203 olduğu görülmektedir. Enerji krizinin yaşandığı söz konusu dönemde OECD ortalamasının 4 katı daha fazla zam yapıldığı görülmektedir. Rusya-Ukrayna savaşı dolayısıyla şubat ayından bu yana tedarik sorunları yaşayan 27 AB ülkesindeki ortalama artış bile yüzde 30,5 düzeyinde kalmıştır. ABD’de ise fiyatlar yalnızca yüzde 21,9 oranında zamlandı. G7 ülkelerindeki ortalama artış yüzde 24,1 olarak hesaplanırken, OECD`nin zam sıralamasının sonunda yüzde 9.9 ile İsrail ve yüzde 3.4 ile İsviçre yer aldı.”

İlk AKP hükümetinin kurulduğu 2002`nin sonunda Türkiye’nin endeks değeri 31, OECD ortalamasının ise bu değerin yaklaşık iki katı olduğunun belirtilirken, “AKP hükümetlerinin iş başında olduğu bu dönemde, OECD ortalaması yüzde 156 artarken, ülkemizde ise yüzde 1220 oranında rekor artış yaşandı” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, şöyle denildi:

Nevşehir'de alt yapı çalışması Nevşehir'de alt yapı çalışması

“AKP DÖNEMİNDE YÜZDE 1220 ZAM” 

“İlk AKP hükümetinin kurulduğu 2002`nin sonunda ülkemizin endeks değeri 31, OECD ortalaması ise bu değerin yaklaşık iki katı yani 59 idi. AKP hükümetlerinin iş başında olduğu bu dönemde, OECD ortalaması yüzde 156 artarken, ülkemizde ise yüzde 1220 oranında rekor artış yaşandı. Aynı dönemde ABD`de enerji fiyatları yüzde 145, AB ülkelerinde yüzde 141, G7 ülkelerinde ise yüzde 136 zamlandı. İsrail yüzde 67, İsviçre yüzde 44 ile OECD içindeki en düşük zam oranına sahip ülkeler oldu. Nisan 2022 itibarıyla OECD ülkeleri içinde en yüksek endeks değerine sahip olarak zam şampiyonuna dönüşen ülkemizin en yakın takipçisi Hollanda’nın endeks değeri yaklaşık yarımız kadardır. Üstelik Haziran 2022’den geçerli olmak üzere yapılan yeni zamla ülkemizin endeks değeri daha da artmıştır.”

Temel bir insan hakkı olarak, ucuz ve kaliteli enerjiye erişim için özelleştirilen tüm enerji kurumlarının kamulaştırılmasının ve toplumcu bir enerji programının gerekliliğinin altının çizildiği açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

“KALKINMA DÖNEMİNİ BAŞLATMAK İÇİN TÜM ENERJİ KURULUŞLARI KAMULAŞTIRILMALIDIR”

“AKP, iktidara geldiği 2002 yılından bu yana uyguladığı neo-liberal enerji politikalarıyla ülkemizi enerji yokluğu, enerji yoksulluğu ve pahalı enerji gerçeğiyle karşı karşıya bırakmıştır. Elektrik başta olmak üzere doğalgaz ve akaryakıt zamlarıyla giderek daha pahalı enerji kullanan ülke konumuna geldiğimiz açıkça ortadadır. Buna rağmen hükümet sözcüleri ‘Dünyada ucuz enerji yok’ söylemiyle; zamların ‘vahşice’ uygulanan özelleştirme ve piyasalaştırma uygulamalarından kaynaklandığı gerçeğinin üstünü örtmek istemektedir.

Enerji krizinden ve zam döngüsünden kurtulmak için kalkınma perspektifiyle hazırlanan toplumcu bir enerji programı uygulanması zorunluluk haline gelmiştir. Kamunun enerji yatırımları yapmasının önündeki engeller kaldırılarak, elektrik, doğalgaz ve petrol alanlarında dikey entegre kamu tekelleri yeniden kurulmalıdır. Temel insan haklarından biri olarak kabul edilen ucuz ve kaliteli enerjiye erişimi güvenceye almak, enerji maliyetlerinin ekonomik faaliyetleri tahrip etmediği bir kalkınma dönemini başlatmak için özelleştirilen tüm enerji kuruluşları kamulaştırılmalıdır.”