KESK'e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) İzmir Şubesi'nin başlattığı oturma eylemi 46. haftasına girdi. BTS İzmir Şube Başkanı Erdal Akyol, ülkede yoksulluğun her geçen gün arttığını belirterek, "İnsanların üç beş kişi bir araya gelip ‘geçinemiyoruz’ demesi bile suç haline getirilmekte, gözaltı ve tutuklamalara neden olmaktadır. Yapılan anayasal suçtur. Geçinemiyoruz! Onun için de 'geçinemiyoruz' diyeceğiz. Bu suçsa bu suçu işleyeceğiz" dedi.

KERİM UĞUR

KESK'e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) İzmir Şubesi'nin başlattığı oturma eylemi 46. haftasına girdi. BTS İzmir Şube Başkanı Erdal Akyol, ülkede yoksulluğun her geçen gün arttığını belirterek, "İnsanların üç beş kişi bir araya gelip ‘geçinemiyoruz’ demesi bile suç haline getirilmekte, gözaltı ve tutuklamalara neden olmaktadır. Yapılan anayasal suçtur. Geçinemiyoruz! Onun için de 'geçinemiyoruz' diyeceğiz. Bu suçsa bu suçu işleyeceğiz" dedi.

Oturma eyleminin 46'ncı haftasında Alsancak Garı önünde toplanan BTS üyesi demiryolu işçileri, sürgünlere ve TCDD'nin özelleştirilmesine karşı hazırladıkları bildirileri yurttaşlara dağıttı. Ardından bir açıklama yapan BTS İzmir Şube Başkanı Erdal Akyol, hükümeti ve TCDD yönetimini eleştirdi.

İktidarın 19 yıldır sermayenin yanında emeğin karşısında durduğunu savunan Akyol, "Emekçilere düşman politikaları ile bizlere bugün yoksulluk, açlık ve antidemokratik koşullar yarattılar. Kamu kaynaklarını tasfiye ederek kamusal hizmeti, başta sağlık ve eğitim alanından başlayarak tasfiye ettiler. Siyasal kadrolaşmayı, liyakatten uzak mülakatlarla, torpillerle yaptılar. Bugün karşı karşıya olduğumuz bu sürgünler de bu politikaların bir parçasıdır" dedi.

''EMEKÇİLER HER GÜN YENİ BİR KRİZE UYANIYOR''

Akyol, ülkenin her geçen gün yoksullaştığını belirterek şunları söyledi:

"Geçtiğimiz hafta Türk lirası, tarihin en yıkıcı günlerinden birini yaşadı. TL, dolar karşısında bir günde yüzde 20’ye yakın değer kaybetti. Döviz büroları tabela kapattı. Türkiye ekonomisi, özelleştirmeler ile kamu birikimlerinin tasfiye edildiği, sadece dışardan gelecek sıcak para girişine bağlı zayıf bir ekonomi haline gelmiştir. Doların tahakkümü altında ezilen işçi ve emekçilerin yarısı, asgari ücret düzeyinde yani, açlık sınırının bile altında bir gelirle yaşamaya çalışıyor. 'Ekonomide kurtuluş savaşı veriyoruz' diyenler şunu bilsin ki bunun halk içerisinde hiçbir karşılığı yok. Uyguladığınız politikalarla emekçi halk kitleleri her gün yeni bir krize uyanıyor. 2022 bütçe görüşmelerine baktığımızda da gelirlerin büyük bir bölümünün sadece vergi ve cezalara dayandığını görmekteyiz. Üretimden gelen gelir nerdeyse yok. Kamu emekçilerine 2022 için yüzde 7+5 zam verilirken vergi ve harçlara ise yüzde 36'lık bir zam öngörülüyor. Bu, ülkemizin sadece vergi ve cezalar ile yönetildiğinin de açık bir göstergesidir. İktidar, ittifak ortağıyla birlikte hayata geçirdiği politikalarla işçi ve emekçilerin cebinden alıp sermaye sınıfının kasasını dolduruyor. Yandaş şirketlerin, patronların vergi borçları bir kalemde silinirken işçi ve emekçiler perişan halde yaşam savaşı veriyor. İktidar, yandaş iş adamlarının çıkarlarını savunmak ve bunun karşısında halkı susturmak içinse baskı ve şiddet politikalarını artırıyor.''

“'GEÇİNEMİYORUZ' DEMEK SUÇ SAYILIYOR”

Memura enflasyon farkı şimdiden %8 + %15 Memura enflasyon farkı şimdiden %8 + %15

Tüm bu kötüye gidişe rağmen yurttaşların tepki göstermesinin de engellenmeye çalışıldığını vurgulayan Akyol, şöyle konuştu:

"Maaşlarımız gün gün erirken 'geçinemiyoruz' demek bile suç sayılıyor. Korku iklimi yaratarak sadece bedenleri değil zihinlerimizi, ruhumuzu teslim almak, kuşatmak, hareket edemez hale getirmek istiyorlar. İnsanların üç beş kişi bir araya gelip 'geçinemiyoruz' demesi bile suç haline getirilmekte, gözaltı ve tutuklamalara neden olmaktadır. Yapılan anayasal suçtur. Geçinemiyoruz! Onun için de 'geçinemiyoruz' diyeceğiz. Bu suçsa bu suçu işleyeceğiz. Bu krizin faturasının halka çıkartılmasını kabul etmiyoruz. Türkiye halkı, devlete vergisini ödeyerek, çalışarak, üreterek demiryolu gibi kamu işletmelerine yapılan yatırımları finanse etmiştir ve onların gerçek sahibidir. Yıllardır uygulanan emek karşıtı politikalarla sermaye kesiminden vergi toplamayarak, dışarıdan ve içeriden alınan borçları katlayarak gelinen bu noktada, bugün bu borçların faizinin küçük bölümlerinin ödenmesi için milli varlıklarımız, ekonomimizin üretken güçleri satışa çıkarılıyor."