(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, 9. Yargı Paketi’nin görüşüldüğü TBMM Adalet Komisyonu’nda, kadınların evlenince eşlerinin soyadını almasına ilişkin düzenlemeyi " 'Çocuklar kötü etkilenecek’ diyorsunuz. Çocukların kötü etkileneceğine dair bir tane bilimsel çalışma var mı? Öyleyse, boşanmadan da çocuklar kötü etkileniyor değil mi? Boşanmada da soyadı tekrar değişiyor. O zaman, boşanma sonucunda ‘Annesiyle babasının soyadı farklı olacak, kötü etkilendi...’ Boşanmayı mı yasaklayacağız? Kanun böyle yapılır mı? Anayasa denen bir şey var” diye eleştirdi.

TBMM Adalet Komisyonu’nda kamuoyunda '9. Yargı Paketi' olarak bilinen 38 maddelik ‘Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşülmeye devam ediyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, söz konusu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle verilen önerge üzerinde konuşurken, şunları söyledi:

Zehir tacirlerine 27'nci operasyon! 1,7 ton uyuşturucu ele geçirildi Zehir tacirlerine 27'nci operasyon! 1,7 ton uyuşturucu ele geçirildi

“Kadınlarla ilgili birçok düzenleme var, kadın örgütlerini buraya çağırmış olmanız, burada birçok derneğin temsilcisinin olması gerekirdi. Daha da önemlisi, Adalet Bakanının burada olması gerekirdi. Biz şimdi baştan beri ne konuşuyoruz; bu yargı paketi nerede hazırlandı? Bakan binlerce açıklama yaptı. Şimdiye kadar ‘Şöyle hazırlıyoruz, böyle hazırlıyoruz, şu olacak, bu olacak, bu olmayacak’ diye açıklamalar yapılıyor. Milletvekilleriyle, komisyonunuzla kahvaltılar yapılıyor. Şimdi burada konuşuyorken her seferinde ‘Şu hazırlık var, bu hazırlık var’ diyen kendisi.

"Adalet Bakanı gelsin, soru cevaplasın"

2017’de Anayasa’yı değiştirirken biz ‘Bu şekilde olmaz bu iş’ diyorduk. Yani ‘erkler ayrılığı’ denilen bir şey var, ‘kuvvetler ayrılığı’ denilen bir şey var; uygulanmıyor. Karşı çıktınız, üstüne bir de bize dediniz ki o zamanlar ‘Yasama ile yürütme sert ayrılacak, hiçbir şekilde birbirlerine müdahale etmeyecekler.’ Şimdi ne oluyor? Hem yürütme yasamaya müdahale edecek hem buraya gönderecek Meclis’te milletvekillerinin imzasına açacak, kendisi hazırlayacak ama buraya gelmeye tenezzül etmeyecek. Böyle iş olur mu? Adalet Bakanı gelsin, birazcık bir soru cevaplasın. Burada biz bürokratlara soru soracağız da cevap bekleyeceğiz. Olacak iş değil.

“Teklif gelene kadar var mı, yok mu; dedikodu üzerinden bir siyaset yapılıyor”

Bu yargı paketleriyle ilgili basın yoluyla iletişim yapılması... Bunda çok ciddi sorun var. Basına bir haber sızdırılıyor, bir ajansa haber sızdırılıyor o madde bunun içinde olacak mı, olmayacak mı aylarca tartışma dönüyor. Böyle kanun yapılır mı? ‘Etki ajanlığı’ diye bir şey çıktı. Var mı, yok mu aylarca tartışılıyor. Şimdi önümüzde teklif yok. Teklif gelene kadar var mı yok mu, dedikodu üzerinden bir siyaset yapılıyor. Ne yapılıyor, bunun üzerinden toplum acaba ne tepki verecek? Acaba hangi gruplardan ne tepki gelecek? Olumlu mu gelecek, çok takmayacaklar mı, cevap vermeyecekler mi, ilgilenmeyecekler mi? Acaba buna uygun ortam yaratır mıyız? Ortamı yoklayacaksınız, sonra tepki gelirse geri çekip erteleyip tekrar, sonradan getirmek üzere hazırlık yapacaksınız. Ortada bir kanun teklifi olmadan, bir hazırlık süreci olmadan böyle şeyler tartışılıyor. Yani bu kanun yapım usulüne falan aykırı. Bunlara itiraz ediyoruz."

“TMSF’yle ilgili olan madde Anayasa’ya aykırı”

Öngörülen düzenlemelerin torba yasa şeklinde hazırlanmasının da Anayasa'ya aykırı olduğunu belirten Gökçen, "Burada ‘20 farklı kanunu değiştirdik’ diye kendiniz anlatıyorsunuz. 20 farklı kanunun 20'si farklı konuda, torba yasa usulüyle burada yargı sistemini düzelteceğinizi söylüyorsunuz, Anayasa’ya aykırı. Kayyum maddesi, TMSF’yle ilgili olan madde Anayasa’ya aykırı. Kamulaştırmayla ilgili madde Anayasa’ya aykırı. Orman konusundaki madde Anayasa’ya aykırı ama hepsinden beteri hepsini bir torbaya koymuşsunuz, bunu önümüze getirmişsiniz" ifadelerini kullandı.

“Kimse kimsenin soyadını almasın, dayatma olmasın”

Gökçen, "kadının soyadı" ile ilgili öngörülen düzenleme konusunda da şunları söyledi:

"Bu, önemli bir mesele. Burada bir düzenleme yapılıyor, başlığına ‘kadının soyadı’ yazıyorsunuz, kadınla erkek arasında Anayasa’ya açıkça aykırı bir düzenleme yapıyorsunuz. Yıllardır bir kronolojisi var zaten bu işin, Yargıtay, AİHM, AYM kararları var. Hem bireysel başvuru kararı hem iptal kararı var. Meclise verilen bir süre var, süre boyunca yapılmayan bir iş var. Yani işin geçmişi çok eskiye dayanıyor ama bugüne geldiğimizde de bu kadar açık bir düzenlemeye ‘aykırılık’ diyorsunuz, aykırılık getiriyorsunuz. Sonra o düzenlemenin Anayasa’daki eşitlik kısmını okumuyorsunuz, getiriyorsunuz ‘kadının soyadı’, itiraz edince de ‘Niye kadına vurgu yapıyorsunuz, erkeklerle kadınlar eşit değil miydi?’ Eşlerin soyadı diyelim, aile soyadı diyelim. Eşler birinin soyadını nasıl alacak, bunu düzenleyelim.' Kimse kimsenin soyadını almasın, dayatma olmasın. Bunları düzenleyelim ama siz ayırımcı düzenlemeyi getireceksiniz. AYM kararına, kadınların talebine, kadınların itirazına, hatta erkeklerin itirazına rağmen, hukuka rağmen getireceksiniz. Sonra da diyeceksiniz ki ‘Kadınlar buna niye itiraz ediyor canım, başka dertleri yok muymuş’ Başka dertleri var kadınların, çocukların da var. ‘Kötü etkilenecek’ diyorsunuz. Çocukların kötü etkileneceğine dair bir tane bilimsel çalışma var mı ya burada? Nasıl bir kötü etkilenme durumu var? Öyleyse, boşanmadan da çocuklar kötü etkileniyor değil mi? Boşanmada da soyadı tekrar değişiyor. O zaman, boşanma sonucunda ‘Annesiyle babasının soyadı farklı olacak, kötü etkilendi.’ Boşanmayı mı yasaklayacağız? Kanun böyle yapılır mı? Anayasa denen bir şey var.

“'Aile böyle korunur’ diyorsanız, önce aile içi şiddeti, çocuk istismarını, kadına şiddeti konuşmamız lazım”

Birçok ülkeye, uygulamalara baktık. Bir aile bütünlüğü meselesi var, zaten ‘Aile bütünlüğü böyle sağlanır -veya- aile böyle korunur’ diyorsanız, önce aile içi şiddeti, çocuk istismarını, kadına şiddeti konuşmamız lazım. İstanbul Sözleşmesi kalktı, ne gibi bir fayda elde ettiniz, bunu açıklamanız lazım. Dün KEFEK’te duyduğumuz kadarıyla, milyonlarca kadın uygulamayı indirmiş ve bundan gurur duyuluyor. Türkiye'de milyonlarca kadın telefonunda şiddete karşı uygulama indirdi diye gurur duyuluyor iktidar tarafından, inanılmaz bir şey. Ailenin korunmasını burada bize soyadıyla anlatıyorsunuz.

“İslam devletlerine, laik olmayan cumhuriyetlere baktık, burada da yok böyle bir şey. Bu nereden çıkıyor”

Bir kültür meselesi var değil mi? Türk kültürüne uygunluk, sosyoloji, gelenekler bunlarla açıklanıyor. Acaba hangi kaynaktan geliyor bu soyadı meselesi? Osmanlı'da öyle bir şey yok. Türkiye'de soyadı zaten Cumhuriyet'ten sonra gelmiş bir şey. Bu ‘gelenek’ denen şey nerede oluşmuş, nasıl oluşmuş? İslam’dan mı kaynaklanmış yoksa Türk Cumhuriyetleri'nden mi kaynaklanmış? Çok ilginç. Türkiye Cumhuriyeti devleti haricinde hiçbir Türk devletinde böyle bir soyadı dayatması kanununa rastlamadık. Varsa söyleyin lütfen. İslam devletlerine, laik olmayan cumhuriyetlere, devletlere baktık, burada da yok böyle bir şey. Bu nereden çıkıyor? Bir şey uyduruyorsunuz, getiriyorsunuz, sonra da ‘Geleneğimiz budur’ diyorsunuz. Çok ilginç.

“Bundan sonraki yargı paketinde ‘etki ajanlığı’ denilen o ucube kanun gelecek mi”

Bir insanın, yaşına gelene kadar,  kendini dünyaya tanıtması var, yaptığı işler var, kariyeri var. Veya hiçbir şey olmasın, kendi tercihi var, isteği var. Diyorsunuz ki ‘Bundan sonra size bunu dayatıyoruz, kendinizi böyle ifade edeceksiniz.’ Bunları anlamak mümkün değil. Bundan sonraki yargı paketleri olacak, bir strateji belgesi var ama biz şimdiye kadar iktidar ağzından bir tane ‘Şu bir sorundur’ cümlesini duymuyoruz. Yani bir sorun yoksa niye yargı paketi hazırlıyorsunuz? Bundan sonraki yargı paketinde ‘etki ajanlığı’ denilen o ucube kanun gelecek mi? Biz bunu yine basından mı takip edeceğiz milletvekilleri olarak bunları açıklamanız lazım.”

Komisyonda, Anayasa'ya aykırılık gerekçesiyle verilen iki önerge de oy çokluğuyla reddedildi.

Kaynak: anka