CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılamayacağını “İstanbul Sözleşmesi ya da başka bir uluslararası sözleşmeden üç kere ‘Boş ol’ diyerek çıkılamaz” diye açıkladı.

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılamayacağını “İstanbul Sözleşmesi ya da başka bir uluslararası sözleşmeden üç kere ‘Boş ol’ diyerek çıkılamaz” diye açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmesine karşı açtığı davaya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na konuşan CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, kadınların kazanılmış haklarını savunmak için salonu doldurduğunu kaydetti. Nazlıaka şunları söyledi:

KASKİ'den bayram öncesi uyarı KASKİ'den bayram öncesi uyarı

“Kazanılmış haklarımıza sahip çıkmak istiyoruz. Hakkımız olanı geri almaya geldik. Bu karar 21 Mart’ta yayımlanmıştı. Danıştay’ın o dönemde açılan 200’den fazla dava ile ilgili bu süreci durdurmak için bir yetkisi vardı. Bunu kullanmadı ve 1 Temmuz 2021’de İstanbul Sözleşmesi feshedildi. Eğer İstanbul Sözleşmesi feshedilmeseydi, bugün en az 500 kadın hayatta olacaktı ve Pınar Gültekin davası bu şekilde şekillenmeyecekti. Bizler şunu her fırsatta söylemeye devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi ya da başka bir uluslararası sözleşmeden üç kere ‘Boş ol’ diyerek çıkılamaz. İstanbul Sözleşmesi’den çıkma sürecinin son derece hukuksuz ve Anayasa’ya aykırı olduğu bugün burada bir kez daha dile getiriliyor. Şu ana kadar hep savcı mütalaası da bu yönde oldu. Heyetten de 15 gün içinde bir karar çıkmasını bekliyoruz.

Türkiye aile içi şiddeti önleyemeyip bir kadını koruyamadığı için ceza alan ilk ülke oldu. Bir AİHM kararı sonrasında Nahide Opuz adlı kız kardeşimiz eşinden sistematik şiddet görmesine rağmen, birçok kez bunun için başvuruda bulunmasına rağmen ama savcılık her birinde takipsizlik kararı vermesine rağmen, en son eşi onun üzerinden araba ile geçerek, üzerinde sigara söndürerek işkence etmesine rağmen, annesini katlettiğinde artık yapacak bir şey kalmadı deyip, uluslararası arenada mücadelesine gitmiş ve İstanbul Sözleşmesi’ne de bu Nahide Opuz kararı sonrasında Türkiye’nin altına ilk imza atan ülke olmamız şeklinde şekillenmiştir. Dolayısıyla ilk imzacısı olduğumuz bu sözleşmeye ve kadınların canına sahip çıkmak zorundayız. Bu sadece kadın hakları açısından, insan hakları açısından, demokrasi açısından değil aynı zamanda evrensel insan hakların sahip çıkmak ve ülkenin itibarını korumak açısından da olmazsa olmazdır.”