CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, “Bu sistem neyi getirdi? Aslında bizim şu anda anayasamız yok. Anayasal bir hukuk devleti değiliz. Şeklen anayasası olan bir devlet olduk. Çünkü bu sistem anayasayı da hukuk devletini de temelinden zedeledi. Tam keyfilik hakim. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nde tam bir; kişi, parti ve devlet birleşmesi yaşıyoruz. Onun için mesela Erdoğan çıkıp, 'Adalet Kalkınma Partisi'nin kaderiyle Türkiye’nin kaderi tırnak gibi olmuştur' diyor. Bu son derece tehlikelidir. Egemenliğin şahsileştirilmesidir. Parti devleti sistemini arzu etmektir. Ve Türkiye’yi vuracak en büyük kötülüktür. Maalesef o aşamaya geldiler” dedi.

Haber: EDDA SÖNMEZ- Kamera: ADEM KARABAYIR 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, “Bu sistem neyi getirdi? Aslında bizim şu anda anayasamız yok. Anayasal bir hukuk devleti değiliz. Şeklen anayasası olan bir devlet olduk. Çünkü bu sistem anayasayı da hukuk devletini de temelinden zedeledi. Tam keyfilik hakim. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nde tam bir; kişi, parti ve devlet birleşmesi yaşıyoruz. Onun için mesela Erdoğan çıkıp, 'Adalet Kalkınma Partisi'nin kaderiyle Türkiye’nin kaderi tırnak gibi olmuştur' diyor. Bu son derece tehlikelidir. Egemenliğin şahsileştirilmesidir. Parti devleti sistemini arzu etmektir. Ve Türkiye’yi vuracak en büyük kötülüktür. Maalesef o aşamaya geldiler” dedi.

Kartal Kent Kültürü ve Demokrasi Derneği, “Neden Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem?” başlıklı bir panel düzenledi. Panelin birinci oturumunda CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu ve Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp katıldı.

Panelde konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek; başkanlık sisteminin, diğer ülkelerdeki demokratik başkanlık sistemlerinden farklı olduğunu, mevcut sistemin lidere sadakate dayanan bir sistem haline geldiğini söyledi.

"12 Eylül Darbesi sağlıksız bir parlamenter sistem yarattı. Ülkemiz sağlıklı ve güven veren bir sistemi hak ediyor" diyen Erkek şöyle konuştu:

"ÜLKEYİ BİR TEK ADAM SİSTEMİNİ SÜRÜKLEDİ: Bu sisteme nasıl geçildi? Bu çok önemli. 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşen referandum hangi şartlarda gerçekleşti? Normalde hiçbir demokratik ülkede olağanüstü hal dönemlerinde köklü sistem değişikliklere dayanan referandumlar olmaz, seçimler olmaz. Ama maalesef, darbeye teşebbüsü 'Allah'ın lütfu' olarak gören ve tanımlayan bir iktidar; OHAL dönemi içerisinde suiistimalci, kötü niyetli bir anayasa değişikliği ile anayasayı araç olarak kullanarak ülkeyi bir tek adam sistemine sürükledi. Normalde bu referandumun OHAL bittikten sonra olması gerekiyordu. Ama özellikle OHAL içerisinde yapıldı. Sağlıklı bir anayasal kamuoyu oluşmasına müsaade edilmedi.

BU DEMOKRATİK BAŞKANLIK SİSTEMİ DEĞİL, SON DERECE UCUBE BİR SİSTEM: Neden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi nedendi adına? Bugün ülkemizin yaşadığı sistem kesinlikle ve kesinlikle demokratik bir başkanlık sistemi de değildir. Bu sisteme; devletin ve egemenliğin kişiselleştirildiği, egemenliğin şahsileştirildiği, yani lidere, patrona, sadakate dayanan bir sistem. Demokrasi değil, monokrasi dedikleri, yani bir kişinin egemenliği. Bu demokratik başkanlık sistemi de değil son derece ucube bir sistem. Onun için zaten sorunlarımız her geçen gün daha da ağırlaşıyor. İşte 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi' dendi. Neden dendi? Çünkü bizde cumhurbaşkanlığı, bin yıllık devlet geleneğimizde ve Türkiye Cumhuriyeti'nde de yüce bir makamdır.

TÜRKİYE'NİN YARININI İNŞA ETMEK, DEMOKRASİ, DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ İÇİN GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM DİYORUZ: Cumhurbaşkanlığı makamı örtüsü altında otoriter bir sistem inşa ettiler. Ve bugün şunu asla unutmayın. Dünyada da öyledir.  Otoriter tek adam rejimleri her zaman adaletsizliklerden, çatışmalardan, kaostan, kutuplaşmadan beslenir. Onun için bizlere düşen büyük bir görev var. Bu kutuplaşma girdabına asla girmeyeceğiz. İşte onun için 6 partinin birlikte çalışması çok değerli. Dikkat ederseniz 'Bir araya gelmeleri mümkün değil' diyorlardı, bir araya geldik. 'Bir arada kalmaları mümkün değil' diyorlardı, bir arada kaldık. Ve şu anda birlikte çalışıyoruz. Ne için çalışıyoruz? Türkiye'nin yarınını inşa etmek için, demokrasi için, demokratik hukuk devleti için Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem diyoruz.

'EKONOMİYİ DÜZELTECEK OLAN DA HUKUK SİSTEMİDİR': Evet, maalesef ülkemiz, 16 Nisan 2017 tarihinde OHAL döneminde dayatılan, gerçekleştirilen referandumla böyle bir sisteme savruldu. Fransız anayasa hukukçusu ve siyaset bilimcisi Maurice Duverger’in çok güzel bir sözü vardır. 'Demokrasinin kurum ve kurallarıyla tam olarak yerleşmediği toplumlarda başkanlık gibi sistemler çılgınlıktır' der. Çünkü mutlaka otoriterleşme, keyfiliğe gider. Onun için ekonomik kriz derinleşiyor, onun için hayat pahalılığı, işsizlik, yoksulluk artıyor. Adaleti de yok eden bir sistem. Çünkü, adaletin olmadığı yerde aş, iş, ekmek asla olmaz. Yani sistem ve ekonomi doğrudan bağlantılı. Sistem ve adalet doğrudan bağlantılı. İşte Ece Güner Toprak’ın 'Başarabiliriz' kitabında da yazar 'Ekonomiyi de düzeltecek olan hukuktur sistemdir' diyor. Çok doğru. Onun için 6 partinin, sağlıklı, güven veren bir hükümet sistemi üzerinde anlaşmış olması Türkiye'nin geleceği açısından çok değerli.

RTÜK’TEN, İÇİŞLERİ BAKANI SOYLU’NUN ŞİKAYETİ ÜZERİNE KRT VE HALK TV’YE PARA CEZASI RTÜK’TEN, İÇİŞLERİ BAKANI SOYLU’NUN ŞİKAYETİ ÜZERİNE KRT VE HALK TV’YE PARA CEZASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'Nİ BİR ŞAHIS DEVLETİNE DÖNÜŞTÜRME ÇABALARI VAR: Bu sistem neyi getirdi? Hukuksuzluğu getirdi, keyfiliği getirdi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bir şahıs devletine dönüştürme çabaları var. Buna asla ve asla müsaade etmememiz lazım. 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'nin 16. maddesi çok önemlidir. Şöyle der madde: 'Kuvvetler ayrılığının sağlanmadığı ve insan haklarının güvence altına alınmadığı bir toplumda anayasa da yoktur.' Aslında bizim şu anda anayasamız yok. Ama, biz anayasal bir hukuk devleti değiliz. Şeklen anayasası olan bir devlet olduk. Çünkü bu sistem anayasayı da hukuk devletini de temelinden zedeledi. Tam keyfilik hakim. Halbuki ne olması lazım. Kuvvetler ayrılığı için güçlerin bir elde toplanmaması, güçlerin bir arada toplanmaması lazım. Yasama, yürütme, yargı diyoruz. Bu sistemde bu mümkün değil.

PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ'NDE TAM BİR; KİŞİ, PARTİ VE DEVLET BİRLEŞMESİ YAŞIYORUZ: Bu sistemde, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nde tam bir; kişi, parti ve devlet birleşmesi yaşıyoruz. Onun için mesela Erdoğan çıkıp, 'Adalet Kalkınma Partisi'nin kaderiyle Türkiye’nin kaderi tırnak gibi olmuştur' diyor. Bu son derece tehlikelidir. Egemenliğin şahsileştirilmesidir. Parti devleti sistemini arzu etmektir. Ve Türkiye’yi vuracak en büyük kötülüktür. Maalesef o aşamaya geldiler. Bizim gücü bir tek kişide toplamak yerine ne yapmamız lazım? Güçlü kurallar, bağımsız ve tarafsız yargı, güçlü ekonomik kurumlar ve güçlü kadrolar olması lazım. Bugün maalesef bütün güç bir kişiye verildiği için ve ona sadakate dayalı bir sistem yaratıldığı için, liyakat ve adalet yok edildiği için Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'e ihtiyacımız var. Neden Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem? Neden yeni bir hükümet sistemi öneriyoruz? 12 Eylül darbe yasası zayıflatılmış bir parlamenter sistem yarattı. Sağlıksız bir parlamenter sistemi yarattı. Onun için güçlü parlamenter sistem."