CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, kırmızı ete son bir yılda gelen zamları değerlendirerek, “AB’ye üye ülkelerin son 13 yılına ait ortalama karkas et fiyatları ile ülkemizdeki fiyatları karşılaştırdığımızda gördüğümüz tablo gerçekten iç karartıcı. Mevcut iktidar tarafından önü açılan et ithalatının başladığı 2010 yılı ile 2017 yılları arasında AB ülkelerindeki fiyatlar 3,5 ile 4,3 euro civarında seyrediyor. Bizdeki fiyatın ise 2015 yılında 8 euro bandına yaklaştığı görülüyor. Yani karkas et fiyatındaki artışı durdurmak gerekçesi ile yapılan canlı hayvan ve et ithalatının et fiyatlarını düşürmeye yetmediği, aksine daha da artırdığı ortada. Üretimi artırmak yerine ithal etmenin daha cazip olduğu bu dönemin hayvancılık sektörümüze vermiş olduğu zararların faturasını ne yazık ki hâlâ ödüyoruz” dedi.

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, kırmızı ete son bir yılda gelen zamları değerlendirerek, “AB’ye üye ülkelerin son 13 yılına ait ortalama karkas et fiyatları ile ülkemizdeki fiyatları karşılaştırdığımızda gördüğümüz tablo gerçekten iç karartıcı. Mevcut iktidar tarafından önü açılan et ithalatının başladığı 2010 yılı ile 2017 yılları arasında AB ülkelerindeki fiyatlar 3,5 ile 4,3 euro civarında seyrediyor. Bizdeki fiyatın ise 2015 yılında 8 euro bandına yaklaştığı görülüyor. Yani karkas et fiyatındaki artışı durdurmak gerekçesi ile yapılan canlı hayvan ve et ithalatının et fiyatlarını düşürmeye yetmediği, aksine daha da artırdığı ortada. Üretimi artırmak yerine ithal etmenin daha cazip olduğu bu dönemin hayvancılık sektörümüze vermiş olduğu zararların faturasını ne yazık ki hâlâ ödüyoruz” dedi.

Bekir Başevirgen, bugün yaptığı yazılı açıklamada, et fiyatlarında son bir yılda yaşanan artışlardan sonra iç piyasanın dış piyasadan çok daha pahalı bir hale geldiğini belirtti. Başevirgen, şunları kaydetti:

ISIL-SEA ADLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN TÜRKİYE’DEKİ MAL VARLIĞI DONDURULDU ISIL-SEA ADLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN TÜRKİYE’DEKİ MAL VARLIĞI DONDURULDU

“2022 yılı ocak ayında 60 lira civarında olan karkas etin fiyatı, o zamanki kura göre (1 euro=15 lira) 4 euro civarındaydı. 2022 yılı sonu itibariyle büyükbaş karkas fiyatı, serbest piyasalarda 122 TL/Kg, yani 6,10 euro. Aynı kalitede karkas etin fiyatı Almanya’da 5,25 euro yani, 105 lira civarında. Asgari ücret miktarı AB ortalamasının çok altında olan Romanya’da ise dana karkasının fiyatı 3,99 euro, yani 80 lira civarında. AB ortalamasına bakıldığında ise 4,42 euro, yani 88,40 lira.

“ASGARİ ÜCRETLE ALMAN 411, POLONYALI 135, BİZ İSE 70 KİLO ET ALABİLİYORUZ”

Ayda 180 saat çalışan asgari ücretli bir Alman, aylık 2 bin 160 euro olan kazancıyla 411 kilo; Polonyalı, 642 euro asgari ücretle 135 kilo; Romanyalı, 515 euro asgari ücretle 129 kilo karkas et alabiliyor. Ülkemizde ise 425 euro olan asgari ücretle 70 kilo et ancak alınabiliyor.

İş gücümüz ucuz, gelirimiz ve et tüketimimiz daha az olmasına rağmen eti neden Avrupa’dan daha pahalıya üretiyor ve tüketiyoruz? Üretici para kazanamaz, tüketici satın alamaz haldeyken bu zamlara sebep olan en önemli neden hem üreticilerimizin hem de tüketicilerimizin enflasyon canavarı karşısında korunmamalarıdır. Diğer en önemli sorun ise süt fiyatlarının düşük olmasıdır.

“KARKAS ETİN FİYATI 8 EUROYA DOĞRU SON HIZLA GİDİYOR”

Yüksek enflasyon, öngörülemez piyasa, ithalat ve kur baskısı neticesinde karkas etin fiyatı 8 euroya doğru son hızla gidiyor. Bu durumda, halihazırda 8 euro olan kıyma 10 euro (200 TL), 9 euro olan kuşbaşı da 11 euro (220 TL) olacaktır. Peki her şey fiyatlanırken euro 20 lirada kalacak mı? Bakıp göreceğiz.

AB’ye üye ülkelerin son 13 yılına ait ortalama karkas et fiyatları ile ülkemizdeki fiyatları karşılaştırdığımızda gördüğümüz tablo gerçekten iç karartıcı. Mevcut iktidar tarafından önü açılan et ithalatının başladığı 2010 yılı ile 2017 yılları arasında AB ülkelerindeki fiyatlar 3,5 ile 4,3 euro civarında seyrediyor. Bizdeki fiyatın ise 2015 yılında 8 euro bandına yaklaştığı görülüyor. Yani karkas et fiyatındaki artışı durdurmak gerekçesi ile yapılan canlı hayvan ve et ithalatının et fiyatlarını düşürmeye yetmediği, aksine daha da artırdığı ortada. Üretimi artırmak yerine ithal etmenin daha cazip olduğu bu dönemin hayvancılık sektörümüze vermiş olduğu zararların faturasını ne yazık ki hâlâ ödüyoruz.”