26.02.2012, 21:03

Baraj ve Medya Faciası: Ölen “biz”den Olmayınca

                                                                                                                                                                                             Hep millet suya döküldü
Elim kemikten söküldü
Yekin Elif bacım yekin
Anayın beli büküldü
(Bir Kozan ağıtı)

İnsan nasıl var oldu? Eski, en eski öykülerden birine (İsa’dan önce 1800’lerden kalan Atrahasis -Yüce Bilginin Şiiri- mitine) göre şöyle:

Önce sadece tanrılar topluluğu vardı. Sadece yiyip içen Anunnaku’lar ve onlara hizmet eden İgigu’lur. Hal-i pür melal:

“Tanrılar insanı (yarattığında?)
Sıkıcı bir iş yapıyorlardı ve çalışıyorlardı
İşleri çoktu,
Tatsız işleri ağır ve çabaları sonsuzdu
Zira büyük Anunnaku’lar İgigu’lara
Yedi kat tatsız işi zorla yaptırıyorlardı…”

Tanrı da olsanız, başkasına çalışmak zor iştir. İgigu’lar bir gün grev yapar. Büyük tanrılar paniğe kapılır. Ne yiyecek, ne içecek, nasıl gezecekler? Çareyi en büyüklerden Ea bulur, müthiş bir icat: Yeni bir tür yaratılır. İnsan. Bir süre işler iyi gider ama bu yeni tür hızla çoğalır, çok gürültü yapmaya başlar. İlki hak sahibiydi, grevciydi, bunlar hak sahibi değil, demek ki gürültüye mecburlar itiraz ya da isyan için.

Tanrılar sevmez öyle gürültüyü. En büyüklerden Enlil’in tepesi atar, gürültücüleri yok edecektir. Silah çok onda: Salgın hastalıklar, kuraklık, açlık… Fakat, ah o hizmetçisiz kalma ihtimali! İcadın sahibi, Ea araya girer yine. İki tanrının müzakeresinin sonucu. Tufanla çoğunu yok edelim. Gemiye alınacakları, yani kurtulacakları da eskiye göre biraz değiştirelim: Bazı kadınlara kısırlık yollandı, isteğe bağlı ya da hastalık nedeniyle doğurganlık engellendi-yasaklandı, çocukların ölmesi temin edildi ve ömür de kısaltıldı. Evet, sağlık, eğitim, yaşam vs. düzenlemeleri tanrısal işlerdir. İşte eski Mezopotamyalılara göre insan böyle yaratıldı. Tanrılara hizmet için.

GÜNÜMÜZÜN TANRILARI

Bugünkü dünyamızda o tanrılar yok. Yok mu sahi?

Bugünkü dünyamızda bir çalışan insanlar var, çalışmak zorunda olan, çalışmadan yaşayamayacak olan, bir de onları çalıştıranlar, hiç çalışmak zorunda olmayanlar. Çalışmak zorunda olmayanların paraları çalışır, o paralarla çalışan adamları çalışır… En altta, paranın en azı için, günü öbür güne ya bağlayacak ya bağlamayacak kadarı için çalışmak zorunda olanlar yer alır. Bir lokma için.

Bugünkü dünyamızın üstündekiler, o Atrahasis’in tanrılarına ne kadar benziyor? Altındakiler de öyle: Salgın ya da değil, hastalık, açlık, kıtlık, kuraklık… ve bir lokma için mecburi çalışma, can pahasına da olsa…

Tanrılar, insanı var ederken de yok ederken sadece kendi yaşam biçimleri ve yaşam planlarını gözetmişlerdi öykümüze göre; hiçbir aşamada insana yönelik duygusal ya da değer belirten bir ibare yok öyküde. MİT’lerin acımasızlığı mükemmeldir. Bu acımasızlıkla hâlâ anlam üretirler. Tufan kararı alınıp uygulanırken de duygu ya da değer yoktur.

Öykümüz, bütün o süreç içinde insanın ruhuna, kalbine, kafasına, zihnine dair hiçbir alamet de vermez bize. Çalışmak için yaratılmış insan çalışacaktır, ölmeleri istenirse öleceklerdir, o kadar. Ne düşündüklerini, ne duyduklarını, ne yaptıklarını bilmeyiz. Bugünün haliyle dört bin yıl öncenin öyküsü, çalışanların kaderiyle tanrılar toplumunun davranışları önceki gün mini bir tufanda birleşti:

KİMSE GEMİ DE HAZIRLAMAMIŞTI

Adana’da, Kozan’da cuma akşamı bir hidroelektrik santrala ait baraj çöktü, malûm. Hidro elektrik santral şu son dönemin irili ufaklı sermayedarlarının en çok sevdiği yatırım, malûm. Milyonlarca metreküp su bendinden boşandı ve 10 işçi kayboldu. İkisinin cansız bedenine ulaşılmıştı cumartesi akşamı itibarıyla, sekizi aranıyordu. Açıklamalar da böyleydi, “ikisi, sekizi…” Sanki “sayı”lar öldü, insan değil. İnsansa bile “biz”den, yani tanrılardan ve vekillerinden değil…

Evet, bir zamanlar tanrı denilenlere şimdi insan deniliyorsa, bir zamanlar insan denilenlere artık insan demek o kadar da gerekmez değil mi? Çok duyuluyor son 30 yıldır: “Artık sınıflar öldü, artık sınıfların anlamı yok, varsa da o kadar değil, bu kadar değil…” Yiyici ve kıyıcı tanrılar durdukça, bu sözde bilimsel ya da düşünsel ya da felsefi, işte her neyse, nutuklar boş: Sadece belli bir zamanda, belli bir yerde yiyici ve kıyıcı tanrıların düzenlerinin yürüdüğü yerlerde söylenmiş boş ve geçici nutuklar.

Neyse. Sadede gelelim. Ekmek için ölmek zorunda olanlarla, ölüm tehlikesi altında, can pahasına çalıştıranlardan ibaret değil öykü, ikincilerin işini kolaylaştıran, varlıklarını ikincilere özgüleyen, kendilerini “artık ölümüne çalışmak zorunda olmayan” tanrılarla insanlar arasındaki aşağılık tanrıların yerinde görenler ver bir de. Kıyıcı ve yiyici tanrıların vekillerine.

MEDYANIN HAL-İ PÜR MELALİ

Cuma günü, Türkiye Cumhuriyeti medyasının sınıfsal tercihlerinin, siyasal bağlanımlarının, vicdani yönlerinin ve hepsinden de önemlisi ahlaki kodlarının 4 bin yıllık bir öykünün çekirdeğindeki zalim köleleştirici ve yiyici tanrıların midelerine göre şekillendiğinin su yüzüne çıktığı gündü. Bir mini tufan yaşandı, kim insanlık gemisinde, kim yiyici tanrıların gemisinde onu anladık.

Devletin de muhalefet dahil siyasetin de gündeminde yoktu. Gazeteler manşete değer görmedi. CHP kurultayı, Ergenekon, özel yetkili savcılar, 28 Şubat, iktidarın ulvilikleri ya da banallikleri ve bir de sözüm ona bilimsel bir başarı öyküsü, yüz nakli. Beş saat sonra bitecek, sonu baştan belli toplantıların yapıldığı kapıların önünde beş saat canlı yayın yapan televizyonlar için de sekiz yurttaşın kayıp olması “rutin”den daha önemli değildi.

Öyle ya, ne yürürlükteki ekonomik ya da siyasi egemenlerin söylemlerine yarayacak bir yan vardı vakada, ne de kavga ediyor görünen ideolojik muarızların üzerinde uzlaştıkları konulardan birindeydi 10 canın kaybı… Daha Türkçesiyle, ne orta sınıfların eğitimli, güzel üyeleri  kaybolmuştu, ne “karanlık güçlerin zalim terör aygıtının” yetim öksüz bıraktığı ya da bırakacağı masum çocuklar vardı ki kirli ajitasyon laflarının altına hareketsiz-hareketli görüntüler döşensin, duyguculuk yapılsın… Ne oturdukları evin yıkımı ihtimalini hatırlatacak hain, rantçı hıyar müteahhitler söz konusuydu ki boş feveranlar yayılsın… Baraj işte, yapmak zordur, değil mi? Baraj şantiyesi yan gelip yatma yeri değildir, değil mi? Bu işin fıtratında bu vardır, değil mi? Hülasa “biz”in orada ölme ihtimali yoktur… Değil mi?

MERAKLISI İÇİN NOTLAR

Gazetelerin hepsi, öznesiz, “Baraj çöktü, 10 kayıp, ölü…” kalıbını kullanmıştı. Öyledir, barajlar kendiliğinden yapılır, kendiliğinden çökerler. Gazeteler “HES” kısaltmasını kullanmaktan özenle kaçınmış gibiydi, tartışmalı, netameli iş yok der gibi. En ilginci birinci sayfa düzenlerindeki benzerliklerdi, “ideolojik olarak” en zıt taraflarda çarpışıyor görünenler dahil. Sanki “gizli bir el”, bütün gazeteleri önüne koymuş, üç gruba ayırmış ve tasarlayıp ellerine vermiş gibiydi gazete yapanların…

Birinci sayfalarda:

Haber sadece Sabah gazetesinde logonun üstüne konulmuştu. Sadece HaberTurk gazetesinde logonun hemen altında görülebiliyordu (iki başlıktan biri olsa da, iyi konumdu.)

Hürriyet, Akşam, Zaman, Star ve Vatan yaklaşık aynı büyüklük, 1 ile 2 sütun arası, resimsiz görmüştü haberi. Tabii ki sayfanın alt tarafında.

Yeni Şafak, Türkiye, Takvim, Posta, 2 sütun civarı, minik bir resimle.

Taraf, Cumhuriyet, Milliyet ve Güneş, üç sütunluk, fotoğraflı.

Birgün, Milli Gazete, Akit, Yeni Asya, Sözcü… Hiç yok. Bu son grup muhtemelen baskı saati sorunu yaşıyordu. Ama… Ama… neyse…

Radikal, hiç yok, ama üçüncü sayfasında var!

 

(Kaynaklar: “Mezopotamya”, “Eski Yakındoğu”, Jean Bottero, Dost yayınları. Enûma Eliş, Alexandre Heidel, Ayraç Yayınları.)

Ali TOPUZ/Hbaerfabrikası

Yorumlar (0)
-3
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Oturduğunuz binanın 6.5 ve üstü büyüklüğünde bir depreme dayanacağını düşünüyor musunuz?
Namaz Vakti 26 Ocak 2022
İmsak 06:45
Güneş 08:13
Öğle 13:22
İkindi 15:56
Akşam 18:20
Yatsı 19:43
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11

Gelişmelerden Haberdar Olun

@