Engelliler Konfederasyonu üyesi görme engelli yurttaşlar, Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) atamalarındaki yetersizliğe ve işsizliğe tepki gösterdi. İbrahim Yurttaş, “İşporta işine başladık, ona da yasak diyorlar. Bir anlamda küçük düşmüş gibi oluyoruz. Genelde metro altında bu işi yapıyoruz ya da uygun olan yerlerde. Orada da zabıta geliyor, bazen uyarıyor bazen sert çıkıyor. Kimisi de ceza kesiyor” dedi. İş bulamayan Mustafa Çolak ise işportadayken polisin gözaltına aldığını ve beş saat karakolda bekletildiğini anlattı.

HABER: CEYLAN SAĞLAM- KAMERA: DURSUN ALKAYA

Engelliler Konfederasyonu üyesi görme engelli yurttaşlar, Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) atamalarındaki yetersizliğe ve işsizliğe tepki gösterdi. İbrahim Yurttaş, “İşporta işine başladık, ona da yasak diyorlar. Bir anlamda küçük düşmüş gibi oluyoruz. Genelde metro altında bu işi yapıyoruz ya da uygun olan yerlerde. Orada da zabıta geliyor, bazen uyarıyor bazen sert çıkıyor. Kimisi de ceza kesiyor” dedi. İş bulamayan Mustafa Çolak ise işportadayken polisin gözaltına aldığını ve beş saat karakolda bekletildiğini anlattı.

Engelliler Konfederasyonu, 2022 Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) atamalarında 46 bin 454 engellinin atanmak amacıyla tercih yaptığını, ancak sadece 2 bin 556 kişi işe yerleştiğini ve bakım aylıklarının da 2 bin 200 olduğunu açıklamıştı. Konfederasyon üyesi görme engelli yurttaşlar, (EKPSS) atamalardaki yetersizliğe, işsizliğe ve yaşadıkları engellere tepki gösterdi.

 37 yaşındaki İbrahim Yurttaş, ANKA Haber Ajansı’na yaşadığı engellere ilişkin şunları anlattı:

“BİNLERCE BEKLEYEN ENGELLİ ARKADAŞLARIMIZ OLDUĞU İÇİN ATAMALARDA AZ OLDUĞU İÇİN ATANAMIYORUZ”

“Biz ayrı ayrı bakanlıklara başvuru yaptık, bunlardan hiçbir netice alamadık. Sonra 2012’de merkezi sınav açıldı EKPSS diye geçiyor. 62 aldım, sonra 84 küsur gibi bir puan aldım ama maalesef atanamadım. Özel sektör de engelli olduğumuz için pek sıcak bakmıyor iş alımına. O yüzden biz de kamu seçme sınavlarından umutlanıyoruz. Yüksek puanlar alanlar yerleşiyor ama atamada çok cüzi miktarda oluyor, çok az. Binlerce bekleyen engelli arkadaşlarımız olduğu için atamalarda az olduğu için atanamıyoruz. Yaşımız da geçiyor, devlet bize 2 bin 22 lira gibi bir maaş veriyor ama bunlar yetersiz. Biz istiyoruz ki, sosyal güvencemiz olsun. Kendimize bir yuva kuralım, bir işimiz olsun. Sosyal güvencemiz olsun. Bunlar bizim için önemli. Çünkü, biz nereye kadar ailemiz ile yaşayacağız? Nereye kadar böyle gidecek? İstiyoruz ki kendi ayaklarımızın üzerinde duralım, sosyal güvencemiz olsun. Biz istiyoruz ki kendi maaşımız, kendi sigortamız olsun. İleride yaşlandığımızda emekli olabilelim. Bu da bizim doğal isteğimiz, talebimiz. Konfederasyon başkanı her türlü görüşmeyi yaptı, bakanlıklardaki yetkililer ile görüşmeleri var ama bir netice alamadık şu ana kadar.

“İŞPORTA İŞİNE BAŞLADIK, ONA DA YASAK DİYORLAR. BİR ANLAMDA KÜÇÜK DÜŞMÜŞ GİBİ OLUYORUZ”

İşporta işine başladık, ona da yasak diyorlar. Bir anlamda küçük düşmüş gibi oluyoruz. Bizler işsiz kaldığımız için biz, birtakım malzemeler alıyoruz. Küçük kutumuzu boynumuza asıyoruz, buradan geçim sağlamaya çalışıyoruz. Bunu ‘Allah rızası için alın’ yapmıyoruz. Ürünlerimizin ismini sayıyoruz, alan alıyor almayan geçip gidiyor. Genelde metro altında bu işi yapıyoruz ya da uygun olan yerlerde. Orada da zabıta geliyor, bazen uyarıyor bazen sert çıkıyor; bazen güvenlikler ‘insan değil misiniz, sizin yüzünüzden biz de fırça yiyoruz’ gibi sözler söyleniyor. Kimisi de ceza kesiyor… Onlar kendilerine emir kulu diyorlar; bizler de diyoruz ki madem devlet bizi işe koyamıyor, yerleştiremiyor, madem kendi istihdamımızı kendimiz sağlıyoruz vergi ise vergi yasa ise yasa onu da vermeye razıyız. Ama bize bunu sağlasınlar.”

“7-8 AY BEN AİLEME MUHTAÇ YAŞIYORUM”

İş bulamadığı için 2018’de Osmaniye’den Ankara’ya gelen 33 yaşındaki Mustafa Çolak şunları söyledi:

“Ben 2012’de katıldım görme engellilerin içerisine. Ben okula hiç gitmedim, rehabilitasyon merkezleri vardı Ankara Yenimahalle’de oradan eğitim aldım. Daha farklı yerlere gittim, kendimi öyle geliştirdim. Dışarıdan okudum, ilkokul belgesi aldım… Liseyi dışarıdan bitirdim. EKPSS’ye girdik. Düşük de olsa bir puan aldık ama atanamıyoruz. Bir türlü iş yok. İŞKUR’a gidiyoruz, ‘falan yere gidin’ diyor. Arıyoruz telefonla ya da gidip görüşüyoruz. Adam görme engelli olduğum için, elimizdeki bastonu gördüğünde ‘biz size döneceğiz’ diyor, kapatıp gidiyor kapısını.

Evlendik, 2017’de bir çocuğum oldu. Benim maaşım kesilmeye başladı. Bakım ücreti alıyordum, üç sefer kesildi. Gidiyorum, başvuruyorum… Her başvuru benim 7-8 ayımı alıyor. 7-8 ay ben aileme muhtaç yaşıyorum. Evliyim, bir çocuğum var, eşim var… İster istemez ben çok zor durumlar yaşadım. Ben buralarda yapamayacağım diye çektim geldim Ankara’ya.

“POLİS GELDİ BENİ ALDI. BENİ KARAKOLA GÖTÜRDÜ. BEN TAM BEŞ SAAT BEKLEDİM”

2 bin 22 lira maaş alıyoruz. Eşim engelli, o da ayağından engelli; yüzde 45 raporu var. O da engelli maaşı alıyor. Biz böyle geçiniyoruz. Bir de işportaya çıkıyorum… Kızılay’da çorap satıyordum, yara bandı selpak gibi şeyler satıyorduk polis geliyor, ‘burada yasak’ diyor. Nerede satalım?  Bize bir yer gösterin, orada yapalım diyorum. ‘Biz bilmiyoruz, sadece emir kuluyuz’ deyip geçiştiriyorlar. Nereye gitsek kapı kapanıyor yüzümüze. Yağmurlu bir gündü, ben şemsiye satıyordum. Almışım şemsiyeleri üç lira beş liraya satıyorum, eve akşam ekmek götüreceğiz. Yağmur bir yandan yağıyor, polis geldi beni aldı. Beni karakola götürdü. Diyorum ki, benim suçum ne? Kimse de bana bir şey demiyor. Ben tam beş saat bekledim.

“YA BİZE BİR İŞ VERSİNLER YA DA EVDEN DIŞARI ÇIKARTMAK İSTEMİYORLARSA BİZE YETERLİ BİR MAAŞ VERSİNLER”

KILIÇDAROĞLU'NUN, ISLAHİYE'DE DİNLEDİĞİ ARAMA KURTARMA GÖREVLİSİ: “BİZ DE YETİŞEMİYORUZ. İNSANLAR GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKARAK AĞLIYOR. ÇOCUKLAR AÇLIKTAN BAYILMAYA BAŞLADI. İKİ AYLIK ÇOCUK AZ ÖNCE KUCAĞIMDA BAYILDI” KILIÇDAROĞLU'NUN, ISLAHİYE'DE DİNLEDİĞİ ARAMA KURTARMA GÖREVLİSİ: “BİZ DE YETİŞEMİYORUZ. İNSANLAR GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKARAK AĞLIYOR. ÇOCUKLAR AÇLIKTAN BAYILMAYA BAŞLADI. İKİ AYLIK ÇOCUK AZ ÖNCE KUCAĞIMDA BAYILDI”

Bize bir çare bulsunlar ya bize bir iş versinler ya da evden dışarı çıkartmak istemiyorlarsa bize yeterli bir maaş versinler. Biz ona da razıyız. 2 bin lira bir maaş bir adama yetmez. Ben evliyim, benim bir de çocuğum var. Bir ekmek şu an beş lira, ayda hesaplasan benim yediğim ekmek 2 bin liranın üzerinde olacak.”   

“BEN NE BAKIM MAAŞI NE ENGELLİ MAAŞI ALMADIM DA ALMAK DA İSTEMİYORUM. GİDİP GELECEĞİM BİR İŞ İSTİYORUM”

27 yaşındaki görme engelli üniversite öğrencisi Salih Yıldız ise yaşadığı engelleri ve iş talebini şöyle anlattı:

“16 yaşında görme engelli oldum. Şu anda 27 yaşındayım, ailem ile yaşıyorum. Ne bir bakım maaşı ne de bir engelli maaşı ailemin durumundan dolayı alamıyorum. İki kere başvurdum kaymakamlığa. Babamın maaşını geçtiği için vermiyor. Hiçbir bakım maaşından, engelli maaşından yararlanmıyorum. İş arıyorum, İŞKUR’a gidiyorum. Her gün başvuru, her gün görüşme ama yüzde 90 görme engelli olduğum için olmuyor. Rapor aldım, bin küsur lira masraf çıktı; bunu da ailem karşıladı ama raporu almama rağmen hiçbir şeyden yararlanamıyoruz. Ben iş arıyorum, iş istiyorum. Gitmediğim yerde kalmadı… Görme problemimden dolayı olmuyor.

Devlete çağrım şu: Ben ne bakım maaşı ne engelli maaşı almadım da almak da istemiyorum. Eğer ki şartlar zor olursa o zaman almayı talep ederim; şu anda almak istemiyorum. Gidip geleceğim bir iş istiyorum.”