Atakum’da ‘Tarımsal Öğretimin 177. Yıl Dönümü’ etkinlikleri kapsamında ‘Dünya Gıda Krizini Konuşurken Ülkemizde Tarımsal Yeterlilik ve Kooperatifleşmenin Önemi’ başlıklı bir panel düzenlendi. 

Atakum’da ‘Tarımsal Öğretimin 177. Yıl Dönümü’ etkinlikleri kapsamında ‘Dünya Gıda Krizini Konuşurken Ülkemizde Tarımsal Yeterlilik ve Kooperatifleşmenin Önemi’ başlıklı bir panel düzenlendi. 

Kentte, Türkiye’nin önde gelen tarım uzmanları ‘Dünya Gıda Krizini Konuşurken Ülkemizde Tarımsal Yeterlilik ve Kooperatifleşmenin Önemi’ başlıklı panelde buluştu. Atakum Belediyesi ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şubesi iş birliğiyle, yıl dönümü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen panelde, tarımsal ve ekonomik kalkınmada kooperatifleşmenin önemi anlatıldı. 

Hasan Ali Yücel Gençlik, Bilim ve Sanat Merkezi’nde yapılan panele Atakum Belediye Başkanı Cemil Deveci, Merzifon Belediye Başkanı Alp Kargı, Mecitözü Belediye Başkanı Veli Aylar, Zile Belediye Başkanı Şükrü Sargın, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Özcan, Samsun Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Ali Korkmaz, Tarım İl Müdürü İbrahim Sağlam, CHP Samsun İl Başkanı Fatih Türkel, CHP İlkadım İlçe Başkanı Metin Telatar, Saadet Partisi Atakum İlçe Başkanı Muhittin Sadan, Ziraat Odaları il ve ilçe temsilcileri, öğretim üyeleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

Programın açılış konuşmasını yapan Başkan Deveci, şunları söyledi:

“TARIMDA BAŞARININ ARKASINDA KOOPERATİFLEŞME VAR”

“Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ‘Milli ekonominin temeli tarımdır’ demiştir. Bu cümlenin anlamını şimdi daha iyi anlıyoruz. Sağlıklı beslenmeye ulaşılamadığında, tarımın ne kadar önemli olduğunu yaşanılan pandemi sürecinde bütün dünya fark etti. Yıllardır söylediğim gibi eğer tarımda başarı varsa bunun altında da tarım kooperatifleri vardır. Tarımla kalkınma olmadan milli ekonominin kurulamayacağını, sanayileşmenin olamayacağını ve zenginleşmiş topluma ulaşamayacağımızın kanıtlarını bugün burada dinleyeceğiz.”

Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Havva Yurdunuseven Bayzat, tarımda uygulanan politikaları değerlendirdiği konuşmasında, şunları belirtti:

“TARIM ÜRÜNLERİNİ İTHAL EDER DURUMA GELDİK”

“10 Ocak 1846 yılında İstanbul Yeşilköy’de Ayamama Ziraat Mektebi’nde başlayan süreçte tarımsal eğitim gören binlerce mühendis ve teknisyen ülke tarımına hizmet etmiştir. Cumhuriyet ile sektör haline gelen tarım akılcı yatırımlarla doğru politikalarla ülkeyi besleyen bir konuma yükselmiştir. 1980 sonrası uygulanan politikalarla tarım sektöründe çöküş başlamış. Artan ülke nüfusunun beslenebilmesi için dışarıdan tarım ürünleri ithal eder duruma gelinmiştir. Daha da önemlisi tarımın ana kaynağı olan topraklarımızı koruyamaz duruma gelmiş olmamızdır. 2005 yılında çıkarılan Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu da maalesef çare olmamıştır.” 

Ziraat Yüksek Mühendisi Eylem Oktay Aktaş’ın moderatörlüğünde yürütülen panelde katılımcılara bilgi veren Avukat, İktisatçı ve CHP Parti Meclisi üyesi Doç Dr. Gökhan Günaydın da şöyle konuştu:

“TARIMSAL HAMMADDE DIŞ TİCARETİNDE YILDA 4 MİLYAR DOLAR AÇIK VERİYORUZ”

“Cumhuriyet’in tarım politikasının dört ayağı vardır. Bunlardan birincisi olan toprak reformunu Atatürk, İnönü ve dönemin İçişleri Bakanı Başkanı Şükrü Kaya meclis konuşmalarında defalarca dile getirmişlerdir. İkinci olarak köylüye babadan kalma yöntemlerin yerine modern tarım tekniklerini de öğretmek için Atatürk Orman Çiftliği ve sonradan Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne (TİGEM) dönüştürülen zirai kombinalar tesis edilmiştir. Örgütlenme, birlik ve kooperatifleşme yoksa üretici hakkına sahip çıkamaz. Bu bağlamda Cumhuriyet, kooperatifleşmeyi de gerçekleştirerek üçüncü önemli tarım adımını ortaya koymuştur. Dördüncüsü de köy enstitüleridir. Bu dört ayaktan bugün geriye ne kaldı? Hiçbir şey. Biz bugün yılda 10 milyar dolarlık tarımsal hammadde ithalatı yapıyoruz. 6 milyar dolarlık tarımsal hammaddenin de ihracatını yapıyoruz. Buna göre tarımsal hammadde dış ticaretinde yılda 4 milyar dolar açık veriyoruz. Türkiye yılda 10 milyon ton buğday, 3,5 milyon ton soya, 1 milyon tona yakın da pamuk ithal ediyor.” 

Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baki Remzi Suiçmez ise konuşmasında Atatürk döneminde uygulanan tüketici ve üreticiye yönelik kooperatifçilik anlayışının yerinin bugün çok dağınık ve parçalı kooperatifçilik modeline bıraktığını belirtti. Başkan Suiçmez, tarım alanlarının amaç dışı kullanımına da değinerek, şu değerlendirmeyi yaptı:

“KÖYLÜNÜN OLMADIĞI BİR YERDE TARIMI NE KADAR KONUŞABİLİRİZ”

“Gıda krizleri ve kooperatifleri konuşurken Büyükşehir Yasası’nı da konuşmak gerekiyor. ‘Büyükşehir Yasası ile Samsun’da köylü kalmadı’ dedik. Şu anda hepiniz mahallelisiniz. Köylünün olmadığı bir yerde tarımı ne kadar konuşabiliriz? Bafra ve Çarşamba Ovası’nda olduğu gibi tarım arazileri amaç dışı kullanım nedeniyle sürekli azalıyor. Biyokütle santraline, lojistik köye karşı açıp kazandığımız davalara rağmen o projeler hukuka karşı devam ediyor. Biz geçen hafta Türbe Köyü’ndeydik. Ziraat Mühendisi meyve sebze hali kurulmasına karşı çıkmaz; aksine orada üretilecek ürünlerin meyve sebze halinde değerlendirilmesini hem Samsun’a hem Türkiye’nin değişik yerlerine gitmesini savunur. Meyve sebze hali kurmak için mutlak tarım alanlarını amacı dışında kullanmak yanlış bir uygulamadır.”

Atakum’da yürüttükleri kooperatif çalışmaları hakkında katılımcıları aydınlatan Atakum Kadın Girişimi, Üretim ve İşletme Kooperatifi (ATAK) Kurucu üyesi Avukat ve Sosyolog Gülay Deveci, şu bilgileri verdi:

“Birleşmiş Milletler 2012 yılını ‘Dünya Kooperatifçiler Eylem Yılı’ olarak kabul etmiş. 2018’den sonra gündeme gelen yeni stratejik eylem planında da kooperatifler arasında dayanışmanın biraz daha artırılmasına, ekonomik yardıma ve eğitim faaliyetlerine yer verilmiştir. Plana paralel olarak Türkiye’de kooperatif sayısı artmıştır. Biz de Haziran 2021’de kurulmuş bir kadın kooperatifiyiz. İnsanların evlerinden çıkmaya korktuğu bir zamanda biz kooperatif kurduk. Dayanışmanın ve kooperatifleşmenin önemini pandemide daha iyi anladık. Her zaman tarımsal üretim dedik. Ama köyleri ziyaret ettiğimizde çiftçinin sadece kendisine yeten miktarda ekim yapabildiğini gördük. Ciddi bir açlık krizi ile karşı karşıya kalabileceğimizi göstermesi ve tarıma dönüşü hızlandırması açısından pandeminin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kooperatifler demokrasiye en çok katkı veren sivil toplum örgütlerinden bir tanesidir. Evinde emek üretebilen ama pazara ulaştırmada zorluk çeken tanıdıklarınız varsa kooperatifimize yönlendirin. Biz Samsun’da kurulan ilk kadın kooperatifiyiz. Bizden sonra 10 tane daha kooperatif açıldı. Bu anlamda örnek olmaktan ve yol göstermekten çok mutluyuz. Kadın kooperatifleri arasındaki dayanışma ve kadın ekosistemi bizim için çok önemli.”