Ankara Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde sokağa çıkacaklarını açıkladı. Platform’dan, “Kadın cinayetlerini olağanlaştıran erkek adalete itaat yok isyan var demek için sokağa çıkıyoruz” açıklaması yapıldı.

Ankara Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde sokağa çıkacaklarını açıkladı. Platform’dan, “Kadın cinayetlerini olağanlaştıran erkek adalete itaat yok isyan var demek için sokağa çıkıyoruz” açıklaması yapıldı.

Ankara Kadın Platformu, TMMOB Mimarlar Odası’nda bugün basın toplantısı düzenledi. Platform adına açıklama metnini okuyan Ece Büşra Türközü, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde ‘Erkek ve devlet şiddetine karşı itaat yok isyan var!’ demek için sokağa çıkıyoruz” dedi.

Büşra Türközü şöyle konuştu:

İSTANBUL'DA 47 KAÇAK GÖÇMEN YAKALANDI İSTANBUL'DA 47 KAÇAK GÖÇMEN YAKALANDI

“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'ne, Dominik'te Mirabel Kardeşleri katleden Trujillo diktatörlüğünün kadın düşmanı politikalarını aratmayan AKP-MHP ittifakının, kadın mücadelesinin kazanımlarını hedef alan politikalarıyla gidiyoruz. Kadınlara yönelik saldırıların her geçen gün derinleştiği ve kadınların dünyanın dört bir yanında diktatörlere karşı örgütlendiği, direndiği, isyan ettiği bir süreci yaşıyoruz. Kadına yönelik şiddeti önleme yükümlülüğü olan devlet; kadınlara yönelttiği işkenceye varan özel savaş uygulamalarıyla, cezasızlık politikasıyla, erkek yargı mekanizmasıyla, İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere kadın kazanımlarını hedef alan hukuksuz uygulamalarıyla şiddetin faili durumunda. Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri her geçen gün artarken, bu ölümlere ilişkin etkin soruşturma yürütülmüyor, cinayetlerin üstü kapatılmaya çalışılıyor. Gülistan'ı, Ipek Er'i, Nadira'yı, Ceren'i unutmuyoruz. Kadın cinayetlerini olağanlaştıran erkek adalete itaat yok isyan var demek için sokağa çıkıyoruz!”

“MİRABEL KARDEŞLER'İN DE, MAHSA AMİNİ'NİN DE, NAGİHAN AKARSEL'İN DE FAİLİNİ YÜZYILLARDIR TANIYORUZ”

“Yaşamak istiyoruz diyen kadınlara sokakları yasaklayanlar, aynı sokaklarda şeriat propagandası yapanların, nefret yürüyüşüne çıkanların güvenliğini sağlıyor. Gözaltılarla, tutuklamalarla kıramadıkları kadın iradesini, hapishanelerde çıplak aramayla, işkenceyle kırmaya çalışıyorlar” ifadelerini kullanan Türközü, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Kadın mücadelesine yönelik baskı ve yok etme politikalarına itaat yok isyan var demek için sokağa çıkıyoruz! Coğrafyalara göre biçim değiştirse de erkek ve devlet şiddetinin aynı sistemden beslendiğini biliyoruz. Mirabel Kardeşler'in de Mahsa Amini'nin de, Nagihan Akarsel'in de failini yüzyıllardır tanıyoruz. Bu yüzden gücümüzü birbirimizden, sınırları aşan dayanışmamızdan alıyoruz. İran'da özgürlüğü için mücadele eden, yaşamları ellerinden alınan, idamla yargılanan kadınların her bir saç teli için isyanı büyütüyoruz. Tarikat yurtlarında çocuklar istismara maruz bırakılırken çocukları korumayanlar, bugün aileyi koruduklarını söylüyorlar. Anayasa değişikliği ile kadınların özgürlüğünü diline dolayanlar, kadınların nafaka hakkına dâhi göz koyuyorlar. Nefret yürüyüşleriyle LGBTI artı düşmanlarına kol kanat gerenlere, onur yürüyüşlerine saldıranlara, homofobiye, transfobiye itaat yok isyan var demek için sokağa çıkıyoruz!

Açıklanan 2023 bütçesinde sadece savaş ve güvenlik harcamalarına ayrılan pay 2022 bütçesini ikiye katlıyor. Diyanet’e 7 ayrı bakanlıktan daha fazla bütçe veriliyor. İktidarın savaşı ve sermayeyi besleyen ekonomi politikaları yoksulluğu her geçen gün daha da derinleştiriyor. Mülteci kadınlar ucuz işgücü olarak son derece ağır emek sömürüsüne maruz bırakılıyor, ayrımcı politikalarla hedef haline getiriliyor. Savaş politikalarına karşı barışı savunuyor ve savaş politikalarına karşı itaat yok isyan var demek için sokağa çıkıyoruz.

Biz kadınlar, kadına yönelik şiddetin her türlüsü ile mücadele ettik, etmeye devam ediyoruz. Ankaralı kadınlar olarak; 25 Kasım Cuma günü saat 18.30'da Sakarya Meydanı'nda erkek ve devlet şiddetine karşı sesimizi yükseltiyoruz. Umutsuzluğu birlikte yok edip, cesareti kenetlenen ellerimizde hissediyoruz.”