CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, 16 Temmuz’da Bolu Yuva’da 1 kişinin ölümü ile sonuçlanan su zehirlenmesini TBMM gündemine taşıdı. Akkuş İlgezdi, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya; “Olaydan sonra su deposunun paslı borularının ve sistemlerinin değiştirilmesi için çalışmaların başlatılması ancak ve ancak ihmalin bir kanıtıdır. Bu paslı boruların değiştirilmeye başlanması için bir can mı yitirmeliydik? Yüzlerce kişi hastaneye mi kaldırılmalıydı?” sorularını yöneltti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, 16 Temmuz’da Bolu’nun Yuva köyünde bir kişinin ölümüne neden olan, 141 kişinin de etkilendiği su zehirlenmesini TBMM gündemine taşıdı.

Akkuş İlgezdi, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde; sudan zehirlendiği değerlendirilen 141 kişiden 11'inin yoğun bakımda olmak üzere 31 kişinin tedavisinin hastanelerde devam ettiği bilgisini verdi.  

İlgezdi’nin değerlendirmeleri şöyle:

“VAKALARIN ZAMANA YAYILMIŞ BİR ŞEKİLDE ÇIKIYOR OLMASI, İLK MÜDAHALELERİN YETERSİZ OLDUĞUNU BİZLERE GÖSTERİYOR”

“Bolu’nun Yuva Köyü’nde sudan zehirlenen 141 vatandaşımız ve yitirilen bir can var. Yoğun bakımda olup tedavisi devam eden hastalar bulunmaktadır. İlk olarak çocuklarda etkilerini gösteren zehirlenme, kısa sürede tüm köye yayılmış durumdadır. Bu salgının nereden kaynaklandığı tespit edilmedikçe, önü alınamaz hale gelebilir, başka canlar da yitirebiliriz. Olay sonrası uzmanların görüşlerine kulak verdiğimizde, bu salgının tek günde olup biten bir şey değil, devam eden bir salgın olduğunu anlıyoruz. Vakaların zamana yayılmış bir şekilde çıkıyor olması, kaynağın devam ettiği ve ilk müdahalelerin yetersiz olduğunu bizlere gösteriyor.

“YAŞAMINI YİTİREN VATANDAŞIMIZIN VE SAĞLIKLARINDAN OLAN 141 VATANDAŞIMIZIN HESABINI KİM VERECEK?”

Bir polis, hırsızlık olayını başından engellerse, orada yakalaması gereken bir hırsız da kalmaz. Yani, şehirlerdeki alt yapı problemleri önceden tespit edilmiş, suyun geldiği paslı borular önceden değiştirilmiş olsaydı ne can kaybı yaşanırdı ne de vatandaşlarımız hastalanırdı. Olaydan sonra su deposunun paslı borularının ve sistemlerinin değiştirilmesi için çalışmaların başlatılması ancak ve ancak ihmalin bir kanıtıdır. Bu paslı boruların değiştirilmeye başlanması için illa ki bir can mı yitirmeliydik? Yüzlerce kişi hastaneye mi kaldırılmalıydı? Yaşamını yitiren vatandaşımızın ve sağlıklarından olan 141 vatandaşımızın hesabını kim verecek? Bu ülkede insan hayatının hiç mi önemi yok?

“DEPODAKİ SU İÇİN SON İKİ YILDA KAÇ SEFER BİYOLOJİK VE KİMYASAL ANALİZ YAPILDIĞI KONULARINDA İVEDİLİKLE KAMUOYUNA BİR AÇIKLAMA YAPILMALI”

Tüketime sunulan içme-kullanma sularının kalitesine yönelik denetleme ve izleme çalışmaları 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve 1 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereğince Sağlık Bakanlığı’nca yürütülmektedir. Yani mevzuata göre olayın yaşandığı bölgede temiz ve güvenli içme-kullanma suyu sağlamak, atık su sorununu çözmek Bolu İl Özel İdaresi Su ve Kanal Hizmetleri Müdürlüğü’nün hizmet alanındadır. Bolu İl Özel İdaresi ve Su Kanal Hizmetleri Müdürlüğü; günlük bakiye klor ölümünün yapılıp yapılmadığı, depodaki su için son iki yılda kaç sefer biyolojik ve kimyasal analiz yapıldığı konularında ivedilikle kamuoyuna bir açıklama yapılmalı ve denetim raporları sunulmalıdır.”

Akkuş İlgezdi, Bakan Koca’ya şu soruları yöneltti:

“SAĞLIK KURUMLARINA GİTMEYİP SAHADA TESPİT EDİLEN VAKA SAYISI KAÇTIR VE BU VAKALAR İLK VAKADAN KAÇ GÜN SONRA TESPİT EDİLMİŞTİR?”

“Bolu’da sudan kaynaklanan salgında sağlık kurumlarına ilk başvuru tarihi nedir? İlk başvurularda Zorunlu Bulaşıcı Hastalıklar Elektronik Vaka İnceleme Formu doldurularak vaka bildirimi yapılmış mıdır? Tespit edilen vakaların il sağlık müdürlüğüne bildirimi anında yapılmış mıdır? Anında bildirilmeyen vakalar, kaç gün sonra il sağlık müdürlüğüne bildirilmiştir? Bakanlığınız bu salgınla ilgili vakanın yaşandığı köye görevlendirme yapmış mıdır? Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, vakanın tespit edildiği Çaydurt Yuva Köyü’ne gitmiş midir? Gitmişse vakanın tespitinden kaç gün sonra köye gitmiştir? Gitmemişse neden gitmemiştir? İlk vakanın tespitinden kaç gün sonra su deposu ve şebeke suyu ile gıdalardan numuneler alınmıştır? Alınmamışsa neden alınmamıştır? Su deposundaki bakiye klor ölçümü ilk vakadan kaç gün sonra yapılmıştır? Sonuç ne olmuştur? Köylüler ilk vakadan sonra depodaki suyu kullanmaya devam etmiş midir? Bu bölgede 12 yıl içinde su deposu kaynaklı başka salgın yaşanmış mıdır? Yaşandı ise su deposu için iyileştirmeler ve bunların takibi yapılmış mıdır? İlk vaka hangi tarihte görülmüştür? Vakayı araştıran ekipler, hangi tarihte köye ulaşmıştır? Sağlık kurumlarına gitmeyip sahada tespit edilen vaka sayısı kaçtır ve bu vakalar ilk vakadan kaç gün sonra tespit edilmiştir? Sudan zehirlenen köylülerin bazılarının sağlık tetkiklerinde kanlı ishalle ortaya çıkan, anemi ve akut böbrek yetmezliği ile seyreden Hemolitik Üremik Sendrom (HÜS) tanısına ulaşıldığı bilgisi doğru mudur? Doğru ise kaç hasta için bu tanı konmuştur?”

 

Kaynak: anka