Deprem gerçeğini unutmadık, unutmayacağız

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Zekeriya Turanbayburt, "Her an deprem tehlikesi ile karşı karşıya olan ülkemizde, kısa süreli ve acil olan bazı önlemlerin bile alınamadığını görüyoruz. Deprem güvenliği bakımından 1999 yılından daha iyi durumda değiliz" dedi.

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Zekeriya Turanbayburt, “Her an deprem tehlikesi ile karşı karşıya olan ülkemizde, kısa süreli ve acil olan bazı önlemlerin bile alınamadığını görüyoruz. Deprem güvenliği bakımından 1999 yılından daha iyi durumda değiliz” dedi. 
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şubesi, 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin 19. Yıldönümü dolayısıyla basın toplantısı ve ‘Depreme Duyarlılık Sergisi’ düzenledi. Sergide konuşan İMO Adana Şube Başkanı Zekeriya Turanbayburt, deprem gerçeğini unutmadıklarını, unutmayacaklarını vurguladı.
Başta yerel ve merkezi düzeyde Türkiye’yi yönetenler olmak üzere; her kurum, kuruluş ve imza sorumluluğunu üzerinde taşıyan herkesin bu günlerde bir kez daha düşünmesini isteyen Turanbayburt, 1999 depremlerinin, bölgede yapı stokunun yüzde 25’inin kullanılmaz hale gelmesine neden olduğunu ifade etti.
Sorunun sadece göç ve bunun getirdiği gecekondulaşmayla açıklanamayacak kadar büyük olduğunu dile getiren Turanbayburt, “Kaçak yapılaşmanın olağan sayıldığı ülkemizde, ağır hasarlı binaların arasında devlet daireleri, hastane ve okulların da bulunması; sorunun sadece bir imar sorunu değil, daha farklı boyutlarının olduğunu da açıkça ortaya koydu” dedi.

Turanbayburt: “Deprem gerçeğini unutmadık, unutmayacağız”
“Deprem güvenliği bakımından 1999 yılından daha iyi durumda değiliz”

“Mevcut yapıların yüzde 67’si ruhsatsız”
Hafif hasarla atlatılması gereken depremlerde dahi yapıların kullanılamaz hale gelmesi ve can kayıplarına yol açmasının mevcut yapılardaki tehlikenin boyutunu gözler önüne serdiğini ifade eden Turanbayburt, “Ülkemizde yaklaşık yirmi milyon yapı bulunmakta, ancak bu yapı stokunun ayrıntılı bir envanteri çıkarılmadığı için depremde bir bütün olarak nasıl bir davranış sergileyeceği bilinmemektedir. Bilinen, mevcut binaların yüzde 67`sinin ruhsatsız, 60’ının 20 yaşından büyük olduğudur” diye konuştu.
17 Ağustos 1999 tarihinden bu yana 19 yıl geçmesine rağmen, her an deprem tehlikesi ile karşı karşıya olunmasına rağmen, kısa süreli ve acil olan bazı önlemlerin bile alınamadığını kaydeden Turanbayburt, deprem güvenliği bakımından 1999 yılından daha iyi durumda olunmadığını sözlerine ekledi.
1999 depremlerinde, asıl sorunun sağlıksız ve kaçak yapılaşma, mühendislik hizmeti almadan yapıların üretilmesi ve yapı üretim sürecinin denetlenmemesi olduğunu açığa çıkardığını belirten Turanbayburt, “Uzmanlıklar dikkate alınmadan şantiye şefliği görevlendirilmesi bilime ve bilgiye aykırıdır. Ayrıca 30 bin metrekareye kadar 5 inşaatın şantiye şefliğini yapmış olmak doğru değildir. Yine yakın bir zaman önce ruhsatlardan, mühendis ve mimarların imzasının kaldırılmış olması sahteciliğe neden olacağı gibi, mesleki yetkinliği de zaafa uğratacaktır” diye konuştu.
Turanbayburt, Yapı Denetim Yasası’nda gerekli değişikliklerin yapılmaması durumunda on yıl sonra aynı sorunlarla karşı karşıya kalınacağını, olası bir depremde başta kamu binaları olmak üzere konutlar, iş yerleri ağır hasar görecek, çok sayıda bina yıkılacak, can ve mal kayıpları yaşanacağını söyledi.

“1999 ve 2011 Van Depremlerinden ders çıkarılmamış”
24 Haziran seçimleri öncesi ülke tarihinin en kapsamlı “imar affı” çıkarıldığına da değinen Turanbayburt, “Yapılan düzenleme ile hiçbir mühendislik hizmeti almayan yapılar, herhangi bir kontrol mekanizması olmaksızın, kuralsızca, sadece mal sahibinin beyanı ile kayıt altına alınarak yasal statü kazanmaktadır. Su havzaları, dere yatakları ya da hazine arazilerine yapılmış kaçak yapılar da bu af kapsamına alınmıştır. 17 Ağustos 1999 ve 2011 Van Depremlerinden bile hiçbir dersin çıkarılmadığı görülmüştür” diye konuştu.
Yapıların depreme hazırlanmasının nasıl olacağına da değinen Turanbayburt, ülke topraklarının önemli bölümünün risk altında olduğunu belirterek, “Ülke gerçekleri hazırlıklı olmamızı işaret ediyor. Öncelikle mevcut yapı stoku durumunun tespit edilerek iyileştirilmesi, onarılması, güçlendirilmesi veya yeniden yapılmasıdır. Bundan sonra da yeni yapılacak olan yapıları, bilim, teknoloji ve mühendislik ilkeleri doğrultusunda yapmaktır. Planlama ve tasarım aşamasından yapının kullanıma açılmasına kadar tüm süreçlerin mesleki yeterliliğe sahip mühendisler tarafından yönetilmesi ve denetlenmesi gerekmektedir” diye konuştu.
Toplantıya ayrıca CHP Adana Milletvekili, Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Müzeyyen Şevkin, Seyhan Belediye Başkan Yardımcısı Hıdır Çak, TMMOB Adana İKK Sekreteri Erol Salman, Gıda Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Şehmus Alparslan, Adana emek ve meslek örgütlerinin temsilcileri ve İMO Adana Şube üyeleri katıldı.

Güncelleme Tarihi: 15 Ağustos 2018, 05:48
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER